Döviz yaktıkça yakıyor!

banner37

TL’nin yabancı para birimleri karşısındaki değer kaybı artarak sürüyor. Haftanın ilk işlem günü olan dün, Euro 8,6157 TL, dolar 7,2997 TL, sterlin ise 9,5693 TL oldu. Dövizin rekor tazelemesi, endişeleri daha da artırdı

Döviz yaktıkça yakıyor!
banner90
banner8

TL ERİYOR… TL’nin, yabancı para birimleri karşısındaki değer kaybıyla yükselen enflasyon ve buna bağlı azalan alım gücü, ‘Türkiye ve Kuzey Kıbrıs gerçeği’ olarak hayatımızı alt üst etti. Ağustos 2018’den bu yana yaşanan en ciddi kur şokunu yaşadığımız son iki hafta içerisinde kurlarda yaşanan aşırı yükseliş, hem uzmanlara, hem de vatandaşlara şok yaşatıyor. KKTC serbest piyasasında dün Euro 8,6157 TL, dolar 7,2997 TL, sterlin ise 9,5693 TL’den işlem gördü

“REZERVLER 15 YILIN EN DÜŞÜĞÜNDE”… Albank Genel Müdürü Ahmet Melih Karavelioğlu, TCMB’nin kurlar üzerinde oluşan baskıyı kırmak için önce kendi döviz rezervlerini kullandığını, sonra da kamu bankalarının kura müdahil olmasına ön ayak olduğunu aktardı. Karavelioğlu, “Bu eylemlerin sonucunda kamu bankalarının döviz açık pozisyonu 11 milyar dolara, TCMB’nin brüt döviz rezervleri de 46,7 milyar dolar ile ‘son 15 senenin en düşük seviyesine’ geriledi” dedi

“ATEŞ BİR NEBZE DÜŞÜRÜLEBİLİR”… Asbank Genel Müdürü Çağatay Karip, yüksek faiz uygulamasını ‘kimsenin tercih etmediğini fakat özel durumlarda bunun da ‘ekonomiyi rayına koymak için’ uygulanan bir yöntem olduğunu söyledi. Karip, önümüzdeki PPK toplantısında herhangi bir faiz artırımı veya azaltımı beklemediklerini fakat 24 Eylül’den başlamak üzere yılın son dört toplantısında alınması öngörülen 2,5-3 baz puanlık faiz artırımının, dövizin ateşini ‘biraz olsun’ düşüreceğini aktardı

Ali ÇATAL

   Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından bu yıl sekizincisi düzenlenecek Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına sayılı günler kala, TL’nin yabancı para birimleri karşısındaki değer kaybı daha da hızlandı.

   KKTC serbest piyasasında haftanın ilk işlem günü olan dün TL’nin kan kaybı sürdü.

   Euro 8,6157 TL’den, dolar 7,2997 TL’den, sterlin ise 9,5693 TL’den günü kapadı.

   Geçtiğimiz hafta, son işlem günü olan cuma günü Euro 8.5134, dolar 7.2081 ve sterlin de 9.4543 TL’den işlem görmüştü.

   TL’nin dövize karşı hızlı düşüşünü an ve an izleyen vatandaşlar da kabus üstüne kabus yaşıyor.

   Uzmanlar, Türkiye’de ‘ekonomik büyüme’ gözetilerek 2020’nin ilk beş PPK toplantısında alınan ‘negatif faiz’ kararının artık terk edilmesi gerektiğini söylüyor.

   Enflasyon rakamlarının altında uygulanan faiz politikasının, TL cinsi varlıklara yatırım yapmayı ‘gereksizleştirdiğini’ söyleyen bankacılık ve finans uzmanları, ‘negatif reel faiz’ uygulamasının TL’yi baskılayan en önemli unsurlardan olduğunu söyledi.

   Albank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ahmet Melih Karavelioğlu, politika faizinin ‘enflasyondan da hızlı’ düşürülmesinin, yaşadığımız kur artışının en önemli nedeni olduğunu belirtirken; son iki PPK toplantısında faizleri stabil tutan TCMB’nin, 20 Ağustos toplantısında da faiz artırımına gitmemesi durumunda, önümüzdeki dönemde ‘çok daha sert’ tedbirler alınmak zorunda kalınacağını aktardı.

   Asbank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Çağatay Karip de yüksek faiz uygulamasının ‘hayat pahalılığına olumsuz etkisi’ nedeniyle kimsenin tercih etmediğini fakat özel durumlarda bunun da ‘ekonomiyi rayına koymak için’ uygulanan bir yöntem olduğunu kaydetti.

   Karip, önümüzdeki PPK toplantısında herhangi bir faiz artırımı veya azaltımı beklemediklerini fakat 24 Eylül’den başlamak üzere, yılın son dört toplantısında alınması öngörülen 2,5-3 baz puanlık faiz artırımlarının, dövizin ateşini ‘biraz olsun’ düşüreceğini aktardı.

Karavelioğlu: Düşük faiz, dolar talebini artırır

   Albank Genel Müdürü Ahmet Melih Karavelioğlu, Kurban Bayramı sonrasında, Ağustos 2018’de yaşadığımız kur krizinin daha az şiddetlisi ile sarsıldığını anlattı; PPK toplantısından faiz artırımına yönelik bir sonucun çıkmamasının faturasını halkın ödeyeceğini kaydetti.

