banner6

Piyasaların gözü Fed’de

banner37

Piyasaların gözü Fed’de
banner150 banner151 banner143

Hazırlayan: Ali ÇATAL

   Emtia piyasalarında bir süredir Rusya-Ukrayna savaşında yeniden şiddetlenen çatışmalar ve Çin'de yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgınına yönelik devam eden endişeler oynaklığa neden olurken, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası (Fed) cephesinden gelen açıklamalar yönlendirici etkiye sahip oldu.

   Fed Başkanı Jerome Powell, Fed'in yarın ve öbür gün gerçekleşecek Federal Açık Market Komitesi (FOMC) toplantısında 50 baz puanlık (bp) faiz artışının ‘masada’ olduğunu söyledi.

   St. Louis Fed Başkanı James Bullard da Fed'in daha sert adımlar atması gerektiğini vurgulayarak, 75 bp’lik faiz artışının daha önce yapıldığını ve bunun dünyanın sonu olmadığını dile getirdi.

   Fed yetkililerinin söz konusu açıklamaları sonrası tahvil piyasalarında temmuz ayına kadar yapılacak üç toplantıda da 50 bp’lik faiz artışına gidileceği fiyatlanmaya başladı.

   Analistler, tahvil piyasalarında Fed'in Mayıs 2022’de 50 bp faiz artışına gitmesinin kesin olarak fiyatlandığını kaydederek, bundan sonraki veri ve yönlendirmelerde haziran ve temmuz ayına ilişkin ipuçlarının aranmaya başlanacağını bildirdi.

   Fed'in açıklamalarıyla ABD 10 yıllık tahvil faizlerindeki yükseliş ve Amerikan dolarına talebin artmasıyla emtia piyasasında düşüş eğilimi hakim oldu.

   Emtia fiyatlarındaki satış baskısına karşın arz endişeleri paladyum fiyatlarının artmasına neden oldu.

   Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Batılı ülkelerin önde gelen petrol ihracatçısı Rusya'ya daha ağır yaptırım uygulama olasılığı gündemdeki yerini korumasına karşın Çin kaynaklı etkiler Brent petrol fiyatlarını baskıladı.

   Kovid-19 salgınına karşı Çin'in en büyük kenti Şanghay'da 28 Mart'ta ilan edilen kapanmayla birlikte Asya ekonomilerinden gelen olumsuz üretim sinyalleri ise fiyatları baskılamaya devam ediyor.

Wilson: S&P 500’de ‘ayı piyasası’ yakın

   Morgan Stanley'nin en üst düzey ABD hisse senedi stratejistine göre, S&P 500 Endeksi, Fed’in agresif para politikası ve yükselen enflasyon korkuları arasında keskin bir geri çekilmeyle karşı karşıya. Morgan Stanley Baş Stratejisti Mike Wilson’a göre endeks, haftalar içinde ayı piyasasına girebilir.

   Wilson, geçtiğimiz hafta hem portföy savunma hisselerinde hem de enerji ve ham madde gibi döngüsel hisse senetlerinde oldukça karamsar performans görüldüğünü söyledi. Baş stratejiste göre bu tablo, yatırımcıların ekonomik yavaşlamanın yaklaştığının farkında olduklarını gösteriyor.

   Wilson, “Bu durum bana son safhaya girmekte olduğumuzu gösteriyor ki bu iyi bir şey. Belki de gelecek ay veya daha sonraki aylarda bu ayı piyasasından sonunda kurtulabileceğiz” ifadelerine yer verdi.

   Baş stratejist, S&P 500 Endeksi’nin Ocak 2022’deki en yüksek seviyesi olan 4.800 puandan yüzde 20 geri çekilerek devam eden ayı piyasasını ‘sonlandıracağını’ da ifade etti.

   Derlenen bilgilere göre, bu büyüklükte bir düşüş, S&P 500'ün önceki günkü kapanış seviyesi 4.296 puandan yaklaşık yüzde 9 düşmesi ve 3.900 seviyesine taşınacağı anlamına geliyor. Endeks, bu yılın başından bu yana yüzde 9,8 düşüş gösterdi. Bu arada, teknoloji endeksi Nasdaq ise aynı dönemde yüzde 20 düşerek ayı halihazırda ayı piyasası bölgesinde işlem görüyor.

