‘Yeni normalde’ ajandamızda ‘dijital dönüşüm’ var

banner37

Türk Bankası iştiraklerinden Türk Sigorta Ltd.’nin Genel Müdürü Engin Arı, sigorta sektörünün Kovid-19 dönemi sınavını ve beklentilerini anlattı:

‘Yeni normalde’ ajandamızda ‘dijital dönüşüm’ var
banner90
banner8

Türk Sigorta Genel Müdürü Engin Arı, yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecine ve bu sürecin sonrasına ilişkin çarpıcı değerlendirmeler yaptı.

Arı, yaklaşık bir yıldır süregelen küresel salgın ile mücadele sürecinde güçlü elektronik ortamlara taşıdığı hizmetlerini etkin ve kesintisiz şekilde sürdürerek müşteri ile sıcak samimi iletişimini sağlıklı biçimde sürdürmeyi başaran Türk Sigorta’nın, salgın sonrası ‘yeni normal’de dijital dönüşüme odaklı çalışacağı bilgisini kamuoyuyla paylaştı.

Kıbrıs Türk halkına 120 yıldır nitelikli ve güvenilir bankacılık hizmetleri sunan Türk Bankası’nın iştiraklerindenTürk Sigorta Ltd.’nin Genel Müdürü Engin Arı, yaşanan pandemi süreci ve yeni normalle ilgili ekonomik ve sosyal beklentilere ilişkin de görüş belirtti.

Salgın konusunda, ülkemizin ve dünyanın yaşadığı zorlu sürece yönelik fikirlerini aktarırken; kısa sürede küresel bir soruna dönüşen Kovid-19 ile ilgili yaklaşık bir yıldır ‘farklı bölgelerde farklı sorunlar yaşandığına’ da dikkat çeken Arı, dünya ile birlikte, mücadele için alınan önlemler kapsamında Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde çok sayıda sektörün uzun süre tamamen durduğunu, istikrarsızlıklar yaşandığını ve önlerini net olarak görememeleri nedeniyle acil ve kısa vadeli eylem planları dışında iş planlamaları, stratejik planlar ve uzun vadeli hedefler yapamadıklarını anlattı.

“Pandemiden en çok etkilenen alanlar şüphesiz ki sağlık ve ekonomi alanları olmuştur. Bu etkiler sonucunda farklı sektörlerde ortaya çıkan sorunlar her sektörde farklı risklerin ortaya çıkmasına neden olmuş ve bu riskler, kendine özgü çözümleri doğurmuş ve yeni iş yapma biçimleri de bu pandemi döneminde yaşamımıza girmiştir. Bugün yaşadığımız olgular da zaten bunlardır” diyen Arı, salgın öncesindeki ekonomik hareketlilik seviyesine 2022 yılından önce ulaşılmasını beklemediklerini de kaydetti.

“Tam normalleşme 2022 yılını bulacak”

‘Normalleşme’ için 2022 öngörüsünde bulunan Engin Arı, bu saptamasının devamında ise “Kovid-19 salgını nedeniyle, 14 Mart 2020’de hükümetin aldığı tedbirler kapsamında yaklaşık üç ay boyunca çok sayıda sektörde faaliyetler tamamen durmuştu. Mayıs 2020 başından itibaren kısmen açılma ile ekonomide yeniden bir hareketlenme başlaması ile bir toparlanma beklentisi yaşandı” şeklinde konuştu.

Arı, Temmuz 2020 dönemi ve sonra da Aralık 2020 periyodu dahilinde salgında izlenen artış nedeni ile yeniden 27 Ocak 2021’de başlayıp 22 Şubat 2021’de yeniden değerlendirilmek üzere, KKTC Bakanlar Kurulu kararı ile tamamen kapanarak, bütün ekonomik faaliyetlerini durdurduklarını da hatırlattı.

