banner6

Volatilite düşük fiyatlama yüksek

banner37

Volatilite düşük fiyatlama yüksek
banner150 banner151 banner143

Hazırlayan: Ali ÇATAL

   Amerikan dolarının, diğer altı majör para biriminin ticaret ağırlıklı sepeti karşısındaki performansını ve satın alma gücünü ölçümleyen ABD dolar endeksi, Mart 2022 dönemi dahilinde yaşanan Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle yükselen jeopolitik risklerin de etkisiyle Mayıs 2020 periyodu sonrası en yüksek seviyeye çıktı.

   Ayrıca, ayın devamında Rusya ve Ukrayna arasındaki barış temasları piyasalardaki risk iştahınız bir miktar toparladı ve endeks de 99,45 zirveden 97,73’e geriledi. Önceki hafta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası’nın (Fed) 25 baz puan (bp) beklentilerini karşılaması ile bu seviyeyi tekrar test eden endeks, geride bıraktığımız işlem haftası genelinde 99,0’a doğru alıcılı işlem gördü.

   Fed sonrası, önceki haftayı düşüşle kapatan Amerikan doları,  geçtiğimiz işlem haftasında küresel piyasalarda ‘sınırlı bir yükseliş’ gösterdi. Fed Başkanı Jerome Powell başta olmak üzere Fed üyelerinin daha fazla faiz artışının gelebileceğine dair açıklamalarda bulunması ile tahvil faizleri de geçen hafta yaklaşık üç yılın zirvesine çıkarken; Amerikan doları ise ‘görece sakin’ bir seyir izledi.

   Bu bağlamda, düşen risk iştahı ve yatırımcı güvenine paralel artan ‘güvenli liman’ talebi, rezerv para birimi Amerikan dolarına ilginin düşmesini engelledi.

   Gelişmekte olan ülke paraları (GOP), Amerikan doları karşısında geride bıraktığımız işlem haftasında dar bantta fiyatlansa da sınırlı bir geri çekilme de kayıtlara geçti.

   Buna göre, KKTC serbest piyasalarında İngiliz sterlinindeki yatay hareket hariç, işlem haftasının kapanışında TL varlıklarda negatif ayrışma ve kurlarda yükseliş yaşandı.

   Bu doğrultuda, Kuzey Kıbrıs’ta işlem haftasının kapanışında Amerikan doları ortalama 14,9000 TL, euro 16,3800 TL ve sterlin 19,6000 TL’den alıcı buldu. Kurlar, 21 Mart işlem haftasını sırasıyla ortalama 14,8600 TL, 16,4400 TL ve 19,5800 TL’lik fiyatlamayla açmıştı.

   Döviz kurları, ayrıca, KKTC serbest piyasalarında işlem haftasının ikinci gününde sırasıyla ortalama 14,8800 TL, 16,4200 TL ve 19,7300 TL; geride bıraktığımız işlem haftasının ortasında 14,8700 TL, 16,3500 TL ve 19,6500 TL ve dördüncü işlem gününün kapanışında 14,8800 TL, 16,3650 TL ve 19,6500 TL’den el değiştirdi.

Altın fiyatlarına ‘tahvil faizi’ darbesi

   Diğer taraftan, altının ons fiyatı, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yükselmesiyle işlem haftasının kapanışında değer kaybına yöneldi. ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 2,47 bandına yükselirken, 9 Mayıs 2019’dan bu yana da en yüksek seviyeyi gördü.

   ABD tahvil faizlerindeki bu yükselişte, uzmanlara göre, Fed’in daha hızlı faiz artırımına gidebileceği beklentisi etkili oldu. Piyasalarda Fed'in bu yılın sonuna kadar 200 bp faiz artırması fiyatlanıyor. Altının ons fiyatı, geçtiğimiz işlem haftasının son gününe bin 957 Amerikan doları seviyesinden başladı ve aynı gün dahilinde en yüksek bin 964 Amerikan doları fiyatlamasını gördü. Ons altın, ABD tahvil faizlerinde yaşanan yükselişin etkisiyle bin 943 Amerikan dolarına kadar gerilerken; işlem haftasının kapanış dakikalarında ise yüzde 0.28 bandında bir düşüşle bin 951 Amerikan dolarından işlem gördü.

   Fed’in para politikasını belirleyen Federal Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) bir sonraki toplantısı 3-4 Mayıs 2022’de gerçekleşecek. Fed’in bu toplantıda bilanço küçültmeye başlamasıyla, 50 bp’lik bir faiz artırımına gitme olasılığı kuvvetlendi. Hatırlanacağı üzere Fed, 15-16 Mart 2022’de gerçekleştirdiği FOMC toplantısında yaklaşık üç yıl aradan sonra faiz artırımına gitmişti. Fed'in faiz artırım takvimini öne çekmesindeki en kuvvetli sebep ise ABD enflasyon oranlarının 40 yılın zirvesinde bulunması olarak öne çıkıyor.

   Gram altının fiyatı da işlem haftasını düşüşle kapattı. Fiyat, son işlem günü içerisinde en yüksek 937 TL 51 kuruş seviyesini, en düşük ise 927 TL 87 kuruş bandını gördü. Gram altın, ons altında yaşanan düşüşün etkisiyle işlem haftası dahilinde aşağı yönlü hareket etti ve hafta kapanışı itibarıyla itibarıyla yüzde 0,12’lik bir düşüşle 931 TL 82 kuruş seviyesine indi.

   KKTC serbest piyasalarında aynı dakikalarda çeyrek altın bin 520 lira, Cumhuriyet altını da 6 bin 243 liradan işlem görüyordu.

Bitcoin ETF’leri yeniden talep görüyor

   Kripto para piyasası gündemini 2021 yılında uzun bir süre meşgul eden Bitcoin ETF ürünleri, şu günlerde yeniden gündem olmaya başladı.

   Bitcoin ETF’leri, son zamanlarda ciddi miktarlarda Bitcoin (BTC) girişleriyle dikkat çekiyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ilk BTC dayanak varlıklı borsada işlem gören fonu (ETF), ProShares ETF (BITO), New York Menkul Kıymetler Borsası’nda yeni bir rekor kırdı. Arcane Research’e göre, BITO ETF, 28 bin BTC’nin üzerinde bir giriş görerek rekor bir seviyeye ulaştı. BTC girişlerinin özellikle son iki haftada yoğunlaştığı da görüldü.

   Yorumcular, BTC vadeli fiyatına dayalı ETF’lere yönelik talebin, BTC spot fiyatı üzerinde dolaylı bir etki oluşturabileceğini düşünüyor. Güncel duruma göre, yatırımcıların kısa vadeli risklerini dengelemek için spot BTC pazarında kripto para talebinde bulunabileceği düşünülüyor.

   Sonuç olarak araştırma şirketi, ETF'lerde görülen güçlü girişlerin, yatırımcıların BTC'ye talebinin ETF’ler gibi geleneksel yatırım yöntemleriyle arttığına işaret etti.

Purpose Bitcoin ETF'si 36 bin 271 BTC'ye sahip

   Glassnode verileri, Kuzey Amerika’nın ilk Bitcoin ETF’si Purpose Bitcoin ETF'de geride bıraktığımız işlem haftasının kapanış dakikaları itibarıyla 26 bin 271 BTC’nin olduğunu gösteriyor. Bu rakam, aynı zamanda, bir ETF’de tutulan en yüksek BTC miktarı. Son iki haftada ise Purpose Bitcoin ETF’ye 2 bin 473 BTC girişi görüldü.

   BTC fiyatının yükseliş eğilimi devam ederken, Blockchain verileri, şu an 2 binden fazla adresin en az bin BTC’ye sahip olduğunu gösteriyor ve bu rakam da son bir yılın en yüksek seviyesi. Yaklaşık bir ay önce Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimine başladığı zamandan bu yana büyük miktarlı BTC adreslerinin sayısında da dikkate değer bir artış görüldü.

