banner6

Dövize endeksli enflasyon yaşıyoruz!

banner37

Dövize endeksli enflasyon yaşıyoruz!
banner151 banner143

Ceren ÖZBİL

   Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile Türkiye Cumhuriyeti (TC) arasında imzalanan ve bir aydan uzun bir süre sonra açıklanan “2022 Yılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda” yer alan birçok madde gibi, ülkede Türk Lirası (TL) kullanımının yaygınlaştırılmasını öngören madde de çok ciddi bir tartışma konusu oldu.

   Ayrıca aynı protokolde yer alan “1 milyar 50 milyon TL’ye kadar olmak üzere TL cinsinden ABD Doları karşılığı kredi yardımında bulunulmasını öngören madde de bu tartışmalara ayrı bir boyut kazandırdı.

   Ekonomistler, Türkiye’den yapılan ithalatların bile döviz üzeriden olduğuna dikkat çekerek, ülkemizde TL kullanımının yaygınlaştırılmasına neredeyse imkânsız gözüyle bakıyor.

   Ayrıca yürürlükteki Para ve Kambiyo Yasası’na göre de, ülkenin resmi para birimi TL ancak gerçek ve tüzel kişilerin döviz bulundurması, dövizle tasarruf yapması, dövizi bir mübadele aracı olarak kullanması ve ödeme emri ve akitlerdeki rakamları döviz ile ifade etmesi serbest…

   KIBRIS Gazetesi’ne konuşan ekonomist Okan Veli Şafaklı ile Göksel Saydam konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

   Şafaklı, ülkedeki birçok şeyin dövize endeksli olmasından dolayı TL kullanımı yaygınlaşsa bile dövizdeki artışın, ülkeye enflasyon olarak yansımaya devam edeceğini anlattı.

   Saydam ise Para ve Kambiyo Yasası’na göre, ülkede döviz kullanımının serbest olduğunu ifade ederek, eğer bu konuda bir çalışma yapılacaksa da öncelikle KKTC’ye, Türkiye’den ithalatlarda para birimi olarak TL kullanılmasının zorunlu kılınması gerektiğini belirtti.

Şafaklı: Ülkede dövize endeksli bir hayat var

   Ekonomist Okan Veli Şafaklı, ülkede dövize endeksli bir hayat olduğunu, piyasadaki fiyatların da dövize endeksli olarak değiştiğini kaydetti.

   Şafaklı, üniversite harçlarının, kiraların, araç parçalarının bile dövize endeksli olduğunu hatırlatarak, “Bunlara yasal bir kısıtlama mı getirilecek?” diye sordu.

   Zaten her şey TL olarak satılsa bile, dövizdeki artışın, TL olan fiyatın da artmasına neden olacağına işaret eden Şafaklı, önemli olanın, dövizin artışının ve enflasyonun önlenmesi olduğunu ifade etti.

“Fiyatları TL yaparak, dövizin

fiyatlara olan etkisini engelleyemezsiniz”

   Okan Veli Şafaklı, dövizin artışını önlemek için ülke olarak yapabileceğimiz bir şeyin olmadığının altını çizerek, şöyle konuştu:

   “Her an döviz artabilir. Bunun yanında dünyada artan petrol fiyatları, gıda kıtlığı da enflasyonu getiriyor. Bunu körüklediği için de dövize endeksli bir ekonomi ortaya çıkıyor.

   Dolayısıyla döviz kullanımı engellenir ama onun karşılığındaki arz- talep dengesini bozamazsınız.

   Sözleşmeleri TL bazında yaptırabilirsiniz ama arz- talep dengesi bazında yine fiili olarak dövize endeksli olarak bir fiyat mekanizması ortaya çıkar.

   Meselenin özü, enflasyonist ve döviz kuru hareketleridir. Bunun nedenleri ile uğraşılırsa bir çözüm üretilir.”

Saydam: Para ve Kambiyo Yasası’na göre ülkede her

türlü para birimi tedavülde kullanılabilir

   Ekonomist Göksel Saydam, Para ve Kambiyo Yasası’na göre, ülkede her türlü para biriminin tedavülde kullanılabileceğini ifade etti ve resmi para biriminin TL olduğunu söyledi.

