'Yalnız değilsiniz!'

banner37

DAÜ-SEN, KHK ile görevlerinden alınmaları nedeniyle 68 gündür açlık grevi yapan öğretim görevlileri Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın direnişine destek vermek amacıyla 1 günlük açlık grevi yaptı

banner87
'Yalnız değilsiniz!'
banner90
banner8

Ahmet İLKTAÇ

Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN), Türkiye’de kanun hükmünde kararnameyle görevlerinden alınan binlerce kişi arasında yer alan ve Ankara’da 68 gündür açlık grevini sürdüren Konya Selçuk Üniversitesi öğretim görevlisi Nuriye Gülmen ile sınıf öğretmeni Semih Özakça’nın direnişine destek vermek için dün bir günlük açlık grevine gitti.

İsmet İnönü Bulvarı üzerinde bulunan “DAÜ Çemberi” olarak bilinen yerde dün sabah saat 08.00’de başlayan açlık grevi, bugün sabah saat 08.00’e kadar devam etti. Sendikanın eylemine çok sayıda kişi destek verdi.

Sendika, Gülmen ve Özakça’nın seslerine bir ses daha katmak ve “yalnız değilsiniz!” demek üzere başlattığı açlık grevine çok sayıda kişi destek verdi.

Eylemde, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın fotoğraflarıyla birlikte “Yalnız Değilsiniz” pankartı açılırken, “Nuriye ve Semih Yalnız Değildir” ve “Gün Geçtikçe Devleşiyor Öfkemiz” yazılı dövizler yer aldı.

“Karanlık günleri hak etmiyor”

DAÜ-SEN Başkanı Tarık Timur yaptığı açıklamada, Türkiye’de OHAL ve KHK ortamında insanların mesleklerine dönebilmek, annelerin çocuklarının cenazelerini alabilmek için açlık grevi yaptıklarını belirterek, Türkiye’de açlık grevinin hak arama mücadelesi yöntemine dönüştüğünü üzülerek gördüklerini ifade etti.

Timur, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında 100 binden fazla kişinin işten çıkarıldığını, muhalif, demokrat, sol görüşlü ve barışsever insanların da darbe iddiasıyla işlerinden edildiğini belirtti.

Timur, Türkiye halklarının karanlık günleri hak etmediğini ifade etti.

“İnsan yaşamı elimizden kayıp gitmesin”

DAÜ-SEN Genel Sekreteri Berna Numan ise okuduğu basın açıklamasında, sendika olarak çeşitli konularda seslerini yükselttiklerini ve değişik amaçlarla eylemler yaptıklarını söyledi.

Berna Numan, ancak bugün toplanmalarının nedeninin insan yaşamı için, kelimenin en iç acıtıcı anlamıyla insan yaşamının elimizden kayıp gitmesini önlemek için olduğunu kaydetti.

“Bu toplanma sebebi içimizi acıtıyor ve aynı zamanda omuzlarımıza ağır bir yük bindiriyor; çünkü sonuç alacak adımlar atabilme çabasındayız. Çünkü bu sefer kaybedeceğimiz para değil, emeklilik hakkı değil, ders yüklerinin artması değil; insan hayatıdır” diye konuşan Numan, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile birlikte aralarında akademisyen ve öğretmenlerin de olduğu yüz binden fazla kamu görevlisi KHK’lar ile ihraç edildiğini anımsattı.

Berna Numan, cadı avına dönüşen ihraçlarda haksızlığa uğrayan binlerce kişinin kamudan ihraç kaderini paylaştığını belirtti.

KHK ile ihraç edilince bir daha hiçbir kamu kuruluşunda, herhangi bir özel şirkette de çalışılamadığını, eş ve çocuklarının sağlık güvencelerinin olmadığını, hakkınız olsa bile işsizlik parasının alınamadığını ve turist pasaportu dahi verilmemesi nedeniyle yurt dışına gitme olasılığının dahi bulunmadığını ifade eden Numan,  barışı savunduğu, yurtsever, demokrat olduğu için, sosyalist olduğu için ve muhalif olduğu için savunmaları alınmadan bir an da işsiz kaldıklarını bildirdi.

Genel Sekreter Berna Numan, toplanma sebepleri olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın bu duruma isyan ettiklerini, binlerce KHK mağdurunun sesi olduklarını ve hayatlarını ortaya koyarak adalet talebinde bulunduklarını dile getirdi.

