Eski Lefkoşa, bayramlar ve günümüz

Bayram nedeniyle, bugünkü yazımda, eski Lefkoşa’daki hayatı, bayram günlerini ve günümüzdeki durumu aktarmaya çalışacağım.

1974 Barış Harekatı’ndan sonra, Güney’deki köyümüzden, Kuzey’e göç ettiğimiz zaman, babamın işleri dolayısıyla Lefkoşa Surlariçi’ne yerleştik.

Çocukluk ve ilk gençlik yıllarım orada geçti. Evimiz, eski genel hastanenin bulunduğu yere yakındı. Evin bir kapısı Tekke Bahçesi şehitliği bölgesine, bir kapısı da Tabak Hilmi sokağına açılıyordu.

Her 2 kapının açıldığı sokaklarda da harika komşularımız vardı. Komşuların çoğunluğu ailelerden, bir kısmı da esnaf dükkanlarından oluşuyordu.

Mahallede, berber, makinist, kitapçı, terzi, restoran, kahvehane, kasetçi, elektrikçi, bisikletçi, doktor kliniği, eczane v.b işyerleri bulunuyordu. Ayrıca ülkenin eski ve köklü 2 gazetesi ve polis teşkilatı da mahalleye çok yakındı.

Görüldüğü üzere, son derece canlı ve hareketli bir bölgede yaşıyorduk. Esnaf ile mahalleli arasında büyük bir sevgi ve saygı ilişkisi bulunuyordu. Esnaf da mahallenin birer mensubu gibiydi. Herkes birbirini kolluyor, gözetiyor ve destekliyordu.

Okuldan geldikten sonra, bütün çocuklar sokağa çıkar ve akşam saatlerine kadar mutluluk içinde oyunlar oynardı. Çocuklar, arabaların çok olmadığı, güvenli ortamlarda gülüp, eğlenip sosyalleşiyordu. Anneler, çocukları eve getirmede zorlanırdı. Kıyafetler kirlenir ama kalpler, gönüller hep temizdi.

İnsanların komşuluk ilişkileri çok üst düzeydeydi. Sanki de bütün mahalle büyük bir aile gibiydi. Annelerin çoğunluğu ev hanımıydı. Ev işleri yoluna koyulduktan sonra, her gün başka bir komşunun evinde toplanılır, sohbet edilir, kahve içilir, mevsimine göre, mevsimlik yemeklik sebzeler birlikte ayıklanıp, temizlenirdi.

Hele hele yaz geceleri kapıların önünde, böğrülce, fasulye, molohiya, macun yapmak için taze cevizler mahalleli tarafından yardımlaşarak, birlikte ayıklanırdı.

Bu işler adeta bir eğlenceye, sosyal etkinliğe dönüşür, anneler bu işleri yaparken de çocuklar türlü oyunlar oynayarak yaz gecelerinin tadını çıkarırdı. Sokaklar mis gibi yasemin tüterdi.

Kokusu çıktı diye, pişen yemeklerden mutlaka birer tabak komşulara gönderilirdi. Gün olur, eve 4-5 çeşit farklı yemek tabağı geldiğini hatırlıyorum. Annemizin pişirdiği yemeği beğenmezsek, komşulardan gelen yemeklerden karnımızı doyurduğumuz çok zamanlar olurdu. Ev yemeklerini çok seven biri olarak, bu ne güzel bir adetti böyle.

Mahallede acılar ve sevinçler ortak yaşanır, paylaşılır ve beraber üzülünür veya mutlu olunurdu.

Bayram geldiğinde, alınan yeni kıyafetler ve ayakkabılar itina ile hazırlanır ve bayram sabahı heyecan ve mutlulukla giyilirdi. Zaten yeni kıyafetler çoğunlukla bayramlarda alınırdı.

O dönemlerde ailelerin ekonomik durumu kıt kanaat geçinecek düzeydeydi. Çocuk sayısı da şimdiye göre daha fazla olduğu için, herkes canının çektiği zaman kıyafet alamaz, dışarıda yemeğe gidemezdi.

Çekirdek aileler önce kendi içlerinde ve komşularıyla bayramlaştıktan sonra, geniş kalabalıklar halinde aile büyüklerinin evinde toplanılır, bayramlaşılır, birlikte yemek yenilir ve eğlenilirdi. Bu birliktelikten ve kalabalıktan kimse şikayet etmez, herkes mutlu olurdu.

Bayram yerleri çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin, eğlendiği, sosyalleştiği ve mutlu olduğu yerlerdi. Bayram yerleri çok kalabalık olur ve birbirini görmeyen birçok kişi buralarda karşılaşır, sohbet ederdi.

O mahalleden ayrıldıktan sonra da, mahalle sakinleri ile bağlarımız kopmadı. Diyaloğumuz hep devam etti. Zira, çok güçlü dostluk, saygı, sevgi, samimiyet ve dayanışma duyguları ile birbirimize bağlanmıştık. O mahalleyi, yaşananları ve insanlarını ömür boyu unutmayacağım.

Günümüze gelecek olursak, anne ve babalar çalıştıkları için, çocuklar zamanlarını akşama kadar okullarda veya ders etütlerinde geçiriyorlar. Çocukların arkadaşlarıyla oynayacak zamanları kalmıyor. Sokaklarda çocuk sesleri artık eskisi gibi duyulmuyor.

Çocuklar artık, internet, cep telefonu, bilgisayar ve play station oyunları ile evden çıkmadan vakit geçiriyorlar. Bizim oynadığımız oyunları bilmiyorlar. Teknoloji bağımlılığı onları sokaklardan ve sosyalleşmeden uzak tutuyor.

Bizim çocukluğumuzu düşündüğüm zaman, şimdiye göre, çok şanslı olduğumuzu ve mutlu bir çocukluk geçirdiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim. İnsanların mutlu bir çocukluk yaşamaları, arkadaşları, anne ve babaları ile birlikte kaliteli vakit geçirmeleri, komşuluk ilişkilerinin güçlü olması onlara daha sosyal bir birey olma yolunda avantaj sağlıyor. Sanırım, hayatta başarılı ve mutlu olmanın en temel unsurları ve etkenleri arasında bunlar çok önemli rol oynamaktadır.

Eskiden fakirlik vardı, göçmenlik vardı, teknoloji bugüne göre yok gibiydi ama, insanlar daha mutlu, bencillikten uzak, paylaşımcı, aza kanaat getiren, fedakar ve dayanışma halinde idi. Bugüne göre daha çok sevgi ve saygı vardı. Bireysel ve toplumsal huzur şimdiye göre çok üst düzeydeydi. O günleri çok özlüyoruz.

Bu vesile ile tüm halkımızın ve İslam dünyasının kurban bayramını kutlar, herkese sağlıklı, refah içinde, barış dolu mutlu bayramlar diliyorum.


 

YORUM EKLE

banner75