banner6

Ekonomik çıkmaz yolsuzluk yaptırıyor

banner37

Mahkemelerde sık sık, işyerini dolandıran, zimmetine mal geçiren ya da yolsuzluk ve usulsüzlük yapan kişilerle ilgili davalar görülüyor. Bu davalardaki artış toplumda tedirginlik yaratıyor. Uzmanlar, bu olayların temelinde ekonomik nedenlerin yattığında birleşti:

Ekonomik çıkmaz yolsuzluk yaptırıyor
banner99

Ceren ÖZBİL

Ülkemizde son zamanlarda hem kamu, hem özel sektör çalışanlarının rüşvet alma, zimmetine para geçirme, işyerinden para ya da eşya çalma olayları arttı. Mahkemelere benzer birçok suç dosyalandı.

Telekomünikasyon Dairesi'nde bir çalışanın usulsüzlük yaparak zimmetine para geçirmesi Sayıştaylık tarafından raporlandı.  Güzelyurt Araç Kayıt Dairesi'nde de benzer bir olay yaşanarak, bir çalışanın usulsüzlük yaparak zimmetine para geçirmesi olayı Maliye Bakanlığı'na bağlı Teftiş ve Denetleme Kurulu tarafından bulgular elde edilerek tespit edildi.

İşyeri dolandırma, zimmetine para ya da mal geçirme olayları bunlarla da sınırlı kalmadı. Özel sektörde de benzer birçok olay yaşanarak, yargıya taşındı.

KIBRIS Gazetesi'ne konuşan, Ekonomist Göksel Saydam, Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel ve Devrimci İşçi Sendikaları Başkanı Hasan Felek bu olayları değerlendirdi.

Saydam, bu olaylardaki artışı ekonomik çıkmazlar, devlet otoritesinin boşluğu ve Kıbrıs'ın bir hazine adası olarak görülmesinden kaynaklandığını söylerken, Başel ise ülkede bir kalkınma planı olmaması, çocuk yetiştirirken yapılan yanlışlar ve denetim mekanizmasının bulunmamasına bağladı.

Dev-İş Başkanı Hasan Felek de bu gibi olayların artmasının başlıca nedenin ekonomik olup, bazı kişilerin gelecek kaygısı nedeniyle kolay yoldan zengin olmayı seçmesi olduğunu belirtti.

Saydam: Üç nedeni var

Ekonomist Göksel Saydam, son zamanlarda gerek kamuda olsun, gerekse de özel sektörde çalışanların işyerini dolandırmasındaki artışın üç nedeni olduğunu söyledi.

Bu nedenlerin ekonomik çıkmazlar, devlet otoritesinin boşluğu ve Kıbrıs'ın hazine adası olarak görülmesi olduğunu kaydeden Saydam, yolsuzlukların sadece ortaya çıkanlarla da sınırlı kalmadığını ifade etti.

“Ya ceza uygulanmıyor, ya da yetersiz ceza uygulanıyor”

Saydam, devlet otoritesinin olmamasının aslında bu sorunların en büyüğü olduğunu kaydetti ve şu ifadeleri kullandı:

“Gümrükten kaçak ürünler getiriliyor, yakalanana ceza kesilmiyor. Her yerde çöp atmanın yasak olduğuna dair levhalar var, ancak ceza alan yok. Polis sayısı yetersiz, bu nedenle denetimler yeterli düzeyde yapılamıyor. Polis, esrar olaylarına mı, kazalara mı, yoksa bu gibi yolsuzluklara mı baksın. Hepsine yetişemiyor”.

“Ülkeyi hazine adası olarak görenler var”

Saydam, ülkeyi hazine adası olarak görüp, günü birlik gelerek hırsızlık, yolsuzluk yapan kişiler de olduğuna değindi ve bunun da başlıca sorunlardan biri olduğunu vurguladı. Göksel Saydam, "Otorite sorununun çözülüp, adil dağılımın sağlanmasıyla bu sorun çözülebilir" dedi.

