Yatırım alternatifi mi ‘yeni nesil Ponzi’ mi?

banner37

Kripto para madenciliği şirketlerinin hisse değeri bir yılda yüzde 10 bin artarken; altının kilogramından pahalı hale gelen BTC başta olmak üzere kripto varlıklara yönelik tartışma da sürüyor

Yatırım alternatifi mi  ‘yeni nesil Ponzi’ mi?
banner90
banner8

Ali ÇATAL

“KARA PARA AKLAMA RİSKİ”… ECB Başkanı Christine Lagarde, kripto para BTC için küresel bir regülasyon yani denetim gerektiğini; dijital para biriminin bazı durumlarda kara para aklama faaliyetlerinde kullanıldığını ve kapatılması gereken birçok yasal boşluk bulunduğunu söyledi. Lagarde, "Bitcoin, ‘tuhaf işlerin’ döndüğü ve bazıları son derece ilginç ve menfur kara para aklama işlerinde kullanılan son derece spekülatif bir yatırım aracı" şeklinde konuştu.

“HİÇBİR HUKUKSAL DAYANAĞI YOK”… Ekonomist Olgun Beyoğlu, hiçbir hukuksal dayanağı olmayan ve vurgunculuğa duyarlı kripto paraların, her geçen gün kara para aklama, dolandırıcılık ve diğer suçlar için uygun bir ortam oluşturduğunu söylerken; “Kripto paralar, yatırımcılarına kısa vadede yüksek kazançlar sağlasa bile uzun dönemde küresel bir krize dönüşme riski taşıyor. Bu nedenle ‘Kripto paralara yatırım yapanlar, kaybetmeye hazır olsunlar’ demekten kendimi alamıyorum” uyarısı yaptı.

“YENİ ÇAĞIN PARA BİRİMİ”… Kıbrıslı Türk iş insanı Kayhan Tip ise kripto paraların kullanımın giderek yaygınlaştığını söylerken; bu paralara ilginin de ‘katlanarak’ artacağını belirtti. Herkesin ücretsiz sahip olabileceği ‘dijital cüzdan’ vasıtasıyla bugün ‘akla gelen her işlemin’ yapılabileceğini de aktaran Tip, kripto paraların kullanımı konseptinin, zamanla 'klasik' paraların yerini alacağını da savunurken; “Gelecek, kripto paraların olacak” ifadelerini kullandı.

Lider dijital/kripto/sanal para birimi Bitcoin (BTC), Şubat 2020'de 9 bin dolar civarındayken, geride bıraktığımız haftanın başında yüzde 478 artışla 55 bin doların üzerinde seyrediyordu; buna göre, kripto paranın sadece bir aylık yükselişi bile böylelikle yüzde 80’i buldu.

Uzmanlara göre, bu yükselişteki en büyük pay, 8 Şubat'ta yapılan açıklamayla, 1.5 milyar dolarlık BTC aldıklarını ve yakında kripto parayla ödeme kabul edeceklerini duyuran, elektrikli otomobil üreticisi Tesla'ya ait.

Keza, 2013'ten bu yana dijital para haberciliği yapan Coindesk de BTC'nin piyasa değerinin, 19 Şubat Cuma itibarıyla 1 trilyon doları geçtiğini duyurdu. Bu veri, aynı zamanda, dijital paranın pek çok büyük şirketi de geçtiği anlamına geliyor.
Piyasa değeri 2 trilyon doları geçen Apple, dünyanın en değerli şirketi iken; Elon Musk'ın kurucusu olduğu Tesla'nın piyasa değeri 700 milyar dolar civarında. Herkesin BTC ve beraberinde yükselen dijital paralara yöneldiği dönemde değeri katlanan bir grup daha var; o da ‘kripto para madencilik’ şirketleri.

