Sektörün aktörlerinden karara destek

banner37

‘Hukuk Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasa Tasarısı’ dahilinde ‘uygulama’ tartışmaları sürerken, konunun birincil muhatabı bankacılar isedüzenlemeden memnun

Sektörün aktörlerinden karara destek
banner90

“TÜZÜK DE DEĞİŞMELİ”… AlbankYönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Dr. Ahmet Melih Karavelioğlu, bahse konu yasa düzenlemesini olumlu bulduğunu söylerken, “İlgili değişikliklerin uygulanabilirliği ile ilgili konuşursak,ileride tüzüğün de değişmesi gerektiğini görüyoruz. Yine şu an elektronik tebligat sistemimiz olmadığı için sistemsel olarak tam randımanlı bir geri dönüş alınamayabilir” ifadelerini kullandı ve ileriye dönük bakıldığında, bu yasanın değişmesinin, alacaklıların tahsilat yapabilmesi açısından olumlu bir adım kabul edilmesi gerektiğini savundu.

“AMACIMIZ HACİZ DEĞİL”…Limasol Türk Kooperatif Bankası Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi İlkin Yoğurtçuoğlu, “Bankalardaki tahsili gecikmiş alacak miktarı yaklaşık 1.1 milyar TL seviyelerinde ve birtakım kötü borçlular var ki maalesef gerek yasal altyapı gerekse taşınmaz malların satış süreçleri onların işine geldiği için bu şahıslar, bir taraftan kredi alarak varlıklarını ve zenginliklerini artırdıkları gibi bir taraftan da mevcut yapıdan cesaret alarak borçlarını ödemiyor. Dolayısıyla bankaların derdi, borç ödeme ahlakına sahip kişiler değil; en güzel arabalarda gezen, en güzel evlerde oturan, şaşalı bir hayat süren ancak borcunu da ödemeyen müşteri profilidir” şeklinde konuyu özetledi.

“YARIDAN FAZLASI 100 KİŞİNİN”… 10, hatta 15 yılı aşkın süredir icra yoluyla satışı yapılması beklenen ipotekli malların olduğunu fakat adli ve idari çözüm yollarının tıkanması nedeniyle ‘tahsili gecikmiş alacaklar’ konusunun da ‘artık’ bankaların kendi iradeleri ile çözemeyeceği yapısal bir soruna dönüştüğünü söyleyen İlkin Yoğurtçuoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Takdir edersiniz ki bir ülkenin ekonomisinin gelişmesi için ticari anlaşmazlıkların erken ve adil çözümü çok önemlidir. Stoktaki tahsili gecikmiş alacakların yarısından fazlasının yaklaşık 100 kişi ve/veya firmadan kaynaklandığını ifade edersem, bu anlamda ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır diye düşünüyorum.”

“HEM BORÇLU HEM GÜÇLÜ”…Ahmet Melih Karavelioğlu, “Yıllardır kangren durumuna dönüşmüş bir sorun bu. Öyle ki, bir firmaya veya şahsa borcunu ödemeyen ama lüks aracı ile gezip, ultra lüks villasında oturan kişileri ödemeye teşvik edecek ve tahsilatın hızlanmasını sağlayacak bir yasa değişikliği” ifadeleriyle, bu eylemden, yanında çalıştırdı kişilerden bankalara kadar pek çok yere borçlu olduğu halde hayatına ‘hiçbir şey olmamış gibi’ devem edebilenlerin çekinmesi gerektiğinin altını çizdi ve meclisin söz konusu bu adımını destekledi.

Ali ÇATAL

   KKTC Cumhuriyet Meclisi’nden oy birliğiyle geçen Hukuk Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasa Tasarısı’na yönelik tartışmalar sürerken; gözlerin çevrildiği bankacılık sektörünün aktörleri, söz konusu tartışmaları KIBRIS Ekonomi’ye yorumladı.

Muhalefetin bazı unsurları, icranın kolaylaştırılmasını öngören bahse konu yasanın ‘çok ciddi sosyal sarsıntılara yol açabileceğini’ savunarak, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya, yasayı imzalamayıp meclise iade etmesi çağrısı yapmıştı.

Bu uğurda, Toplumcu Kurtuluş Partisi -Yeni Güçler (TKP-YG) Genel Başkanı Mehmet Çakıcı da yaptığı yazılı açıklamada,icraları kolaylaştıran bir düzenlemeye gidilmesinin, yakın geçmişte yaşanan ‘mazbata vakasından’ da büyük sosyal çalkantıları toplumun gündemine taşıyabileceği uyarısında bulunmuş; yasanın akıl ve vicdanla bağdaşmadığını, borçlu hükümlünün banka hesaplarının, maaşının ve ödeneklerinin haczedilebilmesini içeren bu yeni düzenlemeyle, haczedilen insanların yaşam bağlarının bütünüyle kesilebileceğini iddia etmişti.

