Endüstri 4.0’da yüz akı EMO

banner37

KTTO tarafından hazırlanıp kamuoyuyla paylaşılan Kuzey Kıbrıs Rekabet Edebilirlik Raporu’na göre ‘son endüstri devrimi’ni Elektrik Mühendisleri Odası’nın çalışmalarıyla yakaladık

Endüstri 4.0’da yüz akı EMO
banner87

“BU KEZ ISKALAMADIK”…KTTO tarafından yayımlanan Rekabet Edebilirlik Raporu’na göre, siber-fiziksel sistemlerin entegresiyle 2000’li yıllarda hayatımıza giren ‘son endüstri/sanayi devrimi’ Endüstri 4.0’ı, Elektrik Mühendisleri Odası tarafından uygulamaya koyulan ‘Elektronik İmza’ ve ‘Elektronik Vize’ sayesinde ‘diğer üç endüstri devriminin aksine’ kaçırmadık.

“KIRTASİYECİLİĞE SON”… Ticaret Odası’nın hazırladığı Rekabet Edebilirlik Raporu’nun, Kuzey Kıbrıs’taki işletmelerin dijital dönüşümlerini masaya yatıran bölümlerinde, Elektronik İmza sayesinde, vatandaş-devlet ilişkilerinde bürokrasiye neden olan ‘kırtasiyeciliğin’ bitirilmesinin yani ‘sağlık, eğitim, güvenlik, adalet, dosyalama, arşivleme, haberleşme, kayıt arama, onay, işlem’ gibi süreçlerin elektronik ortama taşınmasıyla ‘kağıt kullanımının’ ortadan kaldırılmasının doğal sonucu olarak sağlanacak tasarrufun miktarlarının çok büyük rakamlara ulaştığı bilgisi de paylaşılıyor

“ISLAK İMZANIN MODERN MUADİLİ”…Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın Kuzey Kıbrıs Rekabet Edebilirlik Raporu’na göre Elektronik İmza, tıpkı ıslak imzada olduğu gibi evrakla kişinin kimliği arasında bir ilişki oluşturuyor ve yasa zoruyla hariç tutulan evlilik ve tapu işlemleri gibi işlemler hariç, ‘gerçek hayatta ıslak imza ile yapılan her işin’ elektronik ortamda da yapılabilmesine olanak sağlıyor.

“ZORUNLULUKTAN DOĞDU”…KTTO’nun yayımladığı Rekabet Edebilirlik Raporu verilerine göre, yıldan yıla artan ithalat ve günlük işlem sayısı nedeniyle EMO Ön İzin Bürosu’nda yığılmalar ve baskılar sıkça yaşandı. EMO da bunun üzerine, gerek üyelerine gerekse ithalatçılara daha iyi, hızlı ve ekonomik hizmet verme yolunun dijitalleşerek, bahse konu sorunun çözümü olacağına inandığı bir proje geliştirdi ve 2019 yılı başında, bütün paydaşlarıyla yaptığı görüşmeler neticesinde‘Elektronik Vize’ uygulamasını başlattı.

Ali ÇATAL

Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) bünyesinde yayımlanan ve Prof. Dr. Hasan Amca, Dr. Yenal Süreç ve Aytaç Çerkez tarafından hazırlanan ‘Kuzey Kıbrıs Ekonomisi Rekabet Edebilirlik Raporu 2018-2019’ verilerinden derlenen bilgiler uyarınca ‘dijital devrim’ veya ‘son endüstri devrimi’ şeklinde yorumlanan ‘Endüstri4.0’ ışığında, Kuzey Kıbrıs’taki işletmelerin dijitalleşme düzeyleri irdelendiğinde, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) tarafından hayata geçirilen ‘elektronik imza ve elektronik vize’ uygulamaları, bu alanda en yetkin görünen Singapur’un yanı sıra dünyadan Netflix ve Türkiye’den Koç Holging’in çalışmalarıyla birlikte ‘örnek eylemler’ olarak gösterildiği göze çarpıyor.