   Bu bağlamda, bir yıldan uzun bir dönemde ABD borsaları için ayı piyasası görüşlerini paylaşan Wilson, 2021 yılının başlarında S&P 500 Endeksi’nin yüzde 10 ile yüzde 20 bandında bir ‘düzeltmeye’ girebileceğini söylemişti. Habere göre, yatırımcılar, Wilson’ın son iki büyük öngörüsünde haklı çıktığı gerekçesiyle borsa uzmanının görüşlerini yakından takip ediyor.

   Wilson, geçtiğimiz hafta katıldığı bir podcast programında, “Piyasa bu noktada o kadar çok seçildi ki, bir sonraki rotasyonun nerede olduğu belli değil. Bu tür bir düşüş gerçekleştiğinde, genellikle genel endeksin keskin bir şekilde düşmek üzere olduğu ve neredeyse tüm hisse senetlerinin hep birlikte düşeceği anlamına gelir” ifadelerine yer verdi.

   Baş stratejist, hızlı hareket eden bir Fed’in ekonomik yavaşlamayı tetiklediğini ve sağlık hizmetleri, gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve temel tüketici harcamaları gibi portföy savunması için kullanılan sektörlerdeki pozitif seyrin de çok sınırlı olduğunu söyledi.

“Yatırımcılar 4.000 puanın altını beklemeli”

   S&P 500 için yıl sonu hedefi 4.400 olan Mike Wilson'ın yakın vadede piyasalarda düşüş beklentisinin nedeni, büyümedeki yavaşlamanın hisse senetlerinin işlem seyrini belirleyeceğine inanması. Fed politikasının sıkılaştırılması, hızla yükselen enflasyon ve Çin'in sıfır vaka politikası ile Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden kaynaklanan ekonomik yavaşlama işaretleri son haftalarda borsalardaki itici güçler halini almıştı.

   Wilson, şu anda yüzde 8,5 ile son 41 yılın en yüksek seviyesinde olan ABD enflasyonunun zirveye ulaşması halinde bazı hisse senetlerinin üzerindeki baskının hafifleyebileceğini söyledi.

   Morgan Stanley stratejistleri, konuyla ilgili paylaştığı bir piyasa notunda, “Diğerleri bu tabloyu yükseliş argümanı olarak kullanırken, biz açık bir uyarı göndermek istiyoruz. Ne istediğinize dikkat edin. Birçok şirket için, enflasyondaki bu düşüşlerin hızlı ve keskin olması özellikle acı verici olabilir” açıklamasında bulundu.

   Wilson’ın yatırımcılara tavsiyesi, ABD hisse senetlerine yeni sermaye ayırmadan, S&P 500 Endeksi’nin 4.000 puan altında işlem görmesini beklemeleri yönünde.

Bankacılık sektörü kredi hacmi 5 trilyon 581 milyar lira oldu

   Öte yandan, Türkiye Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan haftalık bültene göre, sektörün kredi hacmi 22 Nisan itibarıyla 55 milyar 292 milyon lira arttı. Söz konusu dönemde toplam kredi hacmi 5 trilyon 525 milyar 383 milyon liradan 5 trilyon 580 milyar 676 milyon liraya yükseldi.

   Bankacılık sektöründeki toplam mevduat da bankalararası dahil, söz konusu dönemde 45 milyar 139 milyon lira arttı. Bahse konu haftada yüzde 0,7 yükselen bankacılık sektörü toplam mevduatı, 6 trilyon 112 milyar 692 milyon lira oldu. Verilere göre, tüketici kredileri tutarı, 22 Nisan itibarıyla 9 milyar 622 milyon lira artışla 819 milyar 792 milyon liraya çıktı. İlgili kredilerin 317 milyar 849 milyon lirası konut, 16 milyar 421 milyon lirası taşıt ve 485 milyar 523 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

   Taksitli ticari kredilerin tutarı da 3 milyar 864 milyon lira artarak 760 milyar 195 milyon liraya yükseldi. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 1,4 artışla 235 milyar 226 milyon liraya çıktı. Bireysel kredi kartı alacaklarının 96 milyar 510 milyon lirası taksitli, 138 milyar 716 milyon lirası taksitsiz oldu.

   BDDK haftalık verilerine göre, bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 22 Nisan itibarıyla bir önceki haftaya göre 39 milyon lira azalarak 161 milyar 852 milyon liraya geriledi. Söz konusu takipteki alacakların 129 milyar 491 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.

   Bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları aynı dönemde 105 milyar 348 milyon lira artarak 1 trilyon 166 milyar 490 milyon lira oldu.

