En güzel güven artırıcı önlem; 'suçluların iadesi' olabilir

Kıbrıs’ta çözüm öncesi, “güven artırıcı önlemler” büyük önem taşımaktadır.

2003’te sınır kapılarının açılması ve karşılıklı geçişlerin sağlanması kuşkusuz en önemli güven artırıcı önlemdi.

Rumların Kuzey Kıbrıs’taki dini yerlerde ayin yapmasına izin verilmesi, Kıbrıslı Türklerin ise gruplar halinde dini günlerde Hala Sultan Tekkesi’nde ibadete gitmesi de çok güzeldi…

İki toplumlu Kültürel Miras Teknik Komitesi’nin girişimleri ile tarihi eserlerimizin restore edilmesi de akla gelen önemli ve anlamlı güven artırıcı önlemdir.

Geçen şubat ayında liderler, “elektrik ve telefon bağlantıları”, “mayın temizleme”, “sanat eserlerinin iadesi” gibi güven artırıcı önlemler konusunda adım attı.

Liderler bu önlemleri açıkladığında, Kıbrıs’taki tüm halkların günlük yaşamlarını kolaylaştırmak amacıyla, iki toplumlu teknik komitelerin daha yoğun çalışmalar yürütmesi konusunda karar alındığını söylemişti.

Bunlar güzel önlemlerdi... Taraflar, Güney ve Kuzey’deki mobil telefon operatörlerinin hizmetlerinin, Avrupa’daki bir merkez üzerinden her iki tarafta da kullanılabilmesi ve taraflar arasındaki iletişimin kolaylaştırılabilmesi için adım atılması kararı almıştı.

Taraflar arasında “geçici süreliğine elektrik temini” içeren 2015’teki anlaşma, iki taraftaki elektrik şebekelerinin “kısıtlama olmadan sürekli olarak birbirine bağlı kalması” şeklinde düzenlenmesi ve ihtiyaç duyulduğu durumlarda elektrik transferinin sağlanmasına devam edilmesi konusunda da anlaştı.

Mayınsız bir Kıbrıs çabası çerçevesinde, her iki tarafta mayın bulunduğuna inanılan 9 bölgede mayın temizleme çalışması yürütülmesi için mutabakata varılmıştı.

Kıbrıs Türk tarafı, iyi niyet göstergesi olarak 1974’ten itibaren Kıbrıs Türk tarafının koruması altında olan Kıbrıslı Rum sanatçılara ait resimlerin iade edilmesi konusunda karar aldı.

Kıbrıs Rum tarafı da RİK kanalının arşivlerinde bulunan, Kıbrıslı Türklere ait 1963 öncesi ses ve görüntü kayıtlarının teslim edilmesi yönündeki kararını iletmişti.

Liderler, Kültürel Miras Teknik Komitesi’ni bu konulardaki takas için görevlendirdiğini ve ayrıca ek güven artırıcı önlemler konusunda fikir alış verişinde bulunduğunu belirtmişti.

Bunlar elbette güzel önlemlerdi, bu konuda çalışmalar sürüyor, umarız yine bozulmaz, kesintiye uğramaz, bunlara itiraz eden yok ama belki de en büyük güven artırıcı önlem suçluların iadesidir.

Keşke liderler, “suçluların iadesi konusunda” da kararlar alabilse. Çünkü adanın kuzeyi ile güneyi arasında suç ve suçluların iadesiyle ilgili resmi bir anlaşma olmaması suçlular için fırsata dönmüş durumda. Adanın güneyinde suça karışan kuzeye, kuzeyinde suça karışan güneye kaçıyor.

Kuşkusuz bu durum iki taraf için de ciddi bir tehlike oluşturuyor. Suç işleyen karşı tarafa geçiyor ve kurtuluyor. Taraflar anlaşamıyor diye adanın her iki tarafı kriminal kişilerin yuvası haline geliyor.

Gökhan Naim cinayetinin katil zanlılarından birinin Güney Kıbrıs’a kaçtığı tahmin ediliyor. 30 Eylül 2018’de öldürülen Hasan Işık Özgöçmen’in katil zanlısı da Güney Kıbrıs’a kaçmıştı.

Sırf Kıbrıs sorunu var diye suçluların iade edilmemesi, karşı tarafa geçenin suçsuz sayılması kadar anlamsız bir durum olamaz. Adam öldürüp karşı tarafa geçen kişiye yalnızca “yasal olmayan yollardan ülkeye girme” suçlaması yapılması büyük bir adaletsizliktir. Çözüm yapmaya hazırlanan Kıbrıslı Türklerle, Kıbrıslı Rumların suçluları iade etme hassasiyetini göstermesi gerekmektedir.

KIBRIS Gazetesi’ne konuşan Suç ve Suçlara İlişkin Konular Teknik Komitesi Eş Başkanı Hakkı Celal Önen, suçluların iadesinin yapılabilmesi için ciddi çalışmalar başlattıklarını söyledi. Hakkı Önen, resmi olmasa bile gayri resmi olarak bazı iadelerin yapıldığını ifade etti.

Gayrı resmi iade de iyidir, önemli olan, suçlunun suç işlediği yere geri dönmesidir. Gayrı resmi de olsa iade iadedir. Ancak, çözüm için çaba sarf eden tarafların resmi olarak suçluları iade etmesi gerekir. “Suçluların iadesi” en güzel güven artırıcı önlem olur.

YORUM EKLE