“Bankaların derdi başka”

Konuyu masaya yatıran AlbankYönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Dr. Ahmet Melih Karavelioğlu, “Yıllardır kangren durumuna dönüşmüş bir sorun bu. Öyle ki, bir firmaya veya şahsa borcunu ödemeyen ama lüks aracı ile gezip, ultra lüks villasında oturan kişileri ödemeye teşvik edecek ve tahsilatın hızlanmasını sağlayacak bir yasa değişikliği” ifadeleriyle, meclisin bu adımını destekledi.

Limasol Türk Kooperatif Bankası Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi İlkin Yoğurtçuoğlu da “Şu bir gerçek ki halihazırda bankalardaki tahsili gecikmiş toplam alacak miktarı yaklaşık 1.1 milyar TL seviyelerinde ve birtakım kötü borçlular var ki maalesef gerek yasal altyapı gerekse taşınmaz malların satış süreçleri onların işine geldiği için bu şahıslar, bir taraftan kredi alarak varlıklarını ve zenginliklerini artırdıkları gibi bir taraftan da mevcut yapıdan cesaret alarak borçlarını ödemiyor.Dolayısıyla bankaların derdi, borç ödeme ahlakına sahip kişiler değil; en güzel arabalarda gezen,engüzel evlerde oturan,şaşalı bir hayat süren ancak borcunu da ödemeyen müşteri profilidir” şeklinde konuyu özetledi.

Karavelioğlu: Hacizden kaçmanın önü alınıyor

   Bu değişiklikle, icra memuruna, dört eşit takside bölünebilir şekilde kredi kartı ile tahsilat yapma yetkisinin verildiği bilgisini aktaran Karavelioğlu,mahkemelerin de‘şirket hisseleri de dahil olmak üzere’ malın satılmasına, satın alan kişinin adına kaydolmasına re’sen emir vermeye yetkilendirildiğini de aktardı.

   “Haczedilen malın değeri, asgari ücretin beş katının üzerindeyse yalnızca bir kez açık artırmaya çıkarılacak ve kalan zamanda şirket hisseleri hariç sürekli satış yoluyla satışı sağlanacak. Malın değerinin ne olacağına satış merkezleri, bu değerin hangi aralıklarda azalacağına ise mahkeme karar verecek” diyen Karavelioğlu, olası bir haciz durumunda izlenecek yasal prosedüre dikkat çekti.

İlgili değişiklik sayesinde, hükümlü borçlunun, kendisinin tasarrufunda veya kontrolünde veya kullanımında bulunan ya da yaşadığı konutta veya kendisine ait iş yerindeki mevcut taşınır malların,‘şayet bunlar kira değilse’ sahibi kabul edileceğini ve ilgili taşınır malların, icra memuru tarafından zapt edilebileceğini de belirten Karavelioğlu, söz konusu malın/malların bir başkasına ait olması durumunda ise ilgili üçüncü şahsın mahkemeye giderek,durumu ispat etme hakkının da saklı tutulduğu gerçeğini vurguladı.

Karavelioğlu, “Hükümlü borçlunun aleyhine icra dosyalanmasıyla, devlet veya yetkili diğer makamlar tarafından mal sahipliği kayıt altında tutulan taşınır mallar ya da hükümlü borçlu adına kayıtlı bulunan taşınır mallarla ilgili devir veya yükümlülük altına koyma muameleleri engellenir” sözleriyle, hükümlü borçlunun icra ve/veya hacizden kaçmasının da önünün alındığını aktardı.

   “Mahkeme veya mahkeme tarafından yetkilendirilmiş mukayyit veya icra memurunca hakkında haciz müzekkeresi dosyalandığı bilgisinin verilmesi üzerine, mal sahipliği kayıtlarını tutan bankalar ve tapu daireleri gibi yetkili makamlar, hükümlü borçlu adına kayıtlı veya üçüncü kişilerin adına kayıtlı olmakla birlikte bildirilen taşınır malların devrini ve yükümlülük altına konulmasını men eden bir şerhi ilgili sicile kaydeder” şeklinde konuşan Karavelioğlu, yasa vasıtasıyla ve şayet haciz davası dosyalandıysa, hükümlü borçluya dair gerekli bilgilerin de süratle kayıt altına alınacağına dikkat çekti.