Başel: Bu sadece görünen kısmı

Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel, ülkedeki düzenin yağma sistemi üzerine kurulmuş bir düzen olduğunu söyledi ve bu nedenle kendisine arazi tahsis edilmeyen, işe yerleştirilmeyen ya da geçici statüde işe yerleştirilen bazı kişilerin, farklı yollardan bir şeyleri zimmetine geçirerek dolandırma yolunu seçtiğini, bunun da görünen kısım olduğunu kaydetti. Başel, şunları kaydetti:

“Ülkedeki dolandırıcılık ve usulsüzlük olayları en tepeden en aşağıya gelen bir sistem. Ancak birinin dokunulmazlığı olduğu için yargılanmıyor, diğerinin olmadığı için yargılanıyor. Kimse hesabını sormuyor. En büyük sebebi denetimsizlik... Geçmişte çek yasağına giren insanlar deşifre edildi. Hacizler geldi, haberleri yapıldı. Şimdi bakıldığında herkesin kredi kartı borcu var. Bolluk kısmı bitti. Orta hallinin son beş yıl içerisinde ortadan kalktığı görülüyor. Yoksulluk sınırı belirlenmiş bir ülkede yaşamıyoruz. Asgari ücret belirlenmeden önce yoksulluk sınırı belirlenmesi gerekirdi. Ancak gelir dağılımında eşitsizlikler var”.

“Maaşlar üzerine kurulu bir sistem var”

Ne yazık ki halkın, maaşların ödenip, ödenmemesi dışında hiç bir şeye tepki göstermediğini kaydeden Başel, bu nedenle kişi, yolsuzluk ve yağma kültürü içinde hem gariban, hem de dolandırıcılara dönüştürüldüğünü ifade etti. Başel, şöyle dedi:

“Bu olayı ben, annesi, babası kendisine iPad almadığı için, iPad satılan bir mağazaya girip, ortama uyum sağlayabilmek için çalmasına benzetiyorum. Ne yazık ki biz demokratik bir ülke olamadık. Maaşlar dışında başka bir şey için tepki gösterilmediğini gözlemliyoruz. Kaynakların nereye, nasıl harcandığı sorgulanmıyor. Çocuk ıslah evlerinin, kadın sığınma evlerinin neden olmadığı sorgulanmıyor. Muhalefet bile bunu meclise taşımıyor. Bu konular ya konuşulmamış, ya da konuşulsa bile çok kısa yer verilen konulardır. Vizyon yok”.

“Ülkenin kalkınma planı hazırlanmalıdır”

Ülkenin bir kalkınma planı olmadığından söz eden Başel, siyasilerin "kasayı boş devraldım" mantığı yerine, 5 ya da 10 yıllık bir programla yola çıkması gerektiğini belirtti.

Başel, ayrıca her şeyin çözüme bağlanmaması gerektiğini de ifade ederek, şöyle konuştu:

“Çözüm elbette ki olursa çok güzel, ancak biz her şeyi buna bağlamamalıyız. Çözüm olmadan da yasal düzenlemelerimizi yapabiliriz. Zaten bunları yapmadan bir çözüm olması durumunda biz Avrupa Birliği'ne uyum sağlayamayacağız. Üzülerek söylüyorum ki biz toplum olarak Avrupa Birliği'ne girmeye hazır değiliz” .

“Çocuk yetiştirme şeklimiz çok yanlış”

Çocuk yetiştirirken de koşullu bir şekilde yetiştirildiğini belirten Başel, "ödevlerini yaparsan, seni parka götürürüm" gibi çocuklara koşullar konulduğunu belirtti.

Başel, “Savaşın travmasını hala atlatamadık. Sosyal patlama yaşıyoruz. Sadece düğünlerde ve cenazelerde bir araya gelen bir topluma dönüştük. Bugün Avrupa Birliği'ne giriyoruz deseler, sudan çıkmış balığa döneriz” dedi.

Felek: Sebebi ekonomik

Dev-İş Başkanı Hasan Felek, bir toplumda yolsuzluk ve rüşvet olaylarının artmasının ekonomik olduğunu söyledi.

İnsanların toplumsal anlamda örgütlü mücadeleden kesildiği ve kısa yoldan zengin olmayı tercih ettiği ortamlarda rüşvet, yolsuzluk gibi olayların yaşandığına değinen Felek, şöyle konuştu:

“Toplumda bir güvensizlik olgusu oluşmuştur. Bu nedenle insanların geleceği görememe kaygısı vardır. Bir an önce kendi ihtiyacını karşılamak için bu gibi olaylara tenezzül eder. Bunun yanında, tabi ki yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Ortaya çıktığı zaman kendisi de, ailesi de zor durumda kalır. Adaletli bir sistem olsa, gerek kamuda, gerek özel sektörde, sıkı denetim mekanizmaları olsa, yapılan işler denetlenir ve bu gibi olayların önüne geçilir. Ancak asıl mesele, insanların umutsuzluğa kapılması ve ekonomik yönden kısa yoldan köşe dönme olaylarıdır”.

Güncelleme Tarihi: 03 Ekim 2017, 09:24
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner104