Sektöre değil, üretime teşvik

banner37

Koronavirüs salgını lokomotif sektörler turizm ve yükseköğretime darbe vurdu. Uzmanlar, ülkede katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesinin ekonomiye can suyu olacağını vurguladı:

Sektöre değil, üretime teşvik
banner99

Ali ÇATAL

“HARDAL ÜRETEBİLİRİZ”… Ülkemizde Koronavirüs salgını ve dövizdeki yükseliş, lokomotif sektör olarak bilinen turizm ve yükseköğretimde büyük kayıplara neden oldu. Uzmanlar, Kuzey Kıbrıs’ın iklim koşullarına ve toprak yapısına uygun, katma değeri yüksek alternatif ürünlerin yetiştirilmesi gerektiğine işaret ederek ‘sektöre değil, ürüne teşvik’ prensibinin önemini vurguladı. İŞAD Başkanı Enver Mamülcü ülkeye katma değer katacak alternatif ürünlerin başında Kıbrıs ekosisteminde kendiliğinden yetişen lapsana bitkisinin olduğunu söyledi. Mamülcü, lapsana tohumunun başta hardal yapımı olmak üzere dünya piyasasında iyi bir yeri olduğunu ifade etti.

“TÜTÜN FABRİKASI GÜVERCİN YUVASI OLDU”… Tarım ve Doğal Kaynaklar eski Bakanı Sami Dayıoğlu, her şeyden önce devlet teşviklerinin elden geçirilmesi gerektiğini belirterek, sektöre değil, ürüne teşvik sisteminin uygulanması gerektiğini vurguladı. Dayıoğlu, Karpaz’da yakın geçmişe kadar tütün ekimi ve hasadının yapıldığını, hatta işlenen tütününün ‘pipo tütünü’ olarak İngiltere’ye de satıldığını söyledi. Dayıoğlu, pipo tütünü yapılan fabrikanın zamanla atıl bırakılarak “güvercin yuvası” haline geldiğini belirterek, tütün üretiminin, Karpaz halkının en önemli geçim kaynakları arasında yer aldığını, fakat zamanla bu ürününe verilen değerin azaldığını kaydetti.

Ülkemizde bir yandan Koronavirüs salgını, diğer yandan dövizin yükselişi lokomotif sektör olarak bilinen turizm ve yükseköğretime darbe vurdu.

Lokomotif sektörlerden gelen kaynağın azalması başta Kıbrıs patatesi, hellim ve enginar turşusu olmak üzere ‘lokomotiflere eklenecek vagonlara’ yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Özellikle salgın yüzünden lokomotif sektörlerin çarklarının durması ülke ekonomisini felç ederken, uzmanlar, üretimi çeşitlendirmenin önemine işaret etti.

Kuzey Kıbrıs’ın iklim koşullarına ve toprak yapısına uygun ‘alternatif’ ürünlerin yetiştirilmesi ve fiyat/performans oranı ile yurt dışı piyasalarındaki katma değeri yüksek ürünler bu tartışmada ön plana çıktı.

Uzmanlar, ‘sektöre değil, ürüne teşvik’ perspektifinin izlenmesi gerektiğini belirtirken, bürokrat ve iş insanları, mevcut teşvik sisteminin sektörleri ‘maaşa bağlayarak memurlaştırdığına’ dikkat çekti.  

Üretimi çeşitlendirmenin önemine dikkat çeken uzmanlar, getirisi yurt dışına bağımlı olmayan, turizm ve yükseköğretimin ülkeye soktuğu dövize ‘çarpan etkisi’ yaratacak alternatif ürünlerin ekonomiye can suyu olacağına inanç belirtti.

Tarım ve Doğal Kaynaklar eski Bakanı Sami Dayıoğlu, kuraklık ödemesi yerine ‘kuraklığa dayanıklı ürünlerin ekimine teşvik vermek’ gerektiğini belirterek, tütün üretiminin bu konuda önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Kıbrıs Türk İş İnsanları Derneği (İŞAD) Başkanı Enver Mamülcü ise alternatif ürün olarak Kıbrıs ekosisteminde kendiliğinden yetişen lapsana bitkisinin kullanılabileceğini ifade ederek lapsana tohumunun başta hardal yapımı olmak üzere dünya piyasasında iyi bir yeri ve çok geniş bir kullanım alanı olduğuna dikkat çekti.

Dayıoğlu: Alternatif ürünlerimiz zaten vardı

Tarım ve Doğal Kaynaklar eski Bakanı Sami Dayıoğlu, her şeyden önce devlet teşviklerinin elden geçirilmesi gerektiğini belirterek, ‘sektöre değil, ürüne teşvik’ sisteminin uygulanması gerektiğini vurguladı.

Mevcut teşvik sisteminin, sektörleri ‘maaşa bağlayarak memurlaştırdığını’ söyleyen Dayıoğlu, söz gelimi ‘turizme’ teşvik vermek yerine, eko-turizm veya agro-turizm gibi spesifik alanlara yardımın, sektörü daha da derinleştirerek canlandırıcı bir etki oluşturacağını aktardı.

