Kâbus geri döndü

banner37

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın son Para Politikası Kurulu toplantısında aldığı 200 baz puanlık faiz artırımının ardından TCMB Başkanı ‘4,5 ay sonra bir kez daha’ değişince, TL, haftaya sert kayıplarla başladı; döviz bir anda fırladı

Kâbus geri döndü
banner90
banner8

Ali ÇATAL

HEM FAİZLER, HEM DE KURLAR YÜKSEK… TCMB’nin son PPK toplantısında aldığı 200 bp’lik faiz artırımının ardından Türkiye, ‘dünyada politika faizinin en yüksek olduğu yedinci ülke’ haline geldi; bir partiye yönelik kapatma tartışmaları, TCMB Başkanı’nın görevden alınması ve İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılma açıklamalarıyla yükselen risk algısı, kurlara yansıdı. KKTC’de dün dolar 7,8846 TL, Euro 9,3964 TL ve sterlin 10,9652 TL’den alıcı buldu. Kurlar, haftayı sırasıyla 7,5102, 8,9482 ve 10,4119 TL’den kapatmıştı.

“RİSK ALGISI YERLE YEKSAN EDİLDİ”… Ekonomist Okan Veli Şafaklı, faiz arttığı halde düşmeyen kurların, sorunun başka yerde aranması gerektiğini gösterdiğini, Türkiye’ye yönelik siyasi risk algısının yerle yeksan edildiğini söyledi. Şafaklı, siyasi istikrar, hukuk devleti olma ve her şeyden önemlisi ‘merkez bankası bağımsızlığı’ gibi unsurların, sağlam bir mali yapı için yapılacak faiz artırımlarından çok daha önemli olduğu gerçeğine parmak basarken, özellikle ECB’nin bu konuda örnek alınmasını önerdi.

“PİYASALAR NEGATİF SÜRPRİZ SEVMEZ”… Ahmet Melih Karavelioğlu, “Piyasalar, negatif sürprizleri sevmez” derken, geçtiğimiz hafta sonu, piyasalarda kısa sürede kredibiliteyi yeniden tesis eden Türkiye Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alındığı haberinin, piyasada tam bir şok etkisi oluşturduğunu kaydetti. Karavelioğlu, nisanda alınacak kararın ‘büyük ihtimalle’ faiz indirimi olabileceği öngörüsünü paylaşırken, bunun da bize ‘daha önce de denenen’ düşük faiz/yüksek kur politikasına dönüldüğünü gösterebileceğini söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında aldığı 200 baz puanlık faiz artırımının ardından TCMB Başkanı ‘4,5 ay sonra bir kez daha’ değişince, TL, haftaya sert kayıplarla başladı; döviz bir anda fırladı.

Dövizdeki astronomik artış karşısında büyük şok yaşayan vatandaşlar, “yandık” diyerek tepki gösterdi. Her şeyin dövize endeksli olduğu ülkemizde TL’deki büyük değer kaybı, vatandaşı yeniden can evinden vurdu.

1 yılı aşkın bir süredir Koronavirüs belası ile boğuşup ekonomik çıkmaza giren vatandaşlar, şimdi de döviz kabusunun geri dönmesiyle yeniden şok oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB),geçtiğimiz perşembe düzenlenen yılın üçüncü Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında yaptığı 200 baz puanlık faiz artışı, uzun vadeli borçlanma maliyetleri ve risk primini düşürücü etkisiyle dikkat çekmiş; uzmanlara göre enflasyonla mücadelede kararlılığın gösterilmesiyle de kredibiliteyi artırmıştı.

Küresel çapta, özellikle tahvil faizleri kaynaklı risk algısının arttığı son dönemde, gelişmekte olan ülke para birimleri (GOP) üzerindeki baskı da geçtiğimiz haftanın genelinde hissedilirken, yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınının devam eden etkileri enflasyonist endişeleri de gündeme taşımıştı.

TL varlıklarda artan volatilite yani oynaklık, KKTC serbest piyasalarına da yansıdı ve yeni haftanın ilk işlem gününün kapanışında tüm döviz kurlarında yükseliş kayda geçti.

Buna göre, Kuzey Kıbrıs’ta dün Amerikan Doları ortalama 7,8846 TL, Euro 9,3964 ve İngiliz Sterlini 10,9652 TL’den alıcı buldu.

Kurlar, haftayı sırasıyla ortalama 7,5102, 8,9482 ve 10,4119 TL’den kapatmıştı.

‘Kur şoku kabusu’ tekrar başladı

TCMB Başkanı Naci Ağbal’ın, Cumhurbaşkanı kararnamesiyle görevden alınarak, kendisinin yerine 20 Mart 2021 itibarıyla Şahap Kavcıoğlu’nun atanmasının ardından para politikasında yaşanan belirsizlikle dolar/TL kuru Asya seansında 8,48’e yükseldi. Haftalık kapanışı 7,20 seviyesinde yapan kur, günlük bazda yüzde 16 yükselmesinin ardından, Türkiye içi seansta 7,70’e geriledi.

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, dün yaptığı bir açıklamada, serbest piyasa işleyişinin devam edeceğini, ayrıca maliye politikalarını, para politikasını tamamlayıcı yönde fiyat istikrarını desteklemek amacıyla uygulamaya devam edeceklerini açıkladı.

Elvan’ın açıklaması sonrası 7,70’e gerileyen kur, söz konusu açıklama sonrasında Türkiye serbest piyasalarında 7,90’lı seviyelerde işlem görmeye devam etti. Kavcıoğlu ve Elvan’ın politika değişikliğine gidilmeyeceği yönündeki açıklamalarına rağmen piyasalarda TL varlıklardaki kayıp sürdü.

Piyasalarda, siyasi cepheden gelecek açıklamaların beklenmesi ve günlük kapanışların takip edilmesinin ardından bugünkü işlemlerdeki volatilite izleniyor.

TL’nin, döviz kurları karşısındaki ‘kısa süre içerisindeki sert değer kaybı’ anlamına gelen ‘kur şoku’ dönemleri, yeni haftanın ilk işlem günü itibarıyla tekrar yaşanıyor.

En son Ağustos 2018’de Türkiye ile ABD arasında yaşanan gerginlikle birkaç gün içinde son derece sert ataklar göstererek rekor kayıplar yaşayan TL, dün itibarıyla bu tarih sonrası en yüksek oynaklığı yaşadı.

Türkiye CDS (Kredi Risk Primi) 5 yıllık USD de dün 465 puan üzerine yükselerek, Kasım 2020 sonrası en yüksek seviyeye çıktı.

Türkiye’nin kredi risk primi, Kasım 2020’de ‘13 ayın zirvesini’ test etmiş; yapılan faiz artırımlarıyla da gerilemişti.

Hatırlanacağı üzere TCMB Başkanlığı’na 6 Temmuz 2019’da Murat Çetinkaya’nın yerine Murat Uysal ve 7 Kasım 2020’de de Uysal’ın yerine Naci Ağbal, Cumhurbaşkanı kararnamesiyle göreve getirilmişti.

Şafaklı: ‘Risk algısı’ artırımdan fazla

Ekonomist ve Akademisyen Prof. Dr. Okan Veli Şafaklı, ‘faiz arttığı halde düşmeyen’ kurların, ‘sorunun başka yerde aranması gerektiğini’ gösterdiğini kaydederken, jeopolitik gelişmeler nedeniyle yatırımcıda oluşan risk algısının, politika faizlerinde yapılan artırımdan fazla olduğunu kaydetti.

Ekonomide ‘güven’ unsurunun önemine işaret eden Şafaklı, Türkiye’deki bir siyasi partinin kapatılmasına yönelik tartışmalarla başlayan sancılı sürecin, TL’deki oynaklığı artırdığını belirtti.

Türkiye’ye yönelik siyasi risk algısının ‘yerle yeksan edildiğini’ söyleyen Şafaklı, özellikle yabancı yatırımcı nezdinde hissedilen güvensizliğin, yapılan 200 bp’lik faiz artırımından ‘çok daha fazla’ olduğunu vurguladı.

Siyasi istikrar, hukuk devleti olma ve her şeyden önemlisi ‘merkez bankası bağımsızlığı’ gibi unsurların, sağlam bir mali yapı için yapılacak faiz artırımlarından çok daha önemli olduğu gerçeğine parmak basan Şafaklı, özellikle Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ‘bağımsızlık’ alanında ilk sırada olduğunu ve bunun da yatırım iklimine olumlu yansıdığını vurguladı.

Şafaklı, “Sermaye piyasalarında öyle olumsuz bir algı oluştu ki bunu kırmak çok zor” dedi.

Karavelioğlu: Gerginlik nisana kadar sürecek gibi

Albank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ahmet Melih Karavelioğlu, geçen hafta TCMB tarafından piyasa beklentisinin üstünde yapılan faiz artışı neticesinde gerilemeye başlayan ve 7,22 seviyelerine gelen dolar/TL paritesinde bu hafta 6,90 seviyelerine bir çekilme beklendiğini söyledi.

Karavelioğlu, “Piyasalar negatif sürprizleri sevmez” derken; geçtiğimiz hafta sonu, piyasalarda kısa sürede kredibiliteyi yeniden tesis eden Türkiye Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alındığı haberinin piyasada tam bir şok etkisi yarattığını kaydetti.

Karavelioğlu, gece seansında sığ Asya piyasasında dolar/TL kurunun 8.40’lara kadar çıktığını, Türkiye’de piyasaların açılmasıyla da kurun 8’li seviyelerin altına gelerek 7,65-8,05 bandında dalgalandığının gözlemlendiğini belirtti.

“Her ne kadar yeni başkan fiyat istikrarına vurgu yapsa ve politika değişikliği olmayacağı imasını verse de bu yüksek tansiyonun Nisan’ın 15’inde yapılacak PPK toplantısına kadar sürmesi olası görünüyor” diyen Karavelioğlu, Türkiye dışı kurumlardan ve analistlerin yorumlarından TL’nin zayıf kalmaya devam edebileceği yorumlarının okunduğunu aktardı.

Karavelioğlu, nisan toplantısında alınacak kararın ise ‘büyük ihtimalle’ faiz indirimi olabileceği öngörüsünü paylaşırken, bunun da bize ‘daha önce de denenen’ düşük faiz/yüksek kur politikasına dönüldüğünü gösterebileceğini söyledi.

Karavelioğlu, daha önce 6,90’ın altına sarkmasını bekledikleri dolar kurununda ‘artık’ 7,20-8,40 bandında dalgalanabileceğini düşündüklerini kaydetti.

Türkiye ‘Dünya Faiz Ligi’nde’ 7. Sırada

Öte yandan TCMB, yılın üçüncü PPK toplantısında politika faizi olarak kullanılan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 200 bp artırarak yüzde 19’a çıkardı. Piyasa beklentilerinin üzerindeki faiz artışının yapıldığı geçen haftaki toplantının karar metninde, ‘genişleyici parasal ve mali politikalar ile aşılama sürecinde yaşanan olumlu gelişmelerin etkisiyle küresel büyüme görünümünde iyileşme ve uluslararası emtia fiyatlarında artış görüldüğü’ kayda geçerken; piyasalarda gözler, yüksek faizin meydana getirmesi ‘olası’ enflasyon riskine çevrildi.

TCMB'nin son faiz artırım kararının ardından Türkiye, yüzde 19 ile ‘dünyanın en yüksek 7. politika faiz oranına sahip ülkesi’ olurken; dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan 19 ülkeden ve Avrupa Birliği Komisyonu'ndan oluşan G20 ülkeleri arasında da Arjantin'in ardından en yüksek 2. politika faizine sahip ülke konumuna geldi.

Buna göre, son artırımla beraber Türkiye, ‘Küresel Faiz Ligi’nde’ iki sıra birden yükselerek yedinci oldu. Karar öncesi Haiti ile aynı sırada olan Türkiye, kararın ardından ise Kongo ve İran'ı da geride bıraktı.

Ekonomik krizden bir türlü çıkamayan ve ABD yaptırımlarıyla ekonomisi ciddi bir darbe alan Venezuela, yüzde 45,34 ile dünyanın en yüksek politika faizine sahip ülkesi olmaya devam ederken; bu ülkeyi yüzde 40 bandı ile Zimbabve ve yüzde 38 ile yine ‘ekonomik istikrarsızlıklar ülkesi’ Arjantin takip ediyor.

Arjantin, bilindiği üzere dış borçlarını zamanında ödeyemeyerek geçen yıl bir kez daha temerrüde düşmüştü. Ülke, yoğun müzakerelerle dış borcunun bir kısmını yapılandırsa da ekonomik krizden henüz çıkamadı.

Hatırlanacağı üzere TCMB, Mayıs 2020’de politika faizini yüzde 8,25’e kadar indirirken; Ocak ve Şubat 2021 dönemlerindeki toplantılarda ise faizi pas geçerek, politika faiz oranını yüzde 17’de sabit bırakmıştı.

Merkez, faizleri en son Ekim 2019’da ‘bu denli’ yükseltmek zorunda kalmıştı.

'Faiz liginin' üst sıralarında durum böyleyken, dünyanın ‘enflasyon belasından kurtulmuş’ 51 ülkesinde ise politika faizi yüzde 1'in altında. Bunların 19'unu Euro Bölgesi ülkeleri oluştururken; Avrupa Merkez Bankası (ECB) yüzde 0, ABD Merkez Bankası (Fed) da yüzde 0-0,25 aralığında faiz uyguluyor.

Dünyada üç ülke ise negatif politika faizine sahip. Buna göre, Japonya'da politika faizi yüzde -0,1, Danimarka'da yüzde -0,6, İsviçre'de ise yüzde -0,75 olarak kayda geçti.

Bu ülkelerde birikimin, mevduata yatırılmasının yerine ‘yatırım olarak kullanılması’ veya piyasada sıcak para olarak dolaştırılması doğrultusunda ‘zorlayıcı’ bir önlem olarak ‘negatif faiz’ politikası uygulanıyor.

Diğer yandan, 2020’de dünya genelinde faiz artışına giden Türkiye dahil sadece üç ülke olmuştu. 18 Mart itibarıyla ise 2021’de şimdiden 10 ülke faiz artışına gitti.

Bahse konu bu artışlarda ilk sırada toplam 500 bp ile Zimbabve yer alırken; bu ülkeyi, 300 bp ile Mozambik ve 200 bp ile Türkiye takip ediyor.

Gelişen piyasa ekonomileri arasında karşılaştırma yapıldığında ise Türkiye, kendisiyle benzer ülkeler arasında ‘açık farkla’ ilk sırada yer alıyor.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75