Stagflasyon kapıda

banner37

Ekonomist Mehmet Saydam, döviz kurlarındaki dalgalanmayla birleşen yüksek enflasyonun ‘en kötü senaryoya’ davetiye çıkardığını söyledi:

Stagflasyon kapıda
banner90
banner99

“DOLARİZASYONU ZATEN YAŞIYORUZ”… Mehmet Saydam, TCMB’nin dönem dönem ‘dolarizasyon riski’ olarak değindiği ve en sade tanımıyla, yerel para biriminin değer yitirmesi nedeniyle, yatırımcıların, birikim ve sermayelerini ‘getirisi görece yüksek’ varlıklara kanalize etmesi anlamına gelen durumun zaten yaşandığını da kaydederken; TL’deki değer yitimine çare bulunmadığı sürece, sadece yatırımcının değil; maaşlı çalışanların dahi birikimlerini TL’de tutmayacağına dikkat çekti.

“SON KOZ ELDE TUTULUYOR”… Mehmet Saydam, TCMB bünyesinde bu yıl sekizinci kez toplanan PPK’nin ‘bütün ısrarlara rağmen’ faiz artırımından kaçınmasını “En büyük kozunu sona saklaması” olarak nitelendirirken; elinde başka ‘silah’ kalmadığı görülen TCMB’nin, yılın geri kalanında ve 24 Eylül, 22 Ekim, 19 Kasım ile 24 Aralık itibarıyla yapılacak son dört PPK toplantısında, faiz artırımına gidilmesinin, ekonomi çevrelerinde beklendiğini aktardı.

“AB ÇÖZÜLMEK ÜZERE”… Mehmet Saydam, ABD’ye alternatif teşkil etmesi beklenen, ilk dönemlerinde Almanya-Fransa merkezli şekillenen ve üye ülkelerin, bu iki başlıca güç odağının etrafında kümelenmesinde ibaret AB oluşumunun, artık sadece ‘kıtanın en büyük ekonomisi’ Almanya’nın talep ve çıkarları doğrultusunda diğer ülkelere ‘dikte edilen’ bir formata büründüğünü de savunurken; İngiltere ile başlayan sürecin ilerleyerek, AB’de bir ‘topyekûn çözülmenin’ yaşanacağını iddia etti.

Ali ÇATAL

   Ekonomist Mehmet Saydam, TL’nin döviz kurları karşısında 29 Temmuz’dan bu yana süren değer yitiminin, halkın alım gücünü erittiğini kaydederken; bu durumun, beklentilerini karşılamayan enflasyon verileriyle birlikte okunduğunda, işsizliğin ve fiyat artışının birlikte yaşandığı ‘stagflasyon’ sürecinin kapıda olduğunu söyledi.

   KTV’de yayınlanan Parapolitik programında Ali Çatal’a konuk olan Saydam, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesinde bu yıl sekizinci kez toplanan Para Politikası Kurulu’nda (PPK) üst üste üçüncü kez alınan ‘faizin pas geçilmesi’ kararını, yatırımcı bazında ilgili ülkenin para birimden kaçışı ifade eden ‘dolarizasyon’u, krediler eşliğinde faizleri hızlıca düşürerek piyasayı ‘yatırıma zorlama’ politikalarının geleceğini ve ‘Yeni Dünya Düzeni’ tartışmalarını masaya yatırdı.

   Saydam, Merkez Bankası’nın, 20 Ağustos’ta düzenlenen son PPK toplantısında ‘bütün ısrarlara rağmen’ faiz artırımından kaçınmasını “En büyük kozunu sona saklaması” olarak nitelendirirken; elinde başka ‘silah’ kalmadığı görülen TCMB’nin, yılın geri kalanında ve 24 Eylül, 22 Ekim, 19 Kasım ile 24 Aralık itibarıyla yapılacak son dört PPK toplantısında, faiz artırımına gidilmesinin, ekonomi çevrelerinde beklendiğini aktardı.

   ‘Faizi pas geçme’ eyleminin, piyasaların ancak kısa süreliğine nefes almasına yeteceğini de söyleyen Saydam, sorunu ‘politika faizinde yükseltmeye gidilmeksizin’ çözmenin mümkün görünmediğini belirtti.

   TCMB’nin dönem dönem ‘dolarizasyon riski’ olarak değindiği ve en sade tanımıyla, yerel para biriminin değer yitirmesi nedeniyle, yatırımcıların, birikim ve sermayelerini ‘getirisi görece yüksek’ varlıklara kanalize etmesi anlamına gelen durumun zaten yaşandığını da kaydeden Saydam, TL’deki değer yitimine çare bulunmadığı sürece, sadece yatırımcının değil; maaşlı çalışanların dahi birikimlerini TL’de tutmayacağına dikkat çekti.

   Türkiye’deki mevduat hesaplarının ‘en güncel haliyle’ yüzde 60’ından fazlasının döviz cinsi olduğunu hatırlatan Saydam, enflasyon oranının altında kalan bir faiz politikasıyla bu sorunun çözülemeyeceğini kaydetti.

“Yeni Dünya Düzeni diye bir şey yok”

   Mehmet Saydam, yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde gündeme sıkça gelen ‘Yeni Dünya Düzeni’ tartışmalarını da irdelerken, salgına neden olan hastalığın tedavi ve/veya aşısının bulunmasının peşi sıra neo-liberal politikaların da uygulanmaya ‘kaldığı yerden’ devam edeceğini savundu.

   Kamusal yapıyı genişletmek bir eylemin ülkelerin gündeminde olmadığını da söyleyen Saydam, bilakis; salgın sonrası konjonktürünün ‘devleti daha da küçültecek’ bir formatta olacağını iddia etti.

   Toplumcu bir siyasetin, insanlığın gündemine ‘bir kez daha’ gelmesinin de olası görünmediğini aktaran Saydam, çeşitli eko-politik çevreler tarafından tartışılan ‘yeni nesil sosyalizm’ konseptinin deneyimlenmesi öngörüsünün de ‘salgının bitişiyle’ rafa kalkacağını söyledi.

   Saydam, Almanya-Fransa merkezli şekillenen ve üye ülkelerin bu iki başlıca güç odağının etrafında kümelenmesinde ibaret Avrupa Birliği (AB) oluşumunun, artık sadece ‘kıtanın en büyük ekonomisi’ Almanya’nın talep ve çıkarları doğrultusunda diğer ülkelere ‘dikte edilen’ bir formata büründüğünü de savunurken; İngiltere ile başlayan sürecin ilerleyerek, AB’de bir ‘çözülmenin’ yaşanacağını iddia etti.

   AB’nin, kuruluşundan bu yana en büyük ve ‘tek’ başarısının, halen leva kullanan Bulgaristan hariç, ortak ve güçlü bir para birimine geçmek olduğunu da kaydeden Saydam, ABD’nin aynı zamanda ‘alternatifi’ olması da beklenen bu birliğin geleceğinin parlak görünmediğini kaydetti.

   Saydam, Kovid-19 aşısını bulduğu veya ‘bulmak üzere olduğu’ iddiasını savunan ABD, İngiltere, Türkiye ve Çin gibi ülkelere ‘yenilerinin eklenmesinin’ de beklendiğini kaydederken; aşıyı bulacak ülkenin ekonomisinin ‘inanılmaz bir gelir kalemi’ elde edeceği notunu da düştü.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75