   Yaşanılan durumun belli başlı birkaç nedeni olduğunu söyleyen Karavelioğlu, TCMB’nin açıkladığı politika faizinin, enflasyondan da hızlı düşürülmesi ve TL için sunulan faizin enflasyondan yaklaşık 4 puan aşağıda olmasının, bahse konu nedenlerin ilki olduğunu ifade etti.

   TCMB’nin dolar rezervlerinin hızlı erimesinin de bu durumu meydana getiren en önemli ikinci faktör olduğunu söyleyen Karavelioğlu, ekonomiyi canlandırmak için faizlerin hızlıca düşürüldüğünü fakat düşük faizin ‘dolar talebini artırabileceği’ riskinin göz ardı edildiğini belirtti.

   Karavelioğlu, şunları kaydetti:

  “Bu durumun da kur üzerinde baskı oluşturması kaçınılmazdı. Bunu engellemek için de TCMB, kendi döviz rezervlerini kullandı. Yetmedi; daha sonra kuru belli bir seviyede tutabilmek için kamu bankalarının da BDDK tarafından konulan kurallara aykırı olarak yasal limitlerin üzerinde döviz pozisyon açığı vererek kura müdahil olmasına ön ayak oldu”.

   Karavelioğlu, bu eylemlerin sonucunda, kamu bankalarının döviz açık pozisyonunun 11 milyar dolara, TCMB’nin brüt döviz rezervlerinin de 46,7 milyar dolar ile ‘son 15 senenin en düşük seviyesine’ gerilediği gerçeğine dikkat çekti.

   Karavelioğlu, dövize talebin TCMB verilerine göre, son iki hafta içerisinde şahısların yani gerçek kişilerin döviz mevduatları veya bir diğer ifadeyle döviz tevdiat hesaplarına ait yabancı para mevduatının 131.3 milyar dolara ulaştığını da hatırlattı ve “Bu bir rekor. Bankalarda birey ve kurumlara ait var olan toplam yabancı para mevduatı da toplam 213 milyar dolara ulaştı” dedi.

   TL’de enflasyonun altında getiri sunmanın sonucunda insanların TL mevduatlarını yabancı para mevduatına dönmeye devam ettiklerini söyleyen Karavelioğlu, enflasyon oranının altında kalan bir faiz uygulamasının mevcut durumu derinleştireceğini belirtti.

   “Bu durumun tersine çevrilmesi için TL mevduata verilen faizin, enflasyonun üzerine çıkarılması gerekiyor. Bu da bizi TCMB’nin faiz artışı yapması gerektiği noktasına getiriyor” diyen Karavelioğlu, 20 Ağustos’ta yapılacak toplantıda, TCMB’nin faiz artırımı yapması ile yabancı para talebini tersine çevirebileceğini söyledi.

   Karavelioğlu, alınması gerekli kararla ilgili her gecikmenin daha sonra ‘daha sert tedbir alınmasına’ neden olacağı uyarısını da yaparken; “Geç kalmanın maliyetini hem Türkiye, hem de KKTC halkı ödeyecektir” şeklinde konuştu.

Karip: Kademeli artış bekleniyor

   Asbank Genel Müdürü Çağatay Karip de 20 Ağustos’taki PPK toplantısında faizin pas geçileceği, yani ne artırım, ne de düşürme yapılacağı, fakat bir sonraki toplantıdan başlamak üzere 2,5-3 baz puan bandında bir yükseliş trendinin yakın gelecekte beklendiği öngörüsünde bulundu.

   TCMB eliyle ‘ekonomik büyüme’ iddiasıyla hayata geçirilen ‘enflasyonun altında faiz uygulaması’nın ülkenin yatırım iklimini bozduğu için TL’de baskıya neden olduğunu söyleyen Karip, enflasyon beklentilerinin neredeyse hiçbir zaman tutturulamadığını ve TCMB Başkanı Murat Uysal’ın da ‘tek hanelere düşülemeyeceğini’ kabul ettiğini hatırlattı.

   Yüksek faizin, konunun tüketici boyutu düşünüldüğünde kimsenin arzu etmeyeceği bir şey olduğunu belirten Karip, içinden geçtiğimiz periyot gibi ‘özel durumlarda’ ve ekonomiyi rayına oturtabilme amacı doğrultusunda faiz artırımına başvurulabileceğini söyledi.

   Karip, TCMB’nin ‘her şeyden önce’ ve çok daha tercih edilebilir haliyle, yabancı bir merkez bankası ile döviz takası yani swap anlaşması yapması gerektiğini söylerken; TCMB’nin eriyen döviz rezervlerini düzene koymanın ‘olmazsa olmaz’ olduğunu kaydetti.

   TL’nin değer kaybını durdurabilmek için TCMB’nin faiz artırımına gitmesinin tek başına bir şey ifade etmeyeceğini de aktaran Karip, Türkiye Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK), verilen kredileri artırabilme uğrunda yaptığı ‘aktif rasyo’ açıklamasında da gevşeme beklendiğini; bu bağlamda, diğer bankaların da ‘inisiyatif kullanabilme’ şanslarının doğmasıyla, alacakları faiz artırımı kararının, kurun ateşini ‘bir nebze de olsa’ düşüreceğine inanç belirtti.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75