banner6

Yerli üretici rekabet edemiyor

banner37

SUİB Başkanı Mustafa Başlar, görece yüksek girdi maliyetleri ve fon uygulanmayan ithal süt ürünleri nedeniyle iç piyasada haksız rekabet ortamı oluşturduğunu savundu:

Yerli üretici rekabet edemiyor
banner8

Ali ÇATAL

banner134

“ZAMLAR İMALATÇIYI ÇÖKÜŞE SÜRÜKLEDİ”… Devletin süte sürekli zam yapmasının, süt ürünü imalatçılarını çöküşe sürüklediğini kaydeden Mustafa Başlar, “Devlet yönetenlerin, hayvancıya sütün tam bedelini ancak imalatçıya iç ve dış piyasada rekabet edebilecek bir fiyat belirlemesi gerekmektedir. İthal süt ürünlerine uygulanacak fonlar, tıkanan sektörü canlandıracağı gibi, hayvancıyı, imalatçıyı ve özellikle alım gücü dibe vurmuş halkı bir nebze rahatlatacaktır” ifadelerini kullandı.

“SÜT TOZU ÖCÜ DEĞİL”… Türkiye’de ve Avrupa’da, süt üretiminin yoğun, fiyatlarının da düşük olduğu dönemlerde toplanan fazla sütün süt tozu yapıldığını ve böylelikle hem üreticinin elinde süt kalmadığını hem de süt fiyatlarının arttığı döneme yönelik yatırım yapıldığını kaydeden Mustafa Başlar, market raflarındaki ithal ürünlerin yüzde 99’unun süt tozunda yapıldığını fakat ülkemizdeki yanlış algı nedeniyle süt tozu kullanımının bir türlü gelişmediğini söyledi. Başlar, “Süt tozu öcü değil” ifadelerini kullandı.

Süt Ürünleri İmalatçıları Birliği (SUİB) ve M. Başlar Süt Endüstri LTD. Başkanı Mustafa Başlar, süte yapılan zamlar ve ithal süt ürünlerine fon uygulanmamasının, süt ürünleri imalatçılarını zora sürüklediğini belirtti.

Birlik tarafından yapılan yazılı açıklamada, yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle yaşanan ekonomik daralma, ithal süt ürünlerine ya çok düşük fon uygulanması ya da hiç uygulanmaması ve yurt dışından gelen ürünlerin, daha ucuza imal edilebilmesi nedeniyle yerli muadil ürünlerden çok daha ucuz olmasının haksız rekabet ortamı meydana getirdiği savunuldu.

Süt Kurumu’nun, peşin para ile söz konusu kesime süt sattığını ve böylece devletin de denetimsiz üretim yapılmasına müsaade ettiği savunulan açıklamada, “Vergisini ödeyen, yatırım yapan, piyasaya katma değer sağlayan ruhsatlı imalatçılar zor duruma itilmektedir” denildi.

Bahse konu sorunların üzerine, devletin de süte sürekli zam yapmasının, süt ürünü imalatçılarını çöküşe sürüklediği kaydedilen açıklamada, “Devlet yönetenlerin, hayvancıya sütün tam bedelini ancak imalatçıya iç ve dış piyasada rekabet edebilecek bir fiyat belirlemesi gerekmektedir. Yurt dışından ithal edilen süt ürünlerine ve lüks tüketime uygulanacak fonlar ve ülkemizde üretilen ürünlerin muadillerinin yurt dışından getirilmesini engelleyecek yaptırımlar, tıkanan sektörü canlandıracağı gibi, hayvancıyı, imalatçıyı ve özellikle alım gücü dibe vurmuş halkı bir nebze rahatlatacaktır” ifadeleri kullanıldı.

Başlar, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) gibi dev ekonomiler dahi yerli üreticiyi fonlarla koruduğunu aktarırken, “Fonlar kesinlikle hem de son derece caydırıcı oranda olmalı. Yerli üretici, Kovid-19 salgını döneminde bile korunmayacaksa ne zaman korunacak? Bu konudaki taleplerimiz dikkate alınmalı” şeklinde görüş belirtti.

“İç piyasa koşulları düzenlenmeli”

Mustafa Başlar, iç piyasada tüketilen yurt dışı menşeli süt ürünlerinin, Türkiye ve Avrupa orijinli olduğunu kaydederken; yerli üreticinin, bu ürünlerle rekabet edebilmesinin mümkün görünmediğini söyledi.

Elektrik, gaz, yakıt ve işçilik başta olmak üzere girdi maliyetlerinin KKTC’de ‘yurt dışına nazaran’ çok daha yüksek olduğunu belirten Başlar, yerli üreticilerin bu ürünlerle rekabet edebilmesi için oldukça ciddi bir devlet desteğine ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Ham maddenin, dövize endeksli olması nedeniyle hükümetlerin bu konuda yapabileceklerinin son derece sınırlı olduğu gerçeğinin farkında olduklarına da dikkat çeken Başlar, elektrik, gaz ve mazot konusunda ise devlet desteğinin yapılabileceğine dikkat çekti.

Bahse konu üç girdi kaleminde, yerli üreticiye verilecek devlet desteğinin, başta rekabet edebilirlik olmak üzere pek çok sorunu çözeceğini vurgulayan Başlar, diğer sorunları ise yerli üreticinin aşabilecek yeterlilikte olduğunu söyledi.

Üretim kapasitesi 15-20 tonu bulan bir tesisin 100 bin TL gaz, 50-60 bin TL elektrik ve 30-40 bin TL mazot gideri olduğu bilgisini veren Başlar, üreticinin yakıt olarak kullandığı motor yağının yasaklanıp likit gaza geçilmesinin de maliyetler üzerinde ürkütücü bir etki yaptığını belirtti.

“Tanker gelip likit gazı basıyor, faturayı da kesip gidiyor ama bunun bir de ödemesi var” diyen Başlar, girdi kalemleri içerisinde en önemli yeri tutan unsurlarda devlet desteği beklediklerini aktardı.

“İthal ürünlerin yüzde 99’u süt tozundan yapılıyor”

Türkiye’de ve Avrupa’da, süt üretiminin yoğun, fiyatlarının da düşük olduğu dönemlerde toplanan fazla sütün süt tozu yapıldığını ve böylelikle hem üreticinin elinde süt kalmadığını hem de süt fiyatlarının arttığı döneme yönelik yatırım yapıldığını kaydeden Mustafa Başlar, market raflarındaki ithal ürünlerin yüzde 99’unun süt tozunda yapıldığını fakat ülkemizdeki yanlış algı nedeniyle süt tozu kullanımının bir türlü gelişmediğini söyledi. Başlar, “Süt tozu öcü değil” ifadelerini kullandı.

Başlar, medyanın da yoğun kara propagandası nedeniyle süt tozu ve süt proteini kullanımının yararlarının halka 30 yıldır anlatılamadığını iddia ederken; basından da bu konuda ‘en azından bundan sonra’ daha hassas ve bilimsel davranmasını talep etti.

Süt tozunun yanı sıra ‘peynir altı suyunun’ da değerlendirilmesinin, Kuzey Kıbrıs şartları göz önünde bulundurulduğunda elzem olduğunu kaydeden Başlar, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:

“Peynir altı suyunun da kanalizasyona akıtılması kabul edilemez. Peynir altı suyunu değerlendirecek yatırıma da ihtiyaç var çünkü bu ürünü heba etme lüksümüz de yok ancak söz gelimi Karpaz’daki bir fabrikadan toplanacak peynir altı suyunun Lefkoşa’daki bir tesise getirilmesi de mali bir külfet gerektiriyor yani bu konuda da devlet desteği ve teşviki şart.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88