Toplam tutar 1.5 milyar TL’yi buldu

banner37

KIBRIS TV’ye konuşan Limasol Türk Kooperatif Bankası Genel Müdürü İlkin Yoğurtçuoğlu, tahsili gecikmiş alacaklar konusunda 16’ncı yıla giren dosyalar olduğunu kaydetti:

Toplam tutar 1.5 milyar TL’yi buldu
banner90
banner99

“KREDİ BANDININ YÜZDE 6’SI”… İlkin Yoğurtçuoğlu, bankacılık ve finans sektörünün ‘kanayan yarası’ tahsili gecikmiş alacaklarda toplam tutarın 1.5 milyar TL’yi bulduğunu ve bu alanda 16’ncı yıla giren dosyaların söz konusu olduğunu aktardı. Bahse konu rakamın, sektör kredilerinin yüzde 6’sına tekabül ettiğini de belirten Yoğurtçuoğlu, aslında bu oranın daha yüksek olduğunu fakat Kovid-19 salgını periyodunda ötelenen kredi ödemelerinin de etkisiyle TGA bandının, an itibarıyla yüzde 6 olarak ‘göründüğünü’ söyledi.

“MECDUAT KREDİYE DÖNÜŞMÜYOR”… İlkin Yoğurtçuoğlu, tahsili gecikmiş alacaklar sorununa yönelik dinamik bir yapının bir türlü tesis edilemediğini söylerken; “Dönen bir çark yok. Dinamik bir yapı hiç yok. Yasal takibe intikal ettiğinden bu yana bekleyen hatta 16’ncı yılına giren dosyalar var. Bu da bankalarının kredi verme iştahını köreltiyor. Ayrıca, mevduatın krediye dönüşümünü de engelliyor. Keza, yeni kredi fiyatlamalarına da ‘maliyet artırıcı unsur’ olarak olumsuz etki ediyor” şeklinde konuştu.

“İMKANLAR DAHİLİNDE EN İYİSİ YAPILDI”… İlkin Yoğurtçuoğlu, Kovid-19 önlemleri dahilinde hayata geçirilen eylem paketlerinin, hükümet ile KKTC Merkez Bankası’nın ve Bankalar Birliği’nin istişaresiyle, ülkenin bankacılık ve finans sermayesinin müdahil olacağı kısmına yönelik bir konsensüs şeklinde hayata geçirdiğini söylerken; bankalar ile hükümet arasında bir ‘fikir birliğine’ varıldığını söyledi. Yoğurtçuoğlu, bu eylemlerle halkın nefes aldığını söylerken; ‘imkanlar dahilinde en iyisinin’ yapıldığını belirtti.

    Limasol Türk Kooperatif Bankası Genel Müdürü İlkin Yoğurtçuoğlu, yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınını döneminde özel bir dönemden geçtiğimizi söylerken; tedbirlerin de ‘aynı derecede özel’ alınması gerektiğini kaydetti.

   Bankacılık ve finans sektörünün ‘kanayan yarası’ tahsili gecikmiş alacaklar (TGA) konusuna değinen Yoğurtçuoğlu, toplam tutarın 1.5 milyar TL’yi bulduğunu ve bu alanda 16’ncı yıla giren dosyaların söz konusu olduğunu aktardı.

   KIBRIS TV’de “Para Politik” programında Ali Çatal’ın sorularını yanıtlayan Yoğurtçuoğlu, bahse konu rakamın, sektör kredilerinin yüzde 6’sına tekabül ettiğini belirterek aslında bu oranın daha yüksek olduğunu fakat Kovid-19 salgını periyodunda ötelenen kredi ödemelerinin de etkisiyle TGA bandının, an itibarıyla yüzde 6 olarak ‘göründüğünü’ söyledi.

   Bu soruna yönelik dinamik bir yapının bir türlü tesis edilemediğini de söyleyen Yoğurtçuoğlu, “Dönen bir çark yok. Dinamik bir yapı hiç yok. Yasal takibe intikal ettiğinden bu yana bekleyen hatta 16’ncı yılına giren dosyalar var. Bu da bankalarının kredi verme iştahını köreltiyor. Ayrıca, mevduatın krediye dönüşümünü de engelliyor” şeklinde konuştu.

   “Bir kredi ilişkisine giriyorum ve vatandaştan topladığım mevduatı, bir başkasına borç olarak veriyorum” diyen Yoğurtçuoğlu, ilişkinin başında ‘doğası gereği’ bir miktar teminat alındığını ve ‘asıl sıkıntının’ da zaten burada başladığını kaydetti.

   Bahse konu ipoteği, kullanılan kredinin ‘sorunlu alacak’ kategorisine düşmesi durumunda, nakde çevirmek suretiyle ‘vatandaştan borçlanılan mevduatın’ yerine konulabilmesi için istediklerini vurgulayan Yoğurtçuoğlu, mekanizmanın ‘usulüne göre’ çalışmaması nedeniyle, hüküm alındığı halde satışı beklenen mallara dair pek çok dosyanın biriktiğini söyledi.

   TGA’ların meydana getirdiği bir diğer tahribatın, kredi fiyatlaması yapılırken, söz konusu yüzde 6’nın, banka bilançolarına ‘getirisiz aktif’ olarak yansıması olduğunu söyleyen Yoğurtçuoğlu, bunun da ‘maliyet arttırıcı unsur’ olarak kredi fiyatına olumsuz yansıyarak yeni kredi müşterilerine engel teşkil ettiği gerçeğine vurgu yaptı.

   Yoğurtçuoğlu, 2020 yılının, Kovid-19 salgını nedeniyle alınan önlemler kapsamında ‘yalancı bahar’ olduğunu da savunurken; bankaların taksit öteleme ve yapılandırma gibi aksiyonlarının, TGA’nın son durumunu sağlıklı bir şekilde etüt etmeyi zorlaştırdığını kaydetti.

   Kovid-19 salgınının getirdiği olumsuzlukların atlatılmasının ardından ‘şayet yeni bir şok yaşanmazsa’ 2021 veya 2022 dahilinde yapılacak yorumların çok daha sağlıklı olacağını aktaran Yoğurtçuoğlu, ‘ak koyun-kara koyun’ ayrımının da böylelikle yapılabileceğini söyledi.

   TGA’ların, sektörün çok önemli bir yapısal problemini oluşturduğuna parmak basan Yoğurtçuoğlu, ipotekli malların satışını hızlandırıp, bunların nakite dönmesini mümkün kılacak mekanizmaların hayata bir an önce geçirilmesi gerektiği bilgisini paylaştı.

“Çek yasaklılarında tablo netleşecek”

   Covid-19 salgını periyodunda yaşanan olağanüstü dönemde, çok sayıda yasa gücünde kararnamenin çıktığını da hatırlatan İlkin Yoğurtçuoğlu, bu süreçte, çek keşidecisi iş insanlarını korumak için de birtakım önlemler alındığını kaydetti.

   Ekonominin, ticaretin ve doğal olarak para hareketinin durduğu bir döneme yönelik alınan önlemlerin gerekli olduğunu belirten Yoğurtçuoğlu, gelinen noktaya bakıldığında, 01 Temmuz ve sonrasına keşide edilmiş çeklerin Poliçeler Yasası hükümlerine bağlı olarak işleme alınacağı ancak salgın patlak vermeden kesilen çeklere yönelik gerçek fotoğrafın netleşmediğini; bu bağlamda, 30 Haziran’ın ‘belirleyici bir tarih’ olarak göründüğünü söyledi.

   Yoğurtçuoğlu, Temmuz 2020 itibarıyla tüzel kişi olarak 91, gerçek kişi olarak da 212 kişinin çek yasağına girdiği bilgisini de verirken; yasa gücünde kararnamelerin etkisinden arındıkça, ‘hakiki bilançonun’ da somutlaşacağını düşündüğünü kaydetti.

   Ekonomi için dinamizmin ‘olmazsa olmaz’ olduğunu da söyleyen Yoğurtçuoğlu, piyasada sıcak paranın dönmesi gerektiğini ve ödeme gücü olanların ‘çarkların dönebilmesi için’ kestikleri çeklerin tutarını ödemeleri gerektiğine parmak bastı.

   Yoğurtçuoğlu, banka müşterilerinin, vatandaşların ve iş insanlarının, kestiği çekin karşılıksız çıkmasına yönelik ‘rasyonel bir hikayesi’ varsa, bu yönde ‘ekstra önlemler’ alınması gerektiğini de belirtirken; iş ilişkisinde olan kesimlerin de bu münasebetlerini ‘sağduyulu’ bir şekilde yürütmeleri çağrısı yaptı.

“Konsensüsten memnunuz”

   İlkin Yoğurtçuoğlu, Kovid-19 önlemleri dahilinde hayata geçirilen eylem paketlerinin, hükümet ile KKTC Merkez Bankası’nın ve Bankalar Birliği’nin istişaresiyle, ülkenin bankacılık ve finans sermayesinin müdahil olacağı kısmına yönelik bir konsensüs şeklinde hayata geçirdiğini söylerken; bankalar ile hükümet arasında bir ‘fikir birliğine’ varıldığını söyledi.

   ‘Daha iyi’nin her zaman talep edileceğini ve bunun gerçekten olabileceğini de belirten Yoğurtçuoğlu, imkanlar nispetinde ‘en ideal’ eylemlerin hayata geçirildiğini aktardı.

   Kovid-19 salgını önlemleri kapsamında, Kuzey Kıbrıs’ta sıkça örnek gösterilen İngiltere’nin, övülen eylemleri ‘ekonomik gücüne’ dayanarak yaptığını hatırlatan Yoğurtçuoğlu, ‘devletten beklenen çok-devletin imkanları sınırlı’ durumunun da bir realite olduğunu vurguladı.

   Kovid-19’daki ilk şokun hemen akabinde, kredi taksitlerinin ‘önümüzü görebilmek’ adına üç ay ötelendiğini, klasik hesaplara göre mart sonunda işlemesi gereken faizlerin hazirana ertelendiğini ve kredi kartlarına yönelik ‘asgari ödeme tutarlarını ve faiz oranlarını düşürme, limitleri arttırma’ gibi birtakım aksiyonlara gidildiğini söyleyen Yoğurtçuoğlu, bunların da halka nefes aldırdığını söyledi.

   En büyük sorunun, işletmelerin likidite ihtiyacı olduğunu da kaydeden Yoğurtçuoğlu, bu problemin çözümü amacıyla gereken zamanın işletmelere kazandırılması gerektiğini; aksi takdirde ‘çarklar dönmeye başladığında’ bu firmaların başlarının çaresine bakamayacağını belirtti.

   Firmaların bahse konu likidite problemlerinin, bankaların ‘son 10 yılın en likit oldukları’ döneme denk gelmesinin ise bir ‘şans’ olduğunu aktaran Yoğurtçuoğlu, bu sayede, bankaların da iş insanlarının bu sorunlarına yönelik ‘tahammül edebilme güçlerinin’ arttığını söyledi.

   Sektör bileşenlerinin, iş insanlarının bu sorunlarına yönelik son derece tahammülkar ve yapıcı yaklaştığını da vurgulayan Yoğurtçuoğlu, bu kişilerin bugünkü sorunlarının, ‘bankaların yarınki sorunları’ olmasının engellendiğini kaydetti.

“Eleştiriler yapıcı ve kaliteli olmalı”

    İlkin Yoğurtçuoğlu, ‘bilgisayarın dahi olmadığı’ dönemlerde bu işe başladığını söylerken; 50 bin TL’ye banka açıldığı, bir ayda onlarca banka izni verilerek banka sayısının 36’ya çıktığı dönemleri de yaşadığını fakat bunların hemen akabinde, 2000 yılında ‘bankalar krizi’nin, 2008’de de global krizin meydana geldiğini aktardı.

   Bankacılık krizi sonrasında KKTC Merkez Bankası’nın sürece etkin şekilde müdahil olduğunu kaydeden Yoğurtçuoğlu, hem Merkez Bankası’nın çağ atladığını hem de sektöre ciddi bir aşama kaydettirdiğini söyledi.

   Yoğurtçuoğlu, şu an çok ciddi şekilde regüle edilmiş ve denetlenen bir bankacılık sektörüne sahip olduğumuz bilgisini verirken; hem bankalar bünyesindeki denetleme birimlerinin hem de Merkez Bankası sertifikalı bağımsız denetçilerin sektörü denetlediğini, dolayısıyla ‘kayıt dışılık’ riskinin ortadan kaldırıldığını belirtti.

   Ayrıca Merkez Bankası denetimlerinin yanı sıra her ay yayımlanan ve birbirleriyle sağlaması yapılan raporların söz konusu olduğunu söyleyen Yoğurtçuoğlu, hesaplarda herhangi bir yanlışlık yapılmasının da böylelikle mümkün olmadığını aktardı.

   Halktaki ‘yıkılmaz, parası bitmez, başına bir şey gelmez’ banka algısının da doğru olmadığını söyleyen Yoğurtçuoğlu, son derece regüle durumdaki bankalarımızla ilgili endişe edecek bir durum olmadığını belirtirken; dünyanın en güçlü bankalarının dahi olası bir mudi akınında likidite sorunu yaşayacaklarını hatırlattı.

   İnsanların, çok hassas bir sektörde faaliyet gösteren bankaları ‘kolaylıkla’ spekülasyon malzemesi yapmaması gerektiğini söyleyen Yoğurtçuoğlu, birçok zorluk yaşamalarına rağmen ‘ölçüsüz reaksiyon’ göstermeden süreci yönetmelerinin, insanlarda bu yanlış algıya yol açtığını belirtti.

   Yoğurtçuoğlu, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Arabalarımızı alıp yolları kapatmak gibi eylemler yapamayız. Keza, bankaları kapatıp greve çıkmak gibi bir lüksümüz de yok. Son derece hassas bir sektörde halka yardımcı olmaya çalışıyoruz. Halkımızdan da eleştirilerde aynı hassasiyeti bekliyoruz.”

Güncelleme Tarihi: 01 Eylül 2020, 17:29
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75