banner6

Ekonomistler temkinli iyimser

banner37

Ekonomistler, Türkiye’de devreye giren ‘kur korumalı TL vadeli mevduat”programının KKTC’de uygulanıp, uygulanamayacağını değerlendirdi

Ekonomistler temkinli iyimser
banner150 banner150 banner151 banner152

Ali ÇATAL

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan dün yapılan yazılı açıklamaya göre, birikimlerini TL mevduat olarak değerlendiren vatandaşların kurlardaki oynaklık karşısında mağdur olmaması için Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı ‘kur korumalı TL vadeli mevduat ürünü’ devreye alındı.

Üründe, gerçek kişilerin TL vadeli hesapları üzerinde işleyecek faiz ile hesap açılış ve vade tarihlerindeki kur değişim oranı kıyaslanacak ve nemalandırma da yüksek oran üzerinden hesaplanacak. Ayrıca, bu mevduat ürününe stopaj uygulanmayacak.

Kur farkı hesaplamaları için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) her gün Kıbrıs saati ile (KSİ) 10.00'da Amerikan doları döviz alış kuru yayınlayacak. Vade sonunda kur değişiminin faiz oranı üzerinde kalması halinde oluşabilecek fark da müşteri hesabına TL olarak yansıtılacak.

Hesaplar üç, altı, dokuz ve 12 ay vadeler ile açılabilecek, minimum faiz oranı ise TCMB politika faiz oranı olarak uygulanacak.

Bahse konu sisteme, isteyen her banka katılabilecek.

Hesaptan vadeden önce para çekilmesi durumunda ise hesap ‘vadesiz hesaba’ dönüşecek ve faiz hakkı da ortadan kalkacak. Hesabın açıldığı tarihteki TCMB kuru ile hesabın kapatıldığı tarihteki TCMB kurundan düşük olan üzerinden de hesap bakiyesi güncellenecek.

Alınan bilgiye göre, söz konusu ürünün katılım bankacılığında da uygulanması konusunda çalışmalar sürdürülüyor.

Türkiye’deki ekonomi yönetiminin benimsediği yeni yaklaşımın KKTC’yi nasıl etkileyeceği ve Kuzey Kıbrıs’ta hayata geçirilip geçirilmeyeceği konusu da kamuoyundaki yerini aldı.

Uzmanlar, yeni perspektife ‘ihtiyatlı iyimser’ şekilde yaklaştı; bahse konu sistemin hem olumlu hem de ‘sorun çıkarma potansiyeli taşıyan’ yönleri olduğunu kaydetti.

Karavelioğlu: KKTC’de uygulanmazsa mevduat Türkiye’ye kayar

Albank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ahmet Melih Karavelioğlu, kurdaki aşırı artışın, TL’nin dolar karşısında 18,36’yı görerek tarihi düşük seviyelere düşmesi neticesinde önceki gece açıklanan ‘TL özendirme paketinin’ beklenen etkiyi sağladığını söyledi.

“TL, dolara karşı 12-13 bandında salındı” diyen Karavelioğlu, paket içerisinde açıklanan vergi muafiyetleri yanında en çok ilgiyi çeken enstrümanınise dövizde çözülmeyi sağlayan ‘kur korumalı TL mevduat hesabı’yaklaşımının olduğunu belirtti.

Söz konusu yaklaşıma göre, üç-altı-dokuz ve 12 ay olarak açılabilecek TL hesabın faiz getirisinden fazla bir kur artışı varsa,ilgili farkın mevduat sahibine ödeneceğini kaydeden Karavelioğlu, bu perspektifin de birikimlerini TL’de tutan ve TL’den dövize geçmek isteyebilecek kişilere ‘kur artışı kadar ilave getiri sağlayacağından’ mevduat sahiplerinin dövize dönmesine gerek kalmayacağını yani ‘kur riskinin Türkiye Hazinesi’ne devredildiğini’ vurguladı.

Mevduat faizi ile kur farkının Türkiye Hazinesi tarafından ödenmesinin ise kurdaki artışın bütçeye olumsuz etki oluşturması gibi bir riske de gebe olduğuna işaret eden Karavelioğlu, konunun bu kısmının da dikkatlerden kaçırılmaması gerektiğine dikkat çekti.

