Ercan’ın tanınması uluslararası hukuktan doğan bir haktır

R. Afif MAPOLAR
   Dünden bugüne vurguladığım, fiili idarelerin eylem ve işlemlerini geçersiz saymanın kesinlikle mutlak olmadığıdır. Yaşam fiili idarelerin olduğu bölgede yaşayan insanlar için de sürmektedir. Böylesi bir bölgede yaşayan insanların yararı için, mahkemeler de dahil olmak üzere fiili idarelerce hayatın yaşanılabilir bir düzeyde tutulması ve korunması gerekir. Fiili idarelerin bu amaca dönük eylem ve işlemleri diğer devletlerce özellikle mahkemeler gibi uluslararası kuruluşlarca yadsınamaz. Uluslararası Toplumun fiili bir idareyi tanımaması, Uluslararası Hukuk’un o fiili idarenin yaşamın devam etmesi için aldığı kararları tanımayacağı anlamına gelmez. Kaldı ki, Uluslararası Toplum ve Uluslararası Hukuk iki farklı otoritedir.
   Bu bağlamda Ercan Hava Limanı’nın (Ercan) tanınması gündemden hiç düşmemesi gereken bir konudur. Ekonomimizin en büyük sektörü olan turizmin geleceği tanınmış bir hava limanımızın olmasına bağlıdır. Siyasi eşitlik konusunda yıllardır bir arpa boyu yol ilerleyemedik. Bari ekonomik eşitliğimizi kıskançlıkla savunalım. Uluslararası hukuku dışlamazsak, birçok savımızın uluslararası hukuka ters düşmediğini görürüz. Ercan’ın tanınmasıyla ilgili savlarımız da bu düzlemdedir. Ercan’ın tanınması aynı zamanda ekonomiyi tetikleyecek en güçlü silahtır.
   Kıbrıs Türk Hava Yolları ile Kıbrıs Türk Hava Yolları Tatil Limited tarafından, Birleşik Krallık Ulaştırma Bakanlığı aleyhine, İngiliz İdari Mahkemesi’nde Ercan’a direkt uçuş izni verilmesi için açılan dava 18 Mayıs ile 21 Mayıs 2009 tarihleri arasında görüşülmüş ve aleyhimize sonuçlanmıştı. Bu davada, İngiliz İdare Mahkemesi’nin siyasetten arındırılmış hukuki bir karar verdiğine dair ciddi kaygılarım vardır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) de davaya müdahil taraf olarak katılmış, Birleşik Krallığın garantörlükten kaynaklanan yükümlülüklerini bu davada  adeta bir silah gibi kullanmıştı. İşlerine geldiğinde garantörlük antlaşması geçerlidir. İşlerine gelmediğinde geçersizdir. Tam bir kurnazlık kurnazlıktır eğilimi.
   Yine de Ercan’ın tanınmasının vazgeçilemez önemi, hukuki ve siyasal iki kulvarda çalışmalarımızın sürdürülmesini gerektirmektedir. Uluslararası Hukuk’un tanıdığı haklarımızı çiğnettirmemeye özen göstermeliyiz. Örneğin Türkiye’nin Ercan’ı tanıması bir sorun yaratmamıştır. Dost ülkelerin de Ercan’ı tanımasının bir sorun yaratması söz konusu değildir.
   Sorun içinde derinlikli sorunlar yaratacak hedefler koyup enerjimizi boşa harcamak yerine, Ercan’ın tanınması gibi daha gerçekçi, somut ve erişilebilir hedeflere yönelmeliyiz.

 

Şikago Konvansiyonu kapsamındaki haklarımız:
   Hava ulaşımı kurallarını, Uluslararası Hukuk’un bir parçası olan Şikago Konvansiyonu düzenler. ‘Kıbrıs’ Şikago Konvansiyonuna taraftır.
   Şikago Konvansiyonu’nun 2. maddesine göre; Konvansiyon hükümleri üye devletin denetimi, güvenliği ve yönetimi altında olan ülke toprakları için geçerlidir. Bu anlamda egemenlik bölgesel (territorial) egemenliktir. Bu da etkin yönetsel denetimi gerektirir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) 1974’ten beri Kuzey Kıbrıs’ta yönetsel denetim de dahil etkin bir fiili denetimi yoktur. Dolayısıyla Şikago Konvansiyonu Kuzey Kıbrıs’ta geçerli değildir.
   Kaldı ki, egemenliğin etkin denetimi gerektirmediği ve Şikago Konvansiyonu’nun Kuzey Kıbrıs’ta geçerli olduğu görüşü kabul edilse bile, Şikago Konvansiyonu’nun 10. maddesine göre yasal uçak alanını belirleme ve konu sözleşmenin 5 ve 6. maddelerine göre tarifeli ve tarifesiz uçuşlarla ilgili çeşitli hakların kullanılması, kara, hava ve deniz denetimini elinde bulunduran yerel fiili idarenin yetkisi dahilindedir. Kuzey Kıbrıs’ta defacto (fiili) denetim GKRY’nin değil, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) yetkisindedir. Ercan’ın yasal uçak alanı olduğunu belirleyen de KKTC’dir.
   Şikago Konvansiyonu’nun 10. maddesi yasal uçak alanını (designated airport) belirlemek yetkisini sözleşmeye taraf olan devlete vermektedir. Tarifeli ve tarifesiz uçuşlara izin vermek de Şikago Konvansiyonu’nun 5. ve 6. maddelerine göre taraf devletin yetkisindedir. Şikago Konvansiyonu’na taraf olan ‘Kıbrıs’, Ercan Hava Alanı’nı yasal uçak alanı olarak belirlemediği gibi, yasal uçak alanı olmadığı konusunda beyanda bulunmuştur.
   1944 tarihli Şikago Konvansiyonu’na taraf olan ‘Kıbrıs’, Şikago Konvansiyonu’nun 1. ve 2. maddelerinin gerektirdiği, ‘Kıbrıs’ın, hava sahası üzerinde münhasır egemenlik (exclusive sovereignty) de dahil olmak üzere adanın tümünde egemenliğe sahip değildir.
   Yetkili uçak alanının kullanımı için yasal düzenleme yapmak (madde 10), KKTC’ye tarifeli direkt uçuş izni vermek (madde 6) ve KKTC’ye tarifesiz direkt uçuşların yasal düzenlemesini yapmak, şartlarını veya sınırlarını koymak (madde 5) Kuzey Kıbrıs’ta denetim gücünün olmasına bağlıdır. GKRY’nin böyle bir denetim gücü olmadığı için Kuzey Kıbrıs’ta bu hakları kullanması olanaksızdır.
   Kuzey Kıbrıs’a direkt uçuş izninin verilmesinin önünde Şikago Konvansiyonu’ndan kaynaklanan başka bir engel yoktur. Zaten GKRY Kuzey Kıbrıs’ta Şikago Konvansiyonu’na uygun herhangi bir yasal uçak alanı belirlememiştir.

 

Egemenlik etkin denetimi gerektirir:
   Egemenlik ve egemenlikten doğan hakların kullanılması farklı iki hukuki durumdur.
   Kuzey Kıbrıs’ta fiili denetim KKTC’de olduğu için bu bölgede egemenlikten doğan hakların KKTC tarafından kullanılacağı gerçeği açıktır.
   Hava sahasının denetimi egemenlikten oluşmaz. Etkin denetimi gerektirir. Bazı uçuş kurallarının Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’ne (International Civil Aviation Organization
ICAO”) uygun olarak yapılması tanınma ile ilgili olmayıp, güvenlikle ilgili konulardır. Defacto bile olsa bir bölgenin yönetiminden sorumlu olan otoritenin, yaşamın devam etmesi için koyduğu kurallar geçerli sayılır. Taiwan örneği; etkin denetim Taiwan’da olduğu için defacto idare Taiwan’dadır. Halbuki tanınmış ülke Çin’dir.
   Kuzey Kıbrıs’ta GKRY’nin etkin denetimi olmadığı için Şikago Konvansiyonu’nun yasal uçak alanı ve tarifeli ve tarifesiz uçuşlarla ilgili 10, 6 ve 5. maddelerinden kaynaklanan yetki yerel fiili idareyi elinde bulunduran KKTC yönetimine aittir. Bu nedenle direkt uçuş izninin verilmesi uluslararası hukuka aykırı olmaz. Aksine Ercan’a direkt uçuş izninin verilmemesi özel hukuk kapsamında olan temel insan hakları ve özgürlüklerinin ihlali niteliğindedir.
   Taiwan - Çin örneğini dikkate aldığımızda; Çin’in Taiwan’a uçuşlara itiraz etmesine karşın Amerika Birleşik Devletleri’nden ve Avrupa’dan uçuşlar devam etti.
   Çin Hükümeti Taiwan’da sadece iki uçak alanını “designate” etti (tanıdı).
   Çin’in yasal uçak alanı tayin etmediği uçak alanlarına bile, Taiwan’ı tanımayan ülkelerden 2001 yılından beri tarifesiz uçuşlar yapılmaktadır.

 

Taiwan- KKTC mukayesesi:
  
   Taiwan ve KKTC’ye bakış açısı genel olarak şöyledir:
      1- Taiwan devlet olarak tanınmaz. KKTC’de tanınmaz.
      2- Taiwan Çin’in toprağı olarak görülür. KKTC’ de ‘Kıbrıs’ toprağı olarak görülür.
      3- Çin’de yasal hükümet olarak Çin hükümeti kabul edilir. ‘Kıbrıs’ta da hükümet olarak GKRY tanınır.
      4- Taiwan ve KKTC’deki her iki otorite ile devletlerin değişik düzeylerde ilişkisi vardır.
      5-Taiwan’da kağıt üzerinde abluka “paper blockade” uygulanamadı. KKTC’de de uygulanamaz.
      6- Çin Taiwan’daki iki uçak alanını tanımıştır. GKRY’nin ‘Kıbrıs’ın kuzeyinde tanıdığı herhangi bir uçak alanı yoktur.
      7- Direkt uçuş izninin verilmesi Taiwan’nın tanınmasına yol açmadığı gibi KKTC’nin tanınmasına da yol açmaz.
       KKTC günlük hayatın kurallarını düzenlemektedir. Hava trafiği de günlük hayatın bir parçasıdır. Üstelik, GKRY’nin, mülkiyet ihlali iddialarına ilişkin cezai yaptırım düzenlemeleri Güney hava alanlarında seyahat olanağını sınırlamaktadır.
Sonuç:
  
   Şikago Konvansiyonu uluslararası hukuka uygun olarak değerlendirilmelidir.
      Uluslararası Hukuk ve Uluslararası Toplum iki farklı otoritedir.
      Uluslararası Toplumun fiili bir idareyi tanımaması, Uluslararası Hukuk’un o fiili idarenin yaşamın devam etmesi için aldığı kararları tanımayacağı anlamına gelmez.
      Hava sahasının denetimi egemenlikten oluşmaz. Etkin denetimi gerektirir.
      Egemenlik ve egemenlikten doğan hakların kullanılması farklı iki hukuki durumdur.
      Bir bölgenin yönetimi bir otoriteye bağlıysa orada bir defacto idare oluşmuş sayılır ve o bölgede o otoritenin kuralları geçerli olur.
      Bazı uçuş kurallarının ICAO kurallarına uygun olarak yapılması tanınma ile ilgili olmayıp, güvenlikle ilgili konulardır.
      Kuzey Kıbrıs’a direkt uçuş izni verilmesi de KKTC’yi tanıma anlamına gelmez. Direkt uçuş izninin verilmesi hakkı özel hukukla ilgilidir. Herkesin direkt uçuş hakkı vardır. Bu durum tanınma ile ilgili değildir.
      ICAO üyesi ülkelerin havacılıkla ilgili olarak aldığı bazı kararları Avrupa Birliği ve 38 ülke tanımadı.
      Birleşmiş Milletler (BM) 2004 yılından beri izolasyoların kalkmasını ve Kıbrıs sorununa çözüm gelmesini ister. ICAO da bir BM kuruluşu olarak aynı hedefi gütmelidir.
      Çin-Taiwan örneğinde olduğu gibi, GKRY bir izolasyon kararı alsa bile Kuzey Kıbrıs’ta etkin denetimi olmadığı için uygulayabilme şansı yoktur (paper blockade).
      KKTC tanınmasa bile Namibya prensiplerine göre (Uluslararası İçtihat Hukuku bu ilkeleri onaylar); yerel idare olarak KKTC’nin insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli önlemleri alabilmesi ve başkalarının da bunu kabul etmesi gerekir.
      Ercan’a direkt uçuş izni (operating permit) verilmesi Kıbrıs sorununda bir dönüm noktasıdır. Ekonomiyi belki de çözümü tetikleyecek en güçlü silahtır.

 

YORUM EKLE

banner75