   Bu bağlamda, son duruma göre bin ve 10 bin arasında BTC tutan Bitcoin adresleri, son bir ayda dünyanın en büyük kripto varlık miktarını artırdı. Böylece büyük Bitcoin adreslerinin toplam sayısı son bir aylık periyotta yüzde 8,3 bandında artış gösterdi.

   Lider kripto para BTC dışında diğer yüksek piyasa değerine sahip kripto varlık birikiminde de bir yükseliş söz konusu. Buna göre, Santiment verileri 336 XRP adresinin en az 10 milyon tokene sahip olduğunu gösteriyor. Ayrıca Cardano (ADA) ve Aave (AAVE) gibi altcoin’lerin birikiminde de önemli artışlar gözlemlendi.

Zavalny: Petrol ve gaz ihracatı için BTC kabul edilebilir

   Öte yandan, Rusya Federasyonu Devlet Duması Birleşik Rusya Partisi Milletvekili Pavel Zavalny, Rusya’nın petrol ve gaz ihracatı için BTC ödemesi kabul edebileceğini öne sürdü.

   Zavalny, ‘dost kabul edilen’ ülkelerin kripto para biriminde veya yerel para birimlerinde ödeme yapmasına izin verilebileceği ifadelerini kullandı.

   Avrasya Blockchain ve Dijital Para Araştırmaları Derneği Başkanı Kadir Kurtuluş da kripto paralarla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Petrol satışında da kripto kullanılması ihtimali yükseliş ivmesini destekliyor fakat bu trend, çok uzun sürmeyebilir” dedi.

   Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz çarşamba, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 'dost olmayan ülkeler' ile ilgili yeni bir açıklama yaprak, bu listede yer alan ülkeler ile doğal gaz satışı ödemelerinde Rus rublesine geçmeyi planladıklarını belirtmişti.

Golman Sachs ‘yeni pazara’ hazırlanıyor

   ABD merkezli çokuluslu yatırım bankası Goldman Sachs ise dijital varlıklara bağlı türevler için yeni oluşan pazar için hazırlanıyor. Dev banka, tezgah üstü kripto işlemi yapan büyük ilk ABD bankası olduğunu açıklamaya yakın. İki firmaya göre Goldman, kripto ticaret bankası Galaxy Digital ile teslim edilmeyen bir opsiyon olarak adlandırılan BTC bağlantılı bir enstrüman takası gerçekleştirdi.

   Malezya İletişim Bakanlığı, Bakan Yardımcısı Zahidi Zainul Abidin ise geçen hafta parlamentoya verdiği demeçte, hükümete BTC gibi kripto para birimlerinin yasal transfer aracı olarak kabul edilmesini teklif etti.

   Zahidi, hükümetin buna izin verebileceğini umduklarını söyledi ve “Gençlerin kriptoya katılımını geliştirebilmemiz ve onlara yardımcı olabilmemiz için bunu nasıl yasallaştırabileceğimizi görmeye çalışıyoruz” şeklinde bir açıklama yaptı.

   En büyük sabit kripto varlık Tether (USDT) ticaretinin önemli bir ölçüsü, bu yılki en yüksek seviyeye ulaştı ve talebin yükselmeye başladığını gösterdi.

   Kripto araştırma firması Santiment'in verilerine göre, günlük aktif adresler yani tek bir günde token ticareti yapan benzersiz kullanıcı sayısı, geçtiğimiz perşembe itibarıyla 83 binin üzerine çıktı. Bu rakam, geçen cumartesi ise 74 binde kaldı. Geçen hafta görülen seviye ise Aralık 2021 döneminden bu yana görülen en yüksek rakamdı.

   En büyük altcoin Ethereum’un (ETH) ağında geçen yıl tanıtılan yakım mekanizması sayesinde resmi olarak 2 milyondan fazla ETH'nin yok edilmesi sağlandı.

   Yakım mekanizmasını izleyen bir gösterge panosu Watch the Burn'e göre, ağ başlangıcından bu yana toplam 2.000.996 ETH'yi yok etti. Amerikan doları cinsinden bu, dolaşımdan sonsuza kadar silinen 5.82 milyar Amerikan dolarından fazlası anlamına geliyor.

