Enflasyonda rekor artış

KKTC’de 2021 yılı toplam enflasyon oranı(Hayat Pahalılığı) yüzde 46.09’a ulaştı. Bu oran son 19 yılın en yükseğidir. Geçen yılki toplam enflasyon oranı olan yüzde 15.03’ün, üç katından fazla olan yıllık enflasyon oranı ile karşı karşıyayız.

Geçtiğimiz aralık, enflasyon oranı olan aylık yüzde 15.16 ise, geçen yılki toplam enflasyon oranından fazla olup, son 44 yılın aylık bazda en yükseğidir.

Türkiye’de ise, yıllık enflasyon oranı yüzde 36.08 olarak gerçekleşti. Yani, bizdeki yıllık enflasyon oranı, Türkiye’den yaklaşık yüzde 10^(on puan) daha yüksek düzeydedir. Bu da bizim ülkenin Türkiye’den çok daha pahalı olduğunu net olarak göstermektedir.

Ülkemizdeki bu yılki Enflasyon oranındaki yükseklik, özellikle dövizdeki artış, ülkedeki pek çok mal ve hizmetin dövizle fiyatlanmış olması ve enflasyon endeksinin döviz artışlarına çok duyarlı olmasına bağlıdır. Örneğin, kiralar, okul harçları, araç fiyatları, akaryakıt, gaz dövizle hesaplanan her türlü mal ve hizmetler fiyatları, kurların artması ile yükseliyor. Bu da bize pahalılık olarak yansıyor.

Dünyada petrol fiyatları yükseldiği zaman ve TL değer kaybettiğinde, bu durum piyasamıza zam olarak yansımaktadır. Akaryakıt ve gaz ürünlerinin bizim endeksteki ağırlığı yüksek olduğu için, enflasyonu da artıyor.

Ülkeye gelen ürünlerin çoğunluğu dövizle ithal edilmektedir Bu bağlamda, gümrük ve ithalat vergileri, o günkü döviz kurları ile hesaplandığı için, bu durum, malların ülkeye giriş maliyetini artırmakta, piyasaya zam ve pahalılık olarak yansımaktadır.

Bu yüzden, döviz kurlarının aşırı derecede arttığı bu dönemlerde, ithalatta kur sabitlemesi gerekmektedir. Ancak, bu şekilde pahalılık bir nebze olsun önlenebilir. Ancak, son dönemdeki hükümetler bunu yapmadığı için, pahalılık ve enflasyon oranı da bu yıl çok yüksek gerçekleşmiştir.

Türkiye’nin üretim hacmi bize göre çok daha fazla olduğu için, döviz yükselişlerinden bizdeki piyasa kadar olumsuz etkilenmiyor. Bize kur artışları katmerli şekilde yansıyor.

Öte yandan, Gıda ve Alkolsüz içecekler ana grubunu oluşturan ürünlerin ortalama yıllık hayat pahalılığı oranı (enflasyon) yaklaşık yüzde 58’e ulaşmıştır. Sağlık ana grubundaki ürünlerin yıllık ortalama fiyat artışı da yaklaşık yüzde 36.5’e yükselmiş durumdadır. Halkın temel ihtiyaçları olan gıda, sağlık, akaryakıt ve gaz alanlarındaki pahalılık, vatandaşları perişan etmektedir.

Örneğin, benzinde 1 yılda ortalama yaklaşık yüzde 87, Euro dizelde yüzde 96 zam yapılmıştır. Gaz da yüzde 80, ekmekte yüzde 96, Hellimde yüzde 70, sütte yüzde 81, yoğurtta yüzde 82, tavukta yüzde 87, yemek yağında yüzde 105, patateste yüzde 127 ve okul kitabında yüzde 303 düzeyinde zamlar yapılmıştır.

Ülkemizde, ocak ayı sonunda, bu yılın ikinci 6 aylık toplam hayat pahalılığı oranının, yasa gereği olarak kamu çalışanları ve emeklileri ile sosyal sigorta emeklilerinin maaşlarına yansıtılması gerekmektedir. Bahse konu ikinci 6 aylık hayat pahalılığı oranı da, yüzde 37.26 olarak gerçekleşmiştir.

İçinde bulunduğumuz ağır ekonomik koşullar ve kısıtlı bütçe imkanları içerisinde, Oluşacak kaynak açığı için formül üretilmesi gerekmektedir. Hayat pahalılığı oranı, bütçede öngörülen enflasyon rakamın üzerinde gerçekleşmiş durumdadır. Seçimlerden sonra oluşacak hükümetin en acil konularından biri de bütçe’nin yeniden dizayın edilmesi olacaktır.

Neredeyse, bütün mal ve hizmetler de gerçekleşen zamlar, hayatı günden güne pahalaştırmış ve bu da rekor düzeyde enflasyon rakamlarına yansımıştır. Ülkede, geçinmek zorlaşmış, vatandaşların ve işletmelerin borçları günden güne artmaktadır. Aralık sonu itibarı ile, sadece gıda harcamalarını gösteren ülkedeki açlık sınırı ise 5,774 TL’ye ulaşmıştır. Gıda harcamaları dışındaki harcamalar buna dahil değildir. Dar gelirlilerin hali perişandır.

Akaryakıta yapılan zamlar, özellikle ulaşım giderlerini ve birçok sektörün girdi maddesi olduğu için, ülkede genel olarak pahalılığı artırmakta, gaz zamları da buna tuz biber ekmektedir.

Hükümet’in döviz artışının yarattığı pahalılığı azaltmak amacıyla almış olduğu tedbirler yetersiz kalmıştır. Özellikle, gıda, ilaç ve temizlik malzemelerinde vergiler ve fonların zamanında düşürülmemesi, ithalatta kur sabitlemesi yapılmaması ve fiyat denetimlerinin düzenli olarak gerçekleştirilmemesi, ülkedeki pahalılığı ve enflasyonu patlatmıştır.

Türkiye’ de dövize endeksli mevduat hesaplarının devreye alınması ve TC Merkez Bankası’nın da aynı zamanda piyasaya döviz satmasıyla kurlarda ilk etapta hızlı bir gerileme ile yüzde 40-50 civarında bir düşüş görülmüştü. Fakat, son günlerde döviz kurlarında yeniden yükselişe tanık olduk. Bu durum da, hem sektörleri, hem de vatandaşları tedirgin ediyor.

Beklenti, bu sistemin, geçici bir rahatlama değil, özellikle kurlarda kalıcı bir denge oluşturmasıydı. Fakat, kurlardaki yükseliş moralleri bozmaktadır. Kurlardaki yükseliş durmazsa, ülkemiz ekonomisindeki pahalılık ve enflasyonun artması, satın alma gücünün düşmesi, borçların çoğalması ve yoksullaşma günden güne artmaya devam edecektir.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104