   Su ve buhar gücü yardımıyla çalışan mekanik üretim tesislerinin kurulumuyla başlayan ‘Birinci Endüstri Devrimi’ veya daha yaygın adıyla ‘Sanayi Devrimi’ zaman içerisinde, sermaye birikimi ve gelişen üretim araçları temelinde değişerek önce elektrik enerjisi yardımıyla iş bölümü ve toplu üretime geçişin sağlanmasıyla başlayan İkinci Endüstri Devrimi’ne, ardından da üretimi daha da otomatikleştiren elektronik ve bilgi teknolojilerinin kullanılmasıyla başlayan Üçüncü Endüstri Devrimi’ne evrilmişti.

   Dördüncü Endüstri Devrimi veya ‘Endüstri 4.0’ ise bütün bu altyapının ve kümülatif bilgi birikiminin üzerine siber-fiziksel sistemlerin entegresiyle 2000’li yıllar itibarıyla hayatımıza dahil oldu ve son tahlilde insan-teknoloji entegrasyonuyla tek tek fabrikaların yerine ‘akıllı üretim merkezlerini’ koyma iddiasını taşıyor.

Önemli bir eşik: Elektronik İmza

   İşletmelerin hizmet ve/veya ürünlerini üretip sattığı bütün süreçleri elektronik ortama taşıması, bilindiği üzere dijitalleşmede en önemli unsur ancak işletmeler, her ne kadar kendi bünyelerinde dijital dönüşümü tamamlasalar da idari otoritenin dijital yapıya geçmemesi nedeniyle dijitalleşmenin hedeflenen bütün getirileri ‘çoğu kez’ düşük düzeyde kalıyor. Bu nedenle, dijital dönüşümün önemli bacaklarından bir tanesi de ‘kamu idarelerinin dijitalleşme süreçleri’ olarak bütün yakıcılığıyla karşımızda duruyor.Buna ek olarak, dijitalleşmenin gerektirdiği yasal boyutun ve güvenliğin sağlanması çalışmaları da idare tarafından sağlanabilmeli, ki süreç sağlıklı işleyebilsin.

   Kuzey Kıbrıs’ta son yıllarda idare tarafından uygulamaya konulan Elektronik Belge Yönetim Sistemi (EBYS) ve elektronik imza uygulamaları, kamu otoritesinin dijital dönüşümünde önemli aşamalar olarak ele alınabilir zira kamu otoritesinin sunduğu bu yapı ile uyumlu işletmelerin süreç içerisinde zaman ve maliyet avantajları yakalamaları yanında rekabet üstünlükleri elde edebilecekleri de bir realite.

İthalat ön izninde devrim: Elektronik Vize

Elektronik Belge Yönetim Sistemi, birimlerde her gün kullanılan ve yasal gereksinimlere uyum sağlamak açısından hayati öneme sahip dokümanların oluşturulmasını, dağıtımını, incelenmesini, onaylanmasını, saklanmasını, düzenlenmesini, arşivlenmesini, geri alınmasını ve saklama süresi sonunda silinmesi amacıyla kullanılan görüntüleme, belge yönetimi ve iş akışı işlemlerini içeren bir teknoloji.

   EMO ön izin ve vize uygulaması da zaten elektrikli cihaz ve malzemenin ‘önemli oranda’ yurt dışından ithal edildiği ülkemizde, malzeme ve cihazların ülkeye girişine yönelik yasal prosedürü kapsıyor. İthal ürünlerin ülke altyapısına ve yasal mevzuatına uygunluğunun denetim ve kontrolü,mevcut yasa ile odanın sorumluluğuna bırakıldı.

   Yıldan yıla artan ithalat ve günlük işlem sayısı nedeniyle EMO Ön İzin Bürosu’nda yığılmalar ve baskılar sıkça yaşandı. EMO da bunun üzerine, gerek üyelerine gerekse ithalatçılara daha iyi, hızlı ve ekonomik hizmet verme yolunun dijitalleşerek,bahse konu sorunun çözümü olacağına inandığı bir proje geliştirdi ve bu projeyi, 2019 yılı başında uygulamaya koydu. İlgili tüm paydaşlarla yapılan görüşmeler sonucunda da ithalatçıların, zaman, maliyet ve çevre dostu kazanımlar elde etmesi sağlandı.

Zaman kısaldı, maliyet azaldı

Bu sistem sayesinde ithalatçı, fiziki olarak EMO’ya gelmeksizin, odanın kurumsal internet sitesindeyer alan ‘e-EMO’ uygulaması üzerinden, ithalat başvurusunu, istediği zaman ve istediği yerden online yapabiliyor. İthalatçının başvurusu ise EMO içerisinde kurulan Doküman, Süreç ve Forum Yöneticisi sistemine talep olarak düşüyor, Ön izin bürosu mühendisi, gerekli kontrolleri yine dijital ortamda gerçekleştirerek, uygun ürünleri belirliyor; bu ürünlerle ilgili, ithalatçının ödemesi gereken uygunluk/ön izin belgesi ücretini de yine ithalatçıya sistem otomatik gönderiyor.

   Otomatik gönderilen ödeme seçenekleri içerisinde ithalatçı isterse 3D güvenlikli online ödeme seçeneği ile kredi kartı ile ödeme yapıyor. Ödeme belgesi sisteme geldiğinde, Sistem Uygunluk belgesini, Ön İzin Bürosu’na iki mühendisin elektronik imzası ile imzalatıp ithalatçıya, gümrük komisyoncusuna ve Gümrük Müdürlüğü’ne online gönderiyor.

   EMO, bu süreç sayesinde, 2018 yılında bu izinlerin yalnızca yazılı imzalanmış kağıt ortamda ithalatçılara vermesi ile aylık 12.000 adet A4 kağıt, 4 yazıcı toneri ve yazıcı için elektrik tüketiyordu. Arşivlemek için de ‘klasörlerce’ yer ayırmak zorundaydı. İthalatçının, ithalat başvurusu için yazıcıdan aldığı ve EMO'ya ithalat başvurusu için gönderdiği proforma/fatura kopyası, ilgili ürünlerle ilgili CE Belgeleri kopyaları da ayrı olarak tutuluyordu. Bu sürecin dijital ortama aktarılması ile hem hizmet süresi kısaldı hem de maliyet azaldı.

Hizmet kalitesi artıyor

   Bilgi ve iletişim teknolojilerinin ilerlemesi sonucu ortaya çıkan yenilikler, ülkemizde çoğunlukla önce özel sektörde uygulama alanları bulmasının ardından kamu sektöründe uygulanmaya başlıyor. Bunun başlıca nedeninin de özel sektörün ‘az maliyetle daha çok kâr elde etme’ amacı olduğu düşünülüyor. Bilişim teknolojileri de bu amaçla en yoğun kullanılan alanlardan. Bu alandaki uygulamalar yaygınlaştıkça daha düşük maliyetlerle daha çok kâr ve zaman tasarrufu elde ediliyor. Ayrıca müşteri memnuniyeti anlamında da standartlaşan hizmet kalitesi ve iş süreçleri ile önemli avantajlar sağlanıyor.

   Kamu idaresi tarafından yasal mevzuata uygun tarzda takip edilerek sürdürülmesi gereken çeşitli ve çok sayıda iş süreci ile hizmet bulunuyor. Kamu yönetiminde bilişim ve iletişim teknolojilerinin daha yoğun kullanılması ile dijital ortama aktarılan her iş süreci de insan hatası riskini ve gereksiz kırtasiye giderlerini ortadan kaldırıyor.İdare açısından daha düşük maliyet ve yurttaşlara yönelik daha kaliteli hizmet ile sürdürülebilir bir kaynak yönetimi sağlanırken; yurttaşlar açısından da zaman, emek ve para bazında daha az maliyet fakat daha yüksek memnuniyet, daha etkin katılım ve daha fazla güven anlamına geliyor. Devletin etkinliği ve verimliliğini

arttırmaya yönelik, yönetimlerin sunduğu ürün ve hizmetler için de bilgi teknolojilerinin kullanılmasıyla ilgili gelişmeler, devlet yapısını da ‘artık’ değişime önemli ölçüde zorluyor.

Unutulmaması gerekir ki bilgi temelli değişim, yalnızca iş dünyasını kapsamıyor. Aynı zamanda, kamusal kurum ve kuruluşlar, bankalar ve sigorta şirketlerinin yanında stratejik savunma birimleri, özel ya da kamusal üniversiteler ve gönüllü teşekküller gibi örgütler de bilgi tabanlı toplumun isteklerine cevap verecek nitelikte olabilmenin çabası içine ya girdi ya da girmek üzere.

