Volatilite frenlenemiyor

banner37

TCMB, yılın dokuzuncu PPK toplantısında piyasaları şaşırttı ve politika faizini 200 bp arttırdı; merkezin bu hamlesi, kurlardaki oynaklığı ‘sadece bir günlüğüne’ dizginleyebildi

Volatilite frenlenemiyor
banner99

“BU BEZ BU YARAYI KAPATAMAZ”… Ekonomist ve Akademisyen, Prof. Dr. Okan Veli Şafaklı, risk ve getiri ikileminin, özellikle son dönemler Türkiye’nin epey aleyhine göründüğünü kaydederken; risk priminin de artması gerektiğini söyledi. “Bıçakla açılan bir yaraya sargı bezi uygulanarak kanama durdurulur ama ikinci, üçüncü, dördüncü… yaralar için aynı bez yeterli gelmez” şeklinde konuşan Şafaklı, politika faizinde yapılan son güncellemenin, mevcut ‘yarayı’ kapatacak seviyede olmadığını belirtti.

“FAİZ VE SIKILAŞTIRMA YETMEDİ”… TCMB bünyesinde geçen perşembe düzenlenen yılın dokuzuncu PPK toplantısında politika faizleri 200 bp arttırıldı. Bu karardan bir gün sonra da BDDK ‘sıkılaştırma’ eylemine gitti ve vadede TL alım yönünde gerçekleştirecekleri para swapı, forward, opsiyon ve diğer türev işlemlerde, işlem tutarları toplamının, bankaların yasal öz kaynaklara oranı şeklinde belirlenmiş yüzde 1’lik sınırlamanın yeniden yüzde 10’a yükseltildiğini açıkladı ancak kurlardaki oynaklık, sadece bir günlüğüne dizginlenebildi.

“KAZANIM HAFTA KAPANIŞINA TAŞINAMADI”… KKTC serbest piyasalarında, geride bıraktığımız hafta dahilinde sadece sterlin/TL paritesinde ‘görece bir gerileme’ kayda geçerken, dolar ve euroda yaşanan düşüş ise son buldu. Buna göre, Kuzey Kıbrıs’ta geçen haftanın kapanışı itibarıyla Amerikan doları 7,6603 TL, euro 8,8970 ve İngiliz sterlini 9,7306 TL’den alıcı buldu ve kurlarda, TCMB’nin faiz kararı akabinde ‘bir günlüğüne’ yaşanan gözle görülür gerileme, Türkiye’de olduğu gibi yeni haftaya taşınamadı.

Ali ÇATAL

   Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın dokuzuncu Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını geride bıraktığımız perşembe itibarıyla gerçekleştirdi ve piyasa beklentilerini aşarak, yüzde 8,25 olan politika faizini 200 baz puan (bp) artırarak yüzde 10,25’e yükseltti.

   Bu doğrultuda, ağustos dönemindeki karar metnine kurdaki yükseliş ve iç riskleri de ekleyen Türkiye Merkez Bankası, bu ayki karar metninde şu ifadeleri kullandı:

   “Küresel ekonomide, ülkelerin attığı normalleşme adımlarıyla üçüncü çeyrekte kısmi toparlanma sinyalleri gözlenmekle beraber toparlanmaya ilişkin belirsizlikler yüksek seyretmektedir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler genişleyici parasal ve mali duruşlarını sürdürmektedir. Salgın hastalığın sermaye akımları, finansal koşullar, dış ticaret ve emtia fiyatları kanalıyla oluşturmakta olduğu küresel etkiler yakından takip edilmektedir.

   İktisadi faaliyette kademeli normalleşme adımları ve güçlü kredi ivmesinin desteğiyle üçüncü çeyrekte belirgin bir toparlanma gözlenmektedir. Salgın hastalığa bağlı gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerinin sınırlandırılması amacıyla yakın dönemde uygulamaya konulan parasal ve mali tedbirler, ekonominin üretim potansiyelini destekleyerek finansal istikrara ve iktisadi faaliyetteki toparlanma sürecine katkıda bulunmuştur. Son dönemde ticari kredilerde gözlenen normalleşme eğilimi bireysel kredilerde de başlamıştır.

   Ertelenmiş talebe ve salgın tedbirleri kapsamında uygulanan likidite ve kredi politikalarına bağlı olarak ithalatta gözlenen canlanmanın, bu politika tedbirlerinin kademeli olarak azaltılmasıyla dengelenmesi beklenmektedir. Turizm gelirlerinde salgın hastalığa bağlı olarak gözlenen düşüşe rağmen seyahat kısıtlamalarının hafifletilmesiyle kısmi bir iyileşme başlamıştır. Mal ihracatındaki toparlanma, emtia fiyatlarının görece düşük seviyeleri ve reel kur düzeyi önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesini destekleyecektir.

“Enflasyonda beklenti gerçekleşmedi”

   Enflasyon üzerinde etkili olan salgına bağlı arz yönlü unsurların, normalleşme sürecinde kademeli olarak ortadan kalkacağı ve talep yönlü dezenflasyonist etkilerin daha belirgin hale geleceği öngörülmüştü. Ancak, güçlü kredi ivmesiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanma ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler neticesinde enflasyon öngörülenden daha yüksek bir seyir izlemiştir.

   Enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve enflasyon görünümüne yönelik risklerin sınırlanması amacıyla ağustos ayından itibaren atılan sıkılaştırma adımlarının güçlendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda kurul, dezenflasyon sürecini yeniden tesis etmek ve fiyat istikrarını desteklemek amacıyla politika faizinin 200 baz puan yükseltilmesine karar vermiştir.

   Kurul, enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının, ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını değerlendirmektedir. Enflasyondaki düşüşün hedeflenen patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir.

   Bu çerçevede, parasal duruş ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlenecektir. Merkez Bankası fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir.”

   Piyasaların beklentisi, faizlerin sabit kalması yönündeydi ve merkezin bu beklenmedik hamlesi ile dolar/TL kuru da Türkiye serbest piyasalarında 7,7050’den 7,5900 seviyesine, euro/TL ise 8,9750’den 8,8300’a geriledi.

   Söz konusu PPK toplantısı, döviz kurlarındaki rekor nedeniyle oldukça önemliydi fakat merkezin faiz artırması beklenmiyordu.

   Bilindiği üzere, en son mayıs dönemi PPK toplantısında “Enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları dikkate alınarak, politika faizinde ölçülü bir indirim yapılmasına karar vermiştir” açıklamasıyla 50 bp faiz indirimine giden merkez, politika faizini yüzde 8,25’e düşürmüştü.

   TCMB haziran, temmuz ve ağustos toplantılarında faiz değişikliğine gitmemiş lakin kurdaki atak nedeniyle ağustos içinde ek sıkılaşma adımları atmıştı. Temmuzda politika faizinin altına inen fonlama maliyeti de merkezin TL likiditesini azaltan adımlarıyla yüzde 10,65’e çıkmıştı.

Toparlanmada süreklilik sağlanamadı

   Rekor yükselişleri son haftalarda gösteren dolar/TL kuru, PPK toplantısı öncesinde 7,72 ile yeni rekor seviyeyi görmüştü.

   Piyasaların faiz artışı beklemediği toplantıda merkez, 200 bp faiz artışı yaparak piyasaları şaşırtmıştı. Türkiye Merkez Bankası’nın faiz artışına gitmesinde, uzmanlara göre, enflasyondaki yükseliş risklerinin kuvvetlenmesi ciddi anlamda etkili oldu.

   Faiz artışının ardından, geçen cuma Türkiye Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) da vadede TL alım yönünde gerçekleştirecekleri para swapı yani takası, forward, opsiyon ve diğer türev işlemlere ilişkin olmak üzere, söz konusu işlem tutarları toplamının, bankaların en son hesapladıkları yasal öz kaynaklara oranı şeklinde belirlenmiş yüzde 1 bandındaki sınırlamanın yeniden yüzde 10’a yükseltildiğini açıkladı.

