banner6

Türkiye’yle ticaret TL’ye endekslenmeli

banner37

DPÖ eski Müsteşarı Muhtaroğlu, ülkemizde geçen yıla oranla neredeyse iki misli yüksek enflasyon yaşandığına, bunun da piyasaya pahalılık olarak yansıdığına işaret etti; çözüm önerileri sundu:

Türkiye’yle ticaret TL’ye endekslenmeli
banner8

“DÖVİZ ÜZERİNDEN ÖDEME PAHALILIK NEDENİ”…Devlet Planlama Örgütü eski Müsteşarı Ödül Muhtaroğlu, KKTC ekonomisinin, büyük ölçüde dışarıya bağımlı ve kırılgan bir yapıya sahip olduğunu belirterek ithalatın yüzde 60’ı Türkiye’den yapıldığı halde gümrük faturalarını bile döviz üzerinden ödendiğini vurguladı. Muhtaroğlu, “Sadece bu faturalar dahi TL’ye endekslense, piyasadaki pahalılık azalacak” diyerek gümrük fiyatları döviz üzerinden tahsil edildiğinden, pahalılığın bir türlü önlenemediğini ifade etti.

“VERGİ SÜRELİ SIFIRLANSIN PİYASA UCUZLASIN”…Ödül Muhtaroğlu, temel gıda maddeleri ile sağlık ve temizlik ürünleri başta olmak üzere tüketimi elzem maddelerde tüm vergilerinen azından süreli sıfırlanmasının bile piyasadaki pahalılığı azaltacağını söyledi. Muhtaroğlu, hükümet edenlerinböylesi bir seçeneği düşünmediğini ifade ederek “Marifet, protokol imzalamak değil;protokol maddelerine sadık kalarak ülkeye kaynağı getirebilmektir”dedi.

Ali ÇATAL

Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) eski Müsteşarı Ödül Muhtaroğlu, birbiri ardına gelen zam haberlerinin hem toplumu gerdiğini hem de vatandaşın alım gücünü erittiğini belirtti.


Muhtaroğlu, ülkedeki mal ve hizmet alımlarının fiyatlamasındaki artışın ‘çözümü elimizde olmayan ve olan’ unsurlardan kaynaklandığına dikkat çekti.


Fiyat İstikrar Fonu’nda (FİF) para kalmayınca, döviz kurlarındaki oynaklık ve TL’deki değer kaybı nedeniyle yaşanan pahalılığın piyasaya yansıdığını belirten Muhtaroğlu, akaryakıttan tüp gaza, ekmekten okul ücretlerine cep yakan bir enflasyonla karşı karşıya kaldığınızı vurguladı.


Tüp gazın 140 TL, ekmeğin 4 TL olmasının kabul edilemez olduğunu söyleyen Muhtaroğlu, günde 15 adet ekmek almak zorunda kalan aileler olduğunu ve sadece ekmeğe bir ayda 180 TL vermek gibi bir lüksün, ülkedeki asgari ücretli çalışan oranı baz alındığında pek çok hane için mümkün olmadığına işaret etti.

Asgari ücretlilerin yanında dar gelirli diye nitelendirilen ve sosyal yardımlarla veya engelli maaşıyla ayakta kalmaya çalışan insanların mevcut durumunun ise çok daha kötü olduğunu ifade eden Muhtaroğlu, böylesi bir mali yapının sürdürülemez olduğunu vurguladı.


Muhtaroğlu, geride bıraktığımız yılın aynı dönemine nazaran neredeyse iki misli yüksek enflasyon problemiyle yüzleştiğimize işaret ederek piyasadaki bütün mal ve hizmet alımının fiyatlamasının katlanarak arttığını belirtti.

KKTC ekonomisinin, büyük ölçüde dışarıya bağımlı ve kırılgan bir yapıya sahip olduğunu da hatırlatan Muhtaroğlu, ülke ithalatının da yüzde 90’a yakın dövize endeksli bir özellik taşıdığını söyledi.


Temel tüketim maddelerine özellikle son 10 ayda yapılan zamların,halkın belini gittikçe büktüğünü yineleyen Muhtaroğlu, yurt dışından gelen kalemler arasında fiyatlandırma ve ihale süreçleri gibi son dönem tartışmalarla öne çıkan gaz ve akaryakıt konusunda daha da reaksiyoner olunması gerektiğini belirtti.