Wall Street devlerinde ‘çeyrek trilyon dolar’ buhar oldu

   Sağlam bilançolarına ve stres testlerine rağmen ABD bankaları 2022 yılı boyunca güç kaybetti. Bankalardaki kayıplarda yükselen enflasyon ve resesyon beklentileri nedeniyle oluştu.

   Wall Street’in en büyük altı bankası bu yılın başından itibaren toplam 1.44 trilyon dolar olan piyasa değerinden 257 milyar dolarlık kısmını kaybetti. Söz konusu sert düşüş Dow Jones Endeksi banka bileşenleri, hisse değeri yılın başından itibaren yüzde 18,1 düşen Goldman Sachs ve hisse değeri yılın başından itibaren yüzde 22,3 düşen JPMorgan Chase tarafından yönlendirildi. Diğer Wall Street devleri Wells Fargo, Bank of America, Citigroup ve Morgan Stanley ise yıl başından bu yana hisselerinde sırasıyla yüzde 7,1, yüzde 18,1, yüzde 16,8 ve yüzde 16,1 değer kaybı gördü.

   Wells Fargo haricinde Wall Street’in dev bankalarının hisse senetleri Dow Jones ve S&P 500 endekslerinin yıllık performanslarının gerisinde kaldı. Yıl başından bu yana Dow Jones yüzde 8,4, S&P 500 yüzde 12,2 düşüş gösterdi. Bankacılık ve finans alanına daha geniş çapta bakıldığında ise SPDR’nin Finans Sektörü Borsa Yatırım Fonu’nun yüzde 9,6, KBW Nasdaq Banka Endeksi’ninse yaklaşık yüzde 15 düşüş gösterdiği görülüyor.

   Bilgilere göre, Ukrayna savaşının etkileri, yükselen enflasyon, piyasa volatilitesi ve Fed’in faizleri yükseltmeye hazırlanması finans hisselerini de derinden etkiledi. Finans kurumları ilk halka arzlar ve diğer sözleşmeler açısından tatsız bir dönem geçirdi. Yatırım bankacılığı faaliyetlerinin düşmesi ve sermaye oranlarının Hazine piyasasındaki fiyat düşüşlerinden etkilenmesiyle, banka bilançoları 2021 yılının aynı dönemine göre çok daha zayıf geldi. 2021 senesinin ilk çeyreğinde bankalar sözleşme bankacılığındaki yükseliş ve ekonomik toparlanma sürecinden olumlu etkilenmişti.

   Yatırım danışmanlığı şirketi F.L.Putnam’ın Baş Borsa Stretejisti ve Portföy Yöneticisi Ellen Hazen, geçen cuma yaptığı bir açıklamada, bankaların daha zayıf sermaye oranlarının hisse senetlerinde değerlendirildiğini söyledi. Hazen’a göre yatırımcılar bir resesyon durumunda kredi kalitesinin kötüleşebileceğinden korkuyor.

“Reseyon endişesi sürüyor”

   Ellen Hazen, açıklamasında, “Geleneksel olarak banka hisselerinin daha dik bir tahvil getiri eğrisinden fayda sağlayacağına inanılır ancak tahvil eğrisi ne kadar dik olsa da bu banka hisselerine yardım etmedi. Söz konusu durumun sebebi ekonomik yavaşlamayla ilişkili şüpheler. Bu, Fed’in enflasyonu kesin olarak bastırma arzusunu abartabileceği ve ekonomiyi bir resesyona sürükleyebileceği endişesini yansıtıyor” ifadelerine yer verdi.

   Hatırlanacağı üzere, 2021 yılında banka hisseleri gelecek yüksek faiz oranlarının net faiz gelirlerini destekleyeceği öngörüsüyle ralli yapmıştı fakat mevcut piyasa ortamında tam tersi yönde bir seyir izleniyor. 2022 yılı ise Rusya-Ukrayna savaşı ve birçok olumsuz faktör nedeniyle beklentilerin çok altında kaldı.

   Fed’in gelecekteki faiz artırımlarının ekonomik aktivitedeki düşüş yaratabileceği ve bankaları olumsuz etkileyebileceği etrafındaki endişeler hissedilmeye devam ediyor. Üstelik söz konusu endişe, faiz oranları yükseldikçe ortaya çıkabilecek net faiz gelirindeki artış beklentilerinden de daha ağır basıyor.

