Ekonomik krizin gölgesindeki Kıbrıs sorunu

Kıbrıs sorunuyla ilgili haberler son zamanlarda vatandaşlardan ilgi görmüyor.

Aslına bakarsanız uzunca bir zamandan beridir, Kıbrıs sorunu vatandaşların gündeminden düştü.

Ekonomik kriz, kişileri “nasıl geçinebilirim” derdine düşürdü.

Birçok kişi Kıbrıs sorununun çözümünün birçok sorunu ortadan kaldıracağını biliyor ama bu ihtimali uzak gördüğü için kişiler başka meselelere yöneliyor.

Birçok kişi, Kıbrıs sorunuyla uğraşmayı zaman kaybı olarak görüyor.

Kıbrıslı Türk lider ile Kıbrıslı Rum liderin artık anlaşamayacağı, birlikte ortaya koyabilecekleri bir şey olmadığına inanıyor pek çok kişi…

Her iki lider de bu hissi vatandaşlara verdi.

Liderlerin New York’a gidecek oluşu, BM Genel Sekreteri ile görüşecek olmaları artık sanki kimseyi ilgilendirmiyor.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, New York temasları öncesinde Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen partilerle bir araya geliyor.

Bu bilgilendirme kimseyi heyecanlandırmıyor.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın 29 Eylül’de New York’ta BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’le görüşecek olmasından kimse beklenti içinde değil, kimse umutlanmıyor.

Hidrokarbon krizi sürerken, taraflar birbirini tehdit ederken, müzakereler başlar mı?

Rum yönetimi doğalgaz aramalarını ve anlaşmalarını, zenginlik elde etmek için değil, Türkiye’ye karşı bir tehdit, bir silah gibi kullanırken Kıbrıs sorunu için umutlu konuşmak mümkün mü?

Güney Kıbrıs’ın sözde “Münhasır Ekonomik Bölgesi” (MEB) içerisindeki “Afrodit” yatağındaki (12. parsel) doğalgazı Mısır’daki doğalgaz sıvılaştırma terminaline taşıyacak olan denizaltı boru hattı için dün imzalar atıldı.

Rum radyosu, Rum Enerji Bakanı Yorgos Lakkotripis ile Mısır Petrol Bakanı Tarek El Molla’nın, anlaşmaya imza koyduğunu duyurdu.

İki bakan, anlaşmanın “Kıbrıs ve Doğu Akdeniz doğalgazının geliştirilmesi için ‘dönüm noktası’ olduğunu” vurgulayarak, 30 gün içerisinde, iki ülkenin yetkili bakanlıklarındaki temsilcilerden oluşacak ortak takip komitesinin kurulmasının kararlaştırıldığını açıkladı.

Bunlar Kıbrıs sorununa katkı mı yoksa çözümden uzaklaşma mıdır?

Rum yönetimi birtakım anlaşmalarla gövde gösterisi yapacak, silah satın alacak, her fırsatta Kıbrıslı Türkler için avantaj olacak her şeyin önünü kesecek, ambargoların kalıcılaşması ve derinleşmesi için çaba sarf edecek, Türkiye bunlara karşı Kıbrıs’taki askerini artıracağını söyleyecek…

Gerginlik artarken, güven artırıcı hiçbir tedbir alınamayacak, Derinya ve Aplıç Kapıları bile açılamayacak ve Kıbrıslı Türkler bir çözüm beklentisi içinde mi olacak? Mümkün değil.

ABD Başkanı Donald Trump, iki bölgeli iki toplumlu federasyona destek vermiş…

Kötülükleri ile dünyayı karıştıran, kendi ülkesinde bile nefret edilen Trump, Kıbrıs halkları için iyi şeyler diledi, iyi şeyler için destek oldu.

Şimdi bu sevinilecek bir şey mi yoksa üzüleceğimiz bir şey mi karar bile veremiyoruz ama bu türlü göstermelik destekler ve temennilerden de bıktık usandık.

Hiçbir faydası olmayan destekler bunlar, lâf desteği…

Kıbrıs sorunu kimseyi heyecanlandırmıyor… Hani, “Kıbrıs sorunu çözülürse birçok sorundan kurtuluruz” diyoruz ya... Bunu düşünemeyecek kadar sorunlara mı gömüldük yoksa bunun olması o kadar zor ve uzak ki aklımıza bile getirmiyor muyuz? Belki her ikisi de…

Çözüm uzak, biz şimdi sorunlarımıza sorun katan ekonomik krizden en az nasıl zarar görerek çıkabileceğimizin hesabını yapıyoruz.

Çok zor durumdayız ve göstergeler daha zor günler yaşayacağımıza işaret... Çıkış yolunu görememek ne kadar kötü değil mi? Akıntı bizi nereye sürüklerse oraya mı gideceğiz? Umarız bu sürüklenme uzun sürmez, bizi sağa sola vurarak büyük hasarlara uğramamıza neden olmaz.

 

YORUM EKLE