İnşaatlarda ölüm riski çok yüksek

banner37

İş Sağlığı ve Güvenliği Birliği eski başkanı Uğur Ergün, inşaat sektöründe Birleşik Krallık’tan 16 kat daha fazla ölüm riski altında olduğumuzu; diğer tüm iş kollarında da AB’nin ilk 15 üye ülkesinden 4.5 kat, AB’nin diğer tüm üyelerinden 3 kat, ABD’den ise 2 kat daha fazla ölüm riski olduğuna dikkat çekti.

banner87
İnşaatlarda ölüm riski çok yüksek
banner90
banner99

Ergül ERNUR

İş Sağlığı ve Güvenliği Birliği (İSG-BİR) eski başkanı Uğur Ergün, dünya oranlarıyla karşılaştırıldığında iş kazalarındaki ölüm oranında ülkemizin rekor seviyede olduğunu vurguladı.

İnşaat sektörünü “devletimizin denetleme ihtiyacı dahi duymadığı sektör” olarak izah eden Ergün, Birleşik

Krallık’ta işle ilgili hastalık, sağlık ve güvenlik alanlarında kamu yararına faaliyet gösteren bağımsız kamu kuruluşu Health and Safety Executive’in (Sağlık ve Güvenlik İdaresi) kullandığı uluslararası metot ve Avrupa Birliği İstatistik Kurumu olan Eurostat istatistikleriyle, ülkemizdeki iş kazaları oranlarını kıyasladı.

Bir tür bilimsel puanlama sistemi şeklindeki çalışma sonuçlarını KIBRIS Gazetesi’yle paylaşan Ergün, inşaat sektörü özelinde ülkemizde son 10 yıldaki ölüm hızının 32.68, son 5 yılda ise 32.29 olduğunu belirtti. Ergün, Birleşik Krallık’ta son 5 yıldaki ölüm hızının 2.04 olduğuna işaret ederek, ülkemizin inşaat sektörü açısından Birleşik Krallık’tan tam 16 kat daha tehlikeli olduğunu vurguladı.

Ergün, ülkemizin tüm iş kollarındaki ölüm hızında; AB’nin ilk 15 üye ülkesinden 4.5 kat, AB’nin diğer tüm üyelerinden 3 kat, ABD’den ise 2 kat daha fazla ölüm riski olduğuna dikkat çekti.

Ergün, “Ne acıdır ki ülkemizdeki iş kazaları sonucu ölüm hızı oranı Avrupa ve ABD genelinin toplamından bile daha çoktur. Sayın Bakan Saner bu konuda bizi ‘kötünün iyisi’ olarak tanımlamıştır ancak istatistiklere göre biz gerçekten çok kötü durumdayız. Bu oranlar kesinlikle görmezden gelinemez” dedi.

Uğur Ergün, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hamza Ersan Saner’in iş sağlığı ve güvenliği, inşaat denetimleriyle ilgili yaptığı açıklamaya uluslararası verilerle yanıt verdi.

Avrupa’daki durumu göz önüne seren Ergün, KIBRIS Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ali Baturay’ı ziyaret ederek, ülkemizdeki iş kazaları, inşaat sektöründeki durumu, ölüm oranlarını, Birleşik Krallık, AB ve ABD’ye kıyaslayarak anlattı.

Ergün: Bakan Saner’in açıklamaları talihsizlik

İş Sağlığı ve Güvenliği Birliği (İSG-BİR) eski başkanı Uğur Ergün, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hamza Ersan Saner’in “KKTC’de iş sağlığı ve güvenliğinde hangi noktada olacağımıza bakarsak ve ülke genelinde ciddi denetim yaparsak, ülkedeki tüm inşaatları yarın itibarıyla durdurmamız gerekiyor. Ülkemiz genelinde, örneğin 5 bin adet inşaat varsa, biz 4 bin 999’unu durdurmak zorundayız. Hal böyleyken denetim mi yapmak yoksa farklı yöntemlerle bu açığı kapatmak daha mı önemli buna bakmamız gerekiyor” açıklamasını “endişe verici” olarak değerlendirdi.

Bakan Saner’in açıklamalarını hayret, üzüntü ve endişe içerisinde takip ettiklerini belirten Ergün, bakanın denetim yapılması halinde ülkedeki inşaatların neredeyse tamamının mühürlenmesi gerektiğini söylediğini ancak bu konuda herhangi bir girişim yapacakları konusunda aynı kesinlikle açıklama ve uyarı yapmamasını “büyük bir talihsizlik” olarak niteledi.

