Yapısal sorunlar devam ediyor

banner37

BoE’de de bir dönem görev yapan Kıbrıslı Türk ekonomist ve akademisyen Mete Feridun, KKTC bankacılık ve finans sektörünü masaya yatırdı:

Yapısal sorunlar devam ediyor
banner99

“PAKET BEKLENTİLERİ KARŞILAMADI”… Ekonomist Mete Feridun, açıklanan ekonomik tedbir paketinin, toplumun bankacılık sektörüne ilişkin beklentilerine cevap verme konusunda genel olarak yetersiz kaldığını söylerken; “Özellikle bankaların erteleme döneminde faiz gelirlerinden vazgeçmeyerek faiz uygulamaya devam edeceği gerçeği, birçok kredi müşterisi açısından büyük hayal kırıklığı yarattı ancak bankacılık sektörüne ilişkin beklentilerin doğru şekilde yönetilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“REEL SEKTÖR FONLANMALI”… Mete Feridun, bankaların reel sektöre uygun koşullarda kredi vermesi gerektiğine ilişkin beklentilerin yoğunluk kazandığını kaydederken; ECB’nin, bankalara fonlama sağlayabilmek için en temel prensiplerinden birinden ödün vererek düşük kaliteli tahvilleri teminat olarak kabul etme kararı aldığını ve bankalara ‘sizi reel sektöre kredi kullandırmaya zorlayamam ama bunun için size uygun şartlarda fonlama sağlıyorum; yeter ki siz reel sektöre finansman sağlayın’ mesajını verdiğini söyledi.

“TASARRUF MEVDUATINDA ÇAĞ DIŞIYIZ”… Mete Feridun, tasarruf mevduatlarını korumak için kullanılması gereken sigorta primlerinin riskli reel sektör kredilerini kısmen de olsa fonlamak için kullanılmasının ‘mevcut düzenlemelerin olanak sağladığı bir durum olsa da’ bu konuda dünya standartlarının gerisinde olduğumuzun göstergesi olduğunu savunurken; “Mevduat sigortasının, Merkez Bankası’ndan bile bağımsız olması gerekirken, ülkemizde bankalardan ve siyasilerden dahi bağımsız yönetilmiyor” dedi.

Ali ÇATAL

   İngiltere Merkez Bankası (BoE) bünyesinde de bir dönem görev alan ve ülkemizde Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde (DAÜ) de akademisyen olarak hizmet veren ekonomist Prof. Dr. Mete Feridun, ‘en güçlü sektörümüz’ bankacılık ve finansı irdeledi; sorunlara yönelik çözüm önerileri sundu.

   Kuzey Kıbrıs bankalar sermayesinin mevcut yapısının, bütün kazanımlara rağmen yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgını gibi ‘özel’ durumlarda daha esnek davranabilecek bir yapıya sahip olmadığını savunan Feridun, özellikle kredi geri ödeme, vade uzatma ve gecikme faizi sıfırlama gibi konularda müşterilerin beklediği kolaylığı sağlamanın uzağında olduğunu belirtti.

   Ekonomik tedbir paketinin, toplumun sektörden beklediklerini de büyük ölçüde sağlamadığını kaydeden Feridun, KKTC Merkez Bankası’nın yetkilerinin genişletilmesini ve şayet bu mümkün değilse bir ‘finansal davranış otoritesi’ teşkil edilerek, Merkez’in yükünün hafifletilmesi gerektiğini de kaydetti.

   Feridun, Kuzey Kıbrıs bankacılık ve finans sektörünü irdeledi, mevcut sorunlara dikkat çekti, problemlerin çözümündeki yol haritasını açıkladı ve KIBRIS Ekonomi ile yaptığı röportajda şu ifadeleri kullandı:

KIBRIS Ekonomi: İngiltere’de özellikle İngiltere Merkez Bankası’nda önemli görevlerde bulunduğunuzu biliyoruz. Öncelikle bu görevlerden biraz bahsedebilir misiniz?

