Geçmişte öğretmen gündüz okulda, gece de nöbetteydi!

  Bir Öğretmenler Günü gelir de, ‘Öğretmenlerin Öğretmeni’ Orhan Seyfi Arı’dan bahsedilmez mi? Arı ailesi onu her yıl bu anlamlı günde anar ve babalarının bazı sözlerini hatırlatır. Orhan Seyfi Arı şöyle diyordu: “Bence Kıbrıs Türk toplumu her ne kazanmışsa, çalışkan ve fedakâr Türk öğretmenleri sayesinde kazandı. Ta baştan beri devam edegelen saygıyı, çalışkanlığı bugünün öğretmenleri devam ettirmeli, yürütmelidirler. Hiçbir şey bu birliği ve bütünlüğü bozmaya sebep olmasın.”

   Konu öğretmenler olunca, daha nicelerini anımsamaya çalıştık. Kimileri hayatta, çoğu da öteki dünyada… Mustafa Balcıoğlu arkadaşım bazı isimlerde bana yardımcı oldu. Aynı zamanda eski öğretmenlerden Fadıl İncirli de! Erenköy Savaşı sona erdikten ancak daha üniversiteli gençlik orada iken de okul kurarak, zamanı değerlendiren, kaybettikleri yılları telafi etmeye çalışan öğretmenler de vardı. Onlardan biri de Fadıl İncirli idi ve isimleri de ondan aldım. Ders verenler arasında Özay Oral, Özker Özgür, Emin Özdamar, Behçet Hüseyin de vardı… Erenköy’de ateş-kesin sağlanmasından sonra, mücahitler boş oturmuyor, yararlı bir şeyler yapmak istiyorlardı. O zor günlerde bu sayede orta ve lise diplomasını hak edenlere daha sonraları hakları verilmişti…

   Nitekim Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu, geçen günkü konuşmasında benzeri bir noktaya değinmiş, gece nöbet tutan öğretmenlerin gündüz de öğretmenlik görevlerini sürdürdüğüne işaret etmişti. Şimdilerde böyle bir şey olsa, nöbet tutan öğretmenleri ‘karşı tarafa’ şikâyet edenler çıkmaz mı? ‘Şikâyet ettiklerinde ellerine geçer?” diye sormak gerekmez mi? Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, bir sendikacının kendisini Rum lider Anastasiadis’a şikâyet etmesinin ‘çirkin ve kabul edilemez’ olduğunu söyledi. Tatar, siyaset yapmak isteyenlerin siyasete girmesi gerektiğini ifadeyle, öğretmenlerin görevinin KKTC’yi geleceğe taşıyacak nesiller yetiştirmek olduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı, “Devleti ileri taşıma noktasında öğretmenlerin kendilerine düşeni geçmişte olduğu gibi, şimdi de yapacağından şüphem yoktur” dedi.

   Bakan Çavuşoğlu da, kendisinin karşı olduğu fikirlerle mücadeleye devam edeceğini kaydetti, ülkenin daha iyi noktalara ulaşması için konuşma değil, elini taşın altına koymak gerektiğini dile getirdi ve taşı da gediğine yerleştirdi. 39 yıl öğretmenlik yapan ve emekli olan Latife Çobanoğlu da, öğretmenlik mesleğinin sevgiyle yapılabilen kutsal bir meslek olduğunu, özveri ve fedakârlık gerektirdiğini ifadeyle, “Gelecek sizin eseriniz olacaktır” şeklinde konuştu. Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Selma Eylem de, laik, demokratik, bilimsel eğitim, insan hakları, çağdaş toplum ilkelerinden yana taraf olmaya devam edeceklerini, baskılara boyun eğmeyeceklerini söyledi.

   Dün de vurguladığımız gibi, bu günlere gelinmesinde, devlet sahibi olunmasında verilen uzun soluklu ve onurlu mücadelede öğrencilerin olduğu kadar, hatta fazlasıyla öğretmenin hakkı inkâr edilemez. Bu toplum onlar sayesinde Atatürk’ün ilkelerini benimsedi, çizdiği yolda yürümeyi görev bildi. Bu mücadelenin içinde kimler yoktu ki? Mesela bir Hilmi Damdelen, Mustafa Kutbiddin, Kubilay Çaydamlı, Mustafa Adaoğlu, Fadıl Efe, Talat Yurdakul, Şermin Yeşilada, Ömer Songur, Selçuk Zihni, Reşat Kazım, Mehmet Reşat Elyeli, Gönendereli Aziz Türkel, İsmail Savalaş, Hüseyin Bey, Arif Nihat Asya ve eşi Servet Asya, Reşat Süleyman Ebeoğlu, Ozan Zeki Fikretoğlu, Vergi H. Bedevi, Salih Mecit, Emirali Başar, kardeşi Hüseyin Başar, Ömer Emiroğlu, Abdullah Alpay, Seyfi Köprülü, Ahmet Tansel (Gago), Şinasi Özdeş, Kazım Altay, Baha Hami, Sevim Münür, Derviş Esendağ, Ömer Naşit, Hatice Hüdaverdi, Ayşe Kadri, İlter Veziroğlu, Nusret Güven…

   Kimileri hayatta, kimileri öteki dünyada… Bunlar sadece arkadaşların ilk anda akıllarına gelen isimler. Daha niceleri var. Ancak burada tümünün isimlerini saymaya imkân yok! Ailelerinin bizleri anlayışla karşılayacaklarından eminiz. A’dan Z’ye tümü de eğitimin ve varoluş mücadelesinin birer neferi… Onlarla ne kadar övünsek azdır. Vatan sevgisini bu topluma aşılamak için fedakârca çalıştılar ve ellerini taşın altına koydular. Hem de kimileri sömürge döneminde, kimileri ortak cumhuriyet döneminde, kimileri de daha sonra… İsimlerini sayamadıklarımız da dahil, hayatta olmayanları saygı ve rahmetle anarken, hayatta olanlara da sağlık ve mutluluk dileriz. Onlar zamanında, hem de çok ağır şartlar altında ellerini taşın altına koydular ki, elleri nasır bağladı. Şimdilerde el ve taş olayını ağızlarında sakız eden siyasiler de, aynı özveriyi gösterebilirler mi? Gösterebilseler, bu halk istikrarlı hükümetlere kavuşur, her ikide bir sandığa gitme ihtiyacı duymazdı. Eskinin fedakârlık ve özverilerinden alınması gereken çok dersler vardır.

                                                                                ***

Çakko’yu da kaybettik

   Varoluş mücadelesi yıllarından tanıdığımız, önemli hizmetleri geçen, iyi insan Mehmet Türet’i, namı diğer Çakko’yu da kaybettik. Nice anıları birlikte götürdü. Dün Yenierenköy Mezarlığı’nda son yolculuğa uğurlandı. Sevgili eşi Cemaliye hanım, hayattaki evlatları Akın-Elif Türet, Alsev-Veli Çelik, Aygün-Seyhan Türet, ayrıca torunları ve eşleri, yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, derin üzüntü içerisinde olduklarını belirttiler, tüm akraba, dost ve sevenlerine duyururken, ‘Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ dediler.

   Öte yandan Kıbrıs Türk Elektrik Müteahhitleri Birliği adına, 12’inci Dönem Yönetim Kurulu ve Tüm Üyeler, Birlik çalışanı Mine Sonakın’ın kıymetli babası Hüseyin Sonakın’a Allah’tan rahmet, yaslı ailesi ve sevenlerine sabır ve başsağlığı dileğinde bulundular.

YORUM EKLE

banner75