Ülke dışından gelen hiçbir ürünün fiyatlandırılmasının global gelişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ve uzunca süredir dünya ölçeğinde yaşanan ‘enerji krizinin’ de bu konuda yorum yaparken göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Muhtaroğlu, FİF dahilinde biriken para tükenince, dünya çapında yaşanan her dalgalanmanın ‘pompa fiyatlarına’ yansıdığını aktardı.

Türk Lirası kullandığımız, politika faizleri gibi para politikası araçlarından mahrum olduğumuz ve ithalatımızın yüzde 90’ını dövize endeksli olduğundan enflasyona karşı savunmasız kaldığımızı belirten Muhtaroğlu, gümrük fiyatları da döviz üzerinden tahsil edildiğinden, piyasadaki pahalılığın bir türlü önlenemediğini söyledi.

“Türkiye de ‘hayır’ demez”


Ödül Muhtaroğlu, ithalatımızın yüzde 60’ını Türkiye’den yaptığımız halde gümrük faturalarını bile döviz üzerinden ödendiğini belirterek sadece bu faturalar dahi TL’ye endekslense,piyasadaki pahalılığın ‘bir nebze de olsa’ azalacağını kaydetti.

Türkiye ile bu doğrultuda bir eylem planı için iletişime geçilse, olumlu bir tepki alınabileceğini belirten Muhtaroğlu, KKTC ile ticaretin, 85 milyonluk nüfusa ve devasa bir ekonomiye sahip Türkiye’nintoplam ticaret hacminin sadece yüzde 1 bandına tekabül ettiğini hatırlattı.


Muhtaroğlu, Türkiye ile kurulacak ‘yeni ve sağlıklı’ iletişimin de seçimden sonra şekillenecek hükümetin görevleri arasında olduğunu dile getirdi.


Okul harcı, ev kirası ve araba satışları da dahil olmak üzere piyasadaki birçok kalemin döviz ile fiyatlandırıldığını ve bu unsurların pek çoğuna yönelik müdahale lüksümüzün olmadığını söyleyen Muhtaroğlu, çarşıyı daha da pahalılaştırmamak için müdahale edilebilecek noktalar olduğuna da dikkat çekti.


Temel gıda maddeleri ile sağlık ve temizlik ürünleri başta olmak üzere tüketimi elzem maddelerde tüm vergilerinen azından süreli sıfırlanmasının bile piyasadaki pahalılığı azaltacağını aktaran Muhtaroğlu, ne yazık ki hükümet edenlerinböylesi bir seçeneği düşünmediğini kaydetti.


“Marifet, protokol imzalamak değil;protokol maddelerine sadık kalarak ülkeye kaynağı getirebilmektir” şeklinde konuşan Muhtaroğlu, istifa eden son hükümetin “Kasada para yok” diye sürekli yakınmasının da bu bağlamda ‘traji-komik’ olduğunu savundu.

Türkiye ile imzalanan son mali protokol uyarınca,bahis konusu kaynağın şu anda yüzde 75’inin ülkeye gelmesi gerektiğinin öngörüldüğüne de dikkat çeken Muhtaroğlu, an itibarıyla bu oranın ‘sadece yüzde 25’te’ kaldığını aktardı.

“Muhasip ve murakıplara büyük görev düşüyor”


Ödül Muhtaroğlu, vergi konusundaki kayıp ve kaçağın da ülkenin mali yapısını sarstığını ifade ederek vergi toplama konusunda da devletin ‘radikal’ kararlar alması ve bu adımları ivedilikle atması gerektiğini söyledi.


Vergi mükellefi şirketlerin yüzde 50’den fazlasının, şahıslarında oranı değişmekle birlikte önemli bir kısmının zarar beyan ettiği bir ülkenin dışa bağımlı bir ekonomiye sahip olmasının ‘sürpriz’ olarakdeğerlendirilemeyeceğini vurgulayan Muhtaroğlu, bu çarpık yapının da hem yatırımlara ket vurduğunu hem de vatandaşa hizmet götüremez hale geldiğini belirtti.


Bütçedeki açık sürdükçe, borçlanmanın da süreceğine işaret eden Muhtaroğlu, “Maliyenin, 850 milyon TL’lik açık öngörüsü doğrultusunda bu yıla yönelik bir borçlanma yetkisi vardı ve son gidilen borçlanma ile bu limit de doldu, ki dokuzayda kamu maliyesi 900 milyon TL’ye varan bir borçlanmaya gitti” dedi.

Vergi toplama noktasında radikal kararlar alınması gerektiğinin elzem olduğunu vurgulayan Muhtaroğlu, “Bir kişinin gayrimenkulleri ve/veya kendisinin veya ailesinin mevduatı artıyor fakat şirketi zarar ediyorsa, bu ‘absürt’ durum Gelir ve Vergi Dairesi tarafından sorgulanmalı” şeklinde konuştu.


Vergi kayıp ve kaçağı konusunda en büyük görevin ise muhasip ve murakıplara düştüğünü kaydeden Muhtaroğlu, devletten aldıkları yetkiyi kullanan bu görevlilerin ‘sorgulanmaya muhtaç’ durumlarda vergi bilançolarını ‘onaylamamaktan’ kaçınmamasını talep etti.

banner134

“Bir ‘dejavu’ yaşıyoruz”


Ödül Muhtaroğlu, ülkede yaklaşık bir yıldır tartışılan ve iktidar ile muhalefetin üzerinde bir türlü anlaşma sağlayamadığı erken seçimin ‘yeni bir değişiklik olmazsa’ Ocak 2022 itibarıyla yapılacağının öngörüldüğünü söylerken; devlet bütçesinin ise anayasa gereği hükümet tarafından Bakanlar Kurulu’ndan geçirilip, Ekim 2021 dönemi sonunda meclise gönderilmesi gerektiğini hatırlattı.

Benzer erteleme durumlarını, geçmişte de yaşadığımızı hatırlatan Muhtaroğlu, 2022 bütçesinin seçimden önce yani 2021 yılının sonuna kadar meclisten geçirilmesinin ise seçimden sonra kurulacak yeni hükümete icraat yapması için hem zaman kazandıracağını hem de bütçenin erken açılması ile özel sektöre ve piyasaya ödeme yapılmasının mümkün olacağını aktardı.


‘Seçim sonrası kurulacak hükümetin bu bütçeyi uygun bulmaması’ gibi bir olasılık gözetilerek bütçenin geçmesinin ertelenmesinin de mantıklı olmadığını kaydeden Muhtaroğlu, seçimden sonra oluşacak yeni hükümetin ‘bunu gerekli görmesi durumunda’ hem bütçede tadilat hem de kalemler arasında aktarma yapma imkanınınbulunduğunu hatırlattı.


Muhtaroğlu, Haziran 2022 periyodunda yerel seçimlerin yapılacağını ve Nisan 2020 itibarıyla seçim yasaklarının gireceğini de söylerken, bütçenin açılmasının, aynı zamanda devletten alacağı olan kesimlerin ‘nefes almalarına’ da fırsat vereceğini belirtti.


Bütçenin, 2021 yılının sonuna kadar geçmemesi durumunda ise geçen yılın bütçesinin ‘12’de birinin’ kullanılarak işlerin yürütülmesi gerekeceğine dikkat çeken Muhtaroğlu, “Ocak 2022 dahilinde uygulanacak hayat pahalılığı ödeneğinin de yeni bütçenin geçmemesi neticesinde kaynak sıkıntı doğuracağı aşikardır” ifadelerini kullandı.


“Bir dejavu yaşıyoruz” da diyen Muhtaroğlu, yıla bütçesiz girmenin sıkıntılarını geçmiş yıllarda da yaşadığımızı ve bu durumun meydana getirdiği sorunları da ülke olarak tecrübe ettiğimizi söylerken, Ocak 2018’de de seçimlerin yapıldığını ve bütçe de 2017 yılı sonuna kadar geçirilmediğinden, seçimden sonra kurulan yeni hükümetin bütçeyi geçirip uygulamaya koyana kadar ciddi bir zaman kaybettiğini hatırlattı.


Muhtaroğlu, 2018 yılında da yine yerel seçimlerin de yapıldığını ve seçim yasaklarının girmesiyle bütçenin uygulama süreçlerinin gecikmeye uğradığını belirtirken, “Aynı filmi tekrar izlemeyelim” şeklinde konuştu.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104