Her şey sakız satmakla başladı

banner37

Babasının çok eski Van tipi aracıyla köyleri dolaşıp, pazarlamacılık yaparak işe başlayan Mustafa Ersoy, ardından kalite ve hijyenden ödün vermeyerek hayata geçirdiği Metropol Süpermarket’in ve kendisinin hayat öyküsünü KIBRIS’a anlattı.

Her şey sakız satmakla başladı
banner90
banner99

Ali CANSU

Her şey 35 yıl önce evlendikten sonra iş kurmak için gazetede gördüğü “Pazarlamacı aranıyor” ilanı ile başladı. Evlendiklerinde kendilerine takılan paraları ilk sermayesi yaparak, babasının çok eski bir van aracıyla köy köy bakkalları dolaşıp, sınırlı parası ile alabildiği sakız, çikolata ve bisküvi satmakla işe koyuldu.

Ardından işlerini büyütüp toptancılık araçlarını artırdı. Sık sık yurt dışına giden ülkemizin başarılı iş adamlarından Metropol Süpermarket’in sahibi Mustafa Ersoy, yurt dışında gördüklerini ülkemize uyarlamak istemiyle şimdiki Metropol Süpermarket’i kurdu.

Metropol’ü açtığı gün “kaliteli, hijyenik, çağdaş ve hesaplı bir market olacağız” sözlerinden hiç geri adım atmadı ve hep ileriyi görerek bugünlere kadar aynı çizgide ilerledi.

2009 yılında ‘yılın girişimcisi’ seçilen Mustafa Ersoy, firma hissedarı Zehra Ersoy ile evli ve iki erkek çocuk babasıdır.

Müşterilerle de sürekli yakın ilişki kuran ve her görüşe açık olan Mustafa Ersoy, kalite ve hijyenden hiç ödün vermedi.

Bugün Metropol Süpermarket yanında, Metropol Fırın, Pizzy Burger, Metropol Catering ve yakında Metropol Girne’yi açacak olan Ersoy, vatandaşlara en iyiyi sunmak için çalışıyor. Öyle ki, üretimde kullanılan suyun arıtılması, kullanılan sepetlerin fırına geri dönüşünde özel makinelerle yıkanıp sterilize edilmesi, ürünlerin her birinin kendi standart soğutma ve şoklama derecelerinde üretilmesi ve saklanması, donanımlı gıda laboratuarı, çalışanların temizliği, üniformaların bina içinde steril bir şekilde yıkanıp kurutulması ve yeniden kullanılmaya hazır olması ve HACCP kurallarının uygulanmasına halen devam ediyor.

Her şey 1982’de “pazarlamacı aranıyor” ilanı başladı

Metropol Süpermarket Sahibi ve Direktörü (Aytaş Pazarlama Ltd) Mustafa Ersoy, iş hayatına 35 yıl önce 1982 yılında gazetelerdeki münhallara bakarak başladığını ve her gün tüm gazetelere baktığını ifade etti.

O yıllarda Gönyeli’de oturduklarını belirten Ersoy, “Bir gün gazetede ‘pazarlamacı aranıyor’ münhalını gördüm. Evlendiğim zaman eşim ve bana takı olarak takılan paraları iş kurmak için sermaye olarak kullanarak babamın çok eski Van tipi aracıyla bakkallara mal pazarlamaya başladım” dedi.

“ ‘Hade bir cikletcik ver’ diyen çok bakkal oldu”

Esas mesleğinin Jeoloji Mühendisliği olduğunu kaydeden Ersoy, ilk olarak bakkallara bisküvi, çikolata, çiklet, kuruyemiş gibi yemişler satmaya başladığını, bakkalların ihtiyacı olan baklagil, salça ve diğer ürünleri de satmaya başlayarak ürün yelpazesini genişlettiğini söyledi.