   Hazen, “Bankalar, sermaye oranlarını düzenleyici kurumların gerekliliklerine uygun tutmak için daha fazla kredi kayıplarına kanalize ettikçe hisse başına kazançtaki büyümeye destekleyen hisse geri alımlarını da azaltabilir” ifadelerini de kullandı.

DOGE’ye Musk desteği

   Kripto para sektöründe, geride bıraktığımız işlem haftasının öne çıkan gelişmeleri arasından ilk sırada, Dogecoin’in (DOGE), milyarder iş insanı Elon Musk'ın Twitter gelişmesiyle değer kazandığına yönelik haber yer aldı.

   Musk'ın Twitter satın alımıyla ilgili önemli gelişmeler olması, DOGE fiyatının geçen hafta dahilinde yüzde 13’e varan bir yükseliş görmesine neden oldu.

   Dünyanın en zengin insanı Musk, sıkı bir DOGE hayranı olduğu için kendisiyle ve şirketleriyle ilgili önemli gelişmeler, DOGE’ye yönelik talebi hızlıca artırabiliyor. Geçtiğimiz yıllarda Musk, zaman zaman DOGE hakkında tweet atar ve kripto varlığın hızlı bir şekilde yükselmesini sağlardı. Bu yolla DOGE tokenini önemli bir yere getiren Musk’ın, son zamanlarda DOGE üzerinde etkisi azaldı ancak yine de aradaki bağlantı DOGE fiyatı üzerinde bir etkiye neden oluyor.

   Twitter yönetiminin, Musk'ın Twitter teklifini direkt reddedeceğine yönelik spekülasyonlara rağmen, son gelişmeler şirket yönetiminin ciddi olarak sosyal medya platformunun tamamını Tesla CEO'suna satmayı düşündüğünü göstermişti.

   Raporda, yönetim kurulunun Tesla patronunun geçen hafta şirketin hissedarlarını 43 milyar Amerikan dolarlık teklifinin finansman detaylarıyla etkilemesinin ardından anlaşmayı düşünmeye başladığı da belirtilmişti.

   Pay sahiplerine teklifin finansman detaylarının açıklamasının ardından, şirket yönetim kuruluna ‘fırsatın kaçırılmaması’ yönünde çağrıda da bulunulmuştu.

Ripple'a yeni bir engel mi geliyor?

   MicroStrategy, Ağustos 2020'de lider kripto para Bitcoin (BTC) satın almaya başladığından beri, Michael Saylor, uzun vadeli bir yatırımcı olduklarını ve BTC satmayı düşünmediklerini ifade ediyor lakin bazı iddialar, Microstrategy’nin bağlantılı olduğu bir adresten kripto borsalarına yüklü miktarda BTC gönderildiği yönünde.

   Ripple ile Amerika Birleşik Devletleri Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) arasındaki dava ise Aralık 2020 döneminden beri devam ediyor.

   SEC, bu dava sürecinde, Ripple'ın yerel token XRP'yi kayıtsız bir menkul kıymet olarak sattığı konusunda suçluyor lakin son zamanlarda Ripple, suçlamaların düşürülmesi için bir dava açtı. SEC ise Ripple'ın dava düşürme hareketine bir yanıt vererek önlerine bir engel koydu. Temel olarak SEC raporu, Ripple'ın dava için hayati olabilecek belirli hükümet belgelerine erişimini geciktirmeyi amaçlıyor.

Ronaldinho kendi tokenini çıkarıyor

   Brezilyalı dünyaca ünlü eski futbolcu Ronaldinho, sosyal token platformu P00LS ile RON tokeni geliştirdiğini duyurdu. İki kez FIFA Dünya Yılın Oyuncusu ödülünü, FIFA Dünya Kupası kazanan ve 2005 Ballon d'Or’un sahibi olan oyuncu, yeni bir tür sahiplik modeli aracılığıyla topluluklarıyla daha fazla bağlantı kurmak isteyen yeni nesil içerik oluşturuculara katılıyor.

   ABD merkezli kripto para borsası Kraken ise Orta Doğu'ya açılma planını açıkladı ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) düzenlenen bir ticaret platformunu işletmek için lisans aldıktan sonra Abu Dabi'de bölgesel bir merkez açacağını duyurdu.

‘Balinalar’ dipten topladı

   Lider kripto para BTC, geçen hafta 38 bin 200 Amerikan dolarına kadar gerileyerek son altı haftanın en düşük seviyesine indi. Büyük yatırımcılar ise bu düşüşü fırsata çevirerek BTC’nin 40 bin Amerikan doları altında talep görmeye devam ettiğini gösterdi.

