Enterkonnekte sisteme geçmemiz elzem

banner37

Şahap Aşıkoğlu, elektrikli araçlara talebin ‘dünya ortalamalarının epey üzerinde’ olduğunu fakat elektirk üretiminde mevcut altyapının, bu talebi karşılamanın ‘çok uzağında’ kaldığını kaydetti:

Enterkonnekte sisteme geçmemiz elzem
banner99

“ARAÇLARIN YÜZDE 45’İ ELEKTRİKLİ OLACAK”… Şahap Aşıkoğlu, elektrik bataryalı araçlarının kullanımının, dünya genelinde hızla arttığını belirtirken; değişen konsept doğrultusunda, elektrik kalitemizi ve altyapımızı da ‘mutlak surette’ güncellememiz gerektiğini aktardı. Aşıkoğlu, bu konuda, 2035’e kadar yüzde 45’lik bir taleple karşılaşılmasının olası olduğunu belirtirken; uzun bir süredir yaptıkları çalışmaların, 2035’teki muhtemel toplam talebin de 800 MW civarında bir enerjiye tekabül ettiğini kendilerine gösterdiğini söyledi.

“FİYAT DEZAVANTAJI ORTADAN KALKTI”… Şahap Aşıkoğlu, dört veya beş yaşında, ikinci el bir elektrikli arabanın fiyatının 4 bin-5 bin pound aralığına kadar düştüğünü belirtti; elektrikli ‘yeni nesil’ araçlarla, şu an kullandığımız fosil yakıtlı motora sahip arabaların fiyatları arasında bir uçurumun kalmadığını söyledi. Elektrikli araçların, yakıt yükünü ‘minimum yüzde 40’ azalttığına da dikkat çeken Aşıkoğlu, orta gelir düzeyindeki Kıbrıslı bir ailenin bu konsepte ilgisinin ‘beklenmeyen bir şey olmadığı’ gerçeğine parmak bastı.

“ŞEHİR EFSANELERİNE İTİBAR EDİLMEMELİ”… Şahap Aşıkoğlu, öngörülen enerjiyi üretebilmemizin ‘tek’ yolunun, güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını maksimum kapasiteye çıkarmak ve kablo vasıtasıyla, Türkiye ile enterkonnekte bir sistem kurmak olduğunu vurguladı. Aşıkoğlu, aksi takdirde çok ciddi bir sorunlar yumağının bizleri beklediğini söyledi; ‘Türkiye ile enterkonnekte olunması durumunda KIB-TEK’in işlevsizleşeceği’ yönündeki iddiaları ise “Şehir efsanesi” olarak nitelendirdi.

   Ekonomi ve Enerji Bakanlığı Müsteşarı Şahap Aşıkoğlu, ülkenin şu anki elektrik üretiminin ve Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun (KIB-TEK) teknik altyapısının, önümüzdeki 10 yıl zarfında ihtiyaç duyulacak kalite ve güçte elektrik üretmek için yeterli olmadığını söyledi.

   KTV’de yayınlanan Para Politik programında Ali Çatal’a konul olan Aşıkoğlu, elektrik üretim ve kalitesinde Kuzey Kıbrıs’ın mevcut durumu, fosil yakıtların terk edilmesi durumuna yönelik olası senaryolar ve KIB-TEK’in geçeğine yönelik tartışmaları masaya yatırdı.

   Fosil yakıtların kullanımının, dünyada günden güne azaldığı bilgisini veren Aşıkoğlu, emisyon oranı ve dolayısıyla çevreye zararı yüksek dizel motorlu araçların, bugün Londra ve Tokyo gibi bazı kentlerin merkezlerine girmelerinin dahi yasaklandığını kaydetti.

   Elektrik bataryalı ve ‘hibrit’ tabir edilen ‘benzin+elektrik’ motorlu araçlarının kullanımının, dünya genelinde hızla arttığını belirten Aşıkoğlu, değişen konsept doğrultusunda, elektrik kalitemizi ve altyapımızı da ‘mutlak surette’ güncellememiz gerektiğini aktardı.