“Ülkemizde insan hayatına kesinlikle önem verilmiyor”

Ergün, bakanlığın kendilerine göre en önemli görevinin iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak olduğunu ifade ederek bakanın açıklamasına karşı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu konuda hiçbir denetim ve tedbir düşüncesi olmadığını gördüklerini söyledi.

Ülkemizde insan hayatına kesinlikle önem verilmediğini savunan Ergün, çalışanları için güvenlik tedbirleri almayıp onların canını hiçe sayan işverenler aleyhine işlem yapılmamasının aslında standartlara uygun çalışan tüm işverenlerin cezalandırılması anlamına geldiğini belirtti.

Ergün, iş kazaları sonucunun toplumu sarstığını ancak sonrasında yaralanan veya ölen işçilerin sadece yaralanıp öldükleriyle kaldığı sistemin aslında ne kadar korkunç olduğunu bilimsel verilerle ortaya koydu.

Ölüm hızının hesaplanması

Uğur Ergün, tüm AB üye ülkeleri ile diğer pek çok ülkede kullanılan ve ölümcül yaralanma oranlarının yani ölüm hızının hesaplanmasında kullanılan standart metottan bahsetti:

“Herhangi bir yıl içerisinde işgücü sayısındaki değişiklikler, ölümcül yaralanma sayısını etkileyecektir. Bu sebeple yıldan yıla veya bir sektör veya bölgeyle bir başkası arasında, ölümcül veya ölümcül olmayan yaralanmalar arasında herhangi bir kıyaslama yaparken, işçi veya serbest çalışan birimi başına ölümcül yaralanma oranına uygun şekilde bakmak çok önemlidir. Bunun için ölümcül yaralanma sayısı (pay), Devlet İstatistik ve Planlama Örgütü resmi verilerine göre çalışan sayısına (payda) bölünür ve çıkan rakam 100 bin faktörüyle çarpılır.

Kısaca ölüm hızı, bir yıldaki ölüm sayısının toplam istihdam sayısına bölündükten sonra 100 binle çarpılması sonucu ortaya çıkar. Birleşik Krallık’ta işle ilgili hastalık, sağlık ve güvenlik alanlarında kamu yararına faaliyet gösteren bağımsız kamu kuruluşu Health and Safety Executive (Sağlık ve Güvenlik İdaresi) kaynaklarından uluslararası metodun geçerliliği teyit edilebilir”.

Ölüm hızı

Uğur Ergün, ülkemizde ölümle sonuçlanan kaza sayısı için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından düzenlenen, 2006’dan 2015 yılına kadar tahkikatı yapılan iş kazalarının faaliyet sahalarını incelediğini belirtti.

Ülkemizdeki işgücü sayısı için Devlet Planlama Örgütü İstatistik ve Araştırma Dairesi tarafından 2006’dan 2015 yılına kadar uygulanan Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarını kaynak olarak kullanan Ergün, rakamları

Health and Safety Executive (Sağlık ve Güvenlik İdaresi) ve Avrupa Birliği İstatistik Kurumu olan Eurostat istatistikleriyle kıyasladı.

Ergün, son 10 yılda iş kazalarındaki ölüm hızı istatistiğinin 6.67’yle rekor seviyede olduğunu, son 5 yıl incelendiğinde ise ölüm hızının 6.10 olarak görüldüğünü söyledi.

Son 5 yıl istatistiği içerisinde tahkikatı yapılan iş kazalarının iş kazası türüne göre dökümü incelendiğinde inşaat iş kolunun en yüksek risk seviyesinde görüldüğünü ifade eden Ergün, “Ülkemizin kanayan bir diğer yarası olan trafik kazaları ile iş kazalarının birbirine karıştırılmaması açısından önemli bir nokta var. Trafik kazaları iş kazası dökümüne göre olan tablo içerisinde sadece işle ilgili olan trafik kazaları yer almaktadır. Son 5 yıl istatistiğine bakıldığında 2012, 2013 ve 2014 yıllarında iş kazasıyla ilintili herhangi bir trafik kazası tabloda yer almamaktadır. Buna rağmen son 5 yıla ait ölüm hızı 6.10 olarak görülmektedir” dedi.

