Haksız rekabet koşulları içindeyiz

banner37

Kuzey Kıbrıs Bankalar Birliği (KKBB) Başkanı Dr. Süleyman Erol, ülkedeki bankacılık sektörünün sorunlarına dikkat çekti.

banner87
Haksız rekabet koşulları içindeyiz
banner90
banner99

Kuzey Kıbrıs Bankalar Birliği (KKBB) Başkanı Dr. Süleyman Erol, KKTC bankalarının haksız rekabet koşulları altında çalıştığına dikkat çekti.

KKBB’nin geçtiğimiz hafta yapılan olağan genel kurulu sonrasında görevi yeni yönetime teslim etmeye hazırlanan Süleyman Erol, birliğin 30’uncu kuruluş yıldönümü resepsiyonunda yaptığı konuşmada bankacılık sektörünün sorunlarını bir kez daha vurguladı.

Erol’un haksız rekabet koşullarıyla ilgili söyledikleri şöyle:

“Haksız rekabet koşullarında çalışıyoruz. Türkiye ve Dünya bankaları yerel bankalarımızı muhabir olarak kabul etmiyor. Lisanlarımız sorgulanıyor ama aynı Türkiye bankaları, KKTC Merkez Bankası’nın verdiği lisansla burada bankacılık yapıyor. Mütekabiliyet kuralları çalışmıyor, teknik sebeplerle biz Türkiye’de şube açamıyoruz. Dünya ve Türkiye ödemeler sistemine entegrasyonumuz yok. Aşırı rekabet bankalarımızı daha fazla risk almaya itebilir. Sermaye yeterliliği oranlarımız düşüyor ve maalesef yerel banka sahipleri bu sermaye artışlarını gerçekleştiremiyor. Artık bu tarihten sonra yeni lisans verilmemeli, birleşme ve banka satışları özendirilmelidir. Türkiye’de 2000 yılı krizi sonrası yeni lisans vermeyerek mevcut bankaların alım satımını teşvik ederek sektörün güçlenmesini ve daha rekabetçi bir yapı oluşmasını sağladı.”

Konuşmasında sektör hakkında bilgiler de veren başlayan Erol, “2016 yılında toplam net kârımız 307 milyon TL’ye ulaşırken, doğrudan ödediğimiz vergi tutarı 80 milyon Türk Lirası’na, toplam ödenen sigorta primi ise yıllık 100 milyona ulaşmaktadır. Küçük ülkemiz için büyük rakamlar olduğunu düşünüyorum” dedi.

Alacak sorunlarımızda devlet yanımızda yok

Süleyman Erol, her yıl 80 milyon TL doğrudan vergi, en az bir o kadar da sigorta primi ödemelerine rağmen devletin sektörün yanında olmadığını savundu. Erol, “Alacak sorunlarımızda devlet yanımızda yok. Bankacılık, sadece bankacılara bırakılamayacak kadar önemli bir iştir. Denetleme ve düzenleme bize ve işimize itibar kazandırır. İyi niyetli masum çoğunluğun hakkını hukukunu koruyacak düzenlemeler yapmakla ve uygulamakla sorumluyuz” şeklinde konuştu.

Dr. Süleyman Erol’un bankacılık sektörü ve birliğin önemi ile ilgili konuşmasını satır başları şöyle:

Sorumluluklarımız var. Emanetçiyiz, emaneti koruma ve gerçek sahiplerine fazlasıyla iade etme sorumluluğumuz var. Her yıl 80 milyon TL doğrudan vergi, en az bir o kadar da sigorta primi ödüyoruz, ama devlet yanımızda yok.

Sektör olarak çok yüksek mali yükler altında çalışıyoruz. Unutmayalım ki bankalar aracılık hizmeti verir, bu maliyetleri halka yüklerler. Aracılık vergilerimiz olan damga vergisi, BSİV yüksek, munzam, disponibilite ve diğer likidite düzenlemeleri, başka banka limiti olmamasından kaynaklı likit çalışma ihtiyacı maliyetlerimizi artırmaktadır. Türkiye bankaları mevduatının yüzde 80’ine kadar kredi verebilirken yerel bankalarımız ihtiyatlı çalışma ihtiyacı nedeniyle yüzde 70’in üzerine ulaşamamaktadır. Aşırı yükler ve haksız rekabet koşulları yerel bankalarımızı aşırı risk almaya teşvik edebilir. Bu da ülkenin menfaatine olmayacaktır.

Devlet bankaların ana ortağı gibi

2001 krizinden beri yıllık yüzde 1’e varan mevduat sigorta primi ödüyoruz. Bu tutar aktif kârlılık oranı yüzde 1,5 kadar düşen sektörde, toplam sektör kârının yüzde 50’sine ulaşmaktadır. Hatta bazı bankalarımız yıllık kârından daha fazla sigorta primi ödüyor. Devlet adeta bankalarımıza ana ortak durumundadır. Düşen sermaye yeterlilikleri sebebiyle hissedarlarımıza temettü ödeyemiyoruz ancak TMSF primlerimiz bizim taahhüdümüzü oluşturuyor ve zarar etsek bile ödemek zorundayız.

Borcunu ödeyen yok

Tahsili geciken alacaklar en büyük sorunlarımızdandır. Toplam sorunlu alacaklarımız 843 milyon TL’sına, toplam kredilerimizin yüzde 7’sine ulaştı. Oysa bu alacakların tahsiliyle bankalarımız 500 milyona varan gelir yaratılabilir ve devlet de en az 200 milyon TL vergi ve harç geliri sağlayabilir. Bu durum bile hükümeti teşvik etmelidir. Ancak, 15 yıldır icra satışı yok, Borç yapılandırma yasaları neredeyse tüm birikmiş faiz silinmesine rağmen ödeyen yok denecek sayıdadır. Oysa borç yapılandırma yasaları özel hukuk alanına müdahaledir ve yanlıştır. Borçların ödenmemesi ne adildir ne de sürdürülebilir, hatta kamusal sorumluluk doğurabilir, bankalarımız ilerde zarar ziyan tazminin de bile bulunabilir.

Kurumsal alt yapımızda ciddi eksikliklerimiz var; Bankalararası Kârt Merkezi, Kredi Kayıt Bürosu,Ortak kârt, ATM ve POS uygulamaları,Varlık yönetim şirketleri, Destek kuruluşları, Mahkeme öncesi uzlaşı hakemlik müessesesi, para piyasaları ve ürünleri Türkiye’de ve diğer ülkelerde var ancak bizde düzenlemeleri bile yoktur.

Yüksek kârlılık iddiaları doğru değil

Sektörümüzdeki yüksek kârlılık iddiaları doğru değildir, özkaynak kârlılığımız ortalamamız en iyi dediğimiz 2016 yılında yüzde 16’dır, yüzde 10’u aşan enflasyon, alınan yüksek riskler karşılığında bu oran yeterli sayılmaz. Bizim sürdürülebilir kârlılığa ve yüksek aktif kalitesine ihtiyacımız var. Sektör büyüklükleri faiz ve kur hareketleri ile otomatik olarak nominal olarak artarken Sermaye Yeterliliği Rasyolarımız yetersiz kalmaktadır.

Asıl döviz borçluları bankalardır, kurlardaki artışa kârşı yapılacak bir şey yoktur. Bundan sonrası için döviz kredilerini verme koşulları gözden geçirilebilir, sadece döviz geliri olanlara ve ticari işletmeler tercih edilmelidir.

Finansal okur-yazarlık seferberliği ilan ediyoruz

Bankaların itibarının yükseltilmesi halkımıza doğrudan fayda sağlar. Finans sektörünü doğru anlamak ve doğru kullanmak için hepimizin ihtiyacına göre yeterli finansal okuryazarlık seviyesinde olması gerekir. Ülke olarak her kesimde finansal okuryazarlık seferberliği ilan ediyoruz, bankacılığı doğru anlamanın en uygun ve en ucuz krediyi kullanmanın ve tasarrufun önemini kavramanın ve tasarrufları en doğru şekilde korumanın en etkili yolu bu görünüyor, bu konuda birlik olarak görev üstlendik ve Finansal okur yazarlık seferberliği ilan ediyoruz.

Her türlü zorluklarımıza ve sahipsizliğimize rağmen bankacılık sektörümüz rekabetçi yapısı, kalifiye ve fedakâr çalışanları ile ekonomideki kaynakları yatırıma dönüştürme fonksiyonunu başarılı bir şekilde yerine getirmektedir. Bizim kaygımız her şeyin daha iyisini hak eden halkımıza daha etkin hizmet verebilmektir.”

 

 

Güncelleme Tarihi: 07 Haziran 2017, 13:22
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75

banner108