Krizden fırsatlar da doğabilir

banner37

Vakıflar Bankası Genel Müdürü Mustafa Cengiz Erçağ, Kovid-19 salgınının başka ve ‘olumlu sayılabilecek’ bir yüzünün de olduğunu kaydetti:

Krizden fırsatlar da doğabilir
banner90
banner99

“BÜYÜK BUHRAN’DAN DA YIKICI”… Mustafa Cengiz Erçağ, sağlık alanında başlayıp, zamanla global bir ekonomik krize evrilen Kovid-19 salgını periyodunun, bu süreci tetikleyen ‘başka’ unsurlarla birleştiğinde ‘1929 Büyük Buhran’ döneminden dahi ‘çok daha yakıcı’ olduğunu savundu. Global hiçbir krizin, dünya ekonomilerine, şu ana değin ‘bu denli’ yıkıcı bir hasar bırakamadığını söyleyen Erçağ, ülkelerin mali yapılarındaki daralmanın, şimdiye kadar görülmeyen boyutlara vardığını açıkladı.

“SİCİLİ TEMİZLEMENİN YOLU AÇIK”… Mustafa Cengiz Erçağ, kamuoyunda sön dönemde sıklıkla gündeme getirilen ‘sicil affı’ tartışmalarına da değinirken, bu konunun ‘çok farklı’ lanse edildiğini söyledi. Erçağ, “Kişi, ‘Durgundan çıkmak ve sicilimi temizlemek istiyorum’ derse, oluşan borcun yüzde 15’inin ödenmesi koşuluyla, altı aylık bir itfa planı dahilinde durgun hesaptan canlıya geçilebilir. Bu da zaten yıllardan beridir uygulanan mevzuattır” ifadelerini kullandı.

“DİJİTAL BİR DÜNYAYA GİDİYORUZ”… Mustafa Cengiz Erçağ, Kovid-19 salgını sonrasına yönelik dile getirilen ‘Yeni Dünya Düzeni’ tartışmalarına da değinirken; salgınının, bazı sektörleri bitirdiği gibi bazılarını da doğurduğunu/doğuracağını belirtti. Erçağ, sosyal medya platformlarının kurucularının ‘dünyanın en zenginleri’ arasında olduğunu ve bu sektörlerin ‘salgından etkilenmediğini’ hatırlatırken, bu bağlamda ‘yazılım sektörünün’ en önemli alan haline geleceğini yani ‘krizden fırsatların da doğacağını’ belirtti.

   Kıbrıs Vakıflar Bankası Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Cengiz Erçağ, KTV’de yayınlanan Para Politik programında Ali Çatal’a konuk oldu.

   Yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgınını yaşadığımız şu günlerde, her şeyden önce sağlığa ihtiyacımız olduğu gerçeğine parmak basan Erçağ, “Ekonomi de tabiî ki önemli ama sağlık daha önemli” şeklinde konuştu.

   Salgının meydana getirdiği krizi değerlendirirken, küresel bazdaki sorunların, ülkemize ‘daha önce de’ pek çok kez sirayet ettiğini unutmamak gerektiğini aktaran Erçağ, Kovid-19 krizini farklı kılanın ise ‘diğer bütün krizlerin’ toplamından fazla bir yıkıcılık taşıması olduğunu belirtti.

   Erçağ, sağlık alanında başlayıp, zamanla global bir ekonomik krize evrilen Kovid-19 salgını periyodunun, bu süreci tetikleyen ‘başka’ unsurlarla birleştiğinde ‘1929 Büyük Buhran’ döneminden dahi ‘çok daha yakıcı’ olduğunu savundu.

   Global hiçbir krizin, dünya ekonomilerine, şu ana değin ‘bu denli’ yıkıcı bir hasar bırakamadığını söyleyen Erçağ, ülkelerin mali yapılarındaki daralmanın, şimdiye kadar görülmeyen boyutlara vardığını açıkladı.

   Salgının ve salgına dair gelişmelerin ‘kestirilemez’ karakteri nedeniyle, bu salgının ne kadar süreceğine, ne denli etkili olacağına ve ne kadar yayılacağına yönelik herhangi bir çıkarımda bulunmanın mümkün olmamasının da Kovid-19 salgınının etkisini arttırdığını kaydeden Erçağ, bu bağlamda ‘belirsizliğin’ ekonomik yıkıma ekstra bir ‘kuvvet çarpanı’ olduğuna dikkat çekti.