   Ancak başka para birimini yasaklamanın olamayacağını belirten Göksel Saydam, eğer ülkede TL kullanımının yaygınlaştırılması isteniyorsa, ilk yapılaması gerekenin, enflasyona çare bulmak olduğunu kaydetti.

   Saydam, ülkede TL para birimi kullanımının yaygınlaşmasını sağlamanın geniş bir çalışma istediğini anlatarak, şöyle devam etti:

   “Döviz kullanımından uzaklaşmak isteniyorsa, alınması gereken birçok tedbir var. Bunlardan bir tanesi, Türkiye’de Kıbrıs’a yapılan ihracatların TL üzerinden olması yönünde bir yasa geçmesidir.

   Ayrıca bizim uğrayacağımız döviz kaybını, ilerleyen günlerde Türkiye telafi edecek mi?

   Örneğin şu anda 1 milyar 50 milyon TL’lik kredi veriliyor. Ancak bunun hesaplara dolar geçmesi isteniyor. Yani bize TL olarak kredi verilecek ancak biz, dolar olarak borçlanacağız.

   Ayrıca bir dönem Türkiye ile 500 milyon dolarlık bir kredi anlaşması yapıldı. O kredi anlaşması ne oldu, rafa mı kalktı? Kaldı ki ben bu sözleşmede enflasyonla nasıl mücadele edileceğine dair bir madde görmedim.

   Biz de TL kullanıyoruz ayrıca bizim TL üzerinde kontrolümüz yoktur. Bu nedenle Türkiye bizim biraz olsun enflasyondan korunmamız için düzenleme yapacak. Oturup, uzmanlar bu enflasyon ateşini nasıl söndürebiliriz diye çalışma yapacak. Çünkü enflasyon onlara bir yansıyorsa bize 3 yansıyor.”

“Protokol üzerinde çalışma yapılmadı”

   Göksel Saydam, bu protokol üzerinde KKTC’den giden bakanların ve müsteşarların çalışma yapmış olması gerektiğini söyledi ve “bu kişiler benim söylediğim bu konulara değinmediler mi?” diye sordu.

   Saydam, şunları kaydetti:

   “ Bir önceki Başbakan Faiz Sucuoğlu, bu protokolde bazı ufak tefek pürüzler, yani yanlış ifadeler olduğunu söylemişti. O yanlış ifadelerin de düzeltilip, ona göre yayınlanacağını söylemişti. Sanırım orada da bize zaman kaybettirmek istediler. Çünkü yayınlanan protokolün altındaki parafe Faiz Sucuoğlu’nundur. Eğer bunu imzalayıp, 14 Nisan’da geri geldiyse, bunu kim imzaladı? Eğer böyle bir şey varsaydı düzletilmesi gerekiyordu.

   Türkiye, bir sözleşme yaparken 9 filtreden geçer. Savcı, hukukçu çeşitli görüşler alınır. Yapılan anlaşma da devlet antlaşmasıdır, şahıs anlaşması değildir. Ayrıca hata düzeltildiğinde, ya üzerinde düzeltme yapılıp, parafe edilir, ya da tekrar yazılır.”

“Gelir artırılacak denildi ama detay verilmedi”

   Saydam, protokolde dikkatini çeken başka bir unsurun da gelirlerin artırılıp, giderlerde tasarruf yapılacağının belirtilmesi olduğunu kaydetti ve bunun da çok yuvarlak bir cümle olduğunu ifade etti.

   Burada tasarrufun nasıl yapılacağının belirtilmediğini söyleyen Saydam, “Resmi Hizmet Araçlarını satarak mı tasarruf edilecek, yoksa maaşlardan kesinti yapılarak mı? Bunlar hiç belirtilmedi” dedi.

   Saydam, protokolün içerisinde bazı iyi taraflar da olabileceğini kaydetti ve bu protokolü düzenleyen Türkiye tarafında hiçbir anomalilik olmayıp, bunun nedeninin de taraflardan bir tanesi olması olduğunu belirtti.

Ancak bizim tarafın yeterince incelemediğini kaydeden Saydam, sorunun da bu olduğunu söyledi.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104