Geciken adalet, adaletsizliğe hizmet eder…

Kuzey Kıbrıs’ta yıllardır devam edip, kronikleşmiş, kokuşma süreci var.

Önünün alınması, şimdilik zor gibi.

Zorluğun nedeni, bu yazımının önceliği değil bugün.

Tüm kokuşmaya karşın, kokuşmadan ayakta kalan ilk sıradaki kurumsal yapımız, yargıdır.

Yargının, bu bağlamda hiç mi sıkıntısı yok?

Elbette bir miktar var. Ancak yargının mekanizması ve geleneksel değerlere sahip çıkanların duruşu, yargımızın güvenilirliğine yetiyor şimdilik.

***

Yargı sistemimizin işleyişi, artan suçlar ve yargıya yansıyan ihtilaflı konuların çokluğu, yargının en temel kurallarından, GECİKEN ADALET, ADALET DEĞİLDİR e neden oluyor.

Yargının yoğunluğunu istismar etmek isteyenler, haksız olduğunu bile bile, mükellefiyetini yerine getirmeyip, konuyu, kendi anlayışına göre YARGI BEŞİĞİNE bırakıp, ‘mışıl mışıl’ uyumasına zemin yaratıyor.

***

Bu kadar girişten sonra, yazımın esasına geçeyim.

Ercan ihalesi Eylül 2012’de yüzde 47.80 cirodan devletin pay almasıyla Taşyapı ve Terminal Yapı ortaklığına kaldı.

İlk günden Ercan ihalesinin, belirlenen takvime göre sonuçlanmayacağını, yazıp söyledim.
Ortaklar kendi aralarında sorun yaşadı. İhaleyi alan ortaklığın fiili tarafı Taşyapı’nın patronu Emrullah Turanlı’nın gözünün, süreç devam ederken hep EXIT’te, acil çıkış, KAÇIŞ kapısında olduğuna inandığımı her fırsatta yineledim. Bu gün bir kez daha yinelerim.

Bu bir suçlama değil, düşüncedir.

***

Emrullah Turanlı’yla birkaç kez sohbet etme fırsatım oldu.

Renkli bir kişilik.

Çıkarlarını her koşul altında koruma konusunda becerisi yüksek. İş yaparken her türlü kapı aralığını kendisi için sabırla, inatla korur.

Emrullah Turanlı’yla geçmişte sohbet ederken not ettiğim bir cümlesini de yazayım: ‘Benimle iş yapacak olanlar açıkgöz olacak. İmzalar atıldıktan, kitabına uyduktan sonra, çıkarlarım neyi işaret ederse, ben onu yaparım.’
***

2012’ye gidersek, Ercan ihalesine girmeye hazırlanan, Terminal Yapı’ydı. İhaleye katılabilmek için gerekli, yapılan iş mazisi, iş bitirme belgeleri Terminal Yapı’da vardı.

İhaleye bir hafta kala finans kaynaklarıyla, ihalenin tanınmamış Kuzey Kıbrıs’ta olacak olması nedeniyle sorun yaşayınca, Emrullah Turanlı’yla ortaklığın finans tarafı olarak anlaştı.
Emrullah Turanlı, ‘kıvrak’ zekasıyla ilk ödeme için gerekli 100 milyon EURO’yu buralardan, KKTC’den halletti.
Gümrüksüz satış yerlerini 25 yıllığına Kanerlere kiralayıp 100 milyon EURO’nun önemli kısmını elde etti. Geriye kalanını da yine Kanerlerin kefilliğiyle kredi olarak buldu.
Kısacası, ortaklığın finansal tarafı Emrullah Turanlı, sıcak parasına dokunmadan, bir anlamda Türkiye’deki öz kaynaklarından aktarma yapmaksızın, meseleyi halletti.

***

Ercan’ın gelirleri, sözleşmeye uygun olarak ihaleyi kazanan tarafın kasasına akmaya başladı. Bir görüşe göre yapılan işlerin kaynağı, Ercan’dan elde ettiği gelirin bir parçası oldu.
KKTC’nin en büyük ihalesi hep tartışıldı. Bu tartışmaların dişlileri arasında pek çok siyasetçi yıprandı, hatta ezildi. Tahsin Ertuğruloğlu’nu unutmadık… Yakın geçmişte Serdar Denktaş’a yönelik yıpratıcı yaklaşımlar da, bir yerlere not edildi.

Daha öncede yazdım, Emrullah Turanlı, her zaman şikayet etti, her zaman alacaklı olduğunu söyledi ve her zaman yüksek sesle kahkahasını attı.
***
Dünyanın en büyük havalimanı olan yeni İstanbul Havalimanı’nın inşa yolculuğu Ercan’dan iki sene sonra başladı. Tamamlandı ve hizmete girdi. Büyüklüğüne bir örnek vereyim. Uçak, piste indikten sonra 20 dakika ilerleyerek park edeceği körüğe ulaşıyor. Öteki büyük rakamlarını boş verin. Kısacası İstanbul Havalimanı, yedi senedir tamamlanmayan Ercan gibi belki de yüze havalimanını içine alır.

Bizim Ercan, hâlâ yapılıyor. Açılmasıyla ilgili tarihlere, inanan yok gibi.

***

Ercan pek çok iş adamı için de dert kapısı.

Milyonlarca liralık iş yapan ve parasını alamayan iş adamları, sonunda hakkını almak için yargıya başvurdu.

Mahkeme devam ediyor.

Mahkemenin uzaması, Emrullah Turanlı için, elbette dert değil.

Yargı, gecikmeden nemalanan tarafı da görerek elini çabuk tutmalı. Yapılan iş ortada… Ödemenin yapılıp yapılmadığı da ortada.

İhtilaflı gibi sunulan konu, ete kemiğe bürünmüş, somut, ölçülebilen değerlerdir. Yargı sistemimizin açıklarından yararlanmaya izin verilirse, haksızın yanında bir duruş sergilenmiş olunmaz mı?

Bu nedenle yazımın başlığını, ‘Geciken adalet, adaletsizliğe hizmet eder…’ olarak belirledim.

***

Bu satırları, konuya taraf olan herkesi dürtmek için yazıyorum.

YORUM EKLE