Sterlin 10 TL’yi geçti

banner37

TL karşısında rekor üstüne rekor kıran döviz, Karabağ’daki sıcak temasın ardından artan jeopolitik risklerle birlikte dün son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı

Sterlin 10 TL’yi geçti
banner99

DOLAR 7.83 TL’Yİ GÖRDÜ; EURO 9.15 TL’YLE REKOR KIRDI… Türkiye Merkez Bankası bünyesinde geçen perşembe yapılan Para Politikası Kurulu’nun TL’ye uyguladığı faiz artırımına rağmen, döviz kurundaki hareketlilik durdurulamadı. Faiz oranlarının, enflasyon oranının altında kalmasının etkisini yaşayan döviz, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sıcak çatışmanın etkisiyle de bir anda alevlendi. Döviz, piyasayı alt üst etti. Dolar/TL kuru7,8363 seviyesine yükseldi, Euro/TL ise 9,1500’i görerek yeni rekor kırdı. Sterlin ise 10.10 TL bandından fiyatlanarak rekor tazeledi. KKTC piyasalarında döviz kuru, rekor seviyenin birkaç puan altında günü kapattı.

FAİZ DÜZENLEMESİ ÖNEMLİ… Ekonomist Prof. Dr. Okan Veli Şafaklı, politika faizinde yapılan son güncellemenin, mevcut ‘yarayı’ kapatacak seviyede olmadığını belirterek faizin ‘TL’de kalmayı cazip hale getirecek’ seviyede artması gerektiğini söyledi. DPÖ eski Müsteşarı Ödül Muhtaroğlu da TCMB tarafından yapılan faiz artırımı kararının doğru fakat ‘yetersiz’ olduğunu ifade ederek enflasyon oranının dikkate alınması ve enflasyonun altında kalmayacak bir faiz düzenlemesi gerektiğini söyledi. Muhtaroğlu, Karabağ’daki çatışmanın da TL’yi kırılganlaştırdığına dikkat çekti.

Ali ÇATAL

   Dolar/TL kuru, yeni haftaya yükselişle başlamasının ardından, dün de Türkiye serbest piyasalarında gün içinde 7,8363 TL seviyesine yükseldi.

   Euro/TL ise 9,1500 seviyesine yükselerek yeni rekor kırdı. Sterlin ise 10.10 TL bandından fiyatlanarak rekor tazeledi.

   KKTC piyasalarında, rekoru gören döviz, günü şöyle kapattı:

   Dolar/TL 7.7819; Euro/TL 9.0794; Sterlin/TL 10.0273.

   Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) geçen hafta düzenlenen Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizinde 200 baz puan (bp) artırıma gitmesinin ardından düşüş eğilimi gösteren döviz kurları, yeni haftanın ilk işlem gününde de yükselişe devam etti.

   Bilindiği üzere TCMB, yılın dokuzuncu PPK toplantısında, piyasa beklentilerini aşarak, yüzde 8,25 olan politika faizini yüzde 10,25’e yükseltmişti.

   Faiz artışının ardından, geçen cuma Türkiye Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) da vadede TL alım yönünde gerçekleştirecekleri para swapı yani takası, forward, opsiyon ve diğer türev işlemlere ilişkin olmak üzere, söz konusu işlem tutarları toplamının, bankaların en son hesapladıkları yasal öz kaynaklara oranı şeklinde belirlenmiş yüzde 1 bandındaki sınırlamanın yeniden yüzde 10’a yükseltildiğini açıklamıştı.

   Faiz artışı ve türev işlemler sınırlarının gevşetilmesi ile dolar/TL kuru 7,50'ye gerilemiş ancak kurdaki düşüş sınırlı kalarak yeniden 7,63’e çıkmıştı. Geçen perşembeyi 7,62’den kapatan kur, geçtiğimiz haftanın kapanış saatlerindeki yükselişi ile açılış seviyesine dönerken, böylelikle haftalık bazda da TL’nin kaybı devam etmişti.

