Gözler Türkiye Merkez Bankası’nın faiz kararında

banner37

TCMB, yılın ilk PPK toplantısını bugün düzenliyor; piyasalar ve uzmanların geneli, yüzde 17’lik mevcut politika faizinde herhangi bir değişiklik beklemezken ‘sürpriz’ de ihtimal dahilinde

Gözler Türkiye Merkez Bankası’nın faiz kararında
banner90
banner99

Ali ÇATAL

“TOPLANTILAR BUGÜN BAŞLIYOR”… TCMB bünyesinde, yılın ilk PPK toplantısı bugün yapılıyor. PPK kararları, bugün Kıbrıs saati ile 13.00’te açıklanırken; Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti ve Enflasyon Raporu ise 28 Ocak’ta kamuoyuyla paylaşılacak. Merkez, ilki bugün olmak üzere 18 Şubat, 18 Mart, 15 Nisan, 6 Mayıs, 17 Haziran, 14 Temmuz, 12 Ağustos, 23 Eylül, 21 Ekim, 18 Kasım ve 16 Aralık dönemlerinde, 2021 yılı dahilinde 12 kez toplanacak ve politika faizleri başta olmak üzere para politikalarını belirleyecek.

“PİYASALAR DEĞİŞİKLİK BEKLEMİYOR”… Reuters anketine katılan 20 kurumun 15'i, ocak döneminde politika faizinin sabit tutulmasını bekliyor. CreditSuisse tarafından yayımlanan bir raporda da "TCMB'nin sıkılaştırmayı piyasa koşullarında daha belirgin bir baskı olmadıkça gerçekleştirmesini beklemiyoruz. En olası senaryo, PPK'nin, yüzde 17 seviyesindeki politika faizini 2021'in ortasına kadar koruduktan sonra yılın ikinci yarısında kademeli olarak yüzde 14'e indirmesi" görüşüne yer verildi.

“ÖNCE STABİLİTE, ARDINDAN REFORM”… Ekonomist ve Akademisyen Prof. Dr. Okan Veli Şafaklı, son iki faiz artırımlarıyla durağan bir döviz piyasası sağlandığını söylerken; “Şimdi sıra, yatırım iklimini iyileştirmek için yargı reformu ve AB müktesebatına uyum doğrultusunda olumlu adım atmaya geldi” ifadelerini kullandı. Şafaklı, risk ve getiri ikileminin, özellikle son dönemlerde Türkiye’nin ‘epey aleyhine’ göründüğünü de kaydederken; ‘risk priminin’ de mutlaka artması gerektiğini söyledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesinde bugün yılın ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı yapılacakken; piyasalar, yüzde 17’lik politika faizinde herhangi bir değişiklik beklemiyor.

PPK kararları, bugün Kıbrıs saati ile 13.00’te açıklanırken; Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti ve Enflasyon Raporu ise 28 Ocak’ta kamuoyuyla paylaşılacak.

TCMB, politika faizi yani bir hafta vadeli repo işlemlerinde uygulanan faiz oranı konusunda, geride bıraktığımız yıl, 22 Ekim 2020’deki PPK toplantısına kadar ‘faizleri stabil tutma’ ve bazı toplantılarda da ‘faiz indirimi’ kararları almış; ancak TL’deki volatilite yani oynaklık veya bir başka ifadeyle ‘TL’nin döviz karşısındaki değer kaybı’ nedeniyle son iki toplantıda ‘faiz artırımı’ eylemini hayata geçirmişti.

Buna göre, merkez, 16 Ocak 2020’deki toplantıda, politika faizlerini yüzde 12’den yüzde 11,25, 19 Şubat 2020’deki toplantıda yüzde 11,25’ten yüzde 10,75, 17 Mart 2020’de yüzde 10,75’ten yüzde 9,75’e, 22 Nisan 2020’de yüzde 9,75’ten yüzde 8,75’e, 21 Mayıs 2020’de yüzde 8,75’ten yüzde 8,25’e indirmiş; 25 Haziran 2020’de, 23 Temmuz 2020’de ve 20 Ağustos 2020’de de sabit tutmuştu.

‘Kur şoku’ döneminin derinleşmesi ve artan enflasyonist riskler neticesinde, 24 Eylül 2020’deki toplantıda faizlerin yüzde 8,25’ten yüzde 10,25’e yükseltilmesine karar veren TCMB, 22 Ekim 2020’deki PPK toplantısında ise ‘piyasa beklentilerinin aksine’ faiz yükseltmemiş ve TL’deki değer kaybına rağmen ‘büyüme’ hedefleri doğrultusunda adım atarak, faizleri yine sabit tutmuştu.

Türkiye Merkez Bankası ile Türkiye Hazine ve Maliye Bakanlığı Başkanlığı koltuklarında yaşanan değişimin ardından yapılan ilk PPK toplantısı olma mahiyeti de taşıyan 19 Kasım toplantısında politika faizini yüzde 10,25’ten yüzde 15’e yükselten merkez, 24 Aralık 2020’deki ‘yılın son PPK toplantısında da faiz artırımına giderek, faiz oranının yüzde 15’ten yüzde 17’ye yükseltilmesine hükmetmiş; böylelikle 2020, yüzde 17 bandında bir faizle kapanmıştı.