Özellikle ülkedeki sektörlerin birçoğuna talep meydana getiren ve ülkenin negatifte görünen dış ticaret açığını kapatan ‘lokomotifler’ turizm ve yükseköğretim sektörlerinin faaliyetlerinin 14 Mart 2020’den itibaren tamamen durduğunu söyleyen Arı; bununla birlikte, önemli bir diğer sektör inşaatta da her şeyin sonlandığını belirtti.

Arı, ‘en kaba hesapla bile’ 40 bin kişiye istihdam sağlayan küçük işletmelerin ‘büyük bir kısmının’ da faaliyetlerinin durdurulduğu bilgisini de paylaşırken; dolayısıyla yerel halkın da kişisel tüketim tercihlerinde değişiklik olacağını; emlak, araç ve telefon gibi alanlardaki taleplerde ‘en azından birkaç yıl’ olacağı düşünülen önemli düşüşün de ‘zaten az olan’ devlet yatırımlarının da 2022 yılı sonuna kadar çok düşük seviyelerde kalacağı beklentisini doğurduğunu söyledi.

“Pandemi öncesindeki ekonomik hareketlilik seviyesine 2022 yılından önce ulaşılmasını beklemiyoruz. Özellikle Türkiye’den gelecek öğrenci sayısında önümüzdeki birkaç yıl düşüş olacağı öngörülüyor” şeklinde konuşan Arı, sigorta sektöründe uzmanlık bilgi birikimini yılların deneyimleri ile pekiştiren birisi olarak,  sigorta sektöründe yaşanan süreçler ve gelecekle ilgili öngörülerini ise şöyle özetledi:

“Sigorta sektöründe bugün itibarıyla üç hayat ve 31 hayat dışı olmak üzere toplam 34 şirket ve bir reasürans şirketi faaliyet göstermektedir. Bu şirketlerimizin sermaye yapılarına bakıldığında, dokuz şirketin Türkiye’de faaliyet gösteren şubeleri, 26 şirketin ise yerel sermaye ile kurulmuş şirketler olduğu görülmektedir.

Bu bağlamda, 2019 yılı istatistiklerine göre, prim üretimi hayat dışı sigortalarda 450 milyon TL, hayat branşında ise 55 milyon TL civarında üretim rakamları söz konusundur. Ödenen hasarların toplamı ise hayat dışı sigortalarda 210 milyon TL’dir.”

“Bu yılın daha verimli olacağını düşünüyoruz ”

Sigorta sektörünün özelinde ve Türk Sigorta genelinde 2021 yılının 2020 yılına göre daha verimli olacağını düşündüklerini ifade eden Engin Arı, Türk Sigorta’nın 2020 yılı değerlendirmesi ve 2021 yılına ilişkin hedefleri konusunda ise şunları dile getirdi:

Pandeminin başlaması ile birlikte şirketimiz 2020 yılındaki hedeflerini üç ayrı senaryo çerçevesinde kısa üç aylık dönemler halinde revize ederek tamamladı. Bu senaryolara göre, 2020 yılı sonunda, 2019 performansımızı korumak temel prensibi üzerine kurulmuştu. Bu bağlamda, 2020 yılında pandeminin meydana getirdiği olumsuzluklara rağmen 2019 yılı performansımızı koruduğumuzu söylemek doğru olacaktır.”

Arı, 2021 yılının henüz ilk aylarından itibaren ülkemizde artış gösteren vakalar nedeni ile önlerini net şekilde görmeleri mümkün olmasa da 2021 yılında da üç kısa süreli ve bu süreler sonunda revize edilecek senaryolara ve hedeflere göre çalışmaya başladıklarını aktardı.

Öte yandan, 2020 yılından farklı olarak, salgına karşı aşı uygulamalarının başlamasının da kendilerini yılın ikinci yarısından itibaren ekonomide bir hareketlilik yaşanması konusunda umutlandırdığını söyleyen Arı, bu bağlamda, 2021 yılının 2020 yılına göre daha verimli bir yıl olarak kayda geçeceğini düşündüklerini söyledi.

Salgın süreçlerinin tüm dünyanın yanı sıra Türkiye ve KKTC’de de pek çok sektör gibi sigorta sektörünü de olumsuz etkilediğine vurgu yapan Arı, salgınla mücadeleye yoğunlaştıkları dönemlerde genelde sektöre, özelde de müşterilere yönelik hayata geçirdikleri tedbirleri ise şöyle özetledi:

“Tüm dünya ile birlikte Türkiye ve KKTC’yi de tehdit eden Kovid-19 salgını, ekonomideki pek çok sektör gibi sigorta sektörünü de olumsuz etkiledi. Salgın, küresel sigorta endüstrisinde de ciddi bir tahribat yaptı. Sigortacılık, sosyal etkileşim ile yüksek bağı olan bir hizmet sektörü olduğundan, sosyal etkileşimin azalmasından en fazla etkilenen sektörlerden biri olarak ön plana çıktı.

Pandeminin sigortacılık sektörüne etkilerini özetleyecek olursak, bunları;

- Finansal gelirlerde azalma, daralan sektörlerin sigorta taleplerinde azalma.

- Kaskoya ve zorunlu trafik sigortalarına talebin azalması.

- Araç, konut, iş yeri sigortalarında azalma.

- Nakliyat ve emtia sigorta primlerinin düşmesi.

- Sağlık branşında maliyetlerin yükselmesi.

- İnşaat, montaj, mühendislik, seyahat ve sağlık sigortalarında zararlar ve tahsilat sorunlarının artması

olarak sıralayabiliriz.”

“E-dönüşüm ile uzaktan satış önem kazandı”

Kovid-19 salgınının, sigorta sektörüne olumsuz etkileri konusuna bir de parantez açan Engin Arı, salgın ile birlikte acentelerin e-dönüşüm ile uzaktan satış yapabilir noktaya getirilmeleri ve dijital sigortacılığın daha da önem kazandığına değindi.

“Pandemi ile birlikte grubumuz bazındaki şirketler olarak daha önceden hazırladığımız acil eylem planlarımız çerçevesinde gerekli aksiyonları alarak Türk Sigorta müşterilerine kapandığımız ilk saatlerden itibaren aksamadan kesintisiz hizmet sunmaya devam ettik” ifadelerini kullanan Arı, bu aksiyonlar neticesinde de Türk Bankası Grubu’nun artan bir istekle özel önem verdiği dijitalleşme vizyonu çerçevesinde yeni yazılım desteğine geçerek, personelin ‘uzaktan erişimle’ evlerinden hizmet vermesinin sağlandığını aktardı.

Acentelerinin uzaktan erişimle ve personelin de desteği eşliğinde kesintisiz hizmet vermesinin sağlandığını da belirten Arı, müşterileriyle ‘uzaktan da olsa’ diyaloğun arttırıldığını; acil hasar konularını 7/24 yönlendirip destek verecek bir organizasyona gidildiğini ve sigortalıların bu dönemde mali sıkıntıları olacağı da düşünülerek, kendilerine sigorta prim ödemelerinde rahatlatıcı esnek ödeme planları sunulduğunu söyledi.

Arı, ülkede yaşanan son siyasal gelişmelerin, oluşturulan seçim hükümetinin ve Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü’ün genel ekonomi yanında finans ve sigorta sektörüne etkilerine ilişkin görüşlerini de dile getirirken; Türkiye ile geçtiğimiz günlerde imzalanan protokolünün doğru ve kesintisiz uygulanması halinde yapısal sorunlara sağlıklı çözümler getirilebileceğine ve yaşanan ciddi ekonomik sıkıntıların boyutlarının azaltılabileceğine inandığını dile getirdi.

Arı, konuya ilişkin değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

“KKTC ekonomisi bir ada ekonomisinin özelliklerini taşımaktadır. Doğal kaynaklarının kısıtlı olması, ulaştırma ve enerji problemleri, bir ada ekonomisi olmasından kaynaklanan en tipik sorunlardır. Bunlardan da önemli bir diğer sorun ise Türkiye haricinde diğer ülkelerce diplomatik olarak tanınmamasından kaynaklanmaktadır.

Türkiye ile kurulan sıkı ekonomik ve siyasi ilişkiler, para birimi olarak TL’nin kullanılması, KKTC ekonomisinin, gerek yapısal olarak gerekse konjonktür dalgalanmaları itibarıyla Türkiye ekonomisinden etkilenmesine yol açmaktadır. Bu çerçevede KKTC hükumetleri, Türkiye ile yaptığı ekonomik iş birliği protokolleri ile oluşturulan kaynağı kullanarak bir yandan yapısal sorunlarını çözmeye çalışırken öte yandan da darboğazlarını aşmaya çalışmaktadır.

Son seçimlerin, genel seçimler değil; Cumhurbaşkanlığı seçimleri olması nedeni ile genel ekonomik gidişat üzerinde doğrudan bir etkisi olduğunu söylemek doğru olmaz ancak Başbakan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ile yeni bir hükümet kurulmuş ve bu hükümetin de önceki hükümet gibi dikkatini salgın ile salgın ekonomisi üzerine yoğunlaştırmak durumunda kaldığını söyleyebiliriz.

Hükümet, Türkiye ile imzaladığı son ekonomik iş birliği protokolü ile meydana getirilecek kaynakları kullanarak yapısal sorunlarını çözme, salgınla daha etkin mücadele etme ve darboğazlarını aşma gayreti içinde olacaktır. Bu protokolün takviminin doğru takip edilip sıkı bir şekilde gereklerinin yerine getirilmesi ile ekonominin canlanması beklenmektedir. Ekonominin canlanması ile talep yaratan sektörlerinde harekete geçeceğini ve sigorta sektörünün de bu anlamda olumlu etkileneceğini düşünüyorum.”

Kıbrıs’ta sigortacılık ve Türk Sigorta

Değerlendirmelerinin son bölümünü ise Kıbrıs’ta sigortacılık faaliyetleri ve Türk Sigorta’nın geçmişine ayıran Engin Arı, Kıbrıs’ta sigorta faaliyetinin 1950’li yılların başlarında şekillendiğini; o dönemde İngiliz kolonisi olan Kıbrıs adasının Türk toplumunda sigortacılığın, Türkiye’de faaliyette bulunan sigorta şirketlerinin acenteleri şeklinde faaliyet gösteren oluşumlarla başlayarak yıllarca bu şekilde devam ettirdiğini söyledi.

Gruplarının ana şirketi Türk Bankası’nın o dönemde kurduğu ve Güven Sigorta’nın acentesi olma özelliği taşıyan acenteliğin, bugünkü şirketleri Türk Sigorta’nın nüvesini oluşturduğu bilgisini de veren Arı, 1995 yılında KKTC’de yerel sigorta şirketlerinin kurulabilmesine imkân veren yasanın geçmesi ile acentelik faaliyeti gösteren bu şirketlerin de sigorta şirketlerine dönüşerek ‘kendi acente ağlarını’ kurduğunu aktardı.

Arı, 2010 yılında ise çağdaş normlarda bir sigortacılık yasası yapılmasına duyulan ihtiyaca binaen 60/2010 sayılı Sigorta Hizmetleri (Düzenleme ve Denetim) Yasası’nın geçirilerek yürürlüğe girdiğini ve bu yasa hazırlanırken, büyük ölçüde Türkiye Sigortacılık Kanunu’ndan ve Türkiye’de bu konunun uzmanlarından yararlanıldığını da vurguladı.

Arı, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:Bu bağlamda, sigorta sektörünün Türkiye’deki sigorta sektörüne kıyasla mevzuat anlamında çok büyük ölçüde benzeşmekte olduğunu söylemek doğru olur. 60/2010 saylı yasaya göre, sigortacılık sektörümüzün denetim ve gözetimi ise KKTC Maliye Bakanlığı bünyesindeki Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi’nin sorumluluğuna verilmiştir.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner75