TL varlıklardaki negatif ayrışma frenlenemedi

banner37

Türk lirası, geride bıraktığımız işlem haftasında ‘dolar karşısında en çok değer kaybeden para birimi’ olurken; kıymetli metaller ve petrol ise 8 Ocak sonrasının en yüksek fiyatlamasını test etti

TL varlıklardaki negatif ayrışma frenlenemedi
banner90
banner8

Ali ÇATAL

“PİYASALAR TATMİN OLMADI”… Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta “Bizim bir defa faizleri düşürmemiz şart,” açıklamasını yapmış; Erdoğan’ın bu açıklamalarının ardından dolar/TL kuru tarihi zirveyi görmüştü. TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu da ‘haklı bir gerekçeye dayanmayan erken gevşeme beklentilerinin’ tümüyle ortadan kalkması gerektiğini söyleyerek ‘piyasaların gazını almaya’ çalışmıştı ancak piyasalarda, son 20 ayda üç kez TCMB Başkanı değiştiren Erdoğan’ın açıklamalarının etkisinin ağır bastığı görülüyor.

“DOLARİZASYONDAN KURTULUŞ YOK”… TCMB, mayıs periyodunun son haftasına ait para ve banka istatistiklerini geçtiğimiz hafta yayımladı. Buna göre, kurdaki yükselişin getirdiği kâr satışı ile 221 milyar dolara kadar gerileyen toplam döviz mevduatlarının, açıklanan son verilerle 228 milyara çıkarak son iki ayın en yüksek seviyesine eriştiği görülüyor. Bu bağlamda, bahse konu son veriler, TL’deki rekor kaybın döviz talebini artırdığını yani dolarizasyonun da devam ettiğini gösteriyor.

Amerikan dolarının, diğer altı majör para birimi karşısındaki performansını ve satın alma gücünü ölçümleyen ve geçen hafta dahilinde 90,25 seviyesine yükselmesinin ardından kazançlarını geri veren ABD Dolar Endeksi, işlem haftası bitmeden 90,14 seviyesine yükseldi.

Kur cephesinde, dolar göstergesindeki hareket hafif ve gelişen ülke paralarının da dolar karşısındaki kaybı ise sınırlıydı. Geride bıraktığımız işlem haftasının dördüncü işlem gününde günlük bazda Güney Afrika randı yüzde 0,30, Meksika pesosu yüzde 0,20 ve Güney Kore wonu yüzde 0,32 bandında gerilerken; Türk lirası ise yüzde 1,2’lik düşüşle ‘dolar karşısında en çok düşen para birimi’ oldu.

Türkiye Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz salı yaptığı faiz açıklamaları ile 8,80’e çıkan kur, geçen çarşamba seans içinde de 8,64-8,57 aralığında işlem görmüştü. Geçen perşembe sabahı ise beklentiden düşük gelen enflasyon verisine rağmen kurda belirgin bir gevşeme olmadı ve fiyat da Türkiye serbest piyasalarında son saatte 8,6835’e çıktı.

Euro/TL paritesi de aynı gün Türkiye serbest piyasalarında 10,58’e yükseldi.

Tam kapanma nedeniyle Mayıs 2021 döneminde hafif düşen enflasyonun da Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verilerine etkisiyle haziranda tekrar yükselmesi bekleniyor.

Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun geçtiğimiz hafta ‘genişlemeci politika için henüz erken’ mesajı vermesine karşın piyasalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının etkisinin ağır bastığı görülüyor.

Uzmanlara göre, bunun nedeni ise istenen faiz politikasının uygulanması için görevden alma ve göreve atama yetkisinin, Erdoğan’da olması. Son 20 ayda TCMB Başkanlığı’nda yaşanan üç değişim ile bunu ‘acı şekilde’ tecrübe eden piyasalarda bu algı ile TL de geçen hafta tarihi düşük seviyelerden işlem gördü.

Kurda 8,74 seviyesi de en yakın direnç olarak izleniyor.

Hatırlanacağı üzere Erdoğan, , “Merkez Bankası başkanımızla görüştüm. Bizim bir defa faizleri düşürmemiz şart, onun için de temmuz-ağustos, buraları bulacağız ki faiz düşmeye başlasın” açıklamasını yapmış; Erdoğan’ın bu açıklamalarının ardından dolar/TL kuru da 8,80 seviyesine çıkarak tarihi zirveyi görmüştü.

Yatırımcılarla geçen hafta yapılan bir video konferansta konuşan Kavcıoğlu da piyasalardaki haklı bir gerekçeye dayanmayan erken gevşeme beklentilerinin tümüyle ortadan kalkması gerektiğini zira Türkiye Merkez Bankası'nın, kanunla kendisine verilmiş fiyat istikrarı amacına da bağlı olduğunu söyleyerek ‘piyasaların gazını almaya’ çalışmıştı.