“Memorandum geçerlilik süresi 10 yıla çıkarıldı”

   Banka hesaplarında bulunan mevduatlara el koyma hakkında parasal bir hükümden dolayı icra dosyalanmış bir kişinin, KKTC’de bulunan herhangi bir bankada veya kooperatifte tek başına veya müştereken sahibi olduğu hesaplarda bulunan herhangi bir meblağa, iyi niyetle önceden elde edilmiş mülkiyet hakkına, hapis hakkına, keza üzerinde mevcut herhangi bir yükümlülüğe tabi olmak üzere haczedilebileceğini söyleyen Karavelioğlu, çok tartışılan bu maddeye dair şöyle bir hatırlatma da yaptı:

   “Maaş haczi, hükümlü borçlunun herhangi bir şekilde kamudan veya özel bir tüzel kişi veya gerçek kişiden aylık veya belirlenmiş başka periyotlarda aldığı maaş ve diğer ödenekler, hükümlü alacaklının mahkemeye yapacağı bir istida üzerine borcun tahsilinde kullanılacak.”

“İlgili değişikliklerin uygulanabilirliği ile ilgili konuşursak, ileride tüzüğün de değişmesi gerektiğini görüyoruz. Yine şu an elektronik tebligat sistemimiz olmadığı için sistemsel olarak tam randımanlı bir geri dönüş alınamayabilir” diyen Karavelioğlu, ileriye dönük bakıldığındaysa, bu yasanın değişmesinin, alacaklıların tahsilat yapabilmesi açısından olumlu bir adım kabul edilmesi gerektiğini savundu.

Karavelioğlu, “Şu an için en azından küçük bakiyeli ve sayıca fazla dosyalarla ilgili tahsilat hızlanacaktır diye düşünüyorum. Yine üçüncü şahıslar adına bulunan taşınmaz malların da icra edilebilmesi ve icraya tabi olup olmadıklarının kararının mahkeme tarafından verileceği gerçeği ise bir anlamda ‘hile ile mal kaçırmayı’ bir nebze de olsa azaltacaktır” derken, ilgili uygulamanın, özellikle uzun vadede daha da faydalı olacağını söyledi.

Yoğurtçuoğlu: Bir de suçlu çıkıyoruz!

   Bir ülkenin ödemeler sisteminin temelini, o ülkenin bankalarının oluşturduğunun unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Yoğurtçuoğlu,bu özelliği ile bankaların, diğer işletmelere göre önemli yapısal farklılıklarının bulunduğunu söylerken;buna başlıca neden olarak ise bankaların risk alarak kullandırdığı kredi ve plasmanların kaynağının ‘neredeyse tamamının’ halktan toplanan mevduatlardan oluşmasını gösterdi.

   Yaptıkları işin doğası gereği bankaların kredi ilişkisi tesis ederken miktara baktığını ve politikalarına bağlı olmak üzere genellikle ipotek ve/veya rehin işlemine gittiklerini zira tasarruf sahiplerinden borçlanarak kullandırdıkları kredilerin‘bir sebeple’ geri ödenememesi durumunda yasal süreç tamamlandığında teminattaki  malı satmak suretiyle hem alacaklarını tahsil edebilmeyi hem de mevduat sahiplerine borçlarını ödeyebilmeyi planladıklarını söyleyen Yoğurtçuoğlu,sözlerine şöyle devam etti:

   “Ancak gelin görün ki ‘o gün geldiğinde’ yani kredi ödenmezse ve donuk alacak olursa, maalesefipotekteki malı satarak alacağınızı tahsil edemediğiniz gibi üzerine bir de şu günlerde Hukuk Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası temelinde gündeme gelen birtakım değerlendirmelerde olduğu gibi bilakis suçlu bile ilan edilebiliyorsunuz.”

“Bütün esneklikleri yapıyoruz”

Yoğurtçuoğlu, “Diğer taraftan,bankalar borç ödeme ahlakına sahip ancak birtakım talihsizlikler yaşayan müşterilerine yardımcı olmak durumundadır ve öyle de yapıyoruz. Vadeyi açıyoruz, yapılandırıyoruz ve yasal açılardan mümkün olabilecek bütün esneklikleri yapmaya çalışıyoruz” ifadeleriyle, borç ödemekte sıkıntı yaşayan müşterilere gereken bütün kolaylıkların sağlandığını da belirtirken; “Nihayette bizler de ne emlakçıyızne galericiyiz ki vatandaşın taşınmazı veya arabasına el koymak derdinde olalım. Bizler bankacıyız ve kredi olarak kullandırdığımız paramızın peşindeyiz çünkü neticede bizler de sözkonusu parayı mevduat sahiplerinden borçlandık” sözleriyle ve son derece samimi şekilde durumu masaya yatırdı.

   “Şu bir gerçek ki halihazırda bankalardaki tahsili gecikmiş toplam alacak miktarı yaklaşık 1.1 milyar TL seviyelerinde ve birtakım kötü borçlular var ki maalesef gerek yasal altyapı gerekse taşınmaz malların satış süreçleri onların işine geldiği için bu şahıslar, bir taraftan kredi alarak varlıklarını ve zenginliklerini artırdıkları gibi bir taraftan da mevcut yapıdan cesaret alarak borçlarını ödemiyor” diyen Yoğurtçuoğlu, bu alandaki mevcut yapının ‘sürdürülebilirlikten çok uzak’ olduğunu vurguladı.

Yoğurtçuoğlu, “Dolayısıyla bankaların derdi, borç ödeme ahlakına sahip kişiler değil; en güzel arabalarda gezen, en güzel evlerde oturan, şaşalı bir hayat süren ancak borcunu da ödemeyen müşteri profilidir” diye konuştu ve bankaların sorununun, ödemede zorluk yaşayan değil; ‘ödeyebilecek durumda olduğu halde’ yasal boşlukları kullanarak ödeme yapmaktan kaçan müşteriler olduğunu önemle vurguladı.

“İşte esasen sorunun temelinde yatan da budur fakat gelin görün ki tanımlamaya çalıştığım profiller ve tahsili gecikmiş alacaklar bağlamında bankaların haklarını gözetmeyen süreçler ve/veya uygulamalar dolayısıyla hem bankaların kredi verme iştahı köreliyor hemde stoktaki donuk alacaklar için karşılık ayırdıkları bir tarafa,bunun bilançolarda genel olarak ve getirisiz aktif yer alması hasebiyle ‘düzgün’ kredi müşterilerinin kullandığı kredi fiyatlarının üzerinde bir ‘ek maliyet unsuru’ oluşuyor”diyen Yoğurtçuoğlu, sorunun bununla da bitmediğinive borç-alacak ilişkilerinde derin yaralar açarak güven bunalımına neden olmanın yanı sıra, ülkemizde finansal istikrarın geleceği açısından da önemli bir tehlike oluşturduğunu aktardı.

“Sosyal sarsıntı söz konusu değil”

   “Hal böyle olmakla birlikte, borç ödeme ahlakına sahip kişilerin mağdur olması ve/veya bu anlamda sosyal sarsıntı sözkonusu değildir çünkü bu ahlaka sahip kredi müşterilerimize sonuna kadar yardımcı olmaya hazırız, ancak borç ödeme ahlakına sahip olmayanlar bakımından da bankaların haklarını gözetecek uygulamalarınhızlıca hayata geçirilmesini talep ediyoruz” diyen Yoğurtçuoğlu, borcu ödemek isteyen lakin maddi zorluğa düşen kişilerin mağdur olacağı iddialarını da tekzip etti.

10, hatta 15 yılı aşkın süredir icra yoluyla satışı yapılması beklenen ipotekli malların olduğunu fakat adli ve idari çözüm yollarının tıkanması nedeniyle ‘tahsili gecikmiş alacaklar’ konusununda ‘artık’ bankaların kendi iradeleri ile çözemeyeceği yapısal bir soruna dönüştüğünü söyleyen Yoğurtçuoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Takdir edersiniz ki bir ülkenin ekonomisinin gelişmesi için ticari anlaşmazlıkların erken ve adil çözümü çok önemlidir. Stoktaki tahsili gecikmiş alacakların yarısından fazlasının yaklaşık 100 kişi ve/veya firmadan kaynaklandığını ifade edersem, bu anlamda ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır diye düşünüyorum.”

“Temel sorun icra sistemimiz”

Yasal takibe intikal etmiş banka alacaklarının tahsilini güçleştiren icra sisteminin, bugün itibarıyla bankacılık sektörünün en temel sorunlarından olduğunu söyleyen Yoğurtçuoğlu, sorun ve sıkıntılarında aslında yasaların ve mahkeme emirlerinin uygulanmasındaki idari isteksizlik ve engellemelerden kaynaklandığını belirtti.

   “Bankaların, tahsili gecikmiş hükümlü alacaklarının süratle tasfiyesini sağlamak ve bu suretle aktiflerine akışkanlık kazandırmak, mali bünyenin sağlamlığı bakımından elzem bir husustur” diyen Yoğurtçuoğlu,sözlerini şöyle sonlandırdı:

   “Bu bağlamda, aklın yolu ve haliyle önerimiz şudur ki, ipotekli gayrimenkul satışlarında Tapu Dairesi’nden satış günü verilmesi ile ilgili kabul edilemez gecikmelerin/engellemelerin giderilmesi için gerekli idari tedbirlerin alınması, haftanın her gününde birçok bölgede satışların gerçekleşmesini sağlayacak düzenlemelerin yapılması, tebligatla ilgili gecikmelerin giderilmesi amacıyla icra tebliğ işlemlerinin süratlendirilmesi veya özel sektör tarafından yapılmasını sağlayacak yasal ve/veya idari düzenlemelerin hayata geçirilmesi zaruret halini almıştır.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108