Bakkallara toptancı olarak bir şeyler satmak için gittiğini, o yıllarda yeni olduğu için hem köyleri hem de bakkalları yeni yeni tanıdığını ifade eden Ersoy, “Bütçem az olduğu için yeterince güçlü malım yoktu. Ama, yine de o yıllarda ‘Hade bir cikletcik ver’ diyen çok değerli müşterilerim beni boş döndürmüyordu. Bizim Kıbrıslıların en güzel özelliği bu idi. Bakkalda her şey vardı ama yine de alıyordu” dedi.

“Baktım bir şey satamıyorum ama sadece bir paket sakız satabiliyorum. Bir hesap yaptım ‘bir günde kaç sakız satsak masraflarım çıkar’ diye ve 100 paket sakız buldum. Günde 100 paket sakız satmam gerekiyordu bu da 100 bakkal demekti” diyen Ersoy, şöyle devam etti:

“Ben de gidip sattım. Sabah 05.00’te kalkıp gece yarısı sabaha karşı 3 veya 4’te eve döndüğümü hatırlıyorum. Küçük bakkallar genelde evlerinin bir bölümünü bakkal dükkânı yapıyorlardı. Böylece müşterilerle kaynaştım ve bir sakız yerine iki üç parça bir şeyler daha almaya başladılar. Böylece vakit yetmeyince 100 bakkala gidememeye başladım. Ben de güçlendikten sonra 2 yıl içerisinde beş tane otomobil alıp iş arkadaşı da alarak her bölgeye bir araç yolladım.

Ardından işler büyüdükçe mal ithal etmeye başladım. Tüm bu anlattıklarım 1982 ile 1991 arası yaşanıyordu. Belki bu yapılanlar zor gelebilir insana ama bende bunlar yapılması gereken şeyler olarak görülüyor. Yorulma nedir bilmezdim. O yıllarda iki kiloluk uzun peynirler çok satılıyordu. Kutu sütleri de ithal ettim. O yıllarda halkın çok aradığı ürünlerdi.”

“İlk günden beridir en iyiyi arıyorum”

Yurt dışından bir mal getirirken sürekli şimdiki gibi en iyiyi aradığını anlatan Ersoy, gıda güvenliği ve kalitede de en iyiyi seçtiğini belirtti.

1990’da bir yol ayırımına girdiğini anlatan Ersoy, yurt dışına çok gittiği ve İngiltere’de de çok kaldığı için Kıbrıs’ta süpermarket konusunda büyük bir eksiklik olduğunu hissettiğini kaydederek, “1991’e kadar bakkallar veya ambar statüsünde bakkallar vardı. Hizmet ve sergileme konusunda bir farkındalık yoktu. Londra ile aramızdaki bu boşluğu birinin doldurması gerekiyordu. Bu da ben olmalıyım dedim kendime” dedi.

1990’da Taşkınköy’de şimdiki Metropol’un olduğu bölge ve civarının bom boş olduğunu ve ilk arsayı kendisinin alarak Kıbrıs’ın en iyi, en ileri, en hesaplı, en modern, en çağdaş ve etten ekmeğe kadar tek çatı altına bir süpermarket kurmayı hedeflediğini söyledi. O güne kadar insanların et almak için kasap dükkânına, sebze almak için manava, ekmek almak için ise fırına gittiğini kaydeden Ersoy, evin bir ihtiyacını karşılamak için insanların buraları gezmek zorunda kaldıklarını belirtti.

“Metropol’ün doğuşunu 1991 Aralık’ta yaptık”

Avrupa’da bu yerlerin bir çatı altında olduğunu gördüğü için o gün “Metropol böyle olacak” diyerek şimdiki Metropol Süpermarket’i açtığını anlatan Ersoy, “1991 Aralık ayında, birçok çeşidin içerisinde olduğu süpermarketi ilk biz açtık. Hatta bir ileriye daha giderek o yıllarda yazar kasalardan fişler veriliyordu. Biz çağ atlatarak dijital ortamda barkot sistemine geçmiştik. Adeta bomba patlatmıştık. Basın aylarca bizi yazmıştı” dedi.