   “Evet, Londra’da bir süre öğretim üyesi olarak görev aldıktan sonra İngiltere Merkez Bankası’nda göreve başladım. Orada, İhtiyati Düzenleme Otoritesi'nde sistemik öneme sahip küresel bankaların İngiltere'deki faaliyetlerinin denetiminden sorumlu olarak görev aldım. Bu görev sırasında özellikle kısaca ‘G-SIB’ olarak bilinen, dünyanın en önde gelen bu bankaların yönetim kurullarıyla ve üst düzey yönetimleriyle düzenli toplantılar gerçekleştirdiğimden, bu görev benim açımdan çok önemli bir deneyim oldu. Bu sürede ayrıca BoE bünyesindeki birçok çalışma grubunda yer alarak yükselen piyasaların takibi, Birleşik Krallığın Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasına karşı gerekli tedbirlerin tespit edilmesi ve bankaların çözümleme ve kurtarma planlarına yönelik düzenlemelerin hazırlanması gibi birçok konuda önemli görevler üstlendim.”

KIBRIS Ekonomi: İngiltere Merkez Bankası’ndaki görevinizden neden ayrıldınız?

   “BoE’deki görevim sürerken, İngiltere bankacılık sektöründeki en büyük bankalardaki mevduat bankacılığı ve yatırım bankacılığı faaliyetlerinin birbirinden ayrılmasını öngören "Retail Banking Ring-Fencing" adı verilen yapısal reformun gerçekleştirilmesi gündeme geldi. Söz konusu reform, dünyanın bugüne kadar gerçekleştirilen en önemli yapısal düzenlemelerindendi. Ben de bu süreçte yer almak için o dönem İngiltere’de finansal piyasalar denetim ve düzenleme otoritesi olan ve kısaca “FCA” olarak bilinen Financial Conduct Authority bünyesinde yeni oluşturulmuş Yapısal Reform Müdürlüğü'nde göreve başladım.”

KIBRIS Ekonomi: Bu kurumdaki görevinizden de biraz bahseder misiniz?

   “FCA’de görev aldığım süreçte BoE ve diğer denetim otoriteleriyle ortak çalışarak İngiltere'nin en büyük bankalarından birinin yapısal reform kapsamındaki uyum çalışmalarının gözetimini yürüttüm. Bu görevim sırasında BoE ile ortak hareket ederek söz konusu bankanın yönetim kurumlarıyla ve üst düzey yönetimleriyle düzenli müşterek toplantılar gerçekleştirdiğimden, bu görev de benim açımdan çok büyük bir deneyim oldu. Bu süreçte özellikle yapısal reform uyarınca oluşturulan yeni bir yatırım bankasının onay süreçlerini de yürüttüm. Böylelikle, şu anda İngiltere’de faaliyet gösteren en önemli yatırım bankalarından birinin onay sürecini FCA adına yönettim. Yapısal reformun tamamlanmasının ardından da bu görevimden ayrıldım.”

KIBRIS Ekonomi: Peki ya buradan da ayrıldıktan sonraki durak neresiydi?

   “FCA’den ayrıldıktan sonra PricewaterhouseCoopers LLP’de göreve başladım. Burada, küresel bankalar ve yatırım şirketlerine sermaye yeterliliği, likidite yönetimi, strateji belirleme gibi birçok konuda danışmanlık hizmeti verdim ve ayrıca kurumumu Finansal Piyasalar Hukuk Komitesinde temsil etme görevini üstlendim. Bu görevim sırasında birçok küresel bankanın yönetim kurumları ve üst düzey yönetimleriyle çalışarak özellikle Birleşik Krallığın AB’den ayrılma sürecinde onlara stratejik danışmanlık hizmeti verdim. Bu görev sayesinde AB bankacılık mevzuatını da yakından öğrenme şansına sahip oldum.”

KIBRIS Ekonomi: Bu sürede çeşitli üniversitelerde de görev aldığınızı biliyoruz. Bu faaliyetlerinizden de kısaca bahseder misiniz?