   En büyük şaka temalı kripto para birimi Dogecoin (DOGE), yakın zamanda paylaşılan Github notlarına göre, başka bir çekirdek sürüm görebilir. Paylaşılan notlar, Dogecoin v1.14.6'nın yayınlanmasıyla ilgili.

   Dogecoin'in son sürümü v1.14.5, önemli güvenlik güncellemelerini ve ağ politikalarındaki değişiklikleri içerecek şekilde Kasım 2021'de yayınlandı. Github notlarının yanı sıra, yaklaşan Dogecoin v1.14.6 sürümüyle ilgili ayrıntılar ise şu anda yetersiz kalıyor.

FTX’in yeni planı Avustralya’ya açılmak

   FTX, Orta Doğu'da bir üs kurduktan sonra ara vermiyor. Kripto borsası, şimdi de Avustralya'da hizmete başladığını duyurdu.

   FTX Australia, vadeli işlemlerle birlikte tezgah üstü ürünler ve hizmetler sunmayı planlıyor. Blockchain Haftası'nın açılış gününde konuşan FTX borsası CEO'su Sam Bankman-Fried, FTX'in yakın zamanda Avustralya pazarına hizmet etmek için bir lisans aldığını doğruladı.

   Avustralyalılar, FTX'in uluslararası platformuna bir süredir erişiyor, ancak yerel bir hizmetin başlatılması, borsanın ülke otoritelerine uyum süreci olarak görülüyor.

   Honduras ise önümüzdeki günlerde BTC'yi yasal hale getirebilir.

   Honduras, çeşitli yerel kaynaklara göre, El Salvador'dan sonra BTC’yi yasal ödeme aracı olarak resmen tanıyan bir sonraki ülke olabilir. Ülkenin Başkanı Xiomara Castro, El Salvador'un "dolar hegemonyasından kaçan" tek ülke olmaması gerektiğini söyledi.

   Kaynaklar, haberin yayımlandığı tarihte henüz doğrulanmamasına rağmen, Castro ayrıca Honduras'ın ‘Birinci dünyaya doğru ilerleme’ hakkına sahip olduğunu vurguladı.

   Messari.io verilerine göre ADA, Blockchain üzerinde ayarlanmış işlem hacmi açısından BTC ve ETH'yi geçmeyi başardı. Ölçüme göre ADA coini, 68 milyar Amerikan doları hacme sahipken; BTC ve ETH'nin toplam hacmi yalnızca 8 milyar Amerikan doları.

   Düzeltilmiş işlem hacmi ölçümü sayesinde kullanıcılar, zincirleri normal işlem hacmine göre karşılaştırmak yerine işlemle ilgili daha fazla bilgilendirici veri görebilir. Diğer bir deyişle ölçüm, yalnızca hesap tabanlı işlemleri kapsadığı için kullanıcılara daha fazla bilgi veriyor.

Banka hisseleri krizi fırsata çevirebilecek mi?

   Diğer taraftan, Fed’in politika faizlerini yükseltme kararı her ne kadar ABD’de son 40 yılın en yüksek seviyesine ulaşan enflasyonu düşürmeyi amaçlasa da hisse senedi yatırımcılarını haklı olarak tedirgin ediyor zira tahvil getirileri ne kadar yükselirse getiri arayan yatırımcıların borsalardan çıkma olasılığı da o kadar artıyor ancak söz konusu tablo, aynı zamanda bankaların kârlarının oranlarının da yükselmesi anlamına geliyor.

   ABD borsalarında banka hisselerinin bilançolara göre değerlemeleri düşüşte. MarketWatch’un haberine göre, oluşacak yeni dengeler finans hisseleri için verimli bir senaryoyu işaret ediyor olabilir.

   Yatırım danışmanlığı şirketi ClearBridge Investments’ın Portföy Yöneticisi Sam Peters konuyla ilgili röportajında, banka hisselerini satın alma üzerine kurduğu stratejisini açıkladı. New York merkezli ClearBridge’in yönetimi altında 208 milyar Amerikan doları değerinde varlık bulunuyor.