Kripto para madenciliği ise ‘genel kanının aksine’ evdeki bilgisayarla gerçekleşebilen bir olay değil. Özel bir yazılım ve donanıma sahip cihazlara ihtiyaç var.

banner134
Türkiye'nin, TL tabanlı ilk kripto para alım satım platformu BTCTurk'ün açıkladığı şekilde madencilik yapmak için donanım satın almak, madencilik yazılımlarını çalıştırabilmek, çalışırken ısınan cihazları soğutabilecek ve cihazların elektrik tüketimlerini karşılayabilecek altyapıya sahip olmak gerekiyor ancak yeterli donanım ve güçlü bir işlemciniz yoksa, elde edilen kripto paralar, elektrik maliyetlerini bile çoğu kez karşılayamayabiliyor.
Hâliyle, kripto para madenciliği ekosistemi de şirketler tarafından domine ediliyor. Hatta 2017'ye kadar halka arz edilmiş bir tane bile madencilik şirketi yokken, bugün hisselerindeki muazzam artış konuşuluyor.

Bunlardan biri de Riot Blockchain. 2000 yılında kurulan şirketin hisse fiyatı, daha geçen yıl mart döneminde 60 sent seviyelerine kadar gerilemişti. 19 Şubat itibarıyla da 71 dolara kadar çıktı. Sene başından bu zamana Riot Blockchain hisselerindeki artış ise yüzde 330.

Bütün bunlar da kripto varlıklar hakkında hem ‘yeni nesil alternatif yatırım aracı’ hem de yatırımcılara kendi paralarından dönenle veya sonraki yatırımcılardan gelen parayla ödemenin yapıldığı bir dolandırıcılık yöntemi olan ‘Ponzi’ iddialarını beraberinde getiriyor.

Öte yandan, son veriler uyarınca, Türkiye, nüfusla orantılandığında, kripto para kullanımında Avrupa’da birinci, dünyada ise dördüncü sırada bulunuyor.

Musk Bitcoin’i, Bitcoin de Tesla’yı uçurmuştu

Dijital dünyanın zenginlerinden Elen Musk’ın ‘yeni gözdesi’ kripto paralar olmuştu. Musk’ın ismini açıkladığı koinler, hızla değer kazanırken; patronu olduğu Tesla, 1.5 milyar dolar tutarında BTC alımı gerçekleştirdiğini açıkladı. Açıklama sonrası hızla yükselen BTC fiyatları, 49 bin doları bularak dönemin zirvesini yapmıştı.

SpaceX ve Tesla CEO’su Musk, hatırlanacağı üzere, kendisine ait bir sosyal medya platformunda #Bitcoin yazmış ve kripto paranın değeri de bu eylemin ardından bir anda artmıştı.

Sosyal medya üzerinden son dönemde yapılan paylaşımlarla destek bulan bir diğer kripto para DogeCoin (DOGE) de Musk, ABD'li rapçi Snoop Dogg ve müzisyen Gene Simmons tarafından yapılan yeni sosyal medya paylaşımlarının ardından rekor yüksek seviyelere yükselmişti.

DOGE’nin fiyatı, söz konusu paylaşımların ardından 0,0872 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesini görmüş; para biriminde piyasa değeri de 13.5 milyar doları test etmişti. Ayrıca, DOGE, tarihinde ilk kez 0,074921 seviyelerinden işlem görmüştü.

Bu arada, küresel kripto para piyasası da 2021 yılı başında 1 trilyon dolar sınırını aştı.

Finans kaynaklarından edinilen bilgiye göre, yüklü miktarda BTC aldığını bir ay boyunca gizleyen ve açıklama için ‘fırsat kollayan’ Musk’ın bu ‘legal manipülasyonu’ sonucunda Tesla, 14 yıl boyunca yapacağı elektrikli otomobil satışından elde edeceği kârın fazlasını ‘sadece bir ay içerisinde’ kazandı.

Haberlere göre Tesla, BTC’yi ‘ödeme aracı’ olarak da kullanmayı planlıyor.

