Faturayı bize kestirebiliyorlar Neden

Dünya değişim yaşar. Deneyimler, sorgulanabilir.

Daha doğrusu, deneyimlerin ne kadar geçerli olduğu sorgulanabilir.

Uluslararası diplomasi çok dinamik bir yapıya sahiptir.

Kıbrıs sorunu, uluslararası diplomasi kapsamında bir sorundur. BM’nin barış gücü askeri bulundurduğu üçüncü ülke Kıbrıs’tır.

***

450 yıllık tarihimizin kilometre taşları bir çırpıda anımsatılabilir.

1571’de Kıbrıs, Osmanlıların eline geçti.

1878’de İngilizlere kiralandı.

1914’te İngilizler, tek yanlı iradeyle adanın kendilerine aitliğini ilan etti.

1923’te Lozan’da Türkiye, adanın İngilizler tarafından tek yanlı iradeyle ilhakını kabul etti.

1960’ta Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların ortaklığıyla Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Anayasal kimliğiyle Kıbrıs Cumhuriyeti, üç yıl yaşadı.

21 Aralık 1963’ten beri Kıbrıs Cumhuriyeti, Rumların kontrolü ya da işgali altındadır.

1983’ten beri de kuzeydeki Kıbrıs Türk yönetiminin adı KKTC’dir…

Ancak, Kıbrıs sorunu, çözümsüz uluslararası bir sorun olarak vardır. Dünyanın gündemindedir. Başta ABD olmak üzere, bölgede hesabı olan tüm ülkelerin Kıbrıs’ta gözü var.

***

Kıbrıs sorununda Rumlar bizden daha haklı mı?

Asla değil. Ancak onlar, bizim hatalarımızın yanına uluslararası diplomasi, lobicilik başarılarını da koyarak haksız bile olsalar, faturayı bize kestirebiliyorlar.

Cenevre’de dün altı maddelik önerilerimizi BM Genel Sekreteri’ne verdik.

Nedir bu altı madde?

“1- Genel Sekreter’in inisiyatif alıp yeni bir Güvenlik Konseyi kararı çıkarılmasıyla birlikte iki tarafın eşit uluslararası statüsü ve eşit egemenliği garanti altına alınacak. Alınacak bu yeni karar, iki devletin iş birliğine dayalı bir ortaklık kurmasının yolunu açacak.

2- Bahse konu kararla birlikte sağlanacak eşit uluslararası statü ve eşit egemenliği sonrası, iki taraf, sonuç odaklı, zaman limitli, BM nezdinde bir müzakere sürecine başlayacak. Bu müzakereler iki tarafın anlaşacağı bir iş birliği anlaşmasını hedefleyecek.

3- İki devlet arasındaki bu müzakereler AB konuları, mülkiyet, güvenlik ve sınır düzenlemeleri gibi konuları ele alıp, ilişkileri düzenleyecek.

4- Müzakereler, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere tarafından desteklenecek, eğer ihtiyaç duyulursa, AB de gözlemci olarak katılabilecek.

5- Eğer iki devlet herhangi bir kontekste bir anlaşmaya varırsa, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere bunu destekleyecek.

6- Ulaşılacak olan herhangi bir anlaşma eş zamanlı şekilde referanduma gidecek.”

***

Bunlar aylardır seslendirilen Türkiye destekli Kıbrıs Türk tarafının görüşleri. Bizim ne istediğimizi anlatma bakımından tamamdır. Ancak önemli olan bu önerilerin, bulunacak çözüme zemin olmasıdır. Bunun için Rumların da görüşlerimize yakınlaşması önemli.

Bir de şu önemli. BM, ABD ve öteki etkili merkezler bizim önerilerimize nasıl bakıyor ya da nasıl bakacak? Yalnız olmayacağız, yalnız kalmayacağız…

Haklı olmanız bir yere kadar önemlidir. Önemli olan haklılığınızın etrafında destek çemberi oluşturmaktır. Bunun için de lobicilik gerekir. Hatta kendi çıkarlarımızla etkili olanların çıkarlarını bir yere kadar kesiştirmek şarttır.

Bunu yapamazsak, yalnız kalırız. Yalnız kalınca da, bedel ödemeye devam ederiz.

***

Anastasiadis’in dünkü konferansta yaptığı 13 sayfalık konuşmanın özü açıklandı.

Rum Lider, deneyimini konuşturup, uzlaşmaz taraf görünmeyecek bir yaklaşım ortaya koydu. Hatta, müzakerelere başlanması durumunda âdemi merkezci federasyon fikrinin de tartışılabileceğini söyledi.

Anastasiadis, Kıbrıs Türk tarafının taleplerini tatmin edecek görüş birliklerine ve örneğin, her hangi bir ülkeyle birleşme, bölünme, siyasi eşitliğe sahip iki bileşen devlet gibi diğer tarafın endişelerini giderecek koşullara detaylı bir şekilde değinerek, ortaya çıkacak sorunların başarılan görüş birlikleriyle aşılabileceğine vurgu yaptı.

Kısaca, ‘görüşmeler başlasın, görüşelim’ dedi. Demesine dedi de, kırmızı çizgilerini diplomatik bir dille anlattı.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75