   Bahse konu bu belirsizlik halinin ‘bütün dünyada’ hakim olduğuna vurgu yapan Erçağ, bu nedenle her türden gecikmenin, ertelemenin ve ötelemenin ‘ayrıca tehdit unsuru’ haline geldiğini aktardı.

   Bankalar olarak, salgının başlamasının akabinde, insanların finansman giderlerine yönelik aldıkları ‘öteleme’ kararlarının, salgının ekonomik etkilerine yönelik hükümet, KKTC Merkez Bankası ve Bankalar Birliği istişaresinde alınan ‘en önemli eylem’ olduğunu belirten Erçağ, 2020 Cari Yılı sonuna ve hatta 2021’in ilk çeyreğine kadar ‘ayrıca’ yapılandırmalara gittiklerini de söyledi.

   Bu sayede, en azından ‘finansman gideri’ noktasında insanların rahatlatıldığını belirten Erçağ, ‘duran’ bir ekonomik yapı dahilinde birçok işletmenin kapandığı ve hatta lokomotif sektörlerin ciddi bir yara aldığı gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, ülkemiz bankalar sermayesinin aldığı ‘yapılandırma, vade uzatma ve öteleme’ kararlarının değerinin daha da anlaşılacağını aktardı.

   Bahse konu eylemlerin peşi sıra açıklanan iki ‘paketlerin’ de işletmelere ‘düşük faiz oranlarıyla’ kredi kullanma şansı verdiğini söyleyen Erçağ, bu fırsattan da pek çok firmanın yararlandığı bilgisini verdi.

   Açıklanması beklenen üçüncü paketin de bankalar, Merkez Bankası ve Bankalar Birliği tarafından ‘mercek altında’ olduğunu paylaşan Erçağ, bu paketin de diğerlerinden ‘çok daha iyi şartlarda’ yapılmaya çalışıldığını ve üzerinde ciddi anlamda emek sarf edildiğini söyledi.

   Bankacılık ve finans sektörünün, iktisadi yapının ve ekonominin gerekliliği olduğunu hatırlatan Erçağ, bu kurumların da ‘özellikle böylesi durumda’ birtakım açılım ve esnetmeler yapmak zorunda kaldığını zira bu yapıların, ‘insanları likide ulaştırma konusunda’ sorumlu olduğunu söyledi.

   Yaklaşık 42 milyar TL’lik bir bilançodan bahsettiğimizi vurgulayan Erçağ, mevduatın krediye dönüşümü konusunda ise genel kanının aksine ‘çok derin’ bir sıkıntıdan bahsedilemeyeceğini söyledi.

   Erçağ, 35 milyar TL’lik mevduatın 23 milyar TL’sinin krediye gittiğini ve bunun da yüzde 66 gibi bir banda tekabül ettiğini belirtti.

“Sicil affı ‘farklı’ lanse ediliyor”

   Kamuoyunda sön dönemde sıklıkla gündeme getirilen ‘sicil affı’ tartışmalarına da değinen Erçağ, bu konunun ‘çok farklı’ lanse edildiğini söyledi.

   Bu yöndeki yasal mevzuatın ve çıkan tebliğlerin ‘her şeye’ cevaz verdiğini kaydeden Erçağ, durguna aktarılmış bir kredinin, durgun pozisyonundan ‘nasıl’ çıkarılacağı konusunun, bazı tebliğlerde ve ‘açık şekilde’ düzenlendiğini açıkladı.

   Bu konuda, kimsenin önünün kapalı olmadığını belirten Erçağ, genel durağan ekonomi içerisinde paraya ulaşımda sıkıntı yaşanabildiğini ancak öncelikle ‘insanların ödeme gücü’ faktörünün, söz konusu durumda ‘en belirleyici eleman’ olarak öne çıktığını aktardı.

   Böylesi durumlarda, öncelikle ‘ödeme gücü’ne ihtiyaç duyulduğunu çünkü bütün kredilerin ‘zamanı geldiğinde ödenmek üzere’ kullandırıldığını vurgulayan Erçağ, genel konjonktür dahilinde, ülkenin içinde bulunduğu özel koşullar ve finansal ekstrem sorunların, kredilerin geri ödenmesinde çeşitli sorunlara neden olabildiğini söyledi.