   KKTC serbest piyasalarında ise Türkiye serbest piyasalarına paralel gelişmeler yaşanmış ve kurlardaki gerileme sadece bir gün sürmüştü. Buna göre, Kuzey Kıbrıs’ta geçen haftanın kapanışı itibarıyla Amerikan doları 7,6603 TL, Euro 8,8970 TL ve İngiliz sterlini 9,7306 TL’den alıcı bulmuştu.

   Pariteler, yeni haftada ise dolarda yüzde 1,59’luk bir artışla 7,7819 TL, Euro’da yüzde 2,5 bandında bir yükselişle 9,0794 ve sterlinde de yüzde 3,05 artışla 10,0273 TL’den fiyatlandı.

Muhtaroğlu: Yüzde 2’lik artırım yetmez

   Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) eski Müsteşarı Ödül Muhtaroğlu, TCMB tarafından yapılan 200 bp’lik faiz artırımı kararının doğru fakat ‘yetersiz’ olduğunu belirterek faiz oranları belirlenirken, enflasyon oranının dikkate alınması ve enflasyonun altında kalmayacak bir faiz düzenlemesi getirilmesi gerektiğini söyledi.

   Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan sıcak çatışmanın da TL’yi kırılganlaştırdığını ifade eden Muhtaroğlu, Karabağ cephe hattından gelecek haber akışının, piyasaların yönünde belirleyici olmasının beklendiği bilgisini verdi.

   Gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin, jeopolitik risklerden etkilendiği gerçeğini hatırlatan Muhtaroğlu, Türkiye’nin, bahse konu sıcak temasa fiilen katılmadığına lakin Azerbaycan tarafına sözlü destek verdiğine dikkat çekti.

   Muhtaroğlu, TL’deki değer kaybının ve dövizdeki dalgalanmanın, sadece ekonomik sebeplerle açıklanamayacağını da vurgularken; “Kurlarda, ekonomik parametrelerin yanı sıra politik durum da belirleyicidir” ifadelerini kullandı.

Şafaklı: TL’de kalma cazip hale getirilmeli

   Ekonomist ve Akademisyen, Prof. Dr. Okan Veli Şafaklı ise risk ve getiri ikileminin, özellikle son dönemler Türkiye’nin epey aleyhine göründüğünü kaydederken; risk priminin de artması gerektiğini söyledi.

   “Bıçakla açılan bir yaraya sargı bezi uygulanarak kanama durdurulur ama ikinci, üçüncü, dördüncü… yaralar için aynı bez yeterli gelmez” şeklinde konuşan Şafaklı, politika faizinde yapılan son güncellemenin, mevcut ‘yarayı’ kapatacak seviyede olmadığını belirtti.  Faizin ‘TL’de kalmayı cazip hale getirecek’ seviyede artması gerektiğini kaydeden Şafaklı, ihracat ve ithalat gibi unsurların, kurlar üzerinde ancak uzun vadede belirleyici olduğunu lakin kısa vadede ihtiyaç duyulan ‘sıcak para’ için eldeki tek ve en yetkin enstrümanın da ‘politika faizi’ olduğu gerçeğini hatırlattı.

   Ekonomik ve siyasi istikrar algısı için risk priminin çok önemli olduğunu ve an itibarıyla bu algıyı yükseltecek tek eylemin de risk primini yükseltmek olarak göründüğünü aktaran Şafaklı, “Bu primi öyle bir arttırmalısınız ki insanlara yerel parada kalmak cazip gelsin” ifadelerini kullandı.

   Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarsızlığının yanı sıra kredi notundaki düşüşün dahi ‘başlı başına’ bir risk faktörü olduğuna işaret eden Şafaklı, Türkiye Merkez Bankası’nın son faiz artırımının, kurlardaki oynaklığı engelleyecek seviyede olmadığını söyledi.

Şafaklı, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Türkiye, şu an her taraftan belalı. Ekonomik istikrar vadeden bir paketle dünyanın huzuruna çıkılmalı. Yabancı yatırımcıya güven verecek bir ortam oluşturulmalı.

   Öte yandan, siyasi istikrar açısından da bir ‘eksek değişimi’ yaşanmalı ve sahaya sürülecek barışçıl politikalarla, Türkiye’ye yönelik artan risk algısı düşürülmeli.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75