“İnşaat sektörümüz Birleşik Krallık’tan 16 kat daha fazla ölüm riski içeriyor”

Uğur Ergün, “Devletimizin denetleme ihtiyacı dahi duymadığı inşaat sektörü özelinde son 10 yılda ölüm hızı 32.68, son 5 yılda ise 32.29’dur. Birleşik Krallık’ta ise inşaat sektöründe son 5 yılda ölüm hızı 2.04’tür yani bizim ülkemiz inşaat sektörü açısından Birleşik Krallık’tan ne yazık ki tam 16 kat daha tehlikeli bir ülkedir, kısacası ölüm riski 16 kat daha fazladır” dedi.

KKTC’de son 10 yılda iş kazalarındaki ölüm hızı genel olarak 6.67, son 5 yılda 6.10’ken, AB üyesi 15 ülkenin son 5 yıllık ortalamasının 1.44 olduğunu belirten Ergün, ortalamanın AB’ye üye ilk 15 ülke içerisinde yapılan çalışma sonucu çıktığını söyledi. Ergün, AB’nin 6’ncı ve 7’nci büyüme aşamaları olan Bulgaristan, Romanya ile Hırvatistan’ın katılması ve diğer AB üye devletlerinin istatistikleri birleşince rakamın 2.05 olduğunu ifade etti.

Ergün, Birleşik Krallık’ta ölüm hızının 2013 yılı itibarıyla genel olarak 0.51, önceki yıllar ortalamasının ise 0.67, Amerika Birleşik Devletlerinde ise oranın 3.1 olduğunu söyledi.

Ülkemizin, AB’nin ilk 15 üye ülkesinden 4.5 kat, AB’nin diğer tüm üyelerinden 3 kat, ABD’den ise 2 kat daha fazla ölüm riskimiz olduğuna dikkat çeken Ergün, “Ne acıdır ki bizim ülkemizdeki iş kazaları sonucu ölüm hızı oranı Avrupa ve ABD genelinin toplamından bile daha çoktur. Sayın Bakan Saner bu konuda bizi ‘kötünün iyisi’ olarak tanımlamıştır ancak istatistiklere göre biz gerçekten çok kötü durumdayız. Bu oranlar kesinlikle görmezden gelinemez” dedi.

“En sıcak 4 günde 215 denetim yapabilen aynı devlet neden şimdi denetim yapmıyor?”

Uğur Ergün, Çalışma Dairesi’nin tüm olumsuz şartlara rağmen denetim yapma yetki ve kapasitesine sahip bir olduğunu ifade etti.

Ergün, 2015 yılında hava sıcaklıklarının aşırı yükselmesi nedeniyle dışarıda çalışan işçilerin sağlığının korunabilmesi amacıyla 5-8 Ağustos 2015 tarihlerinde 12.00-16.00 saatleri arasında dışarıda çalışma yapılmasını yasaklayan karara ilişkin 4 günlük rapor yayınlandığını belirtti.

Çalışma Bakanlığı’nın açıklamasına göre, 5-8 Ağustos tarihleri arasında “Alo 102” ihbar hattına toplam 123 ihbar yapıldığını ifade eden Ergün, Çalışma Dairesi tarafından toplam 215 teftişin gerçekleştirildiğini söyledi. Ergün, bu teftişlerde toplam 38 yazılı uyarı yapıldığını ve faaliyetlerin durdurulduğunu belirtti.

Ergün, “Düşünün ki mevcut müfettişleriyle en sıcak 4 günde 215 denetim yapabilen aynı devlet neden şimdi denetim yapmıyor? Bunun önündeki engel nedir?” sorusunu sordu.

“Yasal mevzuat layıkıyla uygulanmıyor”

35/2008 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’yla bu yasa altındaki tüzüklerin, 1 Mart 2009 tarihinden beri yürürlükte olduğuna işaret eden Uğur Ergün, dünyada hiçbir yasal mevzuatın mükemmel olmadığını, hepsinin iyileştirmeye ve geliştirmeye açık olduğunu belirtti. Ergün, mevcut yasal düzenlemenin gerektirdiği uygulamaların yapılması halinde ülkemizdeki ölümcül kazaların çok büyük oranda önüne geçilebileceğini vurguladı.

Ergün, ülkemizdeki temel sıkıntının mevzuat eksikliğinden ziyade halihazırda yürürlükte olan yasaların layıkıyla uygulanmaması olduğunu belirtti.

“Bu insanlar iş sağlığı ve güvenliği denetimi olmamasından kaybedilmektedir”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Ersan Saner’in iş sağlığı ve güvenliği konusu ele alınırken inşa edilen binaların güvenliğinin göz ardı edildiğini belirttiğini “Yapı denetimi kontrolü yani bir inşaatın sağlıklı şekilde inşa edildiğini denetleyen bir merci yok. Mesleki denetim zorunluluğu olmayan bir ülkede, toplum olarak iş sağlığı ve güvenliği konusundan bahsediyoruz” dediğini anımsatan Uğur Ergün, şöyle dedi:

“Evet bizim ülkemizde halen yapı denetimine ilişkin yasal düzenleme yoktur. Gerçi İnşaat Mühendisleri Odası fevkalade yoğun çalışmayla bir düzenlemenin yasallaşması için çaba sarf etmekte ve eğitimler vermektedir ancak sayın bakanın görmezden geldiği husus bizim ülkemizde halihazırda bir İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası olduğu ve ne olursa olsun bunun uygulanmasının gerektiğidir.

Yapı denetimi tabii ki yapılsın ancak pratiğe bakacak olursak bizim ülkemizde inşaat işçileri inşa edilen yapının projeye uygun olup olmamasından değil, çok düşük maliyetle ve çok basit tedbirlerle boşlukların kapatılmamasından dolayı yüksekten düşme neticesinde hayatlarını kaybetmektedir.

Güvenlik önlemleri, yasaklayıcı, uyarıcı, önleyici önlemlerin alınmadığından, baret takmamaktan dolayı başlarına aldıkları sert darbeler sonucu yaralanmaktadır yani bu insanlar yapı denetimi olsun veya olmasın, iş sağlığı ve güvenliği denetimi olmamasından dolayı kaybedilmektedir. Bu iki konuyu birbirine karıştırmak çok yanlıştır”.

Uğur Ergün’den Bakan Saner’e sert yanıt

Bakan Saner’in iş sağlığı güvenliğiyle ilgili yasa ve tüzükleri incelediğini, çok ciddi eksiklikler tespit ettiğini belirttiğini, inşaatlarda iskelenin ayağının sabitleneceği yer konusunda bir kaza yaşanması ihtimalini örnek vererek “tüzüklerde ciddi boşluklar var. İş kazasına uğrayan herhangi bir vatandaşın dava dahi açmasına karşın hakkını savunamayacağı bir durum yaratılıyor. Öz eleştiri yapmazsak doğruyu bulamayız ve ülkemizde doğru adımlar atılamaz” dediğini ifade eden Ergün, bakanın açıklamasına şöyle karşılık verdi:

“Siz elinizdeki yasayı uygulamıyorsunuz, denetim yapmıyorsunuz, kimseye yaptırım uygulamıyorsunuz ve yaptığınız bu beyanata bakılırsa iş kazasına uğrayan bir vatandaşın mahkemeye gitmesinin dahi hiçbir işe yaramayacağı algısını oluşturmaya çalışıyorsunuz. Yürürlükte olan yasanın uygulanması tüm sektörlerdeki can güvenliğini çok daha iyi bir seviyeye taşıyacaktır.

Sürekli olumsuzlukları, imkânsızlıkları, yasal boşlukları mazeret olarak ortaya koymak yerine eldeki imkanları sonuna kadar zorlayıp, en azından işverenleri mevcut yasalar ile iş sağlığı ve güvenliği standartlarına uymaları konusunda sürekli telkin ve teşvik etmek daha uygun olacaktır.

Devlet üstüne düşen denetim ve yaptırım görevlerini yerine getirmediği, halkı bilinçlendirip teşvik etmediği, işverenler çalışanlarının sağlığı ve güvenliği için tedbir almayı gereksiz ve fuzuli masraf olarak gördüğü, işçilerin de bu ortamda çalışmayı kabul edip koruyucu önlem talep etmedikleri bu sistemde sürekli kayıplar vermeye devam edeceğiz.

Bu veriler ışığında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını ciddiyete ve ivedilikle tedbir alıp, ciddi denetimler yapmaya ve yaptırım uygulamaya davet ediyorum.”

 

Güncelleme Tarihi: 05 Şubat 2017, 10:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75