‘Soruşturma riski’ uyarısı

Hukuk danışmanları ise ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'nun (SEC), Elon Musk'ı Bitcoin ile ilgili sosyal medya faaliyeti ve açıklamaları nedeniyle soruşturabileceği konusunda uyardı.

SEC'nin yaptırım biriminde eski bölüm şefi de olan, Linklaters'ın ortaklarından Doug Davison, The Telegraph'a yaptığı açıklamada şöyle konuştu:

"Tesla CEO'sunun gönderilerinin, Bitcoin'in fiyatlandırılması ve piyasadaki son hareketler göz önüne alındığında SEC tarafından soruşturulması sürpriz olmaz."

Avrupa Merkez Bankası (ECB) eski Başkan Yardımcısı Vitor Constâncio da SEC'nin bu durumu soruşturacağını söyledi.

SEC ve Emtia Vadeli İşlem Alım Satım Komisyonu, piyasa manipülasyonundan şüphelendikleri durumlarda soruşturma başlatma yetkisine sahip.

Üretime harcanan elektrik ürkütücü boyutta

Diğer yandan, BTC üretimi için bilgisayarlar tarafından bir yılda harcanan enerji, Türkiye'nin yıllık elektrik tüketiminin yüzde 40'ını aştı.

BTC üretimi, özel bilgisayarlar ve işlemciler tarafından karmaşık hesaplamalar gerçekleştirilerek yapılıyor. BTC'nin değerinin son bir yılda yedi kattan fazla artması, daha fazla kişinin BTC üretimine girmesine yol açtı. Böylece BTC üretimi için harcanan enerji, Arjantin'in tükettiği elektriği geride bıraktı.

İngiltere'de Cambridge Üniversitesi'nin hesaplamasına göre, BTC üreticileri bir ülke olsaydı, bu ülke ‘dünyanın en fazla elektrik tüketen 30'uncu ülkesi’ olacaktı.

Cambridge Üniversitesi'nde bu hesaplamayı yapan ekipten Michel Rauchs, "Bitcoin, özellikle bu kadar enerji tüketecek şekilde oluşturuldu. Bitcoin fiyatı çok düşmedikçe, elektrik tüketiminde de bir azalma göremeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Araştırmacılar, yalnızca ABD'de prizde takılı olan fakat kullanılmayan cihazların elektrik tüketiminin yıllık BTC üretimine harcanandan 1.8 kat fazla olduğuna dikkat çekiyor. BTC üretimi, bir kişinin başka bir kişiye gönderdiği Bitcoinleri işlemek ve denetlemek için bilgisayarlarını kullandıran kişilere ‘nadiren verilen ödüller’ şeklinde yapılıyor.

Sistemin rastgele dağıttığı bu ödülleri almak isteyenler, sıradan bilgisayarlar yerine bu işlemler için özel olarak tasarlanmış işlemciler, hatta bu işlemcilerden oluşan dev hangarlar kullanarak şanslarını artırmaya çalışıyor.

Reid: Şirketler akın etmeye başladı

Deutsche Bank Stratejisti Jim Reid, geçtiğimiz haftanın son işlem gününde yatırımcılarla paylaştığı notta, "Bitcoin o kadar büyüdü ki artık kendi talebini meydana getiriyor. Şirketler ve kurumlar, birkaç ay önce dokunmayacakları alanlara akın etmeye başladı" demişti.