   “Evet, bu süreçte, London School of Economics bünyesindeki Sistemik Risk Merkezi, Cambridge Üniversitesi Ekonomi Fakültesi, Oxford Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve King’s College London Hukuk Fakültesi’nde misafir akademisyen olarak bankacılık düzenlemeleri konusunda çeşitli çalışmalar yürüttüm. Özellikle, Birleşik Krallığın AB’den ayrılma sürecinde FCA ve PRA tarafından ortaya konmuş birçok yeni düzenleme ve tedbirin belirlenmesine önemli katkılarda bulunduğumu söyleyebilirim. Ayrıca 2012 yılında Birleşik Krallık Yüksek Öğretim Akademisi'ne kabul edildim ve “Fellow of Higher Education Academy” (FHEA) unvanı aldım.”

“Bütün kriz dönemlerinde kredi sorunu gündeme geliyor”

KIBRIS Ekonomi: Ya biz? KKTC bankacılık ve finans sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? İngiltere’den bakan bir uzmandan bir ‘röntgen’ talep etsek, neler duyarız?

   “Bankalarımız, sermaye yeterliliği açısından genel olarak güçlü bir durumda. Sektörün KKTC Merkez Bankası tarafından oldukça yakından gözetime tabi tutulduğunu da biliyoruz. Son dönemde bankaların gerek bireysel gerek kurumsal müşterilerine daha çok kolaylık sağlamaları bekleniyor. Bankaların müşterilerinin kredi geri ödemelerini ertelemeleri, kredi vadelerini uzatmaları, gecikme faizlerini sıfırlamaları gibi birtakım kolaylıklar sağlamaları yönünde beklentiler olduğu ortadadır. Ayrıca, banka kredi faizlerinin mevduat faizlerine oranla aşırı yüksek olduğu ve bankalarımızın reel sektöre yeterince kredi kullandırmadıkları yönünde uzun yıllardır yaygın olan genel bir kanı olduğu hepimizin malumudur. Bu konu, özellikle ekonomik kriz dönemlerinde sık sık gündeme geliyor.”

KIBRIS Ekonomi: Açıklanan ekonomik tedbir paketini nasıl yorumluyorsunuz?

   “Açıklanan ekonomik tedbir paketinin toplumumuzun bankacılık sektörüne ilişkin beklentilerine cevap verme konusunda genel olarak yetersiz kaldığı görülüyor. Özellikle bankaların erteleme döneminde faiz gelirlerinden vazgeçmeyerek faiz uygulamaya devam edeceği gerçeği, birçok kredi müşterisi açısından büyük hayal kırıklığı yarattı ancak bankacılık sektörüne ilişkin beklentilerin doğru şekilde yönetilmesi gerekiyor. Ayrıca, bu süreçte banka yöneticilerinin veya Bankalar Birliği’nin gündeme gelen eleştirilere karşı kendilerini savunma görevi de kendilerine bırakıldı. Oysa ki, gelişmiş ülkelerinde bankacılık sektörüne ilişkin makro düzeyde alınan kararların bizzat bankalar tarafından halka izah edilmeye çalışılması, eleştirilere banka yöneticilerinin yanıt vermek zorunda kalması ve bankalarla toplumun karşı karşıya getirilmesi sık rastlanılan bir durum değildir. Kamuoyuna gerekli açıklamaları yapma ve beklentileri yönetme görevi bankacılık otoritelerine düşmektedir.”

KIBRIS Ekonomi: Peki, bankacılık sektörünün beklentilere cevap vermesini sağlamak için neler yapılabilir?

   “Bilindiği gibi bu süreçte ekonomik faaliyetlerin devamını sağlamak açısından bankaların reel sektöre uygun koşullarda kredi vermesi gerektiğine ilişkin beklentiler yoğunluk kazandı. Diğer ülkelere baktığımızda, örneğin Avrupa Merkez Bankası (ECB), kısa süre önce bankalara fonlama sağlayabilmek için en temel prensiplerinden birinden ödün vererek düşük kaliteli tahvilleri teminat olarak kabul etme kararı aldı ve bankalara şu mesajı verdi: ‘Sizi reel sektöre kredi kullandırmaya zorlayamam ama bunun için size uygun şartlarda fonlama sağlıyorum. Karşılığında elinizde teminat olarak gösterebileceğiniz her ne varsa kabul ediyorum; yeter ki siz reel sektöre finansman sağlayın.’ İngiltere, Almanya ve İsviçre gibi ülkelerde ise hükümetler, bankaların reel sektöre kullandıracağı kredilerin yüzde 100’üne teminat sağlayarak bankalara aslında ‘Reel sektöre kredi kullandırırken, verilen geri ödenmezse diye sakın endişe etmeyin. Devlet olarak, bu kredilere kefil oluyoruz. Siz reel sektörü fonlayın, gerisini düşünmeyin’ dedi.”

KIBRIS Ekonomi: Yani hükümetin daha çok sorumluluk yüklenmesi ve ‘daha cesur’ olması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?

   “Evet, mesela bu ülkelerde hükümetler ayrıca bankalara şu direktifi de verdi: ‘Kredi koşullarını esnek tutun, kefil veya teminat istemeyin. Elinizi çabuk tutup bir an önce bu kredileri kullandırın. Biz devlet olarak bu krediler için size her türlü güvenceyi veriyoruz, bütün sorumluluk bize ait!’ Kısacası, bankaların reel sektöre kredi kullandırmasını sağlamak için hükümetler bankaların reel sektöre kullandıracağı kredilere ‘kefil’ olmuştur. Hatta bununla da yetinilmeyip, bu süreçte bankaların sermaye ve likidite yükümlülükleri de esnetilerek bankalara destek sağlanmıştır. Yani bankalardan fedakarlık beklemeden, hükümetlerin ve bankacılık düzenleme otoritelerinin bankalara birtakım kolaylıklar sağladıkları görülmektedir.”

KIBRIS Ekonomi: KKTC’de reel sektöre kullandırılacak kredilerde sektöre faiz desteği sağlamak amacıyla oluşturulan bir ‘Kredi Faiz Destek Fonu’ var. Bu yapı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   “Bu fon, Türk lirası kredilerine uygulanan faiz oranının üç, döviz kredilerinde ise bir puanlık kısmını karşılamayı amaçlıyor. Açıklanan kararname kapsamında reel sektöre sağlanan yardım, sadece kredi faizlerine ilişkin ve oldukça kısıtlı ölçüde bir faiz desteği. Üstelik bu fon, prensip olarak, bankalara emanet edilmiş birikimleri güvence altına almayı amaçlayan Mevduat Sigortası Fonu’na bankalar tarafından yatırılması gereken sigorta primleri ile fonlanacaktır, ki bu da uluslararası bankacılık düzenlemeleri ve prensipleri ile örtüşmez. Bu durum, aslında bize bankacılık sistemimize ilişkin düzeltilmesi gereken çok büyük bir yapısal sorunu işaret etmektedir. Tasarruf Mevduatı Sigortası’nın amacı, bankalara emanet edilmiş birikimlerin sigortalanması, yani tasarruf mevduatlarının güvence altına alınmasıdır. Kısacası bu fon, bankadaki paramızın sigortasıdır ve kısmen dahi olsa herhangi bir başka amaçla kullanılması doğru değildir.”

“Merkez Bankası’nın yetkileri arttırılmalı”

KIBRIS Ekonomi: Bankacılık sektörümüzü dünya ve AB standartlarına göre değerlendirecek olursanız ne gibi eksiklikler görüyorsunuz?