1995 yılında ise Aytaş Pazarlama Ltd’i kurduğunu anlatan Ersoy, Aytaş’ın açılımının ise gökyüzündeki ay’dan yeryüzündeki taşa kadar pazarlama yapmak anlamına geldiğini söyledi. Metropol’ün açılımının ise her şeyin merkezi anlamında olduğunu ifade eden Ersoy, İstanbul’a metropol şehir dendiğini anımsatarak, “Metropol’ün ismini, kazmayı vurup inşaat bittiğinde bulabildiydim. Bu ismi kendim yarattım” dedi.

“Metropol Girne 40 yıllık hayalimizdi”

Ersoy, 16 Aralık 2017’de ise çok arzu ettikleri Girne Üniversitesi’nin yanında yer alan Metropol Girne’yi açmayı arzu ettiklerini söyledi.

“Bu bizim 40 yıllık hayalimizdi” diyen Ersoy, şimdi geldikleri noktadan kendilerini daha ileriye taşıyacak görsel ve işlevsel anlamda iyi olacak 3 bin 600 metrekare kapalı alanı olan Metropol Girne’yi açma umudu ile yaşadıklarını belirtti. “Bizim için Aralık iyi bir aralık oldu” diyen Ersoy, üniversite hayatına da aralıkta başladığını, 7 yaşında Aralık’ta göçmen olduğunu, yine aralık ayında Lefkoşa Metropol’ü açtıklarını ifade etti.

banner134
Ersoy, bugün Lefkoşa Metropol’da 200’e yakın personelin çalıştığını belirtti.

“İlklerin de öncüsü olduk”

Kendilerinin Kıbrıs’ın en şanslı firmalarından birisi oluğunu kaydeden Ersoy, gıda mühendisiyle çalıştıklarını ve hayatın sağlıklı beslenmeye doğru gittiğini söyledi.

Ersoy, “Bir gün çok yakın bir arkadaşım bana telefon açarak ‘Mustafa, çok değerli size göre süper bir gıda mühendisi var’ dedi. Ben de ‘gönder gelsin’ dedim. Kız sabah geldi, akşama kadar mülakat yaptık. Baktım çok iyi. Böyle bir şans olamaz ve 20 yıla yakın bizdedir. Çok memnunuz. Bunun gibi Ticaret Müdürümüz de öyle. O alanda işimiz açıldı, aldık. Fırını açmadan 1991 yılında ilk aldığımız fırıncı halen çalışıyor ve baş ustası oldu. Alttaki ekip de çok meraklı. Cateringi kuracağız, bir ustabaşı aldık o da çok iyi çıktı. Pizzy Burger’in müdürü ise otelcilikte okul bitirdi ve hemen aldık. Böyle şans olamaz” dedi.

“Şanslıyız, çünkü ekip bizi, biz de ekibi bulduk” diyen Ersoy, bunun bir ekip işi olduğunu söyledi. Şu anda arkadan gelen CEO’ları yetiştirdiklerini, birinin halk ile ilişkiler, diğerinin ise işletme okuduğunu ve doktora yaptığını anlatan Ersoy, bunların da kendilerine büyük bir destek verdiğini kaydetti. Hayata sürekli pozitif ve iyi niyetle baktığını ve başarıp yapabilirsizden yola çıktıkları için kendisi ile çalışanlarda bu özellikleri aradığını kaydeden Ersoy, eleman alırken geleceğe pozitif bakmazsalar, güler yüzlü değilse ve yaparımcı değilse işe almadıklarını belirtti.

“Metropol ailesi sağlıklı yaşama inanır”

Metropol ailesinin sağlıklı yaşama inandığını da anlatan Ersoy, sabahleyin salonda spora giderken, oradaki arkadaşların hızlı pratik beslenmeleri konusunda eksiklik hissettiklerini kendisine söylemesinin ardından şekeri az yağ oranı sıfır ve enerji değeri yüksek fit tutacak bir yulaf bisküvi yarattıklarını söyledi.

Buna benzer sporculara özel ürünler geliştirdiklerini kaydeden Ersoy, ihtiyaçtan çıkan yenilikleri ülke insanına sunduklarını ve vatandaşların bundan çok memnun kaldığını da belirtti.