KKTC serbest piyasalarında ise bir önceki işlem haftasının kapanışında başlayan TL varlıklardaki negatif ayrışma, geride bıraktığımız haftanın da geneline taşındı.

Buna göre, Kuzey Kıbrıs’ta geçen haftanın kapanışında Amerikan doları ortalama 8,8680 TL, euro 10,8041 TL ve İngiliz sterlini 12,5816 TL’den alıcı buldu.

Kurlar, haftayı sırasıyla ortalama 8,7236 TL, 10,6235 TL ve 12,3460 TL’den açmıştı.

Döviz mevduat hesapları iki ayın zirvesinde

Öte yandan, TCMB, mayıs periyodunun son haftasına ait para ve banka istatistiklerini yayımladı.

Buna göre, 28 Mayıs’ta biten işlem haftasında Türkiye içi yerleşiklerin toplam döviz mevduat hesapları 354 milyon dolar artarak 228 milyar 39 milyon dolara yükseldi. Hesaplar içinde gerçek kişilerin mevduatları 523 milyon dolar artarken, tüzel kişilerin mevduatları ise 170 milyon dolar azaldı.

Toplam döviz mevduatları, 19 Mart işlem haftasında TCMB Başkanı’nın görevden alınması sonrası 232 milyardan 223.5 milyara gerilemişti. Mevduatlar, kurdaki yükselişin getirdiği kâr satışı ile 221 milyar dolara kadar geriledi. Açıklanan son verilerle 228 milyara çıktığı görülen toplam döviz mevduatları, böylelikle son iki ayın da en yüksek seviyesine çıktı.

Döviz mevduat hesapları, direkt TL’den döviz alınması demek değil; döviz hesabına yatan döviz cinsi para olarak göz önünde bulunduruluyor ve özellikle tüzel kişilerde yani şirketlerde ödeme dönemlerinde bu mevduatlardaki değişim yükselebiliyor. Gerçek kişilerde ise birim amacı yüksek.

Bu bağlamda, bahse konu son veriler, TL’deki rekor kaybın döviz talebini artırdığını yani dolarizasyonun da devam ettiğini gösteriyor.

Döviz tevdiat hesapları (DTH) da yine son iki ayın en yüksek seviyesinde.

Altının yıllık kazancı yüzde 10’u aştı

banner134
Altın, gümüş ve petroldeki yükseliş ise geride bıraktığımız işlem haftasının genelinde devam etti.

Yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde ekonomik aktivitelerin durma noktasına gelmesi nedeniyle arz kesintisine giden Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC+) üyelerinin, ‘normalleşmeyle’ beraber son verilerde de artış olmasıyla tekrar arz kesintisine gitmesi bekleniyor.

Hem Çin başta olmak üzere imalat cephesindeki artış hem de Kovid-19 salgınında geçen yıla göre normalleşme olmasıyla talebin yeniden canlanacağı beklentileri de uzmanlara göre petrol fiyatlarını yükseltiyor.

Bu bağlamda, geçtiğimiz hafta brent petrol yüzde 3’e yakın primlenerek 71 dolar 32 centi gördü, ki bu seviye de 8 Mart sonrasında kayda geçen en yüksek bant oldu.

Brent fiyatı, hatırlanacağız üzere, Mart 2021 döneminde 71 dolar 35 cent ile yaklaşık 2,5 yılın zirvesine çıkmıştı. Analist çözümlemeleri uyarınca, bu yıl içi görülen zirveye yaklaşan petrol fiyatlarının, arz kesintisi ile bir miktar daha yükselmesi de bekleniyor.

Gümüşte de yükseliş devam etti. Buna göre, aynı zaman zarfında günlük bazda yüzde 1,5 primlenen fiyat, 28 dolar 60 cente yaklaştı. Yılın ilk beş ayında yüzde 7 bandında primlenen gümüş, böylelikle Haziran 2021 periyoduna da yükselişle başladı. Şubatta kısa süreli spekülatif hareketle test edilen 30,00 dolar seviyesi ise en yakın direnç olarak takip ediliyor.

Ons altın da geçen hafta bin 917 dolara çıkarak 8 Ocak sonrası en yüksek seviyeyi gördü ve ilk çeyrekte yüzde 10 değer kaybeden kıymetli metal fiyatlaması da nisan dönemi kayıplarını silerek pozitif tarafa geçmesinin ardından mayıs kazancıyla beraber getirisini yüzde 10’un üzerine çıkardı.

Türkiye içinde de Kasım 2020’de görülen rekor sonrası en yüksek seviyede işlem gören gram altın 526 TL’ye çıkmasının ardından geçtiğimiz hafta 522 TL’den işlem gördü. 540 TL tarihi zirvesi ise yeni işlem haftasında da en yakın direnç olarak takip edilecek.

