Faklı görüşler zenginliktir

Farklı görüşler zenginliktir. 

Tam zıt bile olabilir.

Farklı ya da karşıtı olmayan, fikirler gelişemez.

Farklı görüşler, birbirinin gelişimi için vazgeçilmezdir.

***

Kıbrıs Türk Toplumunda ya da Kuzey Kıbrıs’ta bu bağlamda durum nedir?

Çok kötü.

Söz hoşgörüden açıldığı zaman, Kuzey Kıbrıs’ı yere göğe sığdıramayız.

Sıra uygulamaya geldiği zaman, içinde bulunduğumuz coğrafyada sıralamanın en altlarında yer alır.

***

Bu kadar üniversitemiz var.

Üniversitelerimizde, toplumun sosyal ve psikolojik yapımızı inceleyip, sonuç ortaya çıkarak bölümler mutlaka var.

Doğdum doğalı bu topraklardayım.

Dünyanın en uç köşelerine kadar seyahat ettim. Gittiğim yerleri bizlerle de kıyaslayarak gözledim.

Bizim farklı bir disiplin anlayışımız var.

Son yıllarda değişim gösterse de kaç kuşak geriye gitsek, aile yapısı içinde hiyerarşiye dayalı bir disiplin buluruz.

Baba, anne ve büyükten küçüğe kardeşler.

Son sözü babalar söyledi yıllarca…

Anne evlatlara, ‘Babanız ne derse’ diyerek son sözün adresini gösterdi.

Su küçüğün, söz büyüğün, denildi.

Halbuki su susayanın, söz söyleyecek sözü olanın değil mi?

Saygı, demokratik katılımcılık bakımından yanlış anlaşıldı.

***

Türk Mukavemet Teşkilatı, TMT’nin Kıbrıs Türk Toplumunun var oluşundaki yeri özeldir.

Ancak unutmayalım TMT, demokratik yapısı olan Kıbrıslı Türklerin silahlı gücü değildi. TMT 1963 sonuna kadar yer altı örgütüydü.

Kurulduğu ilk günden başlayarak TMT, pratikte Kıbrıslı Türklerin, tepedeki güç odağıydı.

O yapıda, klasik askeri güçten daha katkı bir anlayış vardı.

O anlayışta, konuşacak olanların sayısı bellidir. Geriye kalanlar susacak ve söylenilenleri yapacak.

‘Konuşanın başına bela gelir’ ya da ‘ Çok konuşanın dilini keserler’ yaygın bir kanaat olarak seslendirildi.

***

Gün geldi, TMT esas görevini Güvenlik Kuvvetlerine devretti.

Sivil, çok partili, demokratik yaşam, yavaş yavaş başladı. Sivilleşme ve demokratikleşmeye rağmen, çok sesliliğe, demokratik katılımcılığa bir türlü ayak uydurulamadı.

UBP’li arkadaşlar alınganlık görmesin ama öteki partilere göre UBP, çok sesliliğe engel hiyerarşi anlayışına sahiptir.

Konuşmak, farklı bir şeyler söylemek isteyenler susturulmaya çalışılır.

Fikre, fikirler karşılık vermek ya da katkı koymak yerine, ‘ onun bunun adamı ya da partiye sızan ajan’ gibi nitelemeler kullanılır.

***

Sonuçta, evde demokrasi yok. Ya da yetersiz.

Partilerde, parti içi demokrasinin, boğazı sürekli sıkılıyor.

Gerçek bu olunca, toplumda, farklı düşünceye saygı nasıl mümkün olacak?

Olamaz.

***

Hoşa gidilmeyen bir şeyi söyleyen, ya sarhoştur, ya deli, ya da hain…

Gücü eline geçirdiğini sanan, susturmaya çalışır.

1971’de gazeteciliğe adım attım.

Öncesinde yazdığım makaleler bir yana 1998 yılından beri her gün yazıyorum.

Radyo, televizyon programları yaptım.

Dünya görüşüm, siyasi görüşüm çok nettir. Ancak farklı düşüncelere, zaman zaman tepki görsem de hep saygılı oldum.

Kendi gazetecilik alanımda olanaklar sundum.

***

Farkı görüş ve yaklaşımlara, kendi fikrini ortaya koyarak yaklaşmak yerine, kestirip, atan, nitelemeler kullananlar, çok sesliliğe saygı gösteremeyenlerdir.

Bu davranış içinde olanlara topluma olumlu değerler kazandıramaz.

Düzey bu yaklaşımla yerlerde sürünmeye başladı mı, ağzı olan ağzına geleni yazıp, söyleyebiliyor.

Nasıl olsa, bilgiye gerek yok… Söyle gitsin…

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75