Çarklar bir kez daha duramaz

banner37

KTTO Başkanı Deniz, Kuzey Kıbrıs ekonomisinin ‘bir kez daha eve kapanmak’ gibi bir lüksünün olmadığını vurguladı:

Çarklar bir kez  daha duramaz
banner90
banner99

“EKONOMİ DEVLERİNİN DAHİ BÖYLE BİR LÜKSÜ YOK”… KTTO Başkanı Deniz, Kuzey Kıbrıs ekonomisinin bir kez daha ‘eve kapanmak gibi’ bir lüksünün olmadığı gerçeğine dikkat çekti, “Eğer devlet, sadece memurların değil; özel sektör çalışanlarının da maaşlarını ödeyecekse yarın itibarıyla bütün iş yerleri kapansın, uçaklar dursun, herkes evlere doluşsun ama şunu da kimse unutmasın ki, emekliler de dahil 36 bin memura karşılık 110 bin de özel sektör çalışanı var. Dünyanın ekonomi devlerinin dahi böyle bir lüksü yok” ifadelerini kullandı.

“KUR ŞOKU TUZ BİBER EKTİ”… Turgay Deniz, Covid-19 salgınının yıkıcı etkilerine tuz biber eken ve halk arasında ‘döviz krizi’ diye bilinen kur şoku hakkında da konuştu. Deniz, TL’ye yönelik uygulanan ‘enflasyon altında faiz’ politikasının, mevduatın önemli bir kısmının dövize dönmesine neden olduğu bilgisini paylaştı. Para basmak gibi bir yetkimiz olmadığından, para politikalarında Türkiye’nin kararlarına bağlı olduğumuzu hatırlatan Deniz, artan maliyetlerin, halkın alım gücünü de düşürdüğünü söyledi.

Ali ÇATAL

   Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Turgay Deniz, bütün çarkları durdurup, ülkeyi de dünyadan izole ederek yaşamanın mümkün olmadığına dikkat çekti, dünyadaki ekonomik devler de dahil olmak üzere hiçbir ülkenin böyle bir lüksünün olmadığını, bu bağlamda yeniden kapanma taleplerinin gerçeklikten uzak olduğunu aktardı.

   Deniz, yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınında ilk dalganın etkilerinin dahi KKTC’de ‘yeni yeni’ ortaya çıkmaya başladığını savundu.

   Deniz, normalleşme adımlarının atılmaya başlandığı Temmuz 2020 döneminde halkta görülen rehavet havasının pahalıya mal olduğunu aktardı.

   Halkın bir kısmının ‘böyle bir salgın sanki hiç olmamış gibi’ tedbiri elden bıraktığını söyleyen Deniz, ‘maske-sosyal mesafe-hijyen’ üçlemesine uymayanlara yönelik cezai yaptırımı, KTTO olarak en başından beri savunduklarını belirtti.

   Yerel bulaşın başlamasının ardından, yurttaşlarda bu kez panik havasının oluştuğunu da söyleyen Deniz, yapılması gerekenin, bulaşma sürecini mümkün olduğunca zamana yayarak yönetmek olduğunu kaydetti.

   Güvenlik tedbirlerine uymamanın cezaya tabi olduğunun açıklanması durumunda, bu tarz sorunların önünün en başından beri alınacağını da iddia eden Deniz, hiçbir şey için geç olmadığına da dikkat çekti.

   Deniz, oda olarak salgın tedbirlerini de aldıklarını ve yönetim kurulu toplantılarını dahi sosyal medya üzerinden yaptıklarını söyledi.

   Kuzey Kıbrıs ekonomisinin ‘bir kez daha eve kapanmak’ gibi bir lüksünün olmadığı gerçeğine de işaret eden Deniz, “Eğer devlet, sadece memurların değil; özel sektör çalışanlarının da maaşlarını ödeyecekse yarın itibarıyla bütün iş yerleri kapansın, uçaklar dursun, herkes evlere doluşsun ama şunu da kimse unutmasın ki, emekliler de dahil 36 bin memura karşılık 110 bin de özel sektör çalışanı var” ifadelerini kullandı.

   Bütün çarkları durdurup, ülkeyi de dünyadan izole ederek yaşamanın mümkün olmadığına dikkat çeken Deniz, dünyadaki ekonomik devler de dahil olmak üzere hiçbir ülkenin böyle bir lüksünün olmadığını, bu bağlamda yeniden kapanma taleplerinin gerçeklikten uzak olduğunu aktardı.

   Deniz, bankaların, tahsili gecikmiş alacaklar veya donuk krediler nedeniyle kredi verme iştahlarının düşmesini makul bulduğunu da söylerken; özellikle içerisinden geçtiğimiz ekstrem döneme yönelik getirilecek bir ‘sicil affı’ sayesinde, işletmelerin kaynağa ulaşma sıkıntılarının da büyük ölçüde çözüleceğini savundu.

“Halkın geneli bankalara borçlu”

   Covid-19 salgınının yıkıcı etkilerine tuz biber eken ve halk arasında ‘döviz krizi’ diye bilinen kur şoku hakkında da görüş belirten Turgay Deniz, TL’ye yönelik uygulanan ‘enflasyon altında faiz’ politikasının, mevduatın önemli bir kısmının dövize dönmesine neden olduğu bilgisini paylaştı.

   Para basmak gibi bir yetkimiz olmadığından, para politikalarında Türkiye’nin kararlarına bağlı olduğumuzu hatırlatan Deniz, tam da ekonomilerin global bazda daraldığı bir döneme denk gelen TL’deki değer kaybı sürecinde artan maliyetlerin, halkın alım gücünü de düşürdüğünü söyledi.

   Halkın genelinin ödemelerinin büyük bir kısmının banka borcu taksitlerine gittiğini de belirten Deniz, ülkemiz bankacılık sektörünün verdiği ticari kredilerin toplamının 12 milyar TL olduğu halde, bireysel tüketici kredilerinin tutarının toplamda 6 milyar TL’yi bulduğunu hatırlattı.

   Konuya bu açıdan bakıldığında, insanların zaten normal koşullarda da bir ödeme mükellefiyetlerinin bulunduğunu ve piyasada harcayacakları paranın sınırlı olduğunu söyleyen Deniz, TL’deki değer yitiminin de bütün bunların üzerine ekstra bir yüke neden olduğunu aktardı.

“Ekonomideki aktörlerin devamlılığı önemli”

   Daralan piyasaları rahatlatmak, vatandaşın alım gücünü yukarıya çekmek ve TL’nin değer kaybını minimize etmek için krediler sayesinde reel sektörün fonlanarak piyasaya para enjekte edilmesi, ayrıca Katma Değer Vergisi (KDV) başta olmak üzere fon ve vergilerde indirim gerektiğini söyleyen Deniz, bunun mücadelesini uzun zamandır verdiklerini fakat otomotiv hariç hiçbir sektörde böylesi bir adımın atılmadığını kaydetti.

   Otomotivde yapılan bahse konu indirimin sektörel bazlı yansımalarının ‘kazan-kazan’ temelinde ne denli olumlu olduğunun görüldüğünü de belirten Deniz, piyasaya para enjekte etme konusunda devletin yapabileceklerinin sınırlı olduğunu lakin vergi indirimlerine gidilebileceğini aktardı.

   Otomotivdeki talebin, yılın ilk altı ayında, geçen yılın aynı dönemine nazaran yüzde 35 düştüğünü fakat buna karşılık, ithalatın da yüzde 18 arttığını kaydeden Deniz, geçen sene 5 bin araba satılmışken, bu yıl Covid-19 salgınına rağmen 5 bin 900 yeni araba satıldığını ve bunun da günde 50 arabaya denk geldiği bilgisini verdi.

   Deniz, “Ekonomideki aktörlerin devamlılığı çok önemlidir. Salgın nedeniyle kapandığını ve ara verdiğini açıklayan işletmelerimiz var. Ara verenlerden ne kadarının dönemeyeceğini kestirmek zor ama mevcudu ‘mümkün olduğunca’ muhafaza etmek zorundayız” diye konuştu.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75