Geleceğimizin eksik kalmaması için…

Her zaman “eğitim” ve “sağlık” en sorunlu alanlar olmuştur.

Bu iki bakanlığı alacak kişilerin ateşten gömlek giydiği söylenir.

Gerçekten de öyledir, en yıpratıcı bakanlıklar eğitim ve sağlıktır.

Direkt insanlarla ilgili olan, üstelik de yıllardır hep ihmal edilen eğitim ve sağlık içinden çıkılmaz bir hâl almıştır.

KTÖS’ün önceki gün eğitimdeki sorunlarla ilgili yaptığı basın toplantısı ve örneklerle ortaya koyduğu sıkıntılar, vatandaşlarımızı endişelendirdi.

Yıllardır eğitimin ihmal edilmesi, özellikle de kamu okullarının üvey evlat muamelesi görmesi, yatırım yapılmaması sorunların dağ gibi yığılmasına neden oldu.

KTÖS yetkililerinin anlattıkları gerçekten de insanı dehşete düşürüyor.

Sendikacılar okullara öğrencilerin kesici aletle geldiğini, arkadaşları ve öğretmenlerine yönelik şiddet eğiliminde bulunduğunu, öğrenciler arasında çeteleşme olduğunu söyledi.

Zannedersiniz ki lise veya üniversite öğrencilerinden bahsediyorlar.

Hayır, sözünü ettikleri öğrenciler ilkokul çocuğu…

Eğer ilkokulda öğrenciler sınıfa kesici aletle geliyor, şiddet eğiliminde bulunuyor ve çeteleşiyorsa, vay halimize.

Bu çocuklar ilkokulda bunları yapıyorsa, daha büyük sınıflara geldiklerinde ne yapacaklar acaba?

Sendikacılar, bu öğrenciler için elzem olan rehber öğretmenlerin bulunmadığını söylüyor.

Anne babası ayrı olan ya da ayrı olmayıp babası geceleri çalışan, çocukları ile ilgilenemeyen aileler bulunduğunu ve çocukların sevgiden yoksun olduğunu belirten sendikacılar, bu konuda ailelerin okulla bağlarının güçlendirilmesi için öneriler sunuyor.

Ülke genelinde en az 10 okula ihtiyacımız olduğunu söyleyen sendikacılar, en acil okul ihtiyacı olan kentin de Girne olduğunu söylüyor.

Sendikacılar, yaptıkları araştırmalarda yeni okul inşa edilemeyeceğini öğrendiklerini, yeni öğretim yılına yine okul yetersizliği sorunu ile başlanacağını, geçen yıl olduğu gibi dışarıda kalacak, kaydolmak için okul bulamayacak çocuklar olacağını belirtiyor.

Zaten geçen yıldan sorunlar yaşanıyordu, bu yıl yeni başlayacak olanlar ve dövizdeki yükseliş nedeniyle özel okullardan çocuklarını alıp kamuya yerleştirecek olanları da düşünecek olursak, doğacak sıkıntıyı tahmin etmek zor değil.

Bine yakın çocuğun anadilinin Türkçe olmaması da büyük sorun. Ülkemizde bulunan yabancıların çocukları okullarımıza gidiyor ama onlar için oriyantasyon, hazırlık sınıfları hazırlanmadığından iyi eğitim alamıyorlar, uyumsuzluk yaşıyorlar.

Okul güvenliğinin yeterli olmadığı, öğrenci taşıyan bazı otobüslerin eski ve güvenli olmadığı, okulların en ufak ihtiyacını bile karşılayacak durumu bulunmadığı belirtiliyor.

Daha birçok sorun aktardı sendikacılar, tümünü köşemize sığdırmamız mümkün değil.

İlkokullarda bu sorunlar varken, orta dereceli okullarda kim bilir ne sıkıntılar vardır?

Eğitim bütçesine yapılan katkıların azaldığı haberlerini aldığımız bu günlerde, bu gidişle iyi bir eğitim ve iyi yetişmiş bir nesilden söz edemeyeceğiz.

Kamu okullarına daha fazla ilgi gösterilmelidir.

Eğitime yapılacak katkıları azaltmak değil, tam tersine artırmak gerekir.

Herkes özel okulda okuyamaz, kamu okullarına da hak ettiği değer verilmelidir.

Gelecek nesilleri bu şekilde olanaksızlıklar içinde eğitirsek, ya da aslında eğitemezsek, bir şeyler eksik kalırsa, geleceğimiz de eksik kalacaktır.

YORUM EKLE