   Santiment verileri, BTC fiyatının 40 bin Amerikan dolarının altına sarkmasına neden olan satış dalgasının ardından “Balina” olarak tabir edilen büyük yatırımcıların ciddi alımlar yaptıklarını gösteriyor. Verilere göre, kripto cüzdanlarında 10 bin ile 100 bin BTC tutan yatırımcılar, BTC fiyatı 38 bin 300-39 bin 900 Amerikan doları aralığındayken portföylerini yüzde 2,5’ten fazla büyüttü.

   Kayıtlar uyarınca bu oran, büyük BTC yatırımcılarının son düşüşte 1.6 milyar Amerikan doları değerinde yaklaşık 40 bin BTC aldıkları anlamına geliyor. Son altı haftanın en düşük seviyelerinden gelen bu yüklü miktardaki alımlarla BTC fiyatı, haftanın ilk gününde 40 bin Amerikan dolarının üzerinde kapanış görmeyi başardı ve 2022 yılı yükseliş trend çizgisinin üzerinde kaldı.

   Büyük yatırımcıların dip seviyeler kripto varlık alımlarına devam etmeleri, kripto endüstrisine yönelik inancın devam ettiğini bir göstergesi olarak da yorumlanıyor. Son dip fiyattan sıçrama için gerekçe olarak ise daha ziyade Elon Musk’ın Twitter’ı satın alması gösteriyor. Bu gelişme, teknoloji hisseleri için piyasalarda ‘son derece olumlu’ yorumlandı. Dolaylı yolda kripto varlıkları pozitif etkilerken Musk’ın, DOGE desteğiyle görüleceği üzere ‘kripto dostu bir iş insanı’ olmasının da toparlanmada direkt rol oynadığı da analistler tarafından dile getirildi.

   Bu gelişmenin dışında, geçtiğimiz hafta BTC için olumlu bir başka haber ise Fidelity’den geldi. Habere göre Fidelity, emeklilik planlarına BTC seçeneği ekliyor.

   Emeklilik planları sunan Fidelity Investments tarafından yapılan açıklamada, emeklilik planı sahiplerinin birikimlerinin belirli bir kısmını BTC olarak değerlendirebileceklerini söyledi.

   Buna göre Fidelity, tasarruf sahiplerinin işverenleri izin verdiği taktirde emeklilik hesaplarında BTC yatırımı yapabilecekleri bir hesap oluşturacak. Böylece ABD’de tasarruf sahipleri, Fidelity sayesinde kripto para borsaları haricinde BTC yatırımı yapabilecek. Bu durum ise BTC’nin tabana yayılması ve benimsenmesi konusunda önemli bir adım olarak yorumlanıyor.

   Benzer bir uygulama da Microstrategy bünyesinde mevcut. Şirket, çalışanlarının emeklilik hesaplarında BTC tutmasına izin veriyor. Hatta Microstrategy’nin BTC ile maaş ödeme seçeneği de var.

BTC ağının elektrik kullanımı düşüşe geçti

   Diğer taraftan, üretiminde yüksek enerji gerektiren BTC’nin çevreye zarar verdiği yönündeki endişeler, zaman zaman gündeme geliyor ancak Bitcoin Madencilik Konseyi tarafından yayımlanan son rapor, analistlere göre, BTC’nin yüksek enerji kullanımıyla çevreye zarar verdiği yönündeki endişeleri azaltabilir.

   Konsey tarafından yayımlanan rapor, BTC ağındaki enerji kullanımının 2022 yılının ilk çeyreğinde, 2021 yılının aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 25 düştüğünü ortaya koydu.

   Konsey, BTC ağının yüzde 50’sini oluşturan büyük 44 madencilik şirketi tarafından kuruldu. BTC ağındaki elektrik tüketimiyle ilgili rapor, konseye üye şirketlerden alınan verilere göre oluşturuluyor.

   Raporun detaylarında, 2022 yılının ilk çeyreğinde BTC hash gücünün yıllık yüzde 23 artmasına karşın enerji kullanımının yüzde 25 bandında düşmesine vurgu yapılıyor.

   Ağda enerji verimliliğini artıran ana faktörler olarak ise sürdürülebilir enerji kullanımında artış, yarı iletken teknolojisindeki gelişmeler ve modern BTC madenciliği tekniklerinin kullanımının artması görülüyor.

