Enflasyon rekor kırmaya devam ediyor

   2022 yılı Mart ayı tüketici fiyatları (enflasyon), KKTC İstatistik kurumu tarafından açıklandı. Buna göre aylık enflasyon yüzde 13.05, 3aylık enflasyon toplamı yüzde 27.73 ve geçen yıl marttan, bu yıl marta kadar yıllık enflasyon oranı da yüzde 83.19 olarak gerçekleşti. Yıllık enflasyonda, üç haneye ulaşırsa artık şaşmayacağız.
   Geçen yıl mart ayında (2021) ise, aylık enflasyon yüzde 1.39, aynı dönemdeki yıllık enflasyon ise yüzde 13.97 idi. Yıllık enflasyonda nerdeyse yüzde 70 büyüklükte bir fark oluştu.
   Tabii ki bunun en önemli nedenleri, özellikle döviz kurlarında, petrol fiyatlarında, gıda fiyatlarındaki global yükselmeler ve ithalat maliyetlerinin de artması ile,  buna bağlı olarak ülkedeki tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarının da zamlanmasıdır. Elektrik zammı ve hükümetin zamanında gerekli önlemleri almaması da buna tuz biber ekmiş ve enflasyonu patlatmıştır.
   Türkiye’de ise, mart ayı enflasyon oranı yüzde 5.46, yıllık enflasyon oranı da yüzde 61.14 olarak gerçekleşti. Yani, şu anda bizdeki yıllık enflasyon oranı, Türkiye’den yaklaşık yüzde 22 (22 puan) daha yüksek düzeydedir.
   Elektrik, akaryakıt ve gaz ürünlerinin bizim endeksteki ağırlığı yüksek olduğu için, piyasamızda zamlarla birlikte, enflasyonu da artıyor. Ukrayna-Rusya savaşı nedeniyle 130 doları aşan petrol fiyatları şimdi ise, 100 dolar düzeylerinde. Bu bağlamda, akaryakıt indirimleri devam etmelidir.
   Gıda ve alkolsüz içecekler ana grubunu oluşturan ürünlerin ortalama yıllık hayat pahalılığı oranı (enflasyon) yüzde 91.86’ya ulaşmıştır. Benzinde yıllık artış yüzde 193, Dizel’de yüzde 240’a ulaşmıştır. Yeni gelen zamla bir tüp gazın fiyatı 230 TL olmuştur. Ekmeğe, ete ve tavuğa yine zamlar yapılmıştır.
   Halkın temel ihtiyaçları olan gıda, sağlık, akaryakıt, gaz ve okkalı elektrik zamları, vatandaşları perişan etmektedir. Neredeyse, bütün mal ve hizmetler de gerçekleşen zamlar, hayatı günden güne pahalılaştırmış ve bu da rekor düzeyde enflasyon rakamlarına yansımıştır.
   Yapılan okkalı zamların, hayat pahalılığını, enflasyonu fırlatacağını söylemiş, bu konudaki görüşlerimi yazılı ve görsel medyada paylaşmıştım. Özellikle, elektrik, akaryakıt ve alkol ürünlerine yapılan fahiş zamların mart ayı enflasyonunu patlatacağını ve çift haneli enflasyon beklediğimi vurgulamıştım. Nitekim, beklenen oldu.
   Zamlı tarifeyle gelen ödenemez boyuttaki elektrik faturaları, halkı ve işletmeleri şoka sokmuş ve ülkede yükselen büyük tepkiler neticesinde hükümet geri adım atarak, elektrik dilim fiyatlarına göre, ortalama kilovat saat başına yaklaşık 1 TL indirim yapmıştır.
   Öte yandan, vatandaşların, marketlerin, restoranların, bar ve turizm işletmelerinin tepkilerine yol açan alkollü içecek fonunda yapılan aşırı artış da, tekrardan düzenlenerek düşürüldü.
   Halbuki, elektrik ve alkol zamları yapılmadan önce iyi çalışılsa, bütün bu yaşananlara gerek kalmayacaktı. Hatta, enflasyon rakamları da bu kadar artmayacaktı. Hükümet, bu süreci de iyi yönetemedi.
   Özellikle, elektrik, akaryakıt ve gaz zamları, piyasadaki mal ve hizmet fiyatlarını devamlı arttırmakta, alım gücü günden güne eriyen vatandaşlar da, iyice fakirleşmektedir. Üreticinin en büyük girdi maliyetlerinden olan elektrik, akaryakıt ve gaz fiyatlarının arttırılmasının bir diğer etkisi de, azalan talep ve tüketimden olumsuz etkilenen piyasanın daralacak olmasıdır.
   Neticede, daralan piyasa Maliye Bakanlığı’nın, artan işsizlik de sosyal güvenlik kurumlarının gelirlerine darbe vuracak ve genel ekonomiyi daha da krize sokacaktır. Bu yüzden enerji ürünlerine zam yapılmadan önce çok kez düşünülmelidir.
   Ülkedeki zam ve pahalılığın bir nebze olsun önlenmesi ve enflasyonun rekor düzeylere ulaşmaması için, devletin ithalatta kur sabitlemesi yapması, yerli üretimi desteklemek şartı ile, temel gıda, ilaç ve temizlik ürünlerinde ithalatta uygulanan katma değer vergisi, fon ve stopajın düşürülmesi olmazsa olmazdır. Ama, bu tedbirler maalesef alınmamaktadır.
   Zira, hükümet gerekli tedbirleri almadığı için, tüm mal ve hizmetlerin fiyatının zamlanması, pahalılığı ve enflasyonu artırmakta, bu da hayat pahalılığı ödeneğinin aşırı büyümesini ve bütçeye yükünü oldukça ağırlaştırmaktadır.
   Zaten, Maliye’nin borçlanması çoğalmaktadır. Özellikle maaş ödemelerine katkı için, sadece bu yıl, bugüne kadar, yaklaşık 210 milyon TL borçlanılmıştır. Haziran’dan sonra hayat pahalılığı ödeneğinin artması ile, bu borç yükünün daha da artması beklenmektedir.
   Son olarak şunu söyleyeyim. 4 kişilik bir ailenin gıda harcamalarını kapsayan açlık sınırı da mart ayı sonu itibariyle, 7.149 TL olmuştur. Böylece net asgari ücretle açlık sınırı arasındaki fark 1059 TL’ye ulaşmıştır. Sosyal yardım ve engelli maaşı alanların hali daha da perişandır.
  

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104