Karanlığın üzerimize çöktüğü, karamsarlığın baskın olduğu, yaşamı ve yaşatmayı ön plana koymayan bir anlayışın hüküm sürdüğü bir coğrafyada yaşar hale geldiğimizi anlatan Numan, “o güzel insanlar geri gelmiyor, motorlar mavilere sürülemiyor ama o umudu, o hayali canlı tutmaya ihtiyacımız var. İşte Nuriye ve Semih bunu yapıyorlar” diye konuştu.

Berna Numan, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevlerine başlarken, “halkın vicdanına güveniyoruz” dediklerine işaret ederken, “bizlere güveniyorlar, vicdanımıza güveniyorlar, yüreklerimizde taşıdığımız sevgi ve cesarete güveniyorlar, ayağa kalkıp “Evlatlarımıza ne yapıyorsunuz siz?” diye hesap sormamıza güveniyorlar. Sabırla direnmeye devam edeceğiz; özgürlüğü, vicdanı, umudu baskıdan, zorbalıktan, haksızlıktan daha uzun soluklu yapmaya çalışacağız, yaşama sahip çıkacağız! İşte bugün burada bunun için toplandık. Çünkü biliyoruz ki, Mahatma Gandhi’nin dediği gibi, önce bizi yok sayacaklar, sonra gülecekler, sonra bizimle kavga edecekler ve sonra biz kazanacağız! Başka yolu yok; çünkü aksi takdirde bu coğrafyada karanlığımızla baş başa kalacağız” şeklinde konuştu.

Bir günlük açlık grevlerinin 17 Mayıs 2017 Çarşamba günü saat 08.00’e kadar devam edeceğini ifade eden Numan, kendilerine destek olmak isteyenlerin çadırlarını ziyaret edebileceğini söyledi.

Berna Numan, desteğin kendilerinden çok daha fazla bu karanlığı yırtmak için çabalayanlara bu uğurda hayatlarını ortaya koyanlara fayda sağlayacağını dile getirdi.

“Haklarımızın gaspı için planlar yapmaktan vazgeçin”

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Selma Eylem, Türkiye’de olağanüstü hal kapsamında işinden atılan ve işini geri almak için açlık grevine başlayan öğretmenler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya ve onlara destek veren DAÜ-SEN ve Boran Kültür Merkezi’ne destek belirtti.

Eylem, Milli Eğitim Bakanı ve UBP-DP hükümetine çağrı yaparak “Yasal haklarımıza saldırmaktan ve haklarımızın gaspı için planlar yapmaktan artık vazgeçin!” dedi.

Yazılı bir açıklama yapan Eylem, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nı eleştirdi.

Eğitime ayrılan bütçenin yüzde 75’inin devlet tarafından özel okullara aktarıldığını, devlet okullarının altyapı ve personel ihtiyaçlarının tamamlanmadığını, öğretmenlere, çalışanlara ve sendikalara karşı itibarsızlaştırma çalışmaları yapıldığını iddia eden Eylem, 2008 ve 2011 yıllarında çıkarılan yasalara bağlı olarak istihdam edilen öğretmen ve kamu çalışanlarının “haklarının gasp edildiğini” tüm bu adımların Türkiye ile paralel götürülen eğitim sistemine yönelik reformlar çerçevesinde atıldığını savundu.

Açıklamasında, Milli Eğitim Bakanı ve UBP-DP hükümetine çağrı yapan Eylem, şunları kaydetti:

“Dayatılan politikaları harfiyen uygulamaktan vazgeçin! Eğitim ve sağlık gibi temel kamu hizmetlerini paranın satın alabileceği bir mal haline dönüştürme çalışmalarından vazgeçin! Sorgulamayan, araştırmayan, muhafazakâr, gerici, kapitalizmi dışlamayan ama barışı, kadını, özgürlükleri dışlayan yeni yurttaşlar yetiştirme hedefiyle tasarlanan yeni eğitim sistemi modelini hayata geçirme çalışmalarından vazgeçin.”

Eylem, KTOEÖS’ün tüm eşitsizlikler adaletsizlikler ve tüm hak gaspı planlarına karşı olduğunu ve bunlarla mücadele etmeye devam edeceğini belirtti.

Güncelleme Tarihi: 17 Mayıs 2017, 08:15
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75