Bitcoin Orta Afrika’da ‘yasal ödeme aracı’ kabul edildi

   Kripto para piyasalarında geçen hafta yapılan açıklamada, Orta Afrika Cumhuriyeti’nin, BTC’yi yasal ödeme aracı kabul ettiği duyuruldu. Böylece Orta Afrika Cumhuriyeti, El Salvador’un ardından, BTC’yi yasal hale getiren ikinci ülke oldu.

   Ülkenin Genelkurmay Başkanı Obed Namsio tarafından yapılan açıklamada, BTC’nin, ülkenin para birimi CFA frangıyla birlikte yasal ödeme aracı olmasının, milletvekillerinin oy birliği kabul edildiği bilgisi verildi.

   Parlamento tarafından kabul edilen yasa tasarısı, ardından ülke başkanı Faustin Archange Touadera’nın onayını alarak yasal hale getirildi. Böylece Orta Afrika Cumhuriyeti, Afrika’da BTC’yi yasal hale getiren ilk ülke olurken; dünyada ikinci ülke olarak kayda geçti.

   Hatırlanacağı üzere El Salvador, 7 Eylül 2021 itibarıyla BTC’yi yasal ödeme aracı yapan ilk ülke olmuştu. O günden bu yana da BTC konusundaki projeler geliştirme gayretinde olan ülke, rezervlerini artırma amacıyla BTC alımlarına devam ediyor.

   El Salvador, ulusal para birimi olarak Amerikan dolarını kullanan bir ülke ancak şu an ülkede mal ve hizmet alımı için BTC de aktif olarak kullanılabiliyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise El Salvador’u, BTC’yi yasal ödeme aracı olarak kabulünü en sert eleştiren kurumların başında geliyor. IMF, BTC ve kripto paraları, ülkelerin finansal istikrarı için ciddi bir tehdit olarak görüyor.

   Diğer yandan, kripto paraların volatil yani oynak yapısı da ülke vatandaşları için diğer bir risk olarak görüyor.

Altın ve BTC destekli yatırım ürünü piyasada

   Avrupa’da bir ilk niteliği taşıyan altın ve BTC içeren borsa yatırım ürünü (ETP), geçen hafta itibarıyla piyasaya sürüldü. Uzun vadeli bir yatırım ve enflasyon koruması amacıyla piyasaya çıkarılan ürün, BTC ve altın gibi iki popüler yatırım aracını birleştirmesiyle dünyada bir ilk olarak kabul ediliyor.

   Fiziksel olarak desteklenecek yatırım ürünü, İsviçre merkezli kripto ETP ürünleri sunan 21Shares ve Birleşik Krallık alternatif yatırım ürünleri sağlayıcısı ByteTree Asset Management tarafından piyasa sürüldü ve 21Shares ByteTree BOLD ETP (BOLD) adını taşıyor.

   Yeni yatırım ürünüyle ilgili açıklama yapan ByteTree Asset Management CEO'su Charlie Erith, altının enflasyonist ortamlarda bir koruma aracı olarak genel kabul gördüğünü söylerken; BTC’yi nispeten yeni bir varlık sınıfı olarak temel bir servet deposu olma potansiyeliyle altının dijital eş değeri olarak gördüklerini dile getirdi. Erith, dünyada bir ilk olma niteliğine sahip yatırım ürünü ile yüksek enflasyon ve jeopolitik risklerin arttığı dönemde bir risk ve getiri çeşitlendirmesi sağlamayı hedeflediklerini belirtti.

Euro/dolar ikilisi beş yılın en düşüğünde

   Rusya'nın doğal gaz faturalarını Rus rublesi olarak ödemeyen Polonya ve Bulgaristan'a doğal gaz sevkiyatını durduracağı açıklaması, euroyu da vurdu.

   Buna göre euro, geride bıraktığımız işlem haftasında Amerikan doları karşısında son beş yılın en düşük seviyesine geriledi.

   Commerzbank analisti Ulrich Leuchtmann, Rusya'nın önümüzdeki haftalarda diğer Avrupa Birliği (AB) ülkelerine gaz sevkiyatını durdurma yönünde adım atması riskinin euroyu zayıflattığını belirtti.

   Leuchtmann, Rusya'nın AB'nin büyük bölümüne gaz arzını durdurması halinde bölge ekonomisi için resesyon riskinin ortaya çıkacağı uyarısında da bulundu.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110