   Peters, kredi talebinin artmasına, faiz oranlarının yükselmesine, artan kârlılığın oranlarına ve yılın başından bu yana banka hisse senedi değerlemelerindeki düşüşe işaret etti.

   Bankaların ana finansman kaynağı, bilindiği üzere mevduatlar ve para kazanmanın en iyi yolu da parayı kredi olarak vermek. Bir banka yeterince kredi veremezse, tahvil alır. Mevcut ortamda tahvil portföylerindeki sorun, faizler yükseldikçe tahvillerin piyasa değerlerinin düşmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan fiyat indirimlerinin bankaların kârını azaltması fakat kredi tarafında, yükselen faiz oranlarının güçlü bir ekonomi için faydaları da mevcut çünkü böylelikle ayarlanabilir oranlı kredilere yapılan ödemeler artıyor ve ‘nispeten’ kısa vadelere sahip olma eğilimi gösteren ticari krediler de daha yüksek faiz oranlarıyla yenileniyor.

   Bu arada, ABD Federal Mevduat Sigorta Kurumu, dördüncü çeyrek bankacılık profilinde ‘en büyük kredi türleri’ arasında kredi hacminin arttığını söyledi. İleriye dönük bakıldığında ise Peters, yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgını sırasında ekonomiyi destekleyen federal teşvik programlarının sona ermesiyle ticari borçlanmanın artmasını bekliyor.

Bankalar mevduat faizlerini düşük tutuyor

   Fed, ilk faiz artışı hamlesini geçen hafta yaptı ve hedef federal fon oranını önceki hedefi olan sıfırdan yüzde 0,25-0,50 aralığına taşıdı. Bunun sonucunda birçok piyasa uzmanı, ABD’nin yüzde 2 enflasyon hedefine ulaşması için resesyon sürecinden geçmesi gerektiği yönünde açıklamalarda bulundu lakin Peters, bankalar için tamamen farklı bir hikayenin oluştuğunu belirtiyor.

   Nakitle dolup taşan bir ekonomik ortamda, bankaların mevduat için daha fazla para ödemesine gerek kalmıyor. Peters, bankaların mevduat maliyeti ve kredi oranları arasındaki ilişki en iyi göstergelerden birinin üç aylık ABD Hazine bonoları ve iki yıllık ABD Hazine bonolarındaki getiriler arasında yapılabilecek bir karşılaştırma olduğunu söyledi.

   Borsa araştırmaları şirketi FactSet verilerine göre, 23 Mart 2022 sonunda iki yıllık Hazine bonolarının getirisi yüzde 2,11, üç aylık T-bonolarının getirisi ise yüzde 0,50 oldu. İki bono arasındaki getiri yüzde 1,61’lik bir yüzdelik farkı işaret ediyor. 23 Eylül 2021’de ise iki yıllık getiriler yüzde 0,26 ve üç aylık getirilerse yüzde 0,03 seviyesindeydi ve aradaki fark sadece yüzde 0,23’tü.

   Peters gerçekte ise çok az sayıda bankanın mevduatlara yüzde 0,50 civarında faiz ödediğini ve şu anki konumlarının daha da iyi olduğunu belirtti.

   Diğer taraftan, bu yılın başından itibaren S&P 500 Endeksi bankacılık sektörü grubundaki hisse senetleri yüzde 4,5 bandında geri çekilirken, S&P 500 Endeksi ise aynı dönemde temettüler hariç yüzde 6,5 düştü. Habere göre, Wall Street’teki dev bankaların büyük bir kısmınınsa hisse başı kazançlarını önümüzdeki iki yıl içinde çift haneli büyüme oranlarında artırması bekleniyor.

Para politikası ‘riskler izlenerek’ oluşturulacak

   Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da 17 Mart 2022’de yapılan yılın üçüncü Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı özetini ve haftalık istatistikleri geçen hafta itibarıyla yayımladı.

