Geçtiğimiz hafta arkasında ne bıraktı?

- Robert Menendez ile başlayacağım. Kendisi Anastasiadis Hükümeti’nin davetiyle gelip yaptığı öneriyle Kıbrıs’ta birkaç gün nefes alınmasını sağladı. Menendez, “Milli Muhafız” olarak adlandırılan yapıya ABD tarafından uygulanan silah ambargosunun sonlandırılmasını önermişti. Silah tedariki bugüne kadar Rusya ve başka ülkeler tarafından yapılmaktaydı. Menendez’in ve Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio’nun önerilerinin tüm odak noktası Kıbrıs değil, bölgemizdeki Rus etkisinin sınırlandırılmasına dair yapılan önerilerdi. Senatörleri ilgilendiren Kıbrıs ve sorunu değil, buydu. Önerilerinin ekindeki belgede Kıbrıs sorununun çözüme kavuşturulması ile ilgili herhangi bir öneri yoktu. Anastasiadis Hükümeti’nin ortaya koyduğu coşku iç politika ve AB Parlamento seçimleri ile ilgili olarak muhalefet partilerinden aldığı eleştirilerle ilgilidir.
   -Geçtiğimiz hafta seçim kampanyası yoğunlaştı ancak bu kampanyada Avrupa Birliği’nin karşı karşıya olduğu sorunlar konuşulmadı, bu sorunları sonlandırabilecek somut öneriler ortaya konmadı. Tüm partiler iç sorunlarla ve özellikle de Maliye Bakanı Sayın H. Yoergiadis’in görevinden el çektirilmesi talebiyle uğraştılar. Meclis, Maliye Bakanı’nın istifasını vermek durumunda bırakılması veya Cumhurbaşkanı kararı ile değiştirilmesi doğrultusundaki kararı onayladı. DİSİ ve Başkanı Averof Neofitu Meclis kurulunda meclisin dağıtılması ve AB Parlamentosu seçimleri ile aynı günde milletvekilliği seçimlerinin de yapılmasını önerdi. Bu noktada AKEL’in geçmişten travmatik bir deneyimi vardır. 1985 yılında AKEL o dönemki Cumhurbaşkanı Sp. Kiprianu’nun istifa etmesini talep etmiş; sonuçta milletvekili seçimleri gerçekleştirilmiş ve AKEL bu seçimlerde üçüncü gelmiş, DİKO’nun gerisine düşmüştü. Muhalefet partilerinin Averof’un önerisini reddetmelerinin sebebi de budur.
   -Geçtiğimiz hafta Kıbrıs sorunu “oynamadı”. Gerçi dışişleri bakanı Sayın Lute’un Sayın Anastasiadis’e telefon edip müzakerelerin başlaması adına kendisine bazı öneriler sunduğunu söyledi ama başka açıklama da yapılmadı. Ayrıca Sayın Akıncı’nın yanıtının beklendiğini de ekledi. Akıncı tarafında ise bu satırlar kaleme alındığı sırada herhangi bir hareketlilik yoktu. Acaba Sayın Anastasiadis geçmişte kabul edip bugünlerde kabul etmeyip iki toplum liderinin diyaloğunu bataklığa sapladığı siyasi eşitlik ve etkin katılımı kabul mu etti? Sanmıyorum. Bir varsayımda bulunacağım: Sayın Lute Guterres raporunu Güvenlik Konseyi’ne sunmadan önce, son kez Crans- Montana’da görüşmeler çökmeden önce varılan uzlaşıları kabul edip etmediğini sormak üzere yalnızca Sayın Anastasiadis’e telefon etti. Eğer bu uzlaşıları kabul etmezse Guterres Raporu’nda Sayın Anastasiadis’e çok ciddi sorumluluklar yüklenmesi muhtemeldir. Belki de Sayın Anastasiadis kendi tezlerinde ısrar edecek ve bu sebeple görüşmeler ileriye götürülmeyecek. Kıbrıs sorununun Keşmir ve Filistin sorunlarının yanında çözülemez bir sorun olarak nitelendirilme ihtimali de vardır. Anastasiadis politikasının sonuçlarını çok yakın bir gelecekte yaşayacağız.
   -Son konumuz ise AB Parlamento seçimleri ve 6 sandalyenin nasıl dağılacağı ile ilgili yapılan ankettir: “Kathimerini” gazetesinin gerçekleştirdiği ve geçtiğimiz pazar günü yayınladığı ankete göre DİSİ birinciliğini sürdürüyor ve ikinci AKEL’den 5 puan öndedir. DİKO ise üçüncü partidir ve dördüncü parti ELAM’dır. ELAM, Yunanistan’daki neonazi partisi “Hrisi Avgi” partisinin Kıbrıs’taki uzantısıdır. Ankete göre AB Parlamento seçimlerinde Kıbrıs’a ait altıncı sandalyeyi alacak. Seçime katılmayanlar en fazla orana sahip olacaklar. Seçime katılmayanların oranının `’a varacağı hesaplanıyor. Sandığa kaç Kıbrıslı Türkün geleceği ve kimlerin oy vereceği bilinmiyor. AKEL liderliği, Niyazi Kızılyürek’in adaylığıyla Kıbrıslı Türk seçmenlerden büyük oranda oy bekliyor ancak bu kesin değildir. Kıbrıs Rum toplumunda yapılan anketlere göre AKEL adayları ile ilgili olarak şu an için ilk sırada Afanya kökenli ve milletvekili Yorgos Yeorğiyu bulunmaktadır. İkinci sırada ise ya Niyazi ya da partinin şu anki AB parlamenteri Neoklis Silikkiotis görülüyor. Niyazi’nin seçilip seçilmeyeceğini büyük oranda Kıbrıslı Türklerin katılımı belirleyecek.

 

YORUM EKLE