Pizzy Burger’i 2000’li yıllarda açtıklarını ifade eden Ersoy, şöyle devam etti:

“Avrupa’da marketlerin cafeleri var. Eşler veya çocukların oyalanıp atıştırabilecekleri bir yerler vardı. Kıbrıs’ta yoktu. Burada da olması lazım dedim. Yaptık. İyi de oldu. Burada hamburgerler kendi üretimimizdir. Etini birinci sınıf etten ve kendi ekmeğimizden yapıyoruz. Çünkü halkımız yeniliğe çok açıktır. Etrafımız şans kaynar. Ancak onu görmek ve aramak lazım. Biz iyilik ve şans ararız, onları görürüz.

Pizzy Burger’in de bir açılımının olduğunu ve dışarıdaki fast food’larda bir pizzacılar bir de hamburgerciler olduğunu ve Kıbrıs kültürüne nasıl uyulmayabiliriz diye düşündüğünü anlatan Ersoy, “Eşlerin biri pizza diğeri ve çocuğu hamburger seviyor. Bu ikisini aynı çatı altında birleştirip Pizzy Burger adını yarattık” dedi.

“Evde aile birliği yoksa, işte de iş birliği olmaz”

“Sürekli daha iyi ne yapılabiliri arıyoruz. Evde aile birliği yoksa, işte de iş birliği olmaz ve toplusal olarak negatif yansımalarını alırsınız. Yorucu iş hayatımda eşim bana büyük destek olmuştur. Birim yönetimde üst kademler de hep kadın oldu. Herhalde ülkemizde bir istatistik yapılsa kadın yöneticiler bakımından en üst sıralamada oluruz. Kadınlar ile çalışmaktan çok mutluyuz. Biz erkekler bazen daha makro düşünebiliriz ama kadınlar daha ince düşünerek bizim boşluklarımızı doldururlar ve bir bütün oluruz” diyen Ersoy, her düşündüğü şeyi evde ve işte ortaya attığını ve bunları tartışmaya başladıklarını, ardından kendisinin düşünemediği bir şeylerin de ortaya çıkmasını sağladığını belirtti.

“Bizde ortak akıl yol alır”

“Ben hiç doğruyum demem. Bizde ortak akıl yol alır. Ben ast üst dinlemem. Herkesin fikri benim için değerlidir” diyen Mustafa Ersoy, “Metropol’ün ilk kuruluşunda hep kaliteyi, hijyeni, çağdaş ve hesaplı bir market olmayı hedefledik” dedi.

Ersoy, annesinin eskiden evdeki taş fırınlarda haftada bir ekmek yaptığını ve ekmekler yapılırken çok merak ettiğini ve annesinin kendisine “Bak bakalım ekmek girdi mi?” dediğini ve fırının içine bakarak kabarıp kabarmadığını koksundan da anladığını kaydetti.

“Köy ekmeğinin kokusunu alan fırıncı olur”

“Köy ekmeğinin o kokusu içime sinmişti. O ekmeği pişirip tahta kürekle fırından çıkarırken o kokuyu alan ilerde fırıncı olur, kaçamaz. Yoktur kurtuluşu” diyen Ersoy, o ekmeklerin ve çöreklerin kokusunun genizlerine işlediğini söyledi.

Fırına bir odun daha fazla atamadıklarını çünkü ekmeği yakacağını artık anladıklarını kaydeden Ersoy, fırından o kömürü çıkartacakları zaman annesinin “3 dakika daha bekleyin” dediğini, çünkü zamanlamaların çok önemli olduğuna dikkat çekti. Ersoy, o ruh ile ekmek fırınının kokusundan görünüşünden sürekli eskilere gittiğini, çünkü Kıbrıs kültürünün ekmek yeme merakı olduğu için Metropol olarak bunu kaçırmamaya çalıştıklarını ifade etti. O yıllarda böreği saçta yaptıklarını anlatan Ersoy, kendisinin de evin büyük çocuğu olarak pişiren konumunda olduğunu belirterek, “Hiç unutmuyorum. Bir tarafı daha fazla kızarmasın veya diğer tarafı daha az kızarsın beyaz kalmasın diye her böreği yüz defa çevirirdim. Hepsi eşit olması gerekirdi. Emeğime acımaz yapardım” dedi. Kaliteyi buradan öğrendiğini, kalitenin yolunun istekten geçtiğini, teknoloji gerekmediğini ifade eden Ersoy, kalitenin eşittir istek olduğunu söyledi.

“Her ürünümüzün arkasında 5-6 aylık bir süreç vardır”

Her ürünün arkasında 5-6 aylık bir deneme süreci olduğunu kaydeden Ersoy, denemelerin ve yüzlerce örneklerin arasından bir ürünün raflarda yer alıp almayacağına karar verildiğini belirtti.

Kıbrıs toplumunun görsel olarak ne aradığını bildiğini anlatan Ersoy, kokusunun ardından lezzete geçtiğini ve gurmelik okumadığını ama annesinin zamanından gelen iyi yapıp bulma içgüdüsü ile raflarda yerini aldığını söyledi. Son yıllarda sağlıksız ürünlerden bir kaçış olduğunu ve sağlıklı ürün araştırmaları için çalışmalarının devam ettiğini de kaydeden Ersoy, her şeyi ile mükemmel olmayan bir ürünün satışa sunulmadığını belirtti.

Hep annesini anlattığını ve babasının da hakkının yenmemesi gerektiğini kaydeden Ersoy, “Babam çok çalışkan bir insandı. Babam tuttuğunu koparan bir insandı. Yapamam yoktur yaparım vardır diyor. Ona zor kelimesini anlatamayız. İlkokulda iken annem hep bana ‘oku büyük adam ol’ derdi. O dönemde okuyan sayısı azdı. Babam da ‘çalış’ derdi. Onun kitabında durmak yoktu. Ona göre çalışacaktım” dedi. O yıllarda ilkokulda kamyon ve traktör sürdüğünü ve sürekli çalıştıklarını anlatan Ersoy, “Metropol ailesine sürekli ‘oku ve çalış’ diyorum” dedi.

“Bizim gücümüz halkımızdan gelir”

Güçlerini halktan aldıklarını kaydeden Ersoy, başından beridir vatandaşlara müteşekkir olduğunu belirterek, “Onlardan çok ilgi ve destek gördük. Biz halkımızın bazen istediği bazen de istemediği ama olsa idi iyi olur dediği hizmetleri de önlerine koyduğumuz için belki talep gördük” dedi.

Bunun böyle devam edeceğini anlatan Ersoy, “Bazen onlar isteyecek biz yapacağız, bazen de biz onlar için çok daha iyi olur dediğimiz şeyleri önlerine koyacağız” dedi. Yollarına devam edeceklerini anlatan Ersoy, kalitelerinden hiçbir ödün vermeden, hatta bir üst sıraya çıkararak, arazi aldıkları diğer ilçelere de Metropol Süpermarket olarak yanlarına gitmeyi arzuladıklarını söyledi.

“Artık diğer ilçelere ve vatandaşlarımızın yanına gitme zamanı geldi noktasındayız” diyen Ersoy, halka ve kendileri için sürekli güzel şeyler yazan basına çok teşekkür etti. Metropol’ün buralara gelmesinde emeği olan herkese ve Metropol ailesine de çok teşekkür de eden Ersoy, “Yolumuz açık olsun. İyiliği, güzelliği ümit ederiz. Herkes için iyi şeyler ümit edin olur. İyi şeyler ümit edin, onlar olsun” dedi.

Ersoy, “Yılların getiremediğini saliseler getirebilir, yılma ve git. Yoldan kaçmak kayıptır. Gittiğin yere kadar git. Bir saniye önce hiç satamazsanız, bir saniye sonra çok satarsız. Yeter ki inanın. Sonuna kadar gidin” dedi.

Güncelleme Tarihi: 24 Ekim 2017, 10:11
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75