Özersay: Denizdeki potansiyel kaynaklarımızı toplumun yararına kullanmalıyız

banner37

Halkın Partisi derin su balıkçılığının ekonomik bir potansiyel olup olamayacağının değerlendirildiği ve konunun uzmanlarının katıldığı bir balıkçılık semineri düzenledi.

banner87
Özersay: Denizdeki potansiyel kaynaklarımızı toplumun yararına kullanmalıyız
banner90
banner99

İstanbul Üniversitesi ile Akdeniz Üniversitesi’nden akademisyenlerin katılımıyla yapılan seminere KKTC’de amatör ya da profesyonel olarak balıkçılıkla uğraşan vatandaşlar yanında bu alandan sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı. Açılış konuşmasını Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay’ın, oturumların moderatörlüğünü de ekonomist İrfan Çelik’in yaptığı etkinlik Sanayi Odası’nda gerçekleşti. Etkinlikte Prof. Işık Oray, Prof. Firdevs Karakulak, Prof. Mehmet Cengiz, Prof. Meriç Albay ve ekonomist İrfan Çelik birer sunum yaptı.

Özersay: Yönetim sorunu sadece karada değil denizde de görmezden geliniyor

Etkinliğin başında bir açılış konuşması yapan HP Genel Başkanı Özersay “Bizim anlayışımıza göre yeni siyaset çözüm önerileri ortaya koymak ve bunların altını somut şekilde doldurabilmektir. Bu nedenle önce ‘yolsuzluğa karşı mücadele’ konusunda bir etkinlik düzenledik, ardındansa ‘tarım ilaçlarının kullanımı ve gıda güvenliği’ konusunda Güzelyurt’ta bir başka etkinlik düzenledik. Bunlar bu ülkenin kanayan yarası konumundadır. Bu konuların uzmanlarını bir araya getirdik ve parti politikalarımızın altının doldurulmasında farklı görüşlere başvurduk, bir yandan da kamuoyunda bu konularda sağlıklı bir tartışma başlatmaya, farkındalık yaratmaya çalıştık. Balıkçılık konusundaki etkinliğimiz yine aynı amaçla yapılıyor. Ortaya konulan görüşler partimizin görüşü değildir ancak bir tartışma zemini yaratarak bu ülkede yakında uygulamaya koyacağımız fikirlerimizin bazı noktalarda şekillenmesine, somutlaşmasına yardımcı olacaktır. Maalesef sadece karada değil, aynı zamanda denizde ve havada da bu ülkenin potansiyel kaynakları toplumun yararına olacak şekilde, verilere dayalı olarak, dünyada takip edilen kurallar çerçevesinde verimli kullanılmıyor. Biz ülkemizin derin su balıkçılığı potansiyelini bilmek ve eğer bu başka kişi ve ülkelerin yararına değil, toplumumuzun yararına kullanılabilirse bu konunun üzerine gitmek istiyoruz” dedi.

Doğu Akdeniz’de derin su balıkçılığının durumu

Seminer sırasında Kıbrıs Deniz Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Işık Oray ekonomik değeri yüksek farklı balık türlerinin doğu Akdeniz’de hangi durumda olduklarını, yumurtlama alanlarını ve kota sistemine dayalı balık ihracatının ilgili uluslararası örgüt bünyesinde nasıl çalıştığını anlattı. Oray KKTC mevzuatının avlanmasına izin vermediği türden derin su balıklarının bu bölgede bulunduğuna ve bölgede İtalya, Mısır, Lübnan, İsrail vb gibi ülkelerin gelip avcılık yaptıklarına, fakat Kıbrıs Türkü’nün buradaki kaynaklardan yararlanamadığına dikkat çekti. Prof. Firdevs Karakulak ise konuşmasında açık deniz alanındaki balık popülasyonuna değinerek zamanla özellikle Mısır Suveyş kanalı üzerinden doğu Akdeniz’e gelen aslan balığı gibi bazı türler sonucunda ekolojik dengenin değişmeye başladığını, Türkiye’nin bu kadar önemli bir ekonomik değer olan açık deniz balıkçılığını yeni yeni keşfetmeye başladığını ve bu alandaki uluslararası örgütlere çok geç dahil olmasından dolayı kotaları alan diğer  ülkeler nedeniyle bugün sıkıntı yaşadığını anlattı. Prof. Mehmet Cengiz ise konuşmasında bölgedeki bilimsel çalışmalarla trol ile derinde balık avlama süreçlerini anlatarak bunun yapılacak bilimsel çalışmalar sonucunda fırsata dönüştürülebileceğini anlattı. Prof. Meriç Albay ise göl ve barajlarda su kalitesi konusunda bilgiler vererek Geçitköy barajının planlı bir rehabilitasyon ile ömrünün uzatılabileceğini, su kalitesini artıracak değerlendirmelerin yapılabileceğini ve halka kaliteli su sağlamak için suyun bütçe odaklı yönetilmesi konusunda uyarılarda bulundu. Ekonomist İrfan Çelik ise KKTC balıkçılığı için bir yol haritası oluşturmak gerektiğini, siyasete bağımlı olmayacak, irrasyonel yaklaşımlardan uzak, özerk bir balıkçılık enstitüsü kurulmasının gerekliliğini ve ekonomik akla dayalı bir derin su balıkçılığının değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Yönetim zaafiyeti balıkla uğraşanlarda güvensizlik yaratıyor

Toplantıya katılarak sunum yapanlara sorular soran ve yorumlarıyla katkı koyan bazı sivil topum örgütü temsilcileri, derin su balıkçılığına dair bazı soru işaretleri bulunduğunu, özellikle bu türden bir avcılığın yapılmasını mümkün kılacak bir kaynağın olup olmadığının ve özelliklerinin saptanmasının gerekli olduğuna dikkat çektiler. Bu türden bir balıkçılığın kıyı balıkçılığına nasıl etki edeceğinin de değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden katılımcılar, bu konuda karar verilmeden önce sağlıklı ve kapsamlı veri toplanması gerektiğini de dile getirdiler. Ülkede her alanda yönetim zaafiyeti olduğunu ve bu türden bir kaynak varsa bu kötü yönetimle bu kaynakların yine başka ülkelere aktarılması tehlikesine dikkat edilmesi gerektiğini de belirttiler.

Güncelleme Tarihi: 14 Mayıs 2017, 12:47
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75