   “Öncelikle tasarruf mevduatlarını korumak için kullanılması gereken sigorta primlerinin riskli reel sektör kredilerini kısmen de olsa fonlamak için kullanılması, mevcut düzenlemelerin olanak sağladığı bir durum olsa da bu konuda dünya standartlarının gerisinde olduğumuz görülmektedir. Dünyada mevduat sigortaları sistemlerinin yönetiminde, bağımsızlığı zafiyete uğratabilecek hükümet yetkilisi, merkez bankası yetkilisi veya bankacılık sektöründen kişilerin olması kabul edilemez bir durumdur. Ülkemizde ise Mevduat Sigortası Fonu’nun Merkez Bankası bünyesinde oluşturulması yetmezmiş gibi yönetim kurulunda sadece Merkez Bankası yöneticileri değil; hem hükümetten hem de Bankalar Birliği’nden üyeler bulunuyor ve bu kişiler, karar alma süreçlerinde aktif rol oynuyor. Yani, mevduat sigortası, prensip olarak Merkez Bankası’ndan bile bağımsız olması gerekirken, ülkemizde bankalardan ve siyasilerden dahi bağımsız yönetilmiyor.”

KIBRIS Ekonomi: Başka ne gibi sıkıntılar görüyorsunuz?

   “Bana göre, bir diğer yapısal sorun ise bankacılık sektörüne ilişkin kararların siyasi irade veya bankalar tarafından alınması. Halbuki bu kararların toplumca tarafsızlığı, bağımsızlığı ve teknik uzmanlığı sorgulanmayacak bir düzenleme otoritesi tarafından alınması ve bu otorite tarafından açıklanması, kamuoyunun bu kararları daha kolay kabullenmesini sağlar. Ülkemizde bu kararlara Bakanlar Kurulu, yani siyasetçiler, tarafından resmiyet kazandırılması da bazı kesimlerde birtakım farklı beklentilerin de gündeme gelmesine yol açıyor. Öte yandan, ülkemizde banka müşterilerinin haklarının korunmasına ait de bazı sıkıntılar var.”

KIBRIS Ekonomi: O halde, bunu sormak durumundayım; KKTC Merkez Bankası’nı bu konuda yeterli görüyor musunuz?

   “KKTC Merkez Bankası Yasası incelendiği zaman, Merkez Bankası’nın bazı yetki ve sorumlulukları olduğu görülse de bunlar yeterli değildir. Bilindigi gibi, KKTC Merkez Bankası, banka müşterilerinden sadece yazılı veya e-posta yoluyla gelen şikayetleri değerlendirmeye alarak, yetkileri çerçevesinde bankalardan bilgi ve açıklama talep edebiliyor ve resmi şikayette bulunan müşterilerin mağduriyetini gidermeye çalışıyor fakat çok az insanın böyle bir seçenekten haberdar olması, bunun yaygın bir çözüm yolu olmasını da engelliyor. Önerim, ya KKTC Merkez Bankası’nın gerekli yetkilerle donatılması ya da Merkez Bankası dışında bir ‘finansal davranış otoritesi’ oluşturulması.”

KIBRIS Ekonomi: Bu konuda bankalarımız ve Bankalar Birliği, müşterilere ‘ne kadar’ yardımcı olabiliyor?

   “Basına yapılan açıklamalardan, bazı bankaların ve özeli Bankalar Birliği’nin yapıcı ve özverili bir şekilde banka müşterilerinin şikayetleriyle yakından ilgilenip sorunlarına çözüm bulunması konusunda kendilerine yardımcı olmaya çalıştığı anlaşılıyor lakin bu görevin Bankalar Birliği’nin değil; tarafsız bir düzenleme otoritesinin sorumluluğu olması gerekiyor. Ayrıca, bütün dünyada olduğu gibi KKTC’de de öncelikle bankaların çıkarlarını gözetmek amacıyla faaliyet gösteren Bankalar Birliği’nin banka müşterilerinin beklenti ve şikayetleri karşısında ne kadar iyi niyetli ve özverili bir şekilde hareket etmeye çalışsa da tamamen tarafsız bir şekilde hareket etmesini beklemek de gerçekçi bir yaklaşım değildir.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75