Üçüncü Dünya Savaşı’nı yaşıyoruz

banner37

Ekonomist Hüda Hüdaverdi, Covid-19 salgınında yaşadığımız dönemin ‘Büyük Buhran’dan da yıkıcı olduğunu kaydetti:

Üçüncü Dünya Savaşı’nı yaşıyoruz
banner90
banner99

   “DARALMA YÜZDE 50’Yİ BULDU”… Hüda Hüdaverdi, ‘1929 Büyük Buhran’ın, tarihte kayda geçen en büyük global kriz olduğunu aktarırken; o dönemde dahi ülke ekonomilerinin yüzde 15 küçüldüğünü fakat Covid-19 salgınındaki gelir kaybı ve daralma ortalamalarının ‘sadece şu ana kadar’ yüzde 50 bandını bulduğuna dikkat çekti. Muhtemel kaybımıza yönelik bir değerlendirmede bulunmanın da mümkün görünmediğini kaydeden Hüdaverdi, Covid-19’un yıkıcı etkilerinin ‘en az iki yıl’ süreceğinin öngörüldüğünü aktardı.

“TÜRKİYE’DEN BİLE GÜVENLİYİZ”… Hüda Hüdaverdi, bu yıl için Türkiye orijinli sekiz bin öğrencinin KKTC üniversitelerini tercih ettiğini ve bu bağlamda herhangi bir öğrenci kaybına uğramamış görünmemizin de ‘sevindirici’ olduğuna dikkat çekti. Bu öğrencilerin kaçının ülkeye geleceğinin bilinmediğini söyleyen Hüdaverdi, hiçbir velinin, çocuğunun güvenli bir ülkeye gitmemesi için uğraşmayacağı gerçeğine parmak basarak, KKTC’nin ‘Türkiye’den bile güvenli’ olduğunun yüksek sesle dile getirilmesi gerektiği uyarısını yaptı.

“KİRA STOPAJ VERGİSİ ARTMALI”… Hüda Hüdaverdi, TL bazındaki konut kiralarında yüzde 8, döviz üzerinden kiralanan binalar için de yüzde 13’lük bir Kira Stopaj Vergisi’nin alındığı bilgisini vererek, ‘teoride gayet makul görünen’ bu oranların, pratikte caydırıcılıktan uzak kaldığını iddia etti. Hüdaverdi, dövizle kiralamanın bedelinin yüzde 50 bandında bir vergilendirme olması gerektiğini söyledi; TL kullanımından kaçmamaya yönelik caydırıcılığın da ‘ancak bu şekilde’ sağlanabileceğini belirtti.

   Ekonomist ve Akademisyen Hüda Hüdaverdi, yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgını sürecine yönelik “Üçüncü Dünya Savaşı” benzetmesi yaparken, insanlığın da bu savaş dahilinde ‘hiç görmediği bir düşmanla’ savaşmak zorunda kaldığını kaydetti.

   KTV’de yayınlanan Para Politik programında Ali Çatal’a konuk olan Hüdaverdi, dünyanın zaten bir ‘sorunlar yumağı’ olduğunu ve Covid-19 salgınının da mevcut kaosun cabası halini aldığını kaydetti.

   Hüdaverdi, salgın kaynaklı krizin akabinde yaşanması olası ‘normalleşme’ periyodu için de en erken 2021 veya 2022’nin göründüğünü söyledi.

   ‘1929 Büyük Buhran’ın, tarihte kayda geçen en büyük global kriz olduğunu aktaran Hüdaverdi, o dönemde dahi ülke ekonomilerinin yüzde 15 küçüldüğünü fakat Covid-19 salgınındaki gelir kaybı ve daralma ortalamalarının ‘sadece şu ana kadar’ yüzde 50 bandını bulduğuna dikkat çekti.