Kuraklığın, bu ülkenin bir gerçeği olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, fakat bu durumdan kaynaklanan sorunların da kuraklık ödemesi yaparak değil, ‘kuraklığa dayanıklı ürünlerin ekimini teşvik ederek’ mümkün olduğunu açıklayan Dayıoğlu, bu konudaki mevcut yaklaşımın da çağın gerisinde olduğunu ifade etti.

Dayıoğlu, geçimini tarım ve hayvancılıktan kazananlarla, bu tür uğraşları ‘ikinci iş’ olarak yapanların ayrılması gerektiği belirterek, bunun çözümünün devlet memurlarına tarım yapmayı yasaklayıp insanları eşleri üzerinden tarım yapmaya, yani ‘yanıltıcı beyan vermeye’ zorlamak değil, devlet kademelerinde çalıştığı halde tarım ve/veya hayvancılık yapacakların vergilendirilmesini ‘buna göre’ yapmak olduğunu belirtti.

banner134
Dayıoğlu, Karpaz’da tütün ekimi ve hasadının yakın geçmişe kadar yapıldığını, hatta işlenen tütünün ‘pipo tütünü’ olarak İngiltere’ye satıldığını ifade ederek babasının da çalıştığı söz konusu fabrikanın zamanla atıl bırakılarak ‘güvercin yuvası’ haline geldiğini söyledi.

Dayıoğlu, tütün üretiminin, Karpaz bölgesindeki halkın en önemli geçim kaynakları arasında yer aldığını fakat zamanla bu değerli ticaret ürününe verilen değerin azaldığını kaydetti.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) çıkışıyla noktalanan Brexit süreci sonrasının da dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Dayıoğlu, Birleşik Krallık’taki genelde Türk, özelde ise Kıbrıslı Türk popülasyonu da düşünüldüğünde, Kuzey Kıbrıs’ın İngiltere için ‘çok ciddi bir potansiyel pazar’ olduğu gerçeğinin İngiltere tarafından da bilindiğini belirtti.

Mamülcü: Lapsanadan hardal üretebiliriz

İŞAD Başkanı Enver Mamülcü, Kıbrıs’la benzer özellikler arz eden ‘Küba’ örneğinde de görülen tütün, pamuk ve kakao gibi katma değeri yüksek alternatif ürünlere eğilmenin gerekliliğini kabul ederken; bu hedef doğrultusunda aslında çok daha ucuz maliyetli ve ‘gözümüzün önünde’ bir seçeneğin de olduğu bilgisini verdi.  

“Lapsana denilen bitki, Kıbrıs’ın her yerinde var ve ne yazık ki bunun kıymetini, yani ekonomik değerini bilen yok. Bu bitkinin tohumları, hardal denilen katma değeri yüksek ürünün ham maddesini teşkil ediyor. Fakat kırları geçtim; şehirlerde dahi her yanı kaplayan bu ürünün yüzüne dahi bakmıyoruz. Aslında hardal da üretebiliriz” diyen Mamülcü, ‘meme otu’ diye de bilinen bu bitkinin ‘aslında ne denli değerli’ olduğu gerçeğine parmak bastı.

Mamülcü, özellikle şubat ve mart dönemlerinde her yanı bezeyen lapsananın, Kıbrıs ekosisteminde kendiliğinden yetişen en yaygın bitki olduğunu söyledi.

Mamülcü ayrıca, kırk civarındaki versiyonuyla tüm dünyada varlığını sürdüren, ancak Akdeniz ikliminin kuraklığına dahi dayanıklılığı ile bilinen lapsana bitkisinin, Kuzey Kıbrıs’ın da aralarında olduğu bazı coğrafyalarda ‘tarım alanlarına zararlı’ olarak addedildiğini aktardı.

Lapsana tohumunun, başta hardal yapımı olmak üzere dünya piyasasında iyi bir yeri ve çok geniş bir kullanım alanı olduğuna da dikkat çeken Mamülcü, “Bahis konusu tohumlar, hardal yapımı dışında hardal yağı ve hardal tozu imalatında da kullanılıyor. En önemli ihracatçı ülkeler ise Kanada, Ukrayna, Çin ve Hindistan olarak göze çarpıyor. Bu ülkeler arasına ‘pekala’ girebiliriz. Yeter ki lapsanaya hak ettiği değeri verelim ve pazar sorununu aşalım” ifadelerini kullandı.

Mamülcü, KKTC’de bilhassa üniversite öğrencisi sayısındaki artışla doğru orantılı şekilde açılan ‘fast-food’ yiyecek mekanlarında en çok aranan soslardan biri haline gelen hardalın, pizza ve et restoranlarında da yoğun şekilde kullanıldığına işaret etti.

FOTO ALTI:

Sami Dayıoğlu:

Tarım ve Doğal Kaynaklar eski Bakanı Sami Dayıoğlu

Enver Mamülcü:

İŞAD Yönetim Kurulu Başkanı Enver Mamülcü

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75