Karavelioğlu, sözlerini “KKTC’de uygulanabilir mi? TL bölgesinde olduğumuz için KKTC’de de uygulanmasını beklemek doğaldır. Türkiye Hazinesi, bu tür hesapları açacak müşterilerimize KKTCMerkez Bankası vasıtasıyla ödemeleri yapabilir.Uygulanmaması durumu, KKTC’den Türkiye’ye TL mevduat kaymasına neden olur ki bu da arzu edilebilir bir durum değildir” ifadeleriyle sonlandırdı.

Yoğurtçuoğlu: Kur farkı nasıl karşılanacak?

Limasol Türk Kooperatif Bankası Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi İlkin Yoğurtçuoğlu, ilgili uygulamaya dair birtakım endişenin gündeme geldiğini söyledi.

Bahse konu uygulamanın, işin özünde ‘faiz-kur ilişkisi’ temelinde ve kurların dizginlenemeyen yükselişi anlamında faydalı olacağını kaydeden Yoğurtçuoğlu, bu kur farkının ‘nasıl’ karşılanacağı sorusunun ise sıkıntı çıkarma potansiyeli taşıdığı uyarısını yaptı.

Mevduat sahiplerinin kur endişesinin bu yolla çözülebilir görünse de diğer taraftan faizin kaç olacağı ve bu uygulamanın esasen enflasyona karşı koruma sağlayıp sağlayamayacağı gibi sıkıntıların da söz konusu olduğunu aktaran Yoğurtçuoğlu,“Yani her koşulda, enflasyon-faiz denklemi daha doğru bir zemine taşınamadığı sürece bu uygulama köklü bir çözüm olmayacak diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Feridun: Çok geç kalındı

Ekonomist ve Akademisyen Prof. Dr. Mete Feridun ise ‘kur korumalı TL vadeli mevduat’ yaklaşımının ‘uygulamaya çok geç geçirilmesinin’ etkinliğini de olumsuz etkileyeceğini belirtti.

TL’ye ve ekonomi yönetimine yönelik güven duygusunun birkaç açıklama ile tekrar kazanılmasının kolay olmadığı gerçeğine parmak basan Feridun, mevduat sahiplerinin‘ister istemez’ ihtiyatlı davranacağını söyledi.

“Bütün ekonomistlerin ortak değerlendirmesi, yapılanın‘kapalı bir faiz artırımı’ olduğu yönünde” diyen Feridun, bu yaklaşımın pratikte uygulanmasında ne gibi sorunlar yaşanabileceğini ve uzun vadede mevduat sahiplerinin TL’yi tercih etmesini sağlayıp sağlamayacağını şimdiden söylemeninise zor olduğunu vurguladı.

Gelinen noktada artık sadece kurlara karşı tedbir almanın tek başına yeterli olmayacağını da söyleyen Feridun, enflasyon beklentilerinin nasıl şekilleneceğinin de çok önemli olduğunu kaydetti.

“Bana göre, mevduat sahipleri birikimlerini en fazla 90 günlük bir vadeye kadar bağlamak isteyecektir. Enflasyona ilişkin uzun dönemli endişeler sürerken pek fazla mevduat sahibinin birikimlerini TL cinsinden çok uzun vadeli bir şekilde değerlendireceğini sanmıyorum” çözümlemesini yapan Feridun, ortaya çıkacak maliyetin Türkiye Hazinesi tarafından fonlanacağının anlaşıldığını ve bunun da maliye politikası açısından birtakım olumsuz neticelere yol açarak bazı dengeleri alt üst edeceğini aktardı.

Dolayısıyla, TL’de oluşturulan değer kaybı telafi edilecek diye alınan bu kararın, pratikte maliye politikası açısından ciddi sorunlara yol açacağını da söyleyen Feridun, bu olası durumun da Türkiye ekonomisine ve TL’ye yönelik güveni yeniden erozyona uğratacağını kaydetti.

Türkiye’de alınan bu kararların KKTC’de uygulanıp uygulanmayacağı ve şayet uygulanacaksa ‘kaynağın nasıl oluşturulacağı’ gibi konuların hiç vakit kaybetmeden açıklığa kavuşturulması gerektiğine de işaret eden Mete Feridun, ortaya çıkacak faiz farkının Türkiye tarafından karşılanmasını beklemeninise ‘gerçekçi olmayacağını’ belirtti.