Merkez, ilki bugün olmak üzere 18 Şubat, 18 Mart, 15 Nisan, 6 Mayıs, 17 Haziran, 14 Temmuz, 12 Ağustos, 23 Eylül, 21 Ekim, 18 Kasım ve 16 Aralık dönemlerinde, 2021 yılı dahilinde12 kez toplanacak ve politika faizleri başta olmak üzere Türkiye ve TL kullanması hasebiyle ‘dolaylı yoldan da olsa’ KKTC’nin para politikalarını belirleyecek.

Genel beklenti ‘stabil tutma’ yönünde

Reuters anketine katılan 20 kurumun 15'i, ocak döneminde politika faizinin sabit tutulmasını, 5'i ise faizlerde artışı bekliyor. Artış beklentilerinin üç tanesi 50, diğer ikisi ise 100 baz puan (bp) yönünde.

banner134
Genel beklenti, TCMB'nin, Kasım ve Aralık 2020'de dezenflasyonu sağlamak adına gerçekleştirdiği toplam 675 bp’lik artışın ardından atılan adımların etkisini izlemek adına faizleri sabit tutacağı şeklinde.

Ekonomi yönetimindeki sürpriz değişim sonrasında Kasım 2020’de Naci Ağbal başkanlığındaki ilk toplantıda TCMB enflasyon görünümüne dair risklerin bertaraf edilmesi ve dezenflasyon sürecinin yeniden tesisi amacıyla politika faizini 475 bp artırarak, beklentilere paralel şekilde yüzde 15'e yükseltmişti.

TCMB, Aralık 2020 döneminde ise bu kez ‘beklentilerin üzerinde’ 200 bp’lik bir artışa gitmiş ve sıkı duruşun da ‘enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler oluşana kadar’ kararlılıkla sürdürüleceğini belirtmişti.

CreditSuisse tarafından hafta başında yayımlanan bir raporda da enflasyonda zorlu bir seyir olduğuna dikkat çekilerek, "Politika faizinin 2021 sonu için belirlenen hedefe ulaşabilmek adına mevcut seviyesinden yani belki 50-150 baz puan yukarıda olması gerektiğini düşünüyoruz ancak TCMB'nin bu sıkılaştırmayı piyasa koşullarında daha belirgin bir baskı olmadıkça gerçekleştirmesini beklemiyoruz.

Bizce en olası senaryo, PPK'nin, yüzde 17 seviyesindeki politika faizini 2021'in ortasına kadar koruduktan sonra yılın ikinci yarısında kademeli olarak yüzde 14'e indirmesi" görüşüne yer verildi.

Şafaklı: Sırada ‘yargı reformu’ var

Ekonomist ve Akademisyen Prof. Dr. Okan Veli Şafaklı, son iki faiz artırımlarıyla durağan bir döviz piyasası sağlandığını söylerken; “Şimdi sıra, yatırım iklimini iyileştirmek için yargı reformu ve AB müktesebatına uyum doğrultusunda olumlu adım atmaya geldi” ifadelerini kullandı.

Şafaklı, risk ve getiri ikileminin, özellikle son dönemlerde Türkiye’nin ‘epey aleyhine’ göründüğünü de kaydederken; ‘risk priminin’ de mutlaka artması gerektiğini söyledi.

Her ülkeye yönelik olmak üzere uluslararası değerlendirme kuruluşları tarafından yayımlanan ve ilgili ülkenin ‘yatırım iklimine’ yönelik mevcut durumu ortaya koyan raporlarda Türkiye’nin son dönemde yaşadığı gerilemenin de TL’deki değer kaybını hızlandırdığını söyleyen Şafaklı, bunun ‘doğal’ sonucunun da düşen yatırımcı güveni ülkeye giren dövizin azalması olduğu gerçeğini vurguladı.

Kredi notu düşürülen bir ülkeye yatırım yapmanın çok riskli olduğu gerçeğinden hareketle, yabancı yatırımcıların da bu yönde pozisyon olmak durumunda kaldığını vurgulayan Şafaklı, bağımsız denetçi sıfatı taşıyan kuruluşların verdiği kredi notlarının ‘zannedilenden çok daha fazla’ önemli olduğunu söyledi.

Ekonomik ve siyasi istikrar algısı için risk priminin de çok önemli olduğunu ve an itibarıyla bu algıyı yükseltecek tek eylemin de risk primini yükseltmek olarak göründüğünü aktaran Şafaklı, “Bu primi öyle bir artırmalısınız ki insanlara yerel parada kalmak cazip gelsin” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarsızlığının yanı sıra kredi notundaki düşüşün dahi ‘başlı başına’ bir risk faktörü olduğuna işaret eden Şafaklı, Türkiye Merkez Bankası’nın son faiz artırımlarının, kurlardaki oynaklığı ‘tam anlamıyla’ engelleyecek seviyede olmadığını; ‘yapısal reformlar’ vasıtasıyla, yatırımcı güveninin de yükseltilmesi gerektiğini söyledi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75