Kira Stopaj Vergisi artmalı

banner37

Sterlin/TL paritesi, geçen haftayı 10,05’ler bandından kapatırken; uzmanlar, özellikle kira ödemelerinde ‘toplumu rahatlatıcı’ eylemlerin gerekliliğine dikkat çekti

Kira Stopaj Vergisi artmalı
banner99

“KUR SABİTLEME ÇÖZÜM DEĞİL”… Ekonomist ve Akademisyen Mete Feridun, yapılabilecek fazla bir şeyin olmadığını ve bazı ekonomistler tarafından önerilen ‘kira ödemlerinde kur sabitlemesi’ hamlesinin çok sınırlı bir rahatlama getireceğini aktardı. Feridun, “Bence bu uygulama da çok ciddi bir etki meydana getirmez ve günün sonunda, bu kez ‘alacaklı taraflar için’ adaletsiz bir durum ortaya çıkar çünkü onların da kendileri açısından döviz ödemeleri veya döviz üzerinden farklı ihtiyaçları veya planları olabilir” ifadelerini kullandı.

“ORANLAR CAYDIRICI OLMALI”… Ekonomist ve Akademisyen Hüda Hüdaverdi, TL bazındaki konut kiralarında yüzde 8, döviz üzerinden kiralanan binalar için de yüzde 13’lük bir Kira Stopaj Vergisi’nin alındığı bilgisini vererek, ‘teoride gayet makul görünen’ bu oranların, pratikte caydırıcılıktan uzak kaldığını savundu. Hüdaverdi, dövizle kiralamanın bedelinin yüzde 50 bandında bir vergilendirme olması gerektiğini söyledi; TL kullanımından kaçmamaya yönelik caydırıcılığın da ‘ancak bu şekilde’ sağlanabileceğini belirtti.

“TL KULLANIMI CAZİP HALE GETİRİLMELİ”… DPÖ eski Müsteşarı Ödül Muhtaroğlu, TL’deki değer kaybını tersine çevirebilecek politika gerçekleştiremeyeceğimize dikkat çekti; bunun yanı sıra duruma göre pozisyon alarak, süreci ‘en az hasarla’ atlatmamızı sağlayacak mali tedbirler alabilecek durumumuzun olduğunu söyledi. Muhtaroğlu, şahıslara ait evlerin kiralarında da halihazırda yüzde 10’lar bandında alınan Kira Stopaj Vergisi’nin, dövizle kiralamada yükseltilip, TL üzerinden kiralama durumunda ise düşürülmesi önerisini sundu.

Ali ÇATAL

   Sterlin kuru, geride bıraktığımız haftayı 10,05’ten kapatırken; bu durum, özellikle dar gelirli yurttaşların ekonomik gücüne önemli bir darbe vuruyor.

   Maaşlarının ‘ceplerine bile girmeden’ kiraya gittiğini aktaran yurttaşlar, döviz kurlarında yaşanan dalgalanmanın piyasadaki pahalılığı arttırdığını, TL’deki değer kaybının da alım güçlerini erittiğini kaydediyor.

   Bilindiği üzere, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesinde geride bıraktığımız ay düzenlenen yılın dokuzuncu Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizlerine getirilen 200 baz puan (bp) bandındaki artırım ve Türkiye Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından hayata geçirilen ‘yeni sıkılaştırma’ hamleleri de kurları dizginleyememişti.

   Yüzde 8,25’ten yüzde 10,25’e çıkarılan faizlerin ‘yetersiz’ kaldığı idddiası, ekonomistler tarafından geride bıraktığımız hafta dahilinde dile getirilirken; faiz oranlarının ‘enflasyonun altında kalmayacak’ şekilde düzenlenmesinin de elzem olduğu vurgulanmıştı.

   Jeopolitik riskler ve kırılgan TL kaynaklı olmak üzere zaten düşük seyreden yatırımcı güveni, TL’deki değer kaybı ve siyasi gerilim olarak başlayıp, Karabağ’da sıcak temasa kadar giden çatışma ortamının da olumsuz etkisiyle daha da düşerken; gözler, bu duruma yönelik alınması olası tedbirlere çevrildi.

   Uzmanlar, para politikası tedbirleriyle ‘kura müdahale etme’ şansı olmayan KKTC hükümetinin, mali tedbirler vasıtasıyla halkı rahatlatacak eylemleri hayata geçirebileceğini kaydetti.

   Kira ödemelerin kur sabitlemenin düşünülebileceğini fakat bunun olumlu etkisinin ‘çok kısıtlı’ kalacağını ve bu sefer de ‘kiralayan tarafında’ mağdur olacağını kaydeden ekonomi uzmanları, daha genel ve etkin eylemlere ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

   Uzmanlar, konut kiralamalarında mülk sahiplerinden alınan Kira Stopaj Vergisi’nin ‘döviz üzerinden kiralama yapılması durumunda’ arttırılmasının, an itibarıyla en etkili hamle olarak göründüğüne vurgu yaptı.