   Faiz artışı ve türev işlemler sınırlarının gevşetilmesi ile dolar/TL kuru 7,50'ye geriledi ancak kurdaki düşüş sınırlı kaldı ve fiyat, Türkiye serbest piyasalarında yeniden 7,63’e çıktı. Geçen perşembeyi 7,62’den kapatan kur, geçtiğimiz haftanın kapanış saatlerindeki yükselişi ile açılış seviyesine dönerken, böylelikle haftalık bazda da TL’nin kaybı devam etti.

   Keza, temmuz döneminin sonuna doğru 6,80’li seviyelerdeki sıkışmayı yukarı yöne kıran kurdaki rekor atakları bu ay hızlandı. Merkezin faiz artışı dahil sıkılaşma adımlarına rağmen fiyat yüksek seviyelerini koruyor. Uzmanlara göre, TCMB ve BDDK hamlesine karşın, haftanın son gününün ikinci yarısındaki bu yükselişte, doların küresel piyasalardaki yükselişi de etkili oldu.

   Buna göre, Amerikan dolarının, majör altın para birimi karşısındaki satın alma gücünü ölçen ABD Dolar Endeksi, 94,62 ile son iki ayın zirvesinde işlem gördü ve dolar da euro karşısında 1,1630 ile iki ayın zirvesinde işlem görürken; gelişen ülke paralarının da tamamı karşısında değer kazandı.

   Gelişen ülke paralarından geçen cuma günlük bazda dolar karşısında en çok düşüş yüzde 1,20 ile Güney Afrika randında yaşanırken; Rus rublesi, Meksika pesosu ve Brezilya reali de yüzde 1’e yakın kayıp yaşadı.

   KKTC serbest piyasalarında ise sadece sterlin kurunda bir gerileme kayda geçerken, dolar ve eurodaki düşüş son buldu. Buna göre, Kuzey Kıbrıs’ta geçen haftanın kapanışı itibarıyla Amerikan doları 7,6603 TL, euro 8,8970 ve İngiliz sterlini 9,7306 TL’den alıcı buldu.

Şafaklı: Risk primi de artmalı

   Ekonomist ve Akademisyen, Prof. Dr. Okan Veli Şafaklı ise risk ve getiri ikileminin, özellikle son dönemler Türkiye’nin epey aleyhine göründüğünü kaydederken; risk priminin de artması gerektiğini söyledi.

   “Bıçakla açılan bir yaraya sargı bezi uygulanarak kanama durdurulur ama ikinci, üçüncü, dördüncü… yaralar için aynı bez yeterli gelmez” şeklinde konuşan Şafaklı, politika faizinde yapılan son güncellemenin, mevcut ‘yarayı’ kapatacak seviyede olmadığını belirtti.

   Faizin ‘TL’de kalmayı cazip hale getirecek’ seviyede artması gerektiğini kaydeden Şafaklı, ihracat ve ithalat gibi unsurların, kurlar üzerinde ancak uzun vadede belirleyici olduğunu lakin kısa vadede ihtiyaç duyulan ‘sıcak para’ için eldeki tek ve en yetkin enstrümanın da ‘politika faizi’ olduğu gerçeğini hatırlattı.

   Ekonomik ve siyasi istikrar algısı için risk priminin çok önemli olduğunu ve an itibarıyla bu algıyı yükseltecek tek eylemin de risk primini yükseltmek olarak göründüğünü aktaran Şafaklı, “Bu primi öyle bir arttırmalısınız ki insanlara yerel parada kalmak cazip gelsin” ifadelerini kullandı.

   Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarsızlığının yanı sıra kredi notundaki düşüşün dahi ‘başlı başına’ bir risk faktörü olduğuna işaret eden Şafaklı, Türkiye Merkez Bankası’nın son faiz artırımının, kurlardaki oynaklığı engelleyecek seviyede olmadığını söyledi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75