   Bu doğrultuda olmak üzere ve ‘Vizyon 2035’ çalışmaları kapsamında, Girne’de iki adet ‘elektrikli araç şarj istasyonunun’ kurulduğunu hatırlatan Aşıkoğlu, mevcut yapının, şu anki talebi karşılama konusunda bile yetersiz kaldığı bilgisini verdi.

   KKTC’de üretilen elektriğin hem yetersiz hem de kalitesiz olduğu gerçeğine de dikkat çeken Aşıkoğlu, bu konudaki arz ve talep göz önünde bulundurulduğunda, 2030’lu yıllarda çok ciddi bir sorunla karşılaşacağımızın öngörüldüğü uyarısını yaptı.

   Bu ‘vizyoner’ konunun konuşulmasının, ilgili çevrelerde ‘pek de’ tercih edilmediğini de aktaran Aşıkoğlu, Türkiye’de ve dünyada talebin arttığı elektrikli araçlara ilginin, ülkemiz özelinde ve ‘genel kanının aksine’ dünya ortalamalarının da üzerinde olduğunu aktardı.

   Aşıkoğlu, bu konuda, 2035’e kadar ‘yüzde 40’ın üzerinde’ bir taleple karşılaşılmasının son derece olası olduğunu belirtirken; uzun bir süredir yaptıkları çalışmaların, 2035’teki muhtemel toplam talebin de 800 megawatt (MW) civarında bir enerjiye tekabül ettiğini kendilerine gösterdiğini söyledi.

“Yakıt maliyeti yüzde 40 azalıyor”

   Elektrikli araçların talebini arttıran çok önemli iki unsur olduğunu da kaydeden Aşıkoğlu, bunlardan ilkinin ‘fiyat dengesi’, ikincisinin de ‘hız ve konfor’ olduğu bilgisini verdi.

   Bahse konu bu iki unsurun da talebi ciddi anlamda etkilediğini kaydeden Aşıkoğlu, bugün sadece dört veya beş yaşında, ikinci el bir elektrikli arabanın fiyatının 4 bin-5 bin pound aralığına kadar düştüğünü belirtti.

   Bu bağlamda, elektrikli ‘yeni nesil’ araçlarla, şu an kullandığımız ‘klasik’ fosil yakıtla içten yanmalı motora sahip arabaların fiyatları arasında bir uçurumun da kalmadığını söyledi.

   Elektrikli araçların, yakıt kaynaklı mali yükü ‘minimum yüzde 40’ azalttığına da dikkat çeken Aşıkoğlu, buna göre, orta gelir düzeyindeki Kıbrıslı bir ailenin veya ‘beyaz-mavi yakalı’ maaşlı çalışan bekarların bu konsepte ilgisinin yoğunlaşmasının ‘beklenmeyen bir şey olmadığı’ gerçeğine parmak bastı.

   Aşıkoğlu, son dokuz ay periyodundaki ikinci el araba satış rakamlarına bakıldığında, Kıbrıslı Türklerin, ikinci el araç alma konusunda herhangi bir zorluk yaşamadığının ortaya çıktığını da kaydederken; fiyat skalasında da benzinli ve dizel araçlar karşısında hiçbir dezavantajı kalmayan elektrikli arabaların kullanımın önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaşacağını vurguladı.

   Kişi başına düşen milli gelirin, ikinci el de olsa elektrikli bir araba alabilecek kapasitede bir toplum meydana getirdiğini söyleyen Aşıkoğlu, bunun doğal sonucu olarak da elektrikli araç kullanma oranının, yüzde 45 ile ‘dünyadaki ortalamanın çok ötesinde’ olmasının beklendiği bilgisini paylaştı.

   Ülkedeki ikinci el piyasasında şu anda bile elektrikli araçlara talep olduğunu söyleyen Aşıkoğlu, Kuzey Kıbrıs’ta aktif kullanımdaki elektrikli araç sayısının ise an itibarıyla ‘100’ün üzerinde’ olduğunu kaydetti.