Veriler toparlanmaya işaret ediyor

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) son yayınlanan ekonomi verileri, ‘nispeten’ güçlü bir toparlanmaya işaret etse de ekonomistlere göre, dünyanın büyük bölümünün de doğru yönde ilerliyor.

Bu bağlamda, dün Çin verileri, fabrika aktivitesinin mayıs dahilinde bu yılın en hızlı temposunda büyüdüğünü gösterdi. Benzer bir resim, Avrupa’da da görülüyor zira Euro Bölgesi imalat aktivitesi, aynı dönemde rekor bir tempoda genişledi.

ING analistleri, geçen haftaki çözümlemelerinde, “ABD’de yaz seyahat sezonu, Anma Günü tatili sonrasında resmen başladı ve bu döneme, benzin stoklarının zaten düşme eğiliminde olduğu ve yılın bu zamanı için beş yılın en düşük seviyesinden çok da uzak olmayan bir trendle girdik.

Talebin yükselmeye devam edeceği beklentisine bakarsak, bu durum, benzin piyasasında sadece daha çok sıkılaşma göreceğimize işaret ediyor” dedi.

ING, ayrıca, “Piyasanın bu ilave üretimi sindirebileceğine inanıyoruz ve bu nedenle, önümüzdeki iki ay boyunca planlandığı gibi üretimde artış yapacaklarını teyit etmesini bekliyoruz” şeklinde görüş belirtti.

Pozitif hissiyatı destekleyen bir diğer gelişme de OPEC+’dan bir teknik komitenin, küresel pazarda sıkılaşma olduğuna işaret eden bir raporu oldu. Komite değerlendirmesine göre, salgın sırasında oluşan petrol fazlalığı neredeyse bitmek üzere ve yılın ikinci yarısında stoklarda hızlı bir düşüş olacak.

Bu bağlamda, İran’dan ilave üretim artışı olasılığına rağmen kartelin, temmuz dönemi için planlanan üretim artışını teyit etmesi bekleniyor.

Net döviz pozisyonu açığı yükseldi

Finans dışı sektörlerde faaliyet gösteren firmaların Türkiye içi finansal kesim ve Türkiye dışındaki yerleşiklerle işlemlerinden doğan kayıtlarına, döviz varlık ve yükümlülüklerine ve taşıdıkları kur riskini gösteren Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Döviz Varlık ve Yükümlülükleri verisinin mart dönemi raporu yayımlandı.

TCMB verilerine göre, Mart 2021 periyoduna ait finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlık ve yükümlülükleri tablosu değerlendirildiğinde, şubat dönemi verilerine nazaran varlıklar 2 milyar 382 milyon dolar, yükümlülükler de 33 milyon dolar azaldı. Net döviz pozisyonu açığı ise mart dahilinde 2 milyar 349 milyon dolar artarak 157 milyar 545 milyon dolara yükseldi.

Ayrıca, mart dönemi varlık dağılımı incelendiğinde, bir önceki aya göre Türkiye içi bankalardaki mevduat 4 milyar 355 milyon dolar azalırken, ihracat alacakları ve Türkiye dışına doğrudan sermaye yatırımları sırasıyla 1 milyar 885 milyon dolar ve 155 milyon ABD dolar arttı.

Son tahlilde, varlıklar 2 milyar 382 milyon dolar azaldı. Yükümlülük dağılımında ise bir önceki aya göre Türkiye içinden sağlanan nakdi krediler ve Türkiye dışından sağlanan nakdi krediler sırasıyla 2 milyar 93 milyon dolar ve 1 milyar 492 milyon dolar azalırken; ithalat borçları 3 milyar 552 milyon dolar arttı.

Buna bağlı olarak, yükümlülükler de 33 milyon dolar azaldı.

Yükümlülüklerin vade yapısına bakıldığında ise mart döneminde Türkiye içinden sağlanan kısa vadeli krediler, şubat dönemine göre 19 milyon dolar azalırken; uzun vadeli olanlar da 2 milyar 74 milyon dolar geriledi.

Türkiye dışından sağlanan kredilerde ise kısa vadeli olanlar 2 milyar 786 milyon dolar artarken, uzun vadeli krediler 726 milyon dolar azaldı.

Keza, aynı dönemde kısa vadeli varlıklar 119 milyar 110 milyon dolar olarak hesaplanmışken, kısa vadeli yükümlülükler 98 milyar 543 milyon dolar oldu. Kısa vadeli net döviz pozisyonu fazlası ise 20 milyar 567 milyon dolar ile şubat dönemine göre 5 milyar 304 milyon dolar azaldı.

Kısa vadeli yükümlülüklerin toplam yükümlülükler içindeki payı ise yüzde 33 bandında kayda geçti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75