“Böyle bir kaynağımız olmadığına göre, bu kararın KKTC’de uygulanma aşamasında ciddi bir kaynak sıkıntısı yaşanacağını kestirmek güç değildir. KKTC bankaları ile Türkiye bankaları arasında haksız bir rekabet ortamının oluşturulmaması ve KKTC bankalarının mevduat yapısının bozulmaması açısından yetkililerin kur korumalı TL vadeli mevduat yaklaşımının KKTC’de nasıl uygulanacağı konusuna zaman kaybetmeden açıklık getirmeleri gerekiyor” diyen Feridun, bu yaklaşımın ‘bir şekilde’ KKTC’de uygulamaya girmesi ve başarılı olması halinde ise bunun sadece mevduat sahipleri açısından değil;özellikle bankalar açısından son derece olumlu olacağını düşündüğünü de aktardı

 Mevduatların vadesinin kredilere oranla çok daha kısa olmasınında özellikle kurların öngörülemez olduğu bir dönemde bankaların uzun dönemli strateji belirlemelerini zorlaştırdığını hatırlatan Feridun, bu uygulama ile mevduatların da vadesi uzayacağı için bankaların kredi kullandırma noktasına daha planlı hareket edebileceğini ve buna bağlı olarak da kredi faizlerinde bir miktar düşüş olabileceğini düşündüğünü de söyledi.

Güngör: İhtiyatlı yaklaşılmalı

Ekonomist ve Akademisyen Prof. Dr. Hasan Güngör de Türkiye'de uygulamaya henüz giren ‘kur korumalı vadeli TL mevduat’ uygulamasına ‘ihtiyatlı’ yaklaşmak gerektiğini düşündüğünü aktardı.

“Bir kere bu uygulamada faiz ve kur arasındaki farkın kurun lehine oluşturacağı makas aralığının ne şekilde finanse edileceğini bilmek gerekiyor. İlk etapta kur lehine oluşacak bir makas, hazineye ek finansman yükü olarak yansıyacaktır ve hazinenin de bu oluşacak yükü bir kaynaktan finanse etmesi gerekecektir” şeklinde konuşan Güngör, bu finansman günün sonunda ‘para arzının artırılmasına’ dayanacaksa, ortaya çıkacak durumun da enflasyonu körükleyeceği uyarısında bulundu.

Daha yüksek enflasyon da‘daha yüksek kura’ neden olacağından, sistemin bir kısır döngüye gireceğini açıklayan Güngör, bunlara ek olarak, bu sistemin bir ‘reel kaynak transferi’ de gerçekleştireceğine dikkat çekti.

Bankada TL mevduatı olanların kura karşı dezavantajlarının kaynak aktarılarak ortadan kaldırılacağını söyleyen Güngör, konuya bu açıdan bakıldığında ise ister vergi gelirleriyle ister para basarak olsun, bu kez düşük gelirli olup mevduat sahibi olmayanların tamamının, mevduat sahipleri karşısında dezavantajlı duruma düşeceğini, dahası; bu sistemin finansman ihtiyacının da düşük gelirlilerden karşılanacağını aktardı.

“Bu açıdan bakıldığında,bu uygulama adil görünmüyor. Bunların dışında, bu uygulamanın en zayıf tarafı ise enflasyonu hesaba katmaması” ifadelerini kullanan Güngör, enflasyonun nasıl önleneceğine dair şu anda ortada herhangi bir planın olmadığını ve bunun da Türkiye Hazinesi için büyük bir risk teşkil ettiğini belirtti.

KKTC açısından bakıldığında ise bu uygulamanın TL kullanan Kuzey Kıbrıs’ta hayata nasıl geçirileceğine dair ortada henüz herhangi bir görüşün de olmadığını kaydeden Güngör, Türkiye kökenli bankalardan bu sisteme dahil olanların‘geriye kalan bütün bankalardan’çok daha avantajlı bir duruma geçerek rekabet üstünlüğü sağlayacağını da açıkladı; böylesi bir durumun ise bankacılık sektörümüz açısından kabul edilebilir bir durum olmadığını söyledi.

banner350 banner343
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110