banner6

Döviz fena vurdu

banner37

Türk Lirası, döviz karşısında hızla değer kaybederken, vatandaşların bankalara olan döviz borcu da katlandıkça katlanıyor

Döviz fena vurdu
banner150 banner151 banner143

Ceren ÖZBİL

Döviz, Türk Lirası karşında hızla değer kazanmaya devam ederken, vatandaşın bankalara olan döviz borcu da çığ gibi büyüyor.

2016 yılının Ocak ayı başında 2.9181 TL'den değer gören dolar 3.7826'ya, 4.3181 olan Euro 4.5881'e ve 4.3181 olan Sterlin de 4.5881'a yükseldi.

Yani bir bankadan aldığı dolar borcu karşılığında ayda 500 dolar taksit ödeyen biri, taksitinin TL karşılığı olarak 2016 yılının Ocak ayında bin 459 lira öderken, şimdi bin 891 lira ödüyor.

Aynı durum Euro borçları içinde geçerli. 2016 yılının Ocak ayı başında 500 Euro taksit ödeyen birinin taksitinin TL karşılığı bin 591 TL'ye denk gelirken, 2017 yılında yine 500 Euro taksit ödeyen birinin taksidinin TL karşılığı 2 bin 18 liraya yükseldi.

Her ne kadar dolar ve Euro kadar olmazsa da bir yıl içinde sterlin de TL karşısında değer kazandı. 2016 yılının başında 2 bin 159 TL'ye denk gelen 500 sterlinlik taksit, şu anda 2 bin 294 TL'ye denk geliyor.

KIBRIS Gazetesi'ne konuşan Faiz ve Mazbata Mağdurları Komitesi Başkanı Kazım Ant, acil önlem alınmaması durumunda ülkedeki mazbata ve faiz mağduru sayısının kat kat artacağı uyarısında bulundu.

"Yeni mağdurlar oluşacak"

Ant, KKTC'nin dövize bağımlı bir ülke olduğunu söyledi ve birçok ürün, mal, kira, araç alımları, üniversite harçlarının tamamen dövize bağımlı olarak hareket ettiğini vurguladı.

Bu nedenle TL'nin döviz karşısında adeta erimesinin, yeni mağdurlar yaratacağını kaydeden Ant, insanların taksitlerini ödeyemeyeceklerini belirtti.

Ant, KKTC'de borç alacak ilişkilerinin hapisliği gerektiren, yoğun icra ve iflaslara neden olan bir sistem üzerine kurulu olduğunu söyledi ve "borç alacak ilişkilerinin sonunda eğer bir kriz oluşursa, borçlu ile alacaklı arasında başvurulan ana yöntemlerden biri icradır, diğeri de mazbata yani hapislik olgusudur. Bu nedenle bu süreci kolay atlatabileceğimiz kanaatinde değilim. Bu nedenle çok yoğun miktarda mazbata oluşacağı düşüncesindeyim" dedi.

"Borçlar yeniden problemli hale geldi"

Ant, geriye dönük olarak borçların yeniden yapılandırılmasıyla halka bir rahatlama getirildiğini kaydetti ve şu ifadeleri kullandı:

“Borçların bir kısmı ödenebilir noktaya çekildi. Ödenemeyecek durumda olup, rant anlamına ulaşan borçlar, yani bir kaç yıl içinde 100 katına ulaşan borçları iki-üç kat gibi bir seviyeye indirdik ve ödenebilir bir noktaya çektik. Yasayla ful taksitlendirmeler getirdik. İnsanlarımız rahatladılar. Ancak şu anda gelinen noktada durum değişti. Çünkü bu yasa, 31 Aralık 2012 tarihine kadar problemli hale gelen borçları kapsıyor. Sonrasını kapsamıyor.

Ancak 31 Aralık 2012'den sonra döviz yükselmeye başladı. Son iki yıldır TL döviz karşısında eriyor. 31 Aralık 2012'den önce insanlar sırf zaman kazansınlar diye bu yasa kapsamına girdiler. Bu insanların önemli bir bölümü de tamamen bitmiş-tükenmiş, aldığı anaparayı bile ödeyemeyecek konuma düşmüş, ancak sırf yasa kendisine bu olanağı tanıdığı için bu yasanın kapsamına girdi ve bir zaman kazandı. Bir takım insanlar bu yasa kapsamına girdiği için mazbataları askıya alındı. Şimdi o askıya alınan mazbatalarda devreye girecek.

31 Aralık 2012'den sonra TL'nin erimesi nedeniyle yeni mağdurlar ortaya çıkmaktadır. Bu son yaşanan krizden sonra bu rakamlar çok uç noktalara ulaşacak.”

"Alınabilecek önlemler var"

Ekonomi Bakanlığı koordinatörlüğünde bir kriz masası oluşturulması gerektiğini söyleyen Ant, bütün ilgili tarafların, yani Ticaret Odası, Sanayi Odası, Esnaf ve Zanaatlar Odası, Faiz ve Mazbata Mağdurları’nın bir araya gelip durumu değerlendirmesi gerektiğini savundu.

Ant, kriz masasının oluşturulmasının ardından da bir eylem planının ortaya çıkması gerektiğini belirtti ve aksi takdirde yeni mağdurların oluşacağını, sonunda da sosyal patlamalar olacağını ifade etti.

"20 bin mazbata olayı"

Mazbata mağduru sayısıyla ilgili net rakamlar olmadığını söyleyen Ant şu şekilde konuştu:

“Belirgin bir takım rakamlar yoktur. Bizim kamuoyundan, basınımızdan, mahkemelerimizden, polisimizden aldığımız bilgiler doğrultusunda şu anda 60 bin civarında borç alacak ilişkisi davası var. Bunların dışında 20 bin civarında da mazbata olduğu tahmin ediliyor.”

"Gümrük ve fon uygulamalarında düzenleme yapılabilir"

Ülkede TL'ye doğru bir gidişin başlaması gerektiğini kaydeden Ant, "bunun politikalarını belirlemek iktidarların görevidir. İlgili kurum ve kuruluşların görevidir. Ekonomi Bakanlığı bu konuda ne yapıyor. Ekonomi Bakanlığı sadece bir tabela bakanlığı mı? Neden dövizle ithal edilen mallarda gümrük, fon oranlarını düşürmüyor? Niye piyasayı etkin bir şekilde denetlemiyor?

Eğitim Bakanlığı da bu işin içinde olmalı. Üniversiteler her şeyi dövizle mi mal ediyor ki, harçları döviz olarak alıyor ve bu konuda da bir sınırlama getirilmiyor? Belli bir üst rakama getirilmiyor. Gümrük ve fonlar düşürülürse, ardından da piyasaya "ben seni denetleyeceğim. Sen fiyatları düşürdün mü?" dersin.

Asgari ücretin derhal yükseltilmesi gerekir. Maaş ve ücretlerin günün koşullarına son zamlara uygun olarak yükseltilmesi gerekir. Vatandaşa alım gücü kazandırılması gerekir. Bankalar borç alacak ilişkilerinde çok dikkatli davranıp, dövizle kazanan insanları dövizle borçlandırmaları gerekir. Döviz kazancı olmayan insanları dövizle borçlandırmak katliamdır" şeklinde konuştu.

"Faiz Yasası yok"

Ülkede Faiz Yasası da olmadığını hatırlatan Ant, bu nedenle isteyenin istediği faizi uygulayabildiğini belirtti. Ant, "bırakın dövizin yükselmesini, dövizde uygulanan kredi faizleri son derece yüksektir. Zaten döviz olarak borçlananlar kredilerini ödemekte zorlanıyorlar. Bunun nedeni de yüksek faizdir. Şimdi bir de döviz yükseldi. Adamın kazanıcı TL. Geçmişten bu yana insanlar dövizle borçlandı. Çünkü 2012-2013 yılına kadar döviz durağandı. TL faizleri daha yüksekti" dedi.

"Bankalar açtıkları davayı kaybetti"

Bankaların, Borçların Yeniden Yapılandırılması Yasası'nı iptal etmek için dava açtığını hatırlatan Ant şu şekilde konuştu:

“Anayasa Mahkemesi'nin verdiği bir karar var. Bankalar, Borçların Yeniden Yapılandırılması Yasası'nı iptal etmek için dava açtılar. O da davayı kaybettiler. O davada "eğer beklenmeyen bir takım durumlar gelişmişse ve ekonomik durgunluk, dövizin aşırı değer kazanması gibi sebeplerden borç olanaksızlaşmışsa, yani sizin elinizde olmayan nedenlerle borcunuzu ödeyemeyecek duruma gelmişseniz, o borcun ödenmesi beklenemez" dendi.

Böyle bir durumda borç ertelemeleri, sürelerin uzatılması, faizin aşağıya çekilmesi gibi önlemlerin alınması gerekir.

Anayasa Mahkemesi bunları bir kararında belirtti. Ancak bunları dikkate alan yok bu ülkede. Çünkü öyle bir siyasal olgu yok bu ülkede. Şu anda siyasi partilerimizin çok büyük bölümü ve milletvekillerinin büyük bölümü bu rant şebekelerine teslim oldular. Bu gidiş değil, buna çıkış bulmak mecburiyetindedirler. Bu görev de iktidarlarındır.”

Güncelleme Tarihi: 19 Ocak 2017, 09:28
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110