   Türkiye Merkez Bankası’nın verilerine göre, 18 Mart ile biten işlem haftasında Türkiye içi yerleşiklerin döviz mevduat hesapları 143 milyon Amerikan doları arttı ve toplam döviz mevduatları 216.24 milyar Amerikan dolarına çıktı. Hesaplar içinde gerçek kişilerin döviz mevduatları 1.07 milyar Amerikan doları azalırken, tüzel kişilerin döviz mevduatları ise 1.22 milyar Amerikan doları artış gösterdi. Parite etkisinden arındırılmış değişim ise toplamda 830 milyon Amerikan dolarlık artış olarak hesaplandı.

   Ayrıca, 18 Mart işlem haftasında TL mevduatlar ise 35 milyar TL artış gösterdi ve bankalardaki toplam TL mevduatları 2 trilyon 431 milyon TL’ye çıktı. Aynı haftada yabancı yatırımcı ise hem hisse hem de tahvil satmaya devam etti. Haftalık hisse senedi çıkışı 197.3 milyon Amerikan doları, tahvil çıkışı ise 15,9 milyon Amerikan doları oldu.

   Yanı sıra, son haftalarda gerileyen rezervlerde ise 18 Mart haftasında sınırlı bir değişim oldu. Buna göre, toplam brüt rezervler 108.9 milyar Amerikan dolarından 108.7 milyar Amerikan dolarına geriledi fakat swap yani döviz takası hariç rezervler ise son haftada -43,9 milyar Amerikan dolarından -45,3 milyar Amerikan dolarına yükseldi.

   Hatırlanacağı üzere, 17 Mart 2022’deki toplantıda, halihazırda yüzde 14 olan politika faizini sabit tutan TCMB, geçtiğimiz hafta açıkladığı toplantı özetinde “Para politikası duruşu, enflasyon görünümüne yönelik risklerin kaynağına, kalıcılığına ve para politikası ile ne ölçüde kontrol altına alınabileceğine dair değerlendirmeler dikkate alınarak, temkinli bir yaklaşımla sürdürülebilir fiyat istikrarı hedefine ulaşılması odağında belirlenecektir” açıklamasını yaparak, ‘riskleri yakından izlediğini’ de belirtti.

   TCMB, ayrıca, finansal istikrarla beraber finansal istikrara yönelik riskleri de gözeten liralaşma odaklı bir yaklaşım sergilenmeye devam edileceğini de vurguladı.

   Enflasyonda ilerleyen dönemde düşüş bekleyen banka, “Sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın tesisi için atılan ve kararlılıkla sürdürülmekte olan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesi ve enflasyonda baz etkilerinin de ortadan kalkmasıyla dezenflasyonist sürecin başlayacağı öngörülmektedir” ifadesine yer vererek, jeopolitik risklerin azalmasının enflasyondaki baskıyı da azaltacağını belirtti.

Finans sektörüne güven azaldı

   TCMB, ayrıca, finans sektörü temsilcilerinin sektör ve ekonomik görüneme dair beklentilerinden hazırlanan Finansal Hizmetler İstatistikleri ve Finansal Hizmetler Güven Endeksi (FHGE) verisini de aynı gün yayımladı.

   Endeks, Mart 2022 döneminde bir önceki aya göre 8,1 puan düşüş kaydederek 165,3 seviyesine geriledi. Son üç aydaki iş durumu, hizmetlere yönelik talep ve gelecek üç aydaki hizmetlere olan talep beklentisi olmak üzere tüm alt endeksler, FHGE’yi azalış yönünde etkiledi.

   İş durumu ve hizmetlere olan talep beklentileri azaldı. Son üç ayda iş durumunda iyileşme olduğu yönündeki değerlendirmelerin bir önceki aya kıyasla zayıflayarak devam ettiği gözlendi. Son üç ayda hizmetlere mevcut talepte artış olduğu yönündeki değerlendirmeler ile gelecek üç ayda hizmetlere talepte artış olacağı yönündeki beklentilerin de zayıfladığı görüldü.

   Diğer taraftan, endekste, istihdamda ise son üç ayda azalış olduğunu bildirenler lehine yönelik seyrin güçlendiği, gelecek üç ayda istihdamda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyrin ise bir miktar zayıflayarak devam ettiği de gözlendi

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110