“KIB-TEK bu yükü kaldıramaz”

   Şahap Aşıkoğlu, elektrikli araçların bakım, onarım ve idamesine yönelik olmak üzere, ülkede ciddi bir altyapının oluşmadığını ve bunun da ikinci el araç satıcılarını, elektrikli araç satma konusunda ‘çekingen’ kıldığını da aktarırken; bu tarz çalışmaların yapılıp, elektrikli araçlarının yaygınlaşmasının ardından, bu kez ‘arz’ sıkıntılarıyla karşılaşılacağını aktardı.

   Hem elektrikli araç şarj istasyonları hem de enerji ihtiyacı gibi sorunların, KIB-TEK’in mevcut yapısı göz önünde bulundurulduğunda, karşımızda ‘ciddi bir engel’ olarak durduğunu da kaydeden Aşıkoğlu, elektrik üretim ve iletim altyapımızın ‘sorgulanmaya muhtaç’ olduğunu söyledi.

   Bu tarz arabaların hızlı şarjı noktasında gözle görülür bir eksiğimiz olduğunu da kaydeden Aşıkoğlu, benzin istasyonları benzeri şarj noktalarının oluşturacağı yükün, ülkedeki ‘çağ dışı’ elektrik altyapısı üzerinden karşılanmasının mümkün olmadığını belirtti.

   İhtiyaç duyulması olası 800 MW bandındaki ‘ekstra’ enerjinin, fosil yakıttan enerji elde etmeye dayalı ‘geleneksel’ yöntemlerle karşılanmasının söz konusu dahi olamayacağını söyleyen Aşıkoğlu, böylesi bir eylemin, elektrik fiyatlarının da ‘kabul edilemez oranda’ artmasını da beraberinde getireceği uyarısını yaptı.

   Aşıkoğlu, önümüzdeki beş yıl içerisinde bile elektrik enerjisi hususunda ciddi bir çıkmazın bizleri beklediğinin öngörüldüğünü de söylerken; KIB-TEK’e yönelik uyarı ve önerileri içeren çalışmaların ise dosyalanmış şekilde ‘raflarda durduğunu’ belirtti.

   Güneş enerjisinden elektrik üretilmesi konusunda, dünya ortalamasının ‘hız bazında’ 2,5 kat üzerinde olduğumuzu da söyleyen Aşıkoğlu, bu alandaki modernizasyonu, çok kısa zamanda hayata geçirdiğimizi aktardı.

   Öngörülen seviyede ve kalitede elektrik enerjisi üretebilmemizin ‘tek’ yolunun, güneş enerjisi başta olmak üzere ‘yenilenebilir’ enerji kaynaklarının kullanımını maksimum kapasiteye çıkarmak ve kablo vasıtasıyla, Türkiye ile enterkonnekte bir sistem kurmak olduğunu da vurgulayan Aşıkoğlu, aksi takdirde çok ciddi bir ‘sorunlar yumağının’ bizleri beklediğini söyledi.

   ‘Türkiye ile enterkonnekte olunması durumunda KIB-TEK’in işlevsizleşeceği’ yönündeki iddiaları ise “Şehir efsanesi” olarak nitelendiren Aşıkoğlu, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:

   “KIB-TEK, bir devlet kurumudur ve yaşatılmalıdır fakat ‘halkın yararına’ yaşatılmalıdır. Fosil yakıtlardan elektrik üretmek çağ dışıdır ve Avrupa Birliği tarafından da günden güne yasaklanıyor. LNG kullanımı da fuel oil yakımı da hem rasyonel değildir hem de elektrik fiyatlarını yükseltir.

   Mevcut üretimimizin çevreye yıllık zararı 1 milyon eurodur. KKTC için tek alternatif, güneş enerjisinden faydalanma bandımızı yüzde 100’e çekmek ve kablo vasıtasıyla Türkiye ile enterkonnekte olmaktır. Bunlar haricindeki ‘hiçbir yaklaşım’ rasyonel değildir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75