Fotoğraf Sanatçısı-Şair Ersin Taşer’in birinci ölüm yılı anısına birkaç söz

Gazeteci, şair ve romancı

OSMAN GÜVENİR


 

   Şair ve fotoğraf sanatçısı dostum Ersin Taşer’i ölümünün birinci yılı münasebeti ile birkaç satır yazmak istedim onun hakkında, hatıralar anlamında.
   Ersin Taşer kimdir?
   Ersin Taşer, polis komutanlarından Vedat Taşer’le Feriha Taşer’in tek oğullarıdır.
   1945 yılında Lefkoşa’da doğdu ve Lefkoşa Erkek Lisesi’nin Edebiyat Bölümü’nden mezun oldu.
   Onunla ta lise yıllarımızda tanışmış ve çok yakın dost olmuştuk.  Bizim sanat grubu; Ersin Taşer, bendeniz Osman Güvenir, Oktay Öksüzoğlu ve Ali Şenol’dan oluşuyordu.  Tümümüz de müthiş şiir ve sanat düşkünü dörtlüydük.  Tümümüzün frekansları ve sanat anlayışı çok yakın olduğu içindi ki, bu dostluk Ersin Taşer’in vefat ettiği tarih olan 25 Mart 2021 tarihine kadar sürmüştür.
   Örneğin Oktay Öksüzoğlu hem şair, hem yazar, hem de araştırmacıydı.  Şimdi de öyledir.  Ali Şenol da çok iyi bir şair ve bestekardır.  Lise son sınıfa gelindiğinde Ali Şenol, konservatuvarda okumak ve kendini geliştirerek, daha önemli sanat akımlarına imza atabilmek için 1960 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’nda çello eğitimine başlamış, sonra İzmir Devlet Konservatuarı’na aktarılarak oradan çellist olarak mezun olmuştur.  Yine İzmirli olan viyola sanatçısı Aysel Şenol’la hayatını birleştirerek, pek çok sanat olaylarında bir varlık göstermiştir.  Ali Şenol, dünyaca ünlü keman virtözü Suna Kan ve Türk Sanat Müziği bestekar ve ses sanatçısı Yıldırım Gürses’in orkestralarında da onlara eşlik etmiştir.
   Yeniden Ersin Taşer’e dönecek olursak...
   Biz dört sanat ve şiir tutkunu insanlar bir araya geldiğimizde, hep son şiirlerimizi birbirimize okur, birbirimizden etkilenirdik.
   Ersin Taşer esasında soyut şiirin en önemli temsilcilerindendi diyebilirim.  Şiirlerinde müthiş aşk dizeleri ve nice benzetmeler vardı.  Onun en büyük özelliği, çok yüksek ezber kabiliyetinin olmasıydı.
   Ersin Taşer’in şiir ve fotoğraf sanatı ile ilgili en önemli sözleri şunlardır:
   “Şiir benim yaşantımla özdeşleşmiştir.  Şiiri fotoğraftan önce sevdim.  İlk aşkım ve ilk sevgilimdi şiir.  Fotoğrafa olan tutkum da şiirden kaynaklanır.  Fotoğraf çekerken, şiirlerime konu yaratmış, şiir yazarken de, çektiğim fotoğraflar bana her zaman ilham vermiştir.”
   Kıbrıs aşığı ve sanat tutkunu Edebiyat Profesörü Dr. Oğuz Karakartal, “Kıbrıs Türk Edebiyat Tarihi” adlı antolojinin “Şairler” bölümünde Ersin Taşer için şu yorumu yapmıştır:
   “Çok yönlü bir sanatçı olan Ersin Taşer’i, modern Türk Edebiyatı’nda 1880’lerden sonra gelişen tabloda altı şiirle ortaya çıkan, ardından Tevfik Fikret, Nazım Hikmet, Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi isimlerle başarılı örnekler veren ressam sanatçı şair tipinin, Kıbrıs Türk şiirindeki temsilcilerinden biri sayabiliriz.  Onun üçüncü şiir kitabı ‘Kervan Yürüyor’da şiir metinlerinin yanına motifsel, grafik, serigrafik siyah-beyaz digital denemeleri eklediği görülür.
   Örneğin şu dizeleri çok anlamlıydı:
   Artık vurmuyor
   Gönlümün saadet çanları,
   Mutluluklarımı siz göremezsiniz,
   Çünkü durmuş,
   Yürümüyor kervan...
   Ersin Taşer’in ‘Fomelia’ adlı şiiri, Özdemir Asaf’ın 1957 tarihinda ‘Lovinia’ adlı şiirinin Kıbrıs Türk şairleri arasında da ilgi uyandırdığı, insanı düşündürüyor.
   Bir başka şiirindeyse, şöyle dökmüştür duygularını beyaz kağıda:
   Seni,
   Düşlerimle bir Kıbrıs olduğu için sevdim.
   Sevinin pençesinde keskin özgünler yiyerek,
   Belki,
   Tüm geceler ardından
   Simsiyah bir karaltı olduğun için
   Bir Çalap gibi taptım sana...
   Ersin Taşer’in “Yirminci Asrın Kadını” adlı şiirini Prof. Dr. Oğuz Karakartal, Ahmet Muhip Dranas’ın “Fahriye Ablası”na, Orhan Veli’nin “Sereserpe” isimlerine benzetir ve şöyle der:
   “Bütün şiirleri bize o hissi verir.”
   Ersin Taşer dostum bütün yaşantısı boyunca yüzlerce şiir yazdı, binlerce fotoğraf çekti.
 

Yayımlanan eserleri

    Yayınlanan şiir kitapları şunlardır.
   1-Aşk Kervanları (1963)
   2-Piç Evren (1965)
   3-Kervan Yürüyor (2000)
   Ersin Taşer’in ayrıca yayınlanmış pek çok fotoğraf albümü vardır.
   Ersin Taşer’i bir de gazetecilik yönü ile tanıdı bu halk.  1963-1971 yılları arasında Halkın Sesi’nde hem sanat köşesini yönetti, hem şiirlerini yayımladı, hem de muhabirlik yaptı.  Ulusal Lider Dr. Fazıl Küçük’le uzun beraberlikleri ve çalışmaları oldu.  Bu arada açmış olduğu fotoğraf sergileri de büyük ilgi gördü.  Ünlü film sanatçısı Ediz Hun da onun bir dostu olarak Yakın Doğu Üniversitesi’nde açmış olduğu sergisine katılmıştı.
   Ersin Taşer’le her buluşmamızda hemen fotoğraf makinasını eline alır ve gelenin gidenin resmini çekerdi.  Bir ara salonuna asmak için kendisine mavi çiçeklerden oluşan bir tablo yapmıştım.  Çok da mutlu olmuştu.  Natürmort tablomu kendisine hediye etmiş olduğum gün, benim şöyle karanlıklar içinden fışkıran bir ışık huzmesi gibi dramatik bir portremi çekmişti.  Hala o resmi gözüm gibi saklıyorum.
   Ersin Taşer’in anılarında kalan olay, Kıbrıs’taki Rus Büyükelçiliği’nin kendisine yapmış olduğu Rusya gezi davetiyesi doğrultusunda, dünyanın çeşitli ülkelerinden gazetecilerin katıldığı gezi ve o gezide dönemin Rusya Devlet Başkanı Nikita Kruşçef’i ziyaretleri ve birlikte çekilmiş resimdir.
   O gezi notlarını tefrika halinde Halkın Sesi sayfalarında yayınlayınca, Ulusal Lider Dr. Fazıl Küçük de çok memnun olmuş ve “Çok iyi bir iş başardın çocuk” demişti.
   O gençlik yıllarımızda sık sık birlikte uğradığımız mekan, romancı ve yazar Hikmet Afif Mapolar’la yine romancı, şair ve yazar Özker Yaşın’dı.
   Boş zamanlarımız oldu mu hep bu iki değerli insanın yanında alırdık soluğu.  Onlarla uzun uzun sohbetler yapar, sanat eleştirilerini birlikte gözden geçirirdik.
   Ersin kardeşimin bir başka özelliği de çok iyi bir taklit yapmasıydı. Mesela Dr. Küçük’ün konuşmasını çok iyi taklit ederdi.
   Bir gün Özker Yaşın’a uğradığımızda Özker Yaşın;
   “Be biğader, bu sabah Peristeğona’dan gelirken, neğdeyse ğüzgağ ağabamı uçuğtuyoğdu, Peğisteğona köpğüsünden” demişti bize.
   Ersin bu konuşmayı kapmıştı ya...  Onun yanından ayrılınca aynı konuşmayı tıpa tıp taklit edince adeta bize gülme gelmişti.  Malum rahmetlik Özker Yaşın “R”leri söyleyemiyordu.
   Ersin Taşer, 21 Aralık olaylarından itibaren Beşparmak dağlarında, 5 sene mücahitlik yapmış terhis olduktan sonra da kendi özel şirketini kurarak sigortacılık işlerine başlamıştı.
   Çok zamansız ve beklenmedik bir zamanda Ersin Taşer’i kaybetmiş olmamız, bizim için çok acı olmuştu.
   25 Mart 2021 tarihi, onun ölüm yıldönümü olduğu için, bu yazıyı ve bu anıları, onun aziz hatırasına gönderme olsun diye kaleme aldım.  Nurlar içinde uyusun...  O, her zaman kalbimizde ve anılarımızda yaşayacaktır.
  

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner110

banner104