   Bütün bunlara rağmen Merkez Bankası’nın da ‘her şeyi düşünerek’ böylesi durumlara yönelik olmak üzere her türlü tebliği çıkardığını; bu bağlamda, ‘kimsenin önünün kapalı olmadığını’ belirten Erçağ, ‘canlı’ addedilen kredilerde yapılandırmaya gidildiği gibi ‘durgun’ krediler için de çözüm yolları belirlendiği bilgisini verdi.

   Çıkan tebliğ gereği, durgun bir kredinin yeniden aktive edilmesi için altı aylık bir döneme ihtiyaç duyulduğunu aktaran Erçağ, “Kişi, ‘Durgundan çıkmak ve sicilimi temizlemek istiyorum’ derse, oluşan borcun yüzde 15’inin ödenmesi koşuluyla, altı aylık bir itfa planı dahilinde durgun hesaptan canlıya geçilebilir. Bu da zaten yıllardan beridir uygulanan mevzuattır” ifadelerini kullandı.

   Kaynağa ulaşımda yaşanan sıkıntılar nedeniyle ‘mevduat temelli’ bir politika izlendiğini ve kredi olarak verilenen paranın da zaten ‘birilerinin birikimi’ olduğunu söyleyen Erçağ, beklenenin, ‘şu veya bu sebeple durguna giren’ hesapların ‘hiçbir eylem yapılmaksızın’ canlıya çevrilmesiyse, bunun da ‘makul bir talep’ olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

“Yeni Dünya Düzeni’nde ‘üreten’ kazanacak”

   Kovid-19 salgını sonrasına yönelik dile getirilen ‘Yeni Dünya Düzeni’ tartışmalarına da değinen Erçağ, üretime dayalı politikaların hem ülkemizde hem de dünyada ‘gelişmek zorunda olduğunu’ kaydederken; dünya savaları sonrasında ‘ülkelere biçilen rollerin’ zamanla muğlaklaştığını ve üretim ilişkilerinde yaşanan dönüşümlerin de sorunların temel kaynağı olduğunu söyledi.

   Uluslararası aktörlerin oyunlarının, Türkiye’nin ‘büyük bir aktör’ olmasını engellemeye yönelik olduğunu da savunan Erçağ, günümüzde bütün savaşların ‘ekonomik’ düzlemde verildiğini hatırlattı.

   Sermayenin dolaşımının, artık maldan ziyade ‘hizmete’ döndüğünü vurgulayan Erçağ, ‘Son Endüstri Devrimi’ kabul edilen ‘Endüstri 4.0’ konseptinin bu anlamda belirleyici olduğunu aktardı.

   Türkiye’nin özellikle son dönemde ve başta yazılım olmak üzere dijital alandaki faaliyetlerinin umut verici olduğunu söyleyen Erçağ, diğerleri aksine, Son Endüstri Devrimi’nin ‘ıskalanmadığını’ savundu.

   Kovid-19 salgınının, bazı sektörleri bitirdiği gibi bazılarını da doğurduğunu/doğuracağını belirten Erçağ, sosyal medya platformlarının kurucularının ‘dünyanın en zenginleri’ arasında olduğunu söyledi ve bu sektörlerin ‘salgından da etkilenmediğini’ hatırlattı.

   ‘Nakit paraya dahi ihtiyacın ortadan kalkacağı’ bir ‘dijital dünyaya’ doğru yol aldığımızı söyleyen Erçağ, paradan çeklere, kredi kartlarına ve son olarak ‘kripto paralara’ kayışın da bu savı desteklediğini belirtti.

   Maliyet azaltıcı unsurların artık hayatımızın her alanına dahil olduğunu söyleyen Erçağ, ‘daha dijital bir dünya’ gerçeğiyle karşı karşıya olduğumuzu ve buna yönelik pozisyon almak durumunda olduğumuzu aktardı.

   ‘Yazılım sektörünün’ en önemli alan haline geleceğini söyleyen Erçağ, e-ticaret özelinde başlayan yaygınlaşma sürecinin zamanla derinleşeceğini ve bu nedenle ‘krizden fırsatların da doğacağını’ belirtti.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75