Yeni konsept ‘home office’ olacak

banner37

Kültürlerarası İletişim Uzmanı Ferhan Alesi, Kovid-19 pandemisi döneminde kurum içi ve kurumlararası iletişime dair anekdotlar paylaştı:

banner87
Yeni konsept ‘home office’ olacak
banner90
banner99

“EN ÖNEMLİ UNSUR İLETİŞİM”… Kültürlerarası İletişim Uzmanı Ferhan Alesi, en büyük yıkımların ‘belirsizlik ve iletişimsizlik’ olduğunu aktarırken; “İletişim olmazsa hiçbir şey mümkün değil. Eminim, Kovid-19’un baş gösterdiği ilk günlerde şirketlerde yetkili lider kişilerden birisi, bütün çalışanlara CEO, CCO, CMO… gibi sıfatla bir e-posta göndermiştir. Pandemi boyunca hem çalışanların hem de müşterilerin iş devamlılığı ve süreçler ile planlar konusunda bilgilendirilmeleri ve düzenli aralıklarla bilgilerin yenilenmesi çok kritik ve önemlidir” ifadelerini kullandı.

“X KUŞAĞINA YARDIM EDİLMELİ”… Ferhan Alesi, birçok şirketin, ofis yerine evden çalışma yani ‘home office’ yöntemini uygulamaya başladığını, bazı şirketlerin bunu zaten yaptığını fakat yaşanan mecburiyetin ‘evden de çalışılabilineceği’ gerçeğini herkese gösterdiğini kaydederken; teknoloji kullanımına dayalı bu süreçte, farklı bütün jenerasyondan çalışanların teknoloji seviyelerininin güçlendirmesinin de elzem olduğunu vurguladı ve “Yani X kuşağından çalışanlar, Y veya Z kuşağı kadar teknolojiye hakim olamayabilir. Onlara da gerekli destek verilmelidi” dedi.

Ali ÇATAL

   Kültürlerarası İletişim Uzmanı Ferhan Alesi, ‘yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgını zamanında kurumsal iletişim’ hakkında görüş belirtirken, Kovid-19 pandemisi sonrası bu alanda artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bilgisini verdi.

   Alesi, uluslararası bazda pek çok şirketin uyguladığı ‘home office’ uygulamasının çeşitli çekinceler nedeniyle yaygınlaşamadığını söylerken, Kovid-19 pandemisinin zorlayıcı etkisiyle ‘evden çalışılmaz’ yargısının kırıldığını ve sürecin de ‘home office tarzı çalışma konseptine’ evrileceğini söyledi.

   “Daha önce farklı zamanlarda farklı ülkeleri etkisine alan ve bu ülkelerin yanı sıra yakın komşularını da tedirgin eden problemler yaşanmıştı fakat Kovid-19’un, bulunduğumuz yüzyılda tüm dünyayı durma noktasına getiren bir pandemi olarak tarihte yerini alacak bir etkisi var” diyen Alesi, yaşadığımız zor dönemlerin tarihe geçtiğini belirtti.

   Alesi, zamanın durmadığını ve bu arada, eski düzende olmasa da yeni düzen arayışları içinde birtakım yöntemlerin de kurumsal iş hayatının devam edebilmesi için farklı şirketler tarafından denendiğini veya daha kısıtlı kullanılan yöntemlerin yaygınlaştırıldığını kaydederken; “Peki bu yüzyıldaki böyle bir dönemde şirketler başarılarının devamı için ne yapmalı? İletişim nasıl sürdürülmeli? Hangi yöntemler daha uygundur ve bunların sürdürebilirlik olasılıkları nedir? Akla gelen ilk sorular bunlar” ifadelerini kullandı.

   Şirket olsun olmasın, en büyük yıkımların ‘belirsizlik ve iletişimsizlik’ olduğunu aktaran Alesi, “İletişim olmazsa hiçbir şey mümkün değil. Eminim, Kovid-19’un baş gösterdiği ilk günlerde şirketlerde yetkili lider kişilerden birisi, bütün çalışanlara CEO, CCO, CMO… gibi sıfatla bir e-posta göndermiştir. Kovid-19 pandemisi boyunca hem çalışanların hem de müşterilerin iş devamlılığı ve süreçler ile planlar konusunda bilgilendirilmeleri ve düzenli aralıklarla bilgilerin yenilenmesi çok kritik ve önemlidir” şeklinde görüş belirtti.

“Evden de çalışılabiliyormuş”

   İletişimin yüz yüze olmasa bile günümüzdeki teknolojik imkanlar kullanılarak yapılmasının aslında hiç de zor olmadığını söyleyen Alesi, bunun günümüz koşullarında ‘çok gerekli’ olduğunu söyledi.

   “Birçok şirket, ofis yerine evden çalışma yani ‘home office’ yöntemini uygulamaya başladı. Bazı şirketler bunu zaten yapıyordu ama şimdi mecburiyetten yapılmaya başlandı. Sonuç? Evden de çalışılabiliyormuş. Hem de gayet verimli olmak da mümkünmüş” diyen Alesi, klasik ‘ofise gitme-eve dönme’ konseptinin yerini almaya başlayan ‘home office’ uygulamasının hayata geçişinin de Kovid-19 salgını nedeniyle hız kazandığına dikkat çekti.

   Alesi, “Belki de eskisi gibi olmaması gereken ilk şey bu. Yani haftanın beş günü yollarda vakit kaybederek ofise gitmek yerine her gün olmasa bile haftanın birkaç günü home ofis çalışma uygulamasına başlayabiliriz” diye konuşurken, yeni çalışma konseptinin artık uygulamaya konulması gerektiğini de kaydetti.

   “Yaptığım bir coaching sırasında danışanım, home ofis çalışmaya çok alışık olmadığı için bu adaptasyon sürecinde fazla yorulduğunu çünkü neredeyse 7/24 çalışmak zorunda hissettiğini söyledi. Belki de bunu da bir öğrenme fırsatı olarak görerek, şirketlerin insan kaynakları tarafından, home ofis çalışma kuralları hakkında bir bilgilendirme de yapılabilir” şeklinde konuşan Alesi, çalışanlardan beklenti nedir ve ne değildir diye bir bilgilendirmenin de çok yararlı olacağı gerçeğine parmak bastı.

   Ofise gidilmeyen ya da daha az gidilen su günlerde, takım liderlerinin haftada en az bir ya da kurum/grup büyüklüğüne göre değişiklik göstererek birkaç kez görüntülü bağlantı ile çalışanlarla iletişim kurmasının da çok önemli olduğunu kaydeden Alesi, “Haftada bir kez belirli gün ve saatte yapılan bu görüşmeler, aynı ofisteki gibi yürütülmeli ama bir saati geçmemeli. Ajanda önceden paylaşılmalı ve herkes konuşmak istediği konu hakkında bilgi vermeil” ifadelerini kullandı.

“Herkes benzer durumda”

   Teknolojik altyapısı çok güçlü olmayan şirketler çok hızlı bir şekilde altyapılarını güçlendirirken bir yandan da sadece teknoloji kullanarak yönetilmesi ve çalışılması gereken bu süreçte farklı bütün jenerasyondan çalışanların teknoloji seviyelerininin güçlendirmesinin de elzem olduğunu söyleyen Alesi, “Yani X kuşağından çalışanlar, Y veya Z kuşağı kadar teknolojiye hakim olamayabilir. Onlara da gerekli destek verilmelidi” dedi ve yüksek yaş ortalaması nedeniyle teknolojiyle arası ‘görece kötü’ X kuşağından personele bu konuda yardımcı olunması gerektiğini kaydetti.

   “Hem çalışanları motive etmek adına hem de bağlılıklarını sürdürmek amaçlı su günlerde belki de yeni fikirler üretmek lazım. Mesela herkesin şu anda evde olmalarına rağmen aynı anda taşıdıkları bir sürü sorumluluk var. Aynı anda hem anne/baba hem evlat hem çalışan/yönetici hem eş/partner olmak durumundaki bu kişilere lider durumundaki çalışan ‘Herkes bir selfie paylaşsın’ dese hoş olmaz mı?” diyen Alesi, bütün bu sorumlulukları aynı anda yöneten kişilerle daha samimi bir ortam oluşturmak için böylesi ‘detayların’ ideal birer unsur olduğunu söyledi.

   Alesi, böylesi eylemlerin belki de evdeki anne/baba, çocuklar ve hatta evcil hayvanlardan da gelen resimlerle grup için çok eğlenceli bir ortam oluşturacağını da savunurken; bu selfielerin, aynı zamanda ‘herkesin benzer durumda olduğunu’ da personele hatırlatacağını belirtti.

“Bu kez ‘gerçekten’ aynı gemideyiz”

   Yine lider durumundaki kişilerin her hafta ‘blog’ yazarak, tüm çalışanlardan yorum yapmalarını da talep edebileceğini söyleyen Alesi, “Hiç kimse ve hiçbir şirket böylesi bir krize yüzde yüz hazırlıklı değildi. Bu nedele, bu süreç boyunca herkesin birbirini desteklemesi, anlayışlı, yapıcı ve yaratıcı olması çok ama çok önemli” şeklinde görüş belirtti.

   “Hiç unutmayalım ki hepimiz ‘bu sefer gerçekten de’ aynı gemideyiz ve bu geminin yüzmesine ihtiyacımız var. Belki de dönüşümümüz muhteşem olacak ve eskisinden çok daha güçlü ve keyifli bir ortamda çalışmamıza devam edeceğiz” ifadesini kullanan Alesi, umutsuz ve çaresiz olmak gibi bir alternatifimizin olmadığını söylerken; bu günleri ortak mücadeleyle atlatıp, sahalara ‘çok daha güçlü halde’ dönmenin elimizde olduğuna da vurgu yaptı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75