Halk mesajı zaten aldı

Albank Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Melih Karavelioğlu, dövizdeki yükselişi ‘önlem önerileriyle’ irdeledi:

Halk mesajı zaten aldı
  • 18 Haziran 2018, Pazartesi 11:11

Ali ÇATAL / Fotoğraflar: Fethi İLKTUĞ

Albank Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Melih Karavelioğlu, dövizdeki yükseliş öngörüleri akabinde düşülen ‘İnsanlar gelirlerine göre borçlanmalı’ anekdotunun halk nezdinde karşılık bulduğunu vurguladı. Karavelioğlu, “Bireysel kredilerde yabancı para oranı yüzde 11’e düştü. Bu da bize gösteriyor ki halkta bir ‘TL’den kaçma’ durumu söz konusu. Demek ki sizlerin ‘Gelirinize göre borçlanın’ önerisi dikkate alınmış” sözleriyle özetleyen Karavelioğlu, halkın belini büken döviz kurlarındaki yükselişi KIBRIS Ekonomi’ye yorumladı.

Karavelioğlu, rekabet gücümüzün olmadığı alanlara yatırımın ancak ülke ekonomisinin lokomotif sektörleri turizm ve eğitime bağlı hizmet sektörüne eğilinmesi durumunda birer kuvvet çarpanına dönüşebileceğini kaydetti.

Euro kullanımına geçilmesinin dertlere deva olacağı söylemini, bütün para birimlerinde yaşanan dalgalanmayı göz önünde bulundurarak ‘Pollyannacılık’ şeklinde niteleyen Karavelioğlu’nun sorularımıza verdiği cevaplar şöyle:

Toplumun, ‘tansiyonu bir türlü düşmeyen’ dövize yönelik olarak“Korku filmi gibi, Ne zaman bitecek bu çile?” şeklinde öfke, tepki ve korku karışımı yorumları var. Bir bankacı ve onun da ötesinde ekonomist kimliğinizle biz de aynı soruyusize soralım: Sizce ne zaman bitecek bu çile?

Karavelioğlu:Her şeyden önce, dolaşımdaki paranın TL olduğu unutulmamalı. Yani Türkiye’deki gelişmelerden direkt etkileniyoruz. Türkiye’deki en basit tartışmalar dahi ülkemizdeki dövizde ciddi anlamda belirleyici. Şunu da ekleyeyim: Geçmişe bakıldığında, Türkiye’deki seçim dönemlerinin etkilerinin olumlu olduğu da görülüyor. Kısacası, Türkiye’deki makroekonomik olumsuz göstergeler, jeopolitik riskler ve çevresel faktörler, ülkemize kur artışı olarak yansıyor. Demek ki öncelikle Türkiye’de bir toparlanma şart. Öte yandan, sterlinin dolara karşı değer kazanması da bekleniyorki bu da demek oluyor ki sterlindeki yükseliş muhtemelen katmerli olacak. Bir yıl önce, sterlinin 5,5-6 bandını görebileceğini öngörmüştüm, ne yazık ki süreç beni haklı çıkaracak gibi.”

- Peki dövizdeki bu patlamaların, bazı iddialar gibi ‘TL’nin aslında ne denli güçsüz olduğunu’ kanıtladığını söyleyebilir miyiz?

Karavelioğlu:Kesinlikle söyleyemeyiz zira bugün dolaşımdaki bütün kurlar için bir risk söz konusu. Bir ülkenin parasının değer kazanması ne denli doğalsa, değer kaybetmesi de bir o kadar olası ve normal. Onun da ötesinde… Şöyle bir soru yönelteyim bu iddiayı dillendirenlere: Cari açığı kapatacak, Türkiye’den başka bir ülke var mı? Şayet varsa, o ülkenin para birimine de geçebiliriz.

- İran, dolar kurunu sabitledi. Gerçi İran, liberal ekonomi politik için hiç de uygun bir örnek değil ama bizde de –söz gelimi- toplumu yakından ilgilendiren sterlin/TL paritesinde bu tarz bir uygulamaya gidilebilir mi veya şöyle sorayım: Gidilmeli mi? Cevap şayet ‘hayır’ ise Türkiye’nin böyle bir uygulama başlatması durumundaki tavrımız ne olmalı?

Karavelioğlu:Söylediğiniz üzere İran’ın tavrı ekstrem bir durum ve belirleyici bir örnek kesinlikle değil çünkü Tahran yönetimi, paranın yurt dışına çıkışını kısıtlıyor. Ha halk, ‘dünyada bu alandaki birkaç örnekten bir teki olalım’ gibi bir tavır koyarsa, bu da ihtimal dahilinde olabilir.

- Şu da sorulmalı bence zira bu iddiayı da ciddi anlamda savunanlar var: ‘Tek birim’ uygulaması, derde deva olur mu? Bildiğiniz üzere ülkemizde maaşlar TL üzerinden ödenirken, kiralar başta olmak üzere ticari pek çok eylemde sterlin kullanılıyor. Ekonomik bütün faaliyetleri sadece TL veya ondan çok daha güçlü kur sterlin ile yapmak bir çözüm mü? Keza AB üyesi olmasak da Euro kullanımı daha iyi sonuçlar verebilir mi?