Bu bağlamda, 2020 sonunda 1 milyar dolar piyasa değerine ulaşan Colorado merkezli şirket, 21 Aralık'ta yayımladığı basın açıklamasında, Çinli madencilik devi Bitmain ile hash rate yani ‘madencilik hızını’ yüzde 65 artıracak bir anlaşma imzaladıklarını duyurdu. Riot Blockchain, 3 bin adet S19 Pro Antminer ve 12 bin adet S19j Pro Antminer için toplamda 35 milyon dolar ödedi.
Bir diğer halka arz edilmiş madencilik şirketi ise Marathon Patent Group. Las Vegas merkezli şirketin piyasa değeri yaklaşık 600 milyon dolar. 4 Ocak'ta 200 milyon dolarlık sermaye artırımına giden Marathon Patent Group, aynı ayın sonunda 31 bin 135 dolar ortalama fiyattan 150 milyon dolarlık BTC satın aldı. Bitmain'den 103 bin cihaz satın alan Marathon, günlük 1,5 ile 2 aralığındaki BTC üretimini 60'a çıkarmayı planlıyor.

Ayrıca, habere göre, Tesla ve SpaceX CEO’su Elon Musk, dijital paralar arasında BTC ve Ethereum’un (ETH) fiyatının ‘yüksek gibi’ göründüğünü söylemesine rağmen “İtibari paranın negatif reel faizi olduğunda, sadece bir aptal başka yere bakmaz” demesiyle BTC de geçen hafta sonu 58 bin doları aşmış ve 1 kilo altının fiyatını da geçerek yeni zirvelere yükselmişti.

Lagarde “Yasal boşluk çok fazla” demişti

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, kripto para BTC için küresel bir regülasyon yani denetim gerektiğini; dijital para biriminin bazı durumlarda kara para aklama faaliyetlerinde kullanıldığını ve kapatılması gereken birçok yasal boşluk bulunduğunu söylemişti.

BTC, geçtiğimiz yıllarda sınırlı bir kesime hitap etmekten çıkmış ve sıradan insanlar, yatırım fonları hatta büyük şirketler tarafından alınıp satılan bir yatırım aracı haline gelmişti.

Kripto para, bilindiği üzere, Mart 2020’den bugüne, değerini korkunç şekilde katladı ancak BTC'nin büyük oranda gizlilik temelli yapısı, kara para aklama ve yasa dışı diğer faaliyetlerde kullanabileceğine yönelik endişeleri de artırıyor.

Reuters Next etkinliğinde konuşan Lagarde, "Bitcoin, ‘tuhaf işlerin’ döndüğü ve bazıları son derece ilginç ve menfur kara para aklama işlerinde kullanılan son derece spekülatif bir yatırım aracı" şeklinde konuşmuştu.

Lagarde, kara para aklama faaliyetlerine yönelik örnekler vermezken; bazı BTC işlemlerine yönelik yasa dışı bir faaliyet olup olmadığına dair cezai soruşturma yürütüldüğü bildiğini de söyledi lakin detay vermemişti.

Lagarde, kripto para birimleri endüstrisinde para aklama ile mücadele (AML) alanında küresel standartlar ortaya konulsa da bu alanın halen ‘tam anlamıyla’ regüle edilmediğini de vurgulamıştı.

Bunun dışında, hatırlanacağı üzere, dünyanın dört bir yanından uzmanlar da kripto para birimlerine küresel kuralların uygulanması çağrısında bulunmuştu.

Lagarde, ayrıca, "Bir regülasyon olması gerekiyor. Bu regülasyon da küresel seviyede kabul edilen ve uygulanan bir uygulama olmalı. Diğer türlü, bir tarafta oluşan açık kullanılacaktır" ifadelerini kullanmıştı.

FCA da uyarmıştı

İngiliz Finansal Yönetim Otoritesi (FCA) da geçtiğimiz ay yaptığı bir açıklamada, kripto para birimlerinin son derece yüksek seviyede risk içerdiğini belirterek, kripto varlıklara yatırım yapanların, ‘tüm paralarını kaybetmeye hazır olması gerektiğini’ kaydetmişti.

FCA'dan yapılan açıklamada, son dönemde bazı yatırım şirketlerinin, kripto varlıklara yatırım karşılığında yüksek gelir vadetmesinin FCA tarafından yakından izlendiği bildirildi.

