Emekçinin sağlayacağı kazanç gözlerine battı

Bu ülkede özel sektör çalışanları her zaman için üvey evlattır. Özel sektör çalışanı çok saat çalışmaktadır, az para kazanmaktadır. Hiçbir garantisi de yoktur, kaderi patronun iki dudağı arasındadır. “Hade kapı dışarı” dediğinde kimse işçiyi savunamamaktadır. Yıllardır özel sektör çalışanları için ne yapılabileceği konuşulmaktadır. Hatta gelmiş geçmiş tüm siyasi partiler, her seçim döneminde özel sektör çalışanları için ne yapacaklarını açıklamaktadır ama maalesef bugüne kadar hiçbir şey yapılmamıştır. Vaatler hep sözde kalmıştır, hep ezilen özel sektör çalışanı olmuştur.

Şimdi işte, mevcut dörtlü koalisyon hükümeti döneminde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bazı çalışmalar yapmaktadır. Yerel işgücünü desteklemek için geçmişte oluşturulan fonda biriken parayla bakanlık, özel sektördeki iş yaşamına katkı yapmaya karar verdi. Yerli personel çalıştırılmasını özendirmeyi ve hem işvereni hem de işçiyi rahatlatmayı hedefleyen bu anlamlı projeler maalesef bazı işverenler tarafından onay görmedi.

Önce basın sektörüne yönelik, sendikalaşma ve toplu sözleşme karşılığı emekçilerin ihtiyat sandığı, sosyal sigorta yatırımlarının 2 yıl boyunca söz konusu fondan yapılmasına tepki gösterdiler. Bazı kesimler tepki göstermesine rağmen 7 basın kuruluşu tepkilere aldırmadan söz konusu projeden faydalandı.

Bakanlık bu kez de yine aynı fondan, sendikalaşıp, toplu sözleşme imzalayan işletmelerin yerli personeline 750 TL katkı payı vermek için proje hazırladı. İşte yine, yer yerinden oynadı… Başsavcılıktan onay da alındı, yasallığı belgelendi ama yürürlüğe konulmak istenen projeye bazı işverenler şiddetle karşı çıktı. Bu işverenlere şirin görünmek için bazı siyasi partiler de projeyi onaylamıyor. Ne ilginç ki, kendi hükümetlerindeki bir bakanlığın projesine HP ve DP destek vermiyor. Bugüne kadar özel sektör çalışanı için yapılan en güzel çalışmaya hükümet ortakları, ortak olmak istemiyor. Tuhaf değil mi? Tuhaf ama destek vermiyorlar, işçiden taraf değil, sermayeden taraf olmayı tercih ediyorlar.

Bu zor zamanda hükümetin tam da bu amaçla oluşturulan fondan geçici süreliğine işvereni ve işçiyi desteklemesi kadar güzel bir olay olabilir mi? Tutturdular, “proje bittiğinde ne olacak?” demeye. Elbette ilanihaye devam edecek bir proje değil ki bu zaten. Ülkenin zor zamanında işçiyi desteklemek için yapılacak bir katkıdır ve elbet bir sonu, süresi vardır. “Bittiğinde ne olacak?” diye tutturmanın bir anlamı yoktur.

Fondaki paranın kısa sürede tükeneceği sanılıyor, halbuki hesaplaması yapılmıştır, öyle birkaç ayda bitmez, üstelik fona para yatmaya devam ediyor, durmayacak ki yatırımlar. Bu birikmiş para faize yatırılmıştır, düzenli şekilde faiz geliri de vardır, gerekli hesaplamalar yapılmıştır, felaket tellallığı yapmaya gerek yoktur. Sendikalaşma ve toplu sözleşmeden korkmaya da gerek yoktur. Toplu sözleşmedeki maddeleri işveren, sendika ile kafa kafaya vererek yapacaktır, toplu sözleşme işverenin de haklarını korumaktadır.

Her fırsatta Avrupalılaşmaktan söz eden işverenler, ticaret adamları, sanayiciler, Avrupa’daki sendikalaşma ve toplu sözleşme zorunluluğunu nasıl da görmezden geliyorlar acaba? İşine geldiği gibi Avrupalı olunmaz ki? HP, DP ve UBP’nin bu korkak tavrı gerçekten tam bir hayal kırıklığı yaratmaktadır. UBP Milletvekili Aytaç Çaluda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler’i İstihdam Destek Fonu’nda biriken parayı amacı dışında kullanmakla suçladı. Tam tersine, tam da amacına uygun kullanmıştır. Amacı nedir acaba bu fonun, bunu açıklayabilir mi Sayın Çaluda? Geçmişte bu fondan işverenler faydalanırken, iş kuracaklara yardım yapılırken iyiydi de şimdi işçi katkı alacak diye mi amacı dışında kullanılıyor? Sayın Çaluda, Sayın Zeki Çeler’i tribünlere oynamakla suçladığı açıklamasında tam bir “kıskançlık” izlenimi vermektedir. Belli ki hem hükümet içinde hem de hükümet dışında Sayın Zeki Çeler’i kıskananlar var. Daha önce kimsenin düşünmediği projeleri düşünebildiği için onu kıskanıyorlar.

Ticaret Odası’nın da oldukça sert ve Sayın Zeki Çeler’i “oy avcılığı” ile suçladığı açıklama tam bir “işçi düşmanı” açıklamadır. Zerre kadar işçiyi düşünmedikleri, yalnızca işvereni, sermayeyi merkeze koydukları bir açıklama… Avrupa Birliği’ni savunan Ticaret Odası’nı oralara bir bakmaya davet ediyoruz. İşçi birkaç kuruş kazanacak ya herkes gözünü oraya dikti. Bir kere de işçi kazansa ne olacak? Olur mu? İşçi her zaman için sürünmeli. İşveren kazansın, devlet çalışanı/ memur kazansın, siyasetçi kazansın ama özel sektör emekçisi sürünsün. Bravo size… İnsana verdiğiniz değer işte bu kadar.

 

 

YORUM EKLE