Ercan ve Mağusa’da elinizi verirseniz, kolunuzu da kaparlar!

   Rum Yönetiminin, ekonomik sıkıntılarımızı bildiğinden, Ercan Havaalanı ile Gazimağusa Limanı ve Maraş’ı, ‘Güven Yaratıcı Önlemler’ (GYÖ) paketine koyması tamamen siyasi amaçlıdır. Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, geçmişte, çok daha uygun koşullarda Maraş ve Lefkoşa Uluslararası Hava Alanı konusunda yapıcı öneriler sunmuş, ancak Rum tarafı söz konusu önerileri elinin tersiyle itmişti.

   Her neyse; Rum Yönetimi, söz konusu GYÖ’lerin haftalarca, aylarca basında reklamını, propagandasını yapmış, sonra da Türk tarafına sunmuştu… ‘Cyprus Mail’ gazetesi bile bu durumu eleştirmişti. Hal böyle iken, bizde de bazı çevreler işin kolayına kaçarak, popülizm yaparak, Ercan Havaalanı’nın BM gözetiminde çalıştırılması, Maraş’ın yine BM gözetiminde olmasını ve Gazimağusa Limanı’nın da Avrupa Birliği yönetiminde çalıştırılmasını savunmaktadırlar.

   Bunlar, özellikle de Maraş, meselenin özüne giren konular olmasına rağmen, GYÖ paketine alınması, işin ciddiyetle bağdaşmadığının göstergesidir. KKTC, kendi sınırları içinde bulunan ata yadigârı, vakıf malı Maraş’ı durup dururken niye BM’ye devretsin? O BM ki, her altı ayda bir Barış Gücü’nün görev süresini uzatırken, Rum Yönetiminin şerrinden korktuğu için Kıbrıs Türk tarafının onayını alma ihtiyacını duymamaktadır. Aynı BM, Kıbrıs Türk halkına uygulanan, dünya örgütünün ayıbı, insanlığın yüzkarası ambargolar ve izolasyonlar konusunda bu güne kadar adım atmış, elini kıpırdatmış mıdır?

   O halde durduk yere niye kendisine Maraş’ı ve Ercan’ı hediye edelim?  Kıbrıs Türk halkı ile ilgili mükellefiyetlerini bu güne kadar yerine getirdiler de, biz mi görmedik?

   Mağusa Limanı’nın ise altın tepsi içinde AB’ye verilmesinin hiç lafını bile etmesinler. Çünkü Kıbrıs ‘ta bu halka en büyük oyunu oynayan AB oldu. Annan Planı referandumunda verilen sözler unutulmuş değildir. Şimdilerde Rum tarafının GYÖ’lerini savunan bazı çevreler, ne gariptir ki, ambargolar ve izolasyonlar konusunda hiç ses çıkarmayan, tek laf etmeyenlerdir. İlginç değil midir? Acaba onlara göre, Türkler her zaman haksız, Türklerin dışındakiler de haklı mı?  Çünkü Mağusa Limanı’nın AB’ye, Maraş ve Ercan Havaalanı’nın da BM’ye verilmesini isteyenler, kolaycılığa kaçmakta, ulusal ve toplumsal çıkarları göz ardı etmektedirler.

   Bir ilginç nokta da, Ercan ile Mağusa Limanı ve Maraş’ın KKTC’nin elinden çıkmasını isteyen veya savunanlar, Annan Planı döneminde “Evet derseniz havuzlu villalara sahip olacaksınız” aldatmacalarıyla havuzlu villaların resimlerini çizmişler, yayınlamışlar ve çocuğun elma şekeri ile kandırıldığı gibi, bu halkı kandırmaya, onuru ile oynamaya kalkışanlardır. Evet denilmesine rağmen, verilen sözler tutulmamış, hemen cayılmış ve Kıbrıs Türk halkı nasıl oyuna getirildiğini çok geçmeden öğrenmişti. Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü unuttuk, Yeşil Hat Tüzüğü’nün bile doğru dürüst çalıştırılmadığı bir ortamda, Güven Yaratıcı Önlemler diye sunulan isteklerini karşılarsan, seni ihya edeceklerini mi sanıyorsun?  Kaldı ki, Rum tarafının sunduğu önerilerin hep getirisinden söz edilmekte, götürüsünden ise bahsedilmemektedir.

   Geçmişte çok daha zor dönemlerden geçerek bu günlere gelen Kıbrıs Türk halkının bu toprakların her karışında kanı, teri, emeği vardır. Gerekirse yine elini taşın altına koyacak, ama elde ettiği kazanımları ‘kısa günün kârı’ olarak görüp de yabancılara devretmeyecektir. Sahi; Rum tarafı, BM ve AB bu güne kadar bizlere neyi devretti? Gasp ettikleri haklarımızı mı? Biz niye devredelim? Maraş’ın, Ercan’ın ve Mağusa Limanı’nın suyu mu çıktı? Hem sakın unutmayın. Bunlara elinizi verdiniz mi, kolunuz da gider!

  

                                                                                  ***

Ali Kılıç’ın eşi İskele’de defnedildi

   Merhum Ali Kılıç’ın kıymetli eşi, ailenin saygıdeğer büyüğü, iyi insan Serpil Kılıç, dün İskele’de Ümmü Haram Camii’nde kılınan öğle namazının ardından İskele’de sonsuzluğa uğurlandı. Evlatları Hasan-Fezile Kılıç, Cemal-Anıl Kılıç, Atınç Kılıç, Süleyman-İlknur Kılıç, torunları Birol-Serpil Asya, Eral, Ayşe, Alara, Asena, Tanyel ve Tansel, tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyururken, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104