   Muhtemel kaybımıza yönelik bir değerlendirmede bulunmanın da mümkün görünmediğini kaydeden Hüdaverdi, global bir salgının etki ömrünün ortalama 1,5 yıl olduğunu ancak Covid-19’un yıkıcı etkilerinin ‘en az iki yıl’ süreceğinin öngörüldüğünü aktardı.

   KKTC özelinde konuşmak gerekirse, ekonomisi büyük ölçüde ‘hizmet’ sektörüne odaklı Kuzey Kıbrıs mali yapısının, salgından pek çok ülkeye nazaran çok daha fazla etkilendiğini de belirten Hüdaverdi, salgın nedeniyle büyük darbe alan turizm ve yükseköğrenim sektörlerinin ciddi bir krize girdiğini; bunun da ülke ekonomisini olumsuz etkilediğini söyledi.

   Turizmin bu yıl tamamen kaybedildiğini ve elimizde sadece yükseköğrenimin kaldığını söyleyen Hüdaverdi, bu sektörü de kaybetmememizin elzem olduğunu; bu yıl için Türkiye orijinli sekiz bin öğrencinin KKTC üniversitelerini tercih ettiğini ve bu bağlamda herhangi bir öğrenci kaybına uğramamış görünmemizin de ‘sevindirici’ olduğuna dikkat çekti.

   Bahse konu öğrencilerin kaçta kaçının ülkeye geleceğini ve ne kadarının online eğitim alacağını üniversitelerinin tavrının belirleyeceğini de aktaran Hüdaverdi, hiçbir velinin, çocuğunun güvenli bir ülkeye gitmemesi için uğraşmayacağı gerçeğine parmak basarak, KKTC’nin ‘Türkiye’den bile güvenli’ olduğunun yüksek sesle dile getirilmesi gerektiği uyarısını yaptı.

“Döviz kullanımı bitmeli”

   Hüda Hüdaverdi, döviz kurlarındaki dalgalanmanın, ülkedeki bütün sektörleri olumsuz etkilediği gerçeğinden hareketle, iç pazarda TL kullanımına geçilmesini önerdi.

   Covid-19 salgını öncesinde de böylesi bir öneriyi dile getirdiğini anımsatan Hüdaverdi, salgın öncesinde bu adımların atılmamasının, bugün bu denli derin bir krizle karşılaşılmasının nedenleri arasında olduğunu savundu.

   TL bazındaki konut kiralarında yüzde 8, döviz üzerinden kiralanan binalar için de yüzde 13’lük bir Kira Stopaj Vergisi’nin alındığı bilgisini veren Hüdaverdi, ‘teoride gayet makul görünen’ bu oranların, pratikte caydırıcılıktan uzak kaldığını iddia etti.

   Hüdaverdi, dövizle kiralamanın bedelinin yüzde 50 bandında bir vergilendirme olması gerektiğini söyledi; TL kullanımından kaçmamaya yönelik caydırıcılığın da ‘ancak bu şekilde’ sağlanabileceğini belirtti.

   Ülkede aslında likidite sıkıntısının olmadığını fakat piyasanın fonlanmasını engelleyen yasal birtakım zorunlulukların var olduğunu da söyleyen Hüdaverdi, içerisinden geçtiğimiz ekstrem dönem de dikkate alınarak, acilen ‘sicil affına’ ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

   Hüdaverdi, Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan Doğu Akdeniz merkezli gerilimin, jeopolitik bir risk unsuru olarak, gelişmekte olan ülke varlığı TL’yi baskıladığını da kaydederken; bu sorunun çözülmesi durumunda TL’deki değer kaybının ‘büyük ölçüde’ azalacağını söyledi.

   Türkiye’nin Karadeniz’de bulduğu ‘20 yıllık tüketimine eş değer’ doğal gaz rezervlerinin de önemli bir konu olduğunu vurgulayan Hüdaverdi, bu haberin de piyasalar üzerinde olumlu bir etki bıraktığına dikkat çekti.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75