Karavelioğlu:Halkın bir kesiminde ‘hem TL’de hem sterlinde hem de Euro’da kazanayım’ gibi bir düşünce var lakin böyle bir dünya ne yazık ki yok. Kişiler de kurumlar da kâr/zarar hesaplarını tek birim üzerinden yapmalı. Euro kullanma önerisi de zaten ‘Pollyannacılık oynayan’ bazı aklı-evvellerin talebi, zira Euro da ‘diğer bütün para birimleri gibi’ stabil bir kur değil. Euro da kendi içerisinde sürekli dalgalanıyor yani bazılarının sandığının aksine sürekli kazanmıyor, kazandırmıyor.

Yapılması gereken, yapısal reformları hayata hızla geçirmek ve rekabet edebileceğimiz alanlara yatırım yapmak. Söz gelimi, Euro üzerinden ödenen okul harçlarından şikayetçi yurttaşın önerisi, Euro kullanımına geçilmesi değil; devlet okullarının özel okullarla rekabet edebilir hale getirilmesi olmalı. Keza ne kadar yatırım yaparsak yapalım asla rekabetedemeyeceğimiz sektörler üzerinden ekonomiyi düzeltmeyi ummak da boşuna.

Bir ada ülkesi olduğumuz gerçeğiyle hareket edilmeli ve ekonomideki lokomotif sektörlerin turizm ve eğitim olduğu unutulmamalı. Bugün ekonomimiz Türkiye’den çok daha iyi durumda ve lokomotif iki sektör de ciddi anlamda atakta. 5 yıldızlı otelyapımları hızlandı, otellerdeki doluluk oranları da inanılmaz derecede yüksek. Üniversite sayımız ve buna bağlı öğrenci sayımız hızla artıyor. Şunu da ekleyeyim: Bu iki sektör, beyaz eşyadan elektrikli aletlere, kırk sektörü aynı anda hareketlendiriyor ve her sektörde gözle görülür bir ciro artışı sağlıyor.

‘Üretimi artırmalıyız’ kulağa hoş gelen fakat boş bir slogan çünkü kiminle rekabet edeceğiz ve ürettiğimizi kime satacağız? Bu gerçeği kabullenip, turizm ve eğitim alanlarına bağlı hizmet sektörünü geliştirmeliyiz, ki hizmet de artık bir üretim unsuru. Söz gelimi bankalar… Aslında bizler de hizmet üreten bir sektörüz. Bu işe beş kişiyle başladık, bugün yedi şubemiz var ve tam 110 kişiye ekmek veriyoruz. 60 milyon TL’ye yakın da yatırımımız var. Demek ki istihdam sağlamak için hizmet üretmek de yeterli.

- Yakın geçmişte, Güney Kıbrıs’ta, aslında daha ziyade ekonomik sarsılmadan kaynaklanan fakat kamuoyunda ‘bankalar krizi’ diye bilinen bir durum yaşanmıştı. Kuzey Kıbrıs’ta da benzer bir ‘kriz’ yaşanabilir mi?

Karavelioğlu:Kesinlikle yaşanmaz çünkü belirttiğiniz üzere o durum, milli hasılanın çok üzerinde borçlanılmasından kaynaklanan bir ekonomik krizdi. Mevduatlar tıraşlandı ve bu sorun çözüldü. Kuzey’de ne bankalar krizi yaşanabilir ne de ekonomik kriz, ki mevduatların krediye dönüşümü de hâlâ yüzde 75 civarında. Yine bazı aklı-evvellerin ‘Dövizle krediyi yasaklayalım’ önerisi de resmen traji-komik zira 13.3 milyar TL karşılığındaki yabancı parayı kredi vermezsek ne yapacağız? Böylesi bir durumda bu para ya Türkiye’ye ya da Güney Kıbrıs’a kaçacak.

Bugün başta turizm ve eğitim sektörleri olmak üzere dolaşımdaki paranın yüzde 57’sinin yabancı para olduğu gerçeği de unutulmamalı, bu paranın ‘ürkütülmemesi gerektiği’ de. Şunu notu da düşelim: Bireysel kredilerde yabancı para oranı yüzde 11’e düştü. Bu da bize gösteriyor ki halkta bir ‘TL’den kaçma’ durumu söz konusu. Demek ki sizlerin ‘Gelirinize göre borçlanın’ önerisi dikkate alınmış.’’

Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 4 4 0 0 6 12
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 4 3 1 0 9 10
3 BAF ÜLKÜ YURDU 4 3 0 1 6 9
4 GENÇLİK GÜCÜ TSK 4 2 2 0 6 8
5 CİHANGİR GSK 4 2 1 1 0 7
6 LEFKE TSK 4 1 3 0 3 6
7 GÖNYELİ SK 4 2 0 2 0 6
8 ÇETİNKAYA TSK 4 1 2 1 -1 5
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 4 1 2 1 -2 5
10 ESENTEPE KKSK 4 1 1 2 -5 4
11 GİRNE HALK EVİ 4 1 0 3 1 3
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 4 1 0 3 -2 3
13 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 4 1 0 3 -3 3
14 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 4 0 3 1 -3 3
15 BİNATLI YSK 4 1 0 3 -6 3
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 4 0 1 3 -9 1
yukarı çık