Elektronik İmza ve E-devlet

E-devlet, vatandaşlara ve iş dünyasına kamu hizmetlerinin sunulmasında yeni bir fırsat arayışı. Vatandaş-devlet haberleşmesinde bürokrasiye neden olan ‘kırtasiyeciliğin’ yani söz gelimi ‘kağıt kullanımının ortadan kaldırılması; sağlık, eğitim, güvenlik, adalet gibi temel kamu hizmeti alanlarında dosyalama, arşivleme, haberleşme, kayıt arama, onay, işlem…’ gibi süreçlerin elektronik ortama taşınmasıyla sağlanacak tasarrufun miktarları da çok büyük rakamlara ulaşıyor.

   Bu türden uygulamalar, kaynakların etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasını ve dolayısıyla devletin etkinliğinin artmasını sağlıyor. Dünyada Elektronik İmza (E-imza), son dönemde e-devlet ve elektronik güvenlik alanında en önemli uygulamalardan biri haline geldi. Elektronik İmza, gerek kamu sektörü gerekse özel sektörde elektronik yaşama geçişte anahtar bir rol üstleniyor çünkü Elektronik İmza ‘e-devlet, e-şirket ve e-vatandaş’ gibi tanımların da aynı zamanda temel unsuru.

Keza Elektronik İmza’nın yaygınlaşması, devletin vatandaşlara, şirketlerin de müşteri ve çalışanlarına daha iyi hizmet verebilmesi anlamına geliyor. Söz konusu rapordan da anlaşılacağı üzere devletler, e-devlet ve e-imza aracılığıyla, sıkıcı ve hantal bürokratik işlemleri basitleştirerek, vatandaşlarıyla internet ortamında etkileşim sürecine girmek için büyük bir istek ve heyecanı ‘özellikle son dönemlerde’ ortaya koyuyor.

Bütünlük değişirse imza da değişiyor

Elektronik imza, yasa zoruyla hariç tutulan evlilik ve tapu işlemleri gibi işlemler hariç, ‘gerçek hayatta ıslak imza ile yapılan her işin’ elektronik ortamda da yapılabilmesi için bir araç. Elektronik imza da tıpkı ıslak imzada olduğu gibi evrakla kişinin kimliği arasında bir ilişki oluşturuyor ancak elektronik imzanın ıslak imzaya oranla üstünlükleri de mevcut. Islak imzaya oranla taklit edilmesi imkansız denebilecek oranda zor ve sadece kişinin kimlik bilgisiyle değil; ayrıca mesajın içeriğiyle de ilişkili.

   Mesajdaki en küçük değişikliklerde bile elektronik imza ‘anında’ değişiyor. Bu nedenle mesajın bütünlüğünü yani bir yerden bir yere giderken bozulmadan, değiştirilmeden, orijinal haliyle ilerlemesini sağlamada oldukça önemli bir rol oynuyor. Elektronik imza, ıslak imza gibi görsel bir ifade değil lakin elektronik ortamdaki bir uygulamada mesajın sonuna eklenen bir veri. Elektronik imza sayesinde kimlik doğrulama, veri bütünlüğü ve inkar edememe özellikleri sağlanıyor ve bu imza, hukuksal olarak da ıslak imzaya eş değer.

   Bir Elektronik İmza, içeriğini doğrulamak ve gönderenin kimliğini doğrulamak için elektronik olarak iletilen bir belgeye eklenmiş ve yine elektronik olarak şifrelenmiş veriler biçiminde elektronik bir parmak izi olarak görüntülenebilir. Dijital kod ise ‘ortak anahtar şifrelemesi’ ile üretilir ve doğrulanır. Bu anlamda KKTC’de 93/2017 sayılı yasa, tüzük ve tebliğlerde hazırlandı.

Yayımlanan ilgili mevzuatta da konuyla ilgili gerekli açıklamalara yer verildi. Mevzuata göre, sertifikaların hukuksal olarak geçerli olması için nitelikli olması gerekiyor. Nitelikli sertifikalar da ancak Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu (BTHK) tarafından yetkilendirilen Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcıları tarafından temin ediliyor. Ülkemizde halihazırda yetkilendirilmiş ve biri özel sektörde, diğeri ise devlet tarafından işletilen iki Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcısı mevcut.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER