Fiyat yapışkanlığı  

  Fiyatlar genel düzeyinde görülen sürekli artışların sonucu olan enflasyon; gelişmekte olan ülkeler ve hatta gelişmiş ülkeler için dahi günümüzde yeniden küresel bir sorun haline gelmiştir.

   Enflasyon genellikle; TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi), Yİ-ÜFE (Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi) ve YD-ÜFE (Yurtdışı Üretici Fiyat Endeksi) verileri ile izlenir.

   1980 ve 90’lı yıllarda dünyada enflasyon ortalama yüzde 15-16 oranıyla en yüksek düzeye ulaşmıştı.

   1970’lerde sanayileşmiş ülkeler yüzde 9, gelişmekte olan ülkeler ise 1980’lerde yüzde 37 oranlarıyla oldukça yüksek bir enflasyon düzeylerine sahip oldular.

   Ülkeler arasında gözlemlenen enflasyon oranlarındaki bu farklılıklar her ülkede enflasyonun farklı nedenlerinin olmasından kaynaklanmaktaydı.

   Sözü edilen bu yüksek oranlı enflasyonist dönemin ardından gelen son 15 yıl ise, yüksek dezenflasyon sürecini temsil etmiştir.

   Bu dönemde dünyanın birçok ülkesinde enflasyon oranları tek haneli rakamlara kadar indi..

   Bu değişimin birçok gelişmekte olan ülkede başlangıcı, 1980’lerin sonu ve 1990’ların başlarında uygulamaya konulan istikrar programlarına ve reformlarına denk düşmektedir.

   Söz konusu programlar doğrultusunda zayıf kurumlar ve politik deneyimler ciddi biçimde sorgulanmış ve yeniden yapılandırılmıştır.

   Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi çoğunlukla uluslararası kuruluşların denetimi ve desteği altında uygulanan makroekonomi politika geçişlerindeki keskin değişiklikler 2005 yılında dünyadaki ortalama enflasyonun yüzde 3,5’in altına kadar düşmesine yol açtı.

   Günümüzde ise Covid -19 salgınının üretim ve dağıtım kanallarında yarattığı sıkıntılar ayrıca Rusya - Ukrayna savaşının yol açtığı yıkım enflasyonu yeniden küresel bir sorun haline getirdi.

   Enflasyonun gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için farklı belirleyenleri olmakla beraber, söz konusu belirleyenlerin genellikle;

   -Talep kaynaklı,

   -Parasal,

   - Dışsal ve

   - Arz yönlü öğeler olduğunu görmekteyiz.

   Bir ekonomide;

   -Toplam talep düzeyinin arzı aşması ve sürekli olarak fiyatların yükselmesine neden olması durumunda talep enflasyonu,

   - Üretimin girdisi olan mal ve hizmetlerin maliyetlerinin artmasının bir sonucu olarak fiyatlarda meydana gelen sürekli artışlarla da maliyet enflasyonu oluşur.

Enflasyonla savaşım

   Enflasyonla savaşımda temel hedef fiyatlar genel seviyesini aşağıya çekecek politikalar belirlemekten geçer.

   Serbest piyasa ekonomilerinde fiyatlar piyasada belirlenir. Dolayısıyla hükümetlerin fiyatları doğrudan belirleme yetkisi yoktur.

   Bazı kimselerin söylediği ya da yazıp çizdiği gibi hükümetlerin fiyatları doğruda belirleme yetkisi olsaydı bile tüm bu dizgeyi düzenleyip denetleyecek bir düzenek kurulabilmesi olanaksıza yakındır.

   Bu durumda geriye kalan seçeneklerin başında toplam talebi kısacak para ve maliye politikalarının belirlenmesi kalmaktadır.

Fiyat yapışkanlığı (price stickiness)

   Bir ekonomide cari fiyatlar ister toplam talebin, isterse de girdi maliyetlerinin artması sonucu yükselsin, temelsavaşım fiyatları aşağı yönlü değiştirecek politikalar uygulanması ile olasıdır.

   Ancak bu noktada fiyat yapışkanlığı dediğimiz olgu karşımıza çıkmaktadır.

   Fiyat yapışkanlığı; piyasada belli bir denge fiyatından alınıp satılan herhangi bir malın, talep ve/veya arz koşullarında meydana gelecek değişikliklerin, fiyatlara anında yansımaması olarak tanımlanır.

   Talep ve/veya arz koşullarında meydana gelen değişikliklerin fiyatlara geç yansımanın pek çok nedeni vardır.

   Biz tüketiciler de fark edeceğimiz üzere uygulamada, fiyatlardaki hareket yukarı yönlü ise yansıması daha hızlı olurken aşağı yönlü hareketlerin yansıması genellikle daha yavaş olmaktadır.

   Ekonomistlerin deneysel bulgularında bu konu; işletmelerin fiyat artış ve azalışlarına verdiği tepkilerin bakışımsız (asimetrik) olduğu şeklinde ifade edilmektedir.

   Girdi maliyetleri dövizle belirlenen sektörlerde;

   - Kur yukarı giderken yapılan yukarı yönlü fiyat hareketlerinin,

   - Kur düşmeye başladığında aynı hızda aşağı yönlü olmaması enflasyonla savaşımda etkinliği azaltan bir öge olarak karşımıza çıkmaktadır.

   Öte yandan yurtiçi üretici fiyatlarındaki artış tüketici fiyatlarından yüksek olduğu durumlarda üretici fiyatlarındaki artış sonucunda fiyatlara yansıtılan artışların enflasyon beklentilerini de olumsuz etkilemesi aşağı yönlü fiyat hareketlerinde gecikmelere neden olmaktadır.

   O halde enflasyonla savaşım yalnızca;

   - Toplam talebi kısacak para politikaları ile değil,

   - Aynı zamanda üretici fiyatlarını olumsuz etkileyen yüksek finansman ve girdi maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen bir süreci de gerektirmektedir.

   Bu sürecin ise fiyat yapışkanlığı ve diğer olumsuz beklentiler gibi geciktirici nedenler yüzünden sabır gerektirdiğini unutmamak gerekir

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104