Feridun: Mülk sahibi de mağdur olmamalı

   İngiltere Merkez Bankası (BoE) bünyesinde de önemli görevler yürütmüş, Kıbrıslı Türk Ekonomist ve Akademisyen Mete Feridun, kendi para politikamızı şekillendirme şansımızın olmamasının, böylesi durumlarda atacağımız adımları da sınırlandığını belirtti.

   Kurlardaki volatilite yani oynaklık konusunda yapılabilecek fazla bir şeyin olmadığını söyleyen Feridun, bazı ekonomistler tarafından önerilen ‘kira ödemlerinde kur sabitlemesi’ hamlesinin ‘çok sınırlı da olsa’ bir rahatlama getirmesinin olası göründüğünü aktardı.

   “Bence bu uygulama da çok ciddi bir etki meydana getirmez ve günün sonunda, bu kez ‘alacaklı taraflar için’ adaletsiz bir durum ortaya çıkar çünkü onların da kendileri açısından döviz ödemeleri veya döviz üzerinden farklı ihtiyaçları veya planları olabilir” şeklinde konuşan Feridun, ekonomik eylemlerde, adımlar atılırken ‘bütün tarafları’ mağdur etmemenin esas olduğuna dikkat çekti.

   Feridun, sözlerine şu ifadelerle son verdi:

   “Açıkçası TL kullanılmaya devam ettiği sürece ve kendi para politikamız olmadığı sürece bu tip sorunlar devam etmek durumundadır ama kaldı ki kendi para politikamız olsa bile şu anda olduğumuz noktadan daha iyi bir durumda olur muyduk, doğrusunu söylemek gerekirse ondan da pek emin değilim.”

Hüdaverdi: Teori ve pratik uyuşmuyor

   Ekonomist ve Akademisyen Hüda Hüdaverdi, TL bazındaki konut kiralarında yüzde 8, döviz üzerinden kiralanan binalar için de yüzde 13’lük bir Kira Stopaj Vergisi’nin alındığı bilgisini vererek, ‘teoride gayet makul görünen’ bu oranların, pratikte caydırıcılıktan uzak kaldığını savundu.

   Hüdaverdi, dövizle kiralamanın bedelinin yüzde 50 bandında bir vergilendirme olması gerektiğini söyledi; TL kullanımından kaçmamaya yönelik caydırıcılığın da ‘ancak bu şekilde’ sağlanabileceğini belirtti.

   Hüdaverdi, döviz kurlarındaki dalgalanmanın, ülkedeki bütün sektörleri olumsuz etkilediği gerçeğinden hareketle, iç pazarda TL kullanımına geçilmesini de önerdi.

   Yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgını öncesinde de böylesi bir öneriyi dile getirdiğini anımsatan Hüdaverdi, salgın öncesinde bu adımların atılmamasının, bugün bu denli derin bir krizle karşılaşılmasının başlıca nedenleri arasında olduğunu da kaydetti.

   TL bazındaki konut kiralarında yüzde 8, döviz üzerinden kiralanan binalar için de yüzde 13’lük bir Kira Stopaj Vergisi’nin alındığı bilgisini veren Hüdaverdi, “Teoride gayet makul görünen bu oranlar, pratikte caydırıcılıktan epey uzaktır” şeklinde görüş belirtti.

   Ülkede aslında likidite sıkıntısının olmadığını fakat piyasanın fonlanmasını engelleyen yasal birtakım zorunlulukların var olduğunu da söyleyen Hüdaverdi, içerisinden geçtiğimiz ekstrem dönem de dikkate alınarak, acilen ‘sicil affına’ ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Muhtaroğlu: Süreci ‘en az hasarla’ atlatabiliriz

   Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) eski Müsteşarı Ödül Muhtaroğlu, TL’deki değer kaybını tersine çevirebilecek politika gerçekleştiremeyeceğimize dikkat çekti; bunun yanı sıra duruma göre pozisyon alarak, süreci ‘en az hasarla’ atlatmamızı sağlayacak mali tedbirler alabilecek durumumuzun olduğunu söyledi.

   Muhtaroğlu, eğitim kurumlarının, okul taksitlerini TL üzerinden almalarının veya kurlarda yükselişin başladığı dönemle mevcut parite arasında bir değerden döviz kurlarının sabitlenmesinin sağlanabileceğini aktardı.

   Muhtaroğlu, TL’deki değer kaybı nedeniyle çok zor duruma düşen halka yönelik olmak üzere, döviz bazında kiralanan bina ve konutların Vakıflar İdaresi’ne veya bir başka devlet kurumuna ait olanlarının kira bedellerinin TL üzerinden alınabileceğini de kaydetti.

   Muhtaroğlu, ayrıca, şahıslara ait evlerin kiralarında da halihazırda yüzde 10’lar bandında alınan Kira Stopaj Vergisi’nin, dövizle kiralamada yükseltilip, TL üzerinden kiralama durumunda ise düşürülmesi önerisini sundu.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatin Ramiz
Fatin Ramiz - 3 hafta Önce

Herşeyi doldursunlar, piyasada tüm mallar, üyece, içece, diğer tüketim maddeleri hep dövize bağlı, hepsini sabitlerinler, sadece kira ile olmuyor. Olan yine vatandaşa olur, her şey vatandaşa yansıtılır.

SIRADAKİ HABER

banner75