Açıklamada, bu varlıkların yüksek riskli olduğu belirtilerek, "Kripto varlıklara yatırım yapmak ya da bu varlıklarla ilişkili borçlanmak, genel olarak yatırımcının parasıyla çok yüksek risk almasına dayanır.

Eğer tüketiciler bu tip ürünlere yatırım yapıyorsa, paralarının tamamını kaybetmeye hazır olmalı" denilmişti.

Kripto varlıkların tüketici koruması, fiyat oynaklığı, karmaşık yapısı, ek giderlerin oluşması ve pazarlama şekli açısından riskler taşıdığı vurgulanan açıklamada, "Bazı yatırım şirketlerinin 'kripto yatırımlara yüksek gelir getirisi' yönünde tanıtım yapıyor olması, kara para aklamayla mücadele gerekliliklerine uymuyor olabilir.

Kripto varlıklardaki dikkate değer fiyat oynaklığı ile bu varlıkların güvenilirliklerinin fiyatlanmasındaki kalıtsal zorluklar tüketicileri yüksek zarara maruz bırakıyor" ifadeleri kullanılmıştı.

Tüketicilerin kripto varlıklarda oluşabilecek ücret ve giderleri göz önünde bulundurması gerektiği belirtilen açıklamada, bazı ürünlerin karmaşık yapısının tüketicilerin riskleri anlamasını da zorlaştırdığı kaydedilmişti.

Kripto varlıkların yeniden nakit paraya çevrilebileceğine ilişkin bir garanti olmadığı bildirilen açıklamada, şirketlerin pazarlama stratejilerinde varlıklara ilişkin kazancın abartılırken, risklerin ise ‘olduğundan çok daha düşük gösterilmiş olabileceği’ aktarılmıştı.

Türkiyeli uzmanlar da uyarıyor

Türkiye’nin saygın ekonomistlerinden Prof. Dr. Özgür Demirtaş da kendisine ait sosyal medya hesabından önceki gün paylaştığı bir yazısında, “Sağda solda yayınlanan ‘Paranızı yatırın, 10’a katlayın’ gibi reklamlara Allah aşkına inanmayın. Ponzilere para kaptırmayın” uyarısında bulunmuştu.

Ekonomist Atilla Yeşilada da dün yaptığı açıklamada, kripto sisteminde 1 trilyon dolar biriktiğini belirterek, “Sistem patlayabilir ve bu tüm ekonomiyi etkiler” dedi. Yeşilada, kripto paralar dahil tüm riskli varlıkların kaderinin, turizmin durumunun netleşeceği mayıs döneminde belirleneceğini de söyledi.

Yeşilada, 3 binin üzerindeki kripto paradan ‘sadece birkaçının’ gerçek para haline geleceğini de belirtirken; “Ayrıca bir şey yüzde 400 değerlendiyse o artık alınmaz; ya satılır ya da tutulur” ifadesini kullandı.

Bitdefender Türkiye Genel Müdürü Barbaros Akkoyunlu da “Eğer sadece belirli bir kripto para topluluğunun oluşturduğu bir oluşumun içine dahil ediliyorsanız ‘muhtemelen’ Ponzi yani ‘saadet zinciriyle’ karşı karşıyasınız. Sizden üye getirmeniz ya da daha yüksek bir meblağ kazanmak için ödeme yapmanız istenirse direkt uzaklaşın” şeklinde konuştu.

Üsküdar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Serhat Özekes ise “Az riskle yüksek kâr teklifi sunulduğunda yanlış bir şeyler olabileceği düşünülmeli” uyarısı yaptı.

Beyoğlu: Yatırım yapanlar kaybetmeye hazır olmalı

Ekonomist Olgun Beyoğlu da “Kripto paralara yatırım yapanlar, kaybetmeye hazır olsun” şeklinde konuşurken; kripto para birimlerinin finans dünyasına yakın bir zamanda girmesine rağmen kısa sürede karmaşık bir hal aldığını ve kavram olarak da hiçbir zaman net ve yeknesak bir tanıma kavuşamadığını kaydetti.

“Her şeyden önce, bir sorun yaşandığında ne başvuracağınız bir merkez ne de bu oluşumun bilinen sahipleri var” ifadelerini kullanan Beyoğlu, bütün risklere rağmen ‘geleneksel’ ödeme araçlarına göre kripto para birimlerinin, kullanıcılarına ‘kısa sürede yüksek getiri’ sağladıklarına ilişkin yürütülen abartılı reklam kampanyaları sonucunda yeğlenen unsurlar haline geldiğini belirtti.

Beyoğlu, “Fareye demişler ki; ‘Bulunduğun deliğin 30 santimetre ilerisinde, tabağın içinde iri bir parça delikli peynir vardır. Deliğinden çıkıp alabilirsin.’ Fare yanıtlamış: Mesafe kısa, ödül büyük; var bunda bir hinlik” anlatısından dem vururken; bulunduğumuz ortamda da fare fıkrasına benzer çok olaylar yaşadığımızı ve ‘yaşamaya da devam edeceğimizin’ anlaşıldığını kaydetti.

BTC’nin, dünyayı sarsan 2008 Ekonomik Krizi sonrasında Satoshi Nakamato isimli ‘gizemli’ bir Japon programcı tarafından oluşturulan bir dijital kripto para birimi olarak finans dünyasına girdiğini hatırlatırken; Satoshi Nakamoto’nun takma bir isim olduğu ve BTC’nin de bu kişi tarafından değil; ‘bir grup programcı’ tarafından meyda getirildiğine dair görüşler bulunduğunu söyledi.

“Bu noktada, insanların paralarını merkezi otoritenin denetimindeki bankalara yatırırken bile bankanın çoğunluk hisselerinin kimin ya da kimlerin elinde olduğunu bilmek istemesine karşın ‘kim olduğu bilinmeyen’ bir kimsenin ya da kimselerin peşine nasıl düşüldüğü anlamak ayrı bir konu olarak karşımıza çıkıyor” diyen Beyoğlu, BTC’nin 2009 yılında halka açık ağ olarak kullanıma girmesinden sonra birinci nesil blok zincir veya özgün adı ile ‘blockchain’ olarak adlandırıldığını da aktardı.

Beyoğlu, blok zincirin ise ‘bloklardan oluşan zincir yapıdaki şifrelenmiş işlemlerin izlemesini sağlayan dağıtık yapıda bir veri tabanı dizgesi’ olduğunu belirtirken; para gönderiminde her adımın bir bloğu oluşturduğunu ve bu manada göndericinin adı, gönderilen tutar gibi bilgilerin her birinin de bir bloku teşkil ettiğini söyledi.

Para gönderim işlemi sırasında oluşturulan bu blokların şifrelendiğini ve şifrelendikten sonra da şifrenin ‘asla değiştirilemez ve kırılamaz’ bir hale geldiğinin savunulduğunu aktaran Beyoğlu, “Bitcoin ağına giren işlemleri izlemek mümkünken, işlemi gerçekleştiren kişinin kim olduğunu bilmek olanaksızdır. Bitcoin blok zinciri ağında onaylanan işlemler, zincir yapısı nedeniyle ne geri döndürülebilir ne de değiştirilebilir” uyarısı yaptı.

‘Bankerler Krizi’ ve Kastelli…

Olgun Beyoğlu, yakın tarihimizin önemli krizlerinden birinin de 1980’lerin başında Türkiye’de yaşanan ‘Bankerler Krizi’ olduğunu hatırlatırken; “Tarihten ders alınmamış gibi bu krizin bir benzeri en son Çiftlik Bank olayında yaşandı” ifadelerini kullandı.

Bankaların yatırım amaçlı birikimlere düşük faiz verdiği dönemde ‘bazı uyanık kişilerin’ kısa sürede yüksek faizli olarak geri ödeme vaadi ile halkı kandırarak, ellerindeki birikmiş paraları alması sonucu başlayan Bankerler Krizi’nin, yüksek faizli gelir elde etmek amacıyla paralarını bankerlere yatıran yatırım sahiplerinin, bankerlik dizgesinin çökmesi neticesinde paralarını kaybetmesi ile sonuçlandığını söyledi.

Beyoğlu, 1980’lerin başında sayıları hızla artan bankerlerden birisinin de dönemin ünlü bankeri ‘Banker Kastelli’ lakaplı Abidin Cevher Özden isimli kişi olduğu bilgisini verirken; Banker Kastelli namlı şahsın, özellikle memurlar arasında çok büyük güven sağladığına hatta dönemin Yeşilçam artistleri ile reklam filmleri çekerek halkın da güvenini kısa sürede çok rahat kazandığına dikkat çekti.

Bülend Ulusu başkanlığında 21 Eylül 1980’de kurulan hükümetin ilgili mevzuatta düzenlemeler yapıp, bankerlerin reklam yapmalarını kısıtladığını, banker olma koşullarını zorlaştırdığını ve bankerlik dizgesine sınırlayıcı önlemler getirdiğini aktaran Beyoğlu, yakın geçmişten ders alınması gerektiğini vurguladı.

“Ekonomi kuramı ‘Böyle bir para yok’ diyor”

Olgun Beyoğlu, ekonomi kuramında, paranın topluma sağladığı faydaya göre tanımlandığını ve ‘gerçek para’ tanımına göre, bir şeyin para olarak kabul edilebilmesi için üç ögeyi birlikte taşıması gerektiğini de söyledi.

Buna göre, bir şeyin ‘para’ sıfatı kazanabilmesi için ‘değişim aracı olma özelliği’ yani bir ürün ya da hizmet alımı karşılığında kullanıldığında satın alan tarafından satıcıya verilebilme, ‘ölçü birimi olma özelliği’ yani ürün, hizmet ve diğer işlemlerin piyasa değerinin ölçülmesinde kullanılabilme, ‘değer saklama aracı olma özelliği’ yani değerinin zaman içerisinde sabit seyretmesi sayesinde tasarruf aracı olarak kullanılabilme gibi özelliklere haiz olması gerektiğini vurgulayan Beyoğlu, “Harcanmayacak paranın biriktirilmesi halinde harcama gücü sonraya aktarılmış olur. Özetle söylemek gerekirse, ‘kripto para’ dediğimiz varlık, ‘ekonomi literatürü’ anlamında bir para değildir” şeklinde görüş belirtti.

Alışveriş platformlarının ‘bir piyasa gibi çalışarak’ alıcı ve satıcıları bir araya getirmede; onlara önerilerini sunabilecek ve kendi aralarında pazarlık yapabilecekleri bir ortam sunduklarını belirten Beyoğlu, takas platformlarının aksine alışveriş platformlarının alım-satım yapmadığını; bunun yerine, müşterilerine alıcı/satıcıları bulabilme olanağı verdiklerini kaydetti.

Beyoğlu, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:

“Sonuç olarak, hiçbir hukuksal dayanağı olmayan, vurgunculuğa duyarlı kripto paralar, her geçen gün kara para aklama, dolandırıcılık ve diğer suçlar için uygun bir ortam oluşturuyor.

Kripto paralar, yatırımcılarına kısa vadede yüksek kazançlar sağlasa bile uzun dönemde küresel bir krize dönüşme riski taşıyor.

Bu nedenle ‘Kripto paralara yatırım yapanlar, kaybetmeye hazır olsunlar’ demekten kendimi alamıyorum.”

Tip: ‘Klasik’ paraların yerini alacak

Kıbrıslı Türk iş insanı Kayhan Tip ise kripto paraların kullanımın giderek yaygınlaştığını söylerken; bu paralara ilginin de ‘katlanarak’ artacağını belirtti.

Yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinin, insanları e-ticaret ve online alışveriş konseptlerine daha da yaklaştırdığını kaydeden Tip, yeni çağın da ‘dijitalleşme’ üzerine kurulacağını söyledi.

Dijital para tercih edecek vatandaşlara uyarılarda da bulunan Tip, her şeyden önce, yatırım yapılması planlanan dijital emtianın ‘gerçekliğinin’ sorgulanması gerektiğini söyledi. Bu konuya dikkat edilmediğinde, çeşitli mağduriyetlerin yaşanabileceğine dikkat çeken Tip, öncelikle söz konusu dijital paranın hangi ülke tarafından üretildiğinde ve borsada işlem görmeye başlayıp başlamadığına bakılmasının elzem olduğunu vurguladı.

Herkesin ücretsiz sahip olabileceği ‘dijital cüzdan’ vasıtasıyla bugün ‘akla gelen her işlemin’ yapılabileceğini de aktaran Tip, alışveriş işlemlerinde, gereken miktarın, söz konusu cüzdandan düştüğü ve herhangi bir ‘para üstü alma-ek ödeme yapma’ eylemine gerek kalmadığı bilgisini de paylaştı.

‘Genelden’ farklı düşündüğünü belirten Tip, kripto paraların kullanımı konseptinin, zamanla 'klasik' paraların yerini alacağını da savunurken; sözlerini “Gelecek, kripto paraların olacak” ifadeleriyle sonlandırdı.

‘Ponzi’ nedir?

‘Ponzi Oyunu’ veya ‘Ponzi Düzeni’ adlı konsept, yatırımcılara, kendi paralarından kendilerine dönen veya sonraki yatırımcılardan gelen parayla ‘katlanan’ ödemenin yapıldığı bir dolandırıcılık yöntemi.

Ekonomik açıdan gelişmiş bir ülkede politika faizlerinin de düşük olacağı öngörüsüyle hareket eden ‘oyun kurucuları’, hem likidite ihtiyacı duyanların ‘ucuza fonlanacağı’ hem de ‘paradan para kazanma’ düşüncesindekilere yüksek faiz verileceği iddiasıyla yatırımcı kazanmaya çalışır.

Örneğin, ilgili ülkedeki politika faizleri yüzde 5 ise Ponzi Oyunu oynatan kişi veya kişiler, elinde birikmiş parası olanlara yüzde 20 faiz önerir. Oyunun başrol oyuncuları, yüzde 20’lik bu faiz getirisini yatırımcıya verebilmek için yeni yatırımcılara bu kez yüzde 21 faiz vadeder. Aynı şekilde, yüzde 21 faiz önerdiği kişilerin parasını ödemek için de daha yeni yatırımcılara daha yüksek faiz önerir.

Bu döngü sayesinde, ülkede finansal istikrar sürdüğü ve oyunu oynatanlar ‘Bitiriyoruz’ demediği müddetçe hem oyunu oynatan kişi veya kişiler hem de yatırımcılar kazanır.

Tarihte bilinen ilk Ponzi Oyunu, bu sisteme adını veren Charles Ponzi tarafından 1920’de oynatılmış ve Ponzi adlı şahıs, 10 bin yatırımcıyı ‘posta pullarını kullanarak bir arbitraj kârı elde ettiğine’ kısa sürede inandırmıştı.

Yeni yatırımcı gelmemesinin akabinde ‘aslında olmayan’ bu kâr ‘buharlaşınca’ oyun da daha fazla sürdürülememiş, sistem kısa sürede çökmüş ve pek çok kişi de mağdur edilmişti.

Türkiye'de de 1990’larda ‘Titan Saadet Zinciri’ ve 2000’lerde ise ‘Çiftlik Bank’ isimli ‘kısa zamanda çok para kazandırma’ vadeden oluşumlar